AKP'nin Çeyrek Yüzyılı 9: Koalisyonlar bitsin denildi: Erdoğan 7’li ittifakla kazandı
SEDAT BOZKURT | “AKP’nin Çeyrek Asrı” dizisinin dokuzuncu bölümünde, 50+1 sisteminin ittifakları nasıl zorunluluğa dönüştürdüğü ve Erdoğan’ın 2023 seçimlerini YSK’nin üçüncü adaylık kararı, muhalefetteki kırılmalar ve genişleyen Cumhur İttifakı sayesinde nasıl kazandığı anlatılıyor. Koalisyonları bitirme iddiasıyla kurulan sistemin, yedi isimli bir zafer karesiyle sonuçlanan çarpıcı hikâyesi…
SEDAT BOZKURT
Yürütmenin tek başına cumhurbaşkanı tarafından temsil edilmesi ve cumhurbaşkanını da halkın en az yüzde 50+1 oyla seçecek olması seçim dönemlerindeki ittifakları tercih olmaktan çıkararak bir mecburiyet haline getirdi. AKP bile olağanüstü koşullarda yüzde 49’u bulmuştu ama yüzde 50’ye ulaşamamıştı. Ayrıca ülkedeki başta ekonomide olmak üzere savrulmalar, girilen ve çıkılamayan türbülanslar AKP seçmeninde de hayal kırıklığı yaratıyordu. Daha önce sağ siyasetçilere ve partilere oy verenlerdi AKP seçmenleri. Ama oy verme alışkanlığı bağımlılığa dönüşünce, Erdoğan elindeki devlet gücünü ve sağ siyasetinin en önemli malzemesi olan dini söylemi kullanarak bunların büyük kısmını kendisine bağlı cemaat haline getirdi. Menderes’in de Demirel’in de kendilerine mutlak bağlı seçmenleri vardı ama Erdoğan’ınki kadar geniş ve iman ile bağlı olanı yoktu. Bu Türkiye açısından da ilkti. Dünyada örneklerinin olup olmadığı da belirsizdir.
2018 seçimlerinde ittifaklara olanak tanınan yasal düzenleme seçim sistemi için yapılmıştı ve ittifak partilerinin oyları bir sepette toplanıp öyle milletvekili sayısına bölünüyordu. 2023 seçimleri öncesinde seçim barajı yüzde 10’dan 7’ye düşürülürken ittifak içindeki partilerin aldıkları oyların toplanması yönteminden vazgeçildi. Yine seçimler öncesinde iktidar kendi faydasına olacağını düşündüğü bir seçim sistemi değişikliği yapmıştı. Bu değişiklik nedeniyle milletvekili adayları barajı aşma ihtimali olan partilerin listelerinde yer almak zorundaydı. Ve bu zorunluluk zıt kutuplardaki partiler için yarardan çok zarar getirme riski taşıyordu.
25 yıllık tarihinde AKP’nin içinden 4 parti çıktı. Bu 4 partiyi de AKP’nin kurucuları kurdu. Gelecek Partisi de kapatıldığı için şu anda AKP’nin içinden çıkıp faaliyetlerini sürdüren tek parti Ali Babacan’ın Deva Partisi’dir. 2023 seçimlerinde, 2018’den farklı olarak AKP’nin içinden çıkan bu 2 parti de Millet İttifakı’nın paydaşı oldu. Bu model senkronize ve üretken bir biçimde çalışıyordu. AKP yönetimi kaygılansa da Erdoğan çok rahattı. Bu rahatlık AKP yöneticilerini bir kez daha kaygılandırıyordu. Anketlerin tamamında Cumhur İttifakı hem TBMM çoğunluğunu hem de cumhurbaşkanlığını kaybediyordu.
Millet İttifakı'nda “seçilecek” aday tartışmalarının fitilini de 2018 seçimleri öncesinde Gül’ün adaylığının önünü kesen Meral Akşener ateşledi. “Devlet adına son görevimi yaptım” diyerek masayı devirdikten sonra partisine dönen Akşener, yerel seçimlerde de CHP’li adayların kaybetmesi için çabaladı ama başarılı olamadı. Hatta yerel seçimler öncesinde mitinglerde yaptığı konuşmalarda, 2018’de ittifakla seçtirdikleri belediye başkanlarını “hırsız” olarak açık bir biçimde suçladı. Bunların arasında cumhurbaşkanı adayı yapmak için hayli uğraştığını söylediği Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş da vardı. Yerel seçimde hezimete uğrayan Akşener siyaseti bıraktı ve soluğu Külliye’de, Erdoğan’ın hemen yanı başında aldı. Erdoğan 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasında büyük katkısı olan Akşener’i kabul etmişti.
(Erdoğan MHP’nin bölünmesiyle 2 seçim kazanmayı bilmişti. Şimdi sırada CHP’nin bölünmesi var.)
2023 seçimlerinde Erdoğan daha önce 2 kez cumhurbaşkanlığına aday olduğu için anayasa hükmü gereği 3’üncü kez aday olamıyordu. Ama YSK, AKP’nin tezini baz alarak “sistemin değiştiği” gerekçesiyle ve yeni sistemle sadece bir kez aday olduğu iddiasıyla oybirliğiyle Erdoğan’ın 3’üncü kez adaylığının önünü açtı. Muhalefet, demokratik yollarla Erdoğan’ı yenebileceklerine inandıkları için buna pek fazla itiraz etmedi. Oysa bu açık bir anayasa ihlaliydi. YSK bu kararıyla Erdoğan’a, TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararını alması halinde bir kez daha aday olma hakkı da sağlamıştı.
6 Şubat depremi sonrasında devletin müdahalede geç kalması, belediyelerin ya da sivil toplum örgütlerinin yardım yapmasının engellenmesi, göreve hazır olmasına karşın askerin kışlasından çıkmasına izin verilmemesi ortaya ciddi bir tepki çıkardı. Bu tepki anında anketlere de yansıdı. Seçimlere 3 ay kala deprem AKP’nin planlarını hayli bozmuştu. Erdoğan hemen devreye girerek ülkedeki tüm iş makinelerini, konteynerleri, çadırları bölgeye yığdı. Enkazlar hemen kaldırıldı, temeller atıldı, binaların su basmanları çıkıldı ve seçmenlere oy vermeleri için bir “ihtimaller” yaratıldı. Bu da işe yaradı.
Anket sonuçlarının ortaya koyduğu sonuç sokakta da hissediliyordu; iktidar değişiyordu. Bu nedenlerle bakanlar ile bürokratlar milletvekili olarak dokunulmazlık zırhına kavuşmayı planlıyorlardı. Erdoğan, ismi tartışmalarla aşınmış Süleyman Soylu’yu bakan olarak istemiyordu. Onu TBMM’ye taşıyarak yanından uzaklaştırmak istedi ve bunu sancısız yapmanın tek yolu olan bakanların tamamını milletvekili adayı yaptı. Tek istisna turizm ve sağlık bakanlarıydı. Soylu sayesinde bakanların tamamı milletvekili oldu. Yeni sistemde milletvekilleri bakan olamıyordu.
Buna hem Soylu hem de Hulusi Akar çok bozuldular ve bir süre de tavır aldılar. Çünkü bu her iki bakanın yerine yapılan atamalar Soylu ile Akar’ın hoşlanmadığı isimlerden oluşuyordu.
Erdoğan, Binali Yıldırım’ı da nazikçe kenara çekmek istiyordu. Bunu da AKP Genel Başkan Vekili koltuğuna, Millî Görüş geleneğine duyduğu ihtiyaç nedeniyle oturttuğu Numan Kurtulmuş’a yaptırdı. Burada bulunan formül, parti tüzüğünde yer alan 3 dönem kuralını istisnasız uygulamaktı. Bu da gerçekleşti. Daha sonra da tabanda güç toplamaya başlayan Kurtulmuş’u TBMM Başkanlığına taşıyarak parti ile ilişkisini kesti. Siyasi kimliği çok keskin olmayan Efkan Ala’yı da partideki vekili yaptı. Böylece bir süre sonra AKP Genel Başkanlığı koltuğuna oturtmak istediği Bilal Erdoğan’ın da önü açılmış oldu.
Seçimin ne zaman yapılacağı tartışmalarının önü de “kalp gözü açık” hocaların “zamanında yapılmasın” önerisiyle kesildi ve sadece 1 ay öne alındı. Erdoğan burada anayasanın kendisine tanıdığı ve “olağanüstü” bir durumda kullanacağı yetkiyi kullandı. (Sistemde komik bir dengeleme meselesi var. TBMM’nin de cumhurbaşkanının da sadece 1 kez seçimlerin tekrarlanmasını yani erken seçime gidilmesini sağlama yetkisi var.)
Akşener’in çıkışı ile savrulan Millet İttifakı daha sonra toparlanamadı. Muhafazakâr isimlere CHP listelerinde yine Akşener’in dayatmasıyla yer verildi ve ittifakın etki gücü, 7 cumhurbaşkanı yardımcısı modeliyle birlikte hayli zayıfladı. 7 Cumhurbaşkanı yardımcısı modeli de Akşener’e aitti.
Seçimlere 3 hafta kala geride olan Erdoğan aniden anketlerde birinci çıkmaya başladı. İlk turda kıl payı, sanki cetvelle hesaplanmış gibi seçimi kaybeden Erdoğan, meydanlarda bugün açık temas kurulan PKK yöneticilerinin açıklamalarını göstererek sonucu kendi lehine çevirdi ve 2’nci turda seçimi kazanmayı bildi. Erdoğan’ın zafer karesinde, 2 hafta önceki rakibi Sinan Oğhan ile birlikte Hizbullah’ın siyasi partisi Hüda Par, Ecevit’in kurduğu DSP ve Fatih Erbakan’ın YRP’si, MHP ve BBP ile birlikte tam 7 isim vardı. Oysa bu sisteme istikrar olsun, koalisyonlar olmasın diye geçilmişti.
AKP’nin Çeyrek Asrı - 8: Erdoğan ne yapıyorsa sistem oydu: Pandemiden ekonomik çöküşe
AKP’nin Çeyrek Asrı - 7 : Baskın seçimden İstanbul yenilgisine... Tek adam rejiminin ilk yılları
AKP’nin Çeyrek Asrı-6: Pelikan'dan referanduma: Başbakanlık nasıl tasfiye edildi?
AKP’nin Çeyrek Asrı-5: Çankaya'dan Saray'a: Gül tasfiye edildi, Davutoğlu gölge başbakana dönüştü
AKP’nin Çeyrek Asrı-4: 17–25 Aralık’tan çözüm sürecinin sonuna: İktidarın güvenlikçi rotası
AKP’nin Çeyrek Asrı-3: "Yetmez ama evet"ten Gezi'ye AKP'nin otoriterlik eşiği
AKP’nin Çeyrek Asrı-2: Devletle uzlaşma, cemaatle ortaklık, iktidarda tasfiye
AKP’nin Çeyrek Asrı-1: AKP’yi kuran itiraz, Erdoğan’ı yaratan düzen
AKP’nin Çeyrek Asrı: Bir partinin devlete, bir liderin sisteme dönüştüğü 25 yıl
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

