Aile hekimleri araştırması: Her iki hekimden biri çocuk istismarı şüphesini korku ve çekinceler nedeniyle bildirmedi
GÜLSEVEN ÖZKAN | Bursa Uludağ Üniversitesi'nde çocuk ihmali ve istismarı içerikli bilimsel araştırmaya göre, istismar şüphesiyle karşılaşan her iki aile hekiminden biri resmi bildirim yapmadı, hekimlerin yalnızca yüzde 21'i mezuniyet sonrası bu konuda eğitim aldı, yüzde 93'ü bilgiye ihtiyacı var. 128 aile hekimini içeren araştırmayı yapan Dr. Hasibe Şahin, "Bildirim yapmamanın nedenleri çocuğun ailesinden ayrılacağı endişesi, kanıt yetersizliği ve hekimin zarar göreceği korkusu" dedi.
GÜLSEVEN ÖZKAN
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'nda geçen yıl Dr. Hasibe Şahin tarafından hazırlanan "Bursa'da Çalışan Bir Grup Aile Hekiminin Çocuk İhmali ve İstismarı Hakkında Bilgi ve Farkındalık Düzeyleri ile Adli Bildirim Yapma Konusundaki Yaklaşımları" başlıklı uzmanlık tezi, aile hekimlerinin çocuk ihmali ve istismarı konusundaki bilgi düzeylerini ve adli bildirim konusundaki tutumlarını ele aldı.
Araştırma nasıl yapıldı, içeriğinde ne var?
Çalışmaya Bursa Uludağ Üniversitesi ile Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı bünyesinde aile sağlığı merkezlerinde görev yapan 128 aile hekimi katıldı. Araştırma,15 Kasım 2022-15 Kasım 2023 tarihleri arasında Bursa'da görev yapan aile hekimleri üzerinde yürütüldü. Araştırmaya katılan hekimlerin 69'u, yani yüzde 53,9'u kadın; 59'u, yani yüzde 46,1'i erkekti. Katılımcıların yaş ortalaması 39,1, ortalama mesleki deneyim süresi ise 13,9 yıl olarak belirlendi. Katılımcılara çocuk ihmali ve istismarına ilişkin bilgi düzeylerini, farkındalıklarını ve adli bildirim konusundaki yaklaşımlarını ölçmeye yönelik sorular yöneltildi. Araştırmada ayrıca hekimlerin çocuk istismarını tanıma, risk faktörlerini değerlendirme, hukuki sorumluluklar, çocuk koruma sistemi ve bildirim süreçlerine ilişkin bilgi düzeyleri de değerlendirildi.
Şanlıurfa’da son 2 yılda 1008 çocuk cinsel istismara uğradı, 6 bin çocuk suça sürüklendi
Araştırmada çocuk ihmali ve istismarı, "çocukların bakımından sorumlu kişiler ya da yabancılar tarafından gerçekleştirilen; çocukların fiziksel, ruhsal, cinsel veya sosyal açıdan zarar görmesine yol açan fiziksel, duygusal ya da cinsel zarar verici davranışlar ve ihmaller" olarak tanımlandı.
Her iki hekimden biri istismar için bildirim yapmadı
Araştırmada öne çıkan bulgular özetle şöyle:
128 hekimin 87'si, yani yüzde 68'i, tıp fakültesi eğitimi sırasında çocuk ihmali ve istismarı konusunda eğitim aldığını belirtirken, 41'i, yani yüzde 32'si bu konuda hiç eğitim almadığını söyledi.
Mezuniyet sonrasında çocuk ihmali ve istismarı konusunda eğitim alan hekim sayısı 27, yani yüzde 21,1'de kaldı. 101 hekim, yani yüzde 78,9'u mezuniyet sonrası bu konuda herhangi bir eğitim almadığını ifade etti.
Hekimlerin 119'u, yani yüzde 93'ü, çocuk ihmali ve istismarı konusunda daha fazla bilgiye ihtiyaç duyduğunu belirtirken, 9'u yani yüzde 7'si böyle bir gereksinim hissetmediğini söyledi.

128 hekimin 67'si, yani yüzde 52,3'ü, meslek yaşamında çocuk ihmali veya istismarı şüphesiyle karşılaştığını belirtirken, 61'i, yani yüzde 47,7'si böyle bir vakayla hiç karşılaşmadığını ifade etti.
Aile hekimleri cinsel istismarla karşılaşıyor
Çocuk ihmali veya istismarıyla karşılaşan hekimler arasında en sık görülen durum çocuk ihmali oldu. 45 hekim çocuk ihmali, 26 hekim fiziksel istismar, 19 hekim duygusal istismar, 13 hekim cinsel istismar, 10 hekim ekonomik istismar ve 3 hekim internet üzerinden gerçekleşen istismar vakasıyla karşılaştığını bildirdi.
Çocuk ihmali veya istismarı şüphesiyle karşılaşan 67 hekimin 34'ü, yani yüzde 51,5'i resmi makamlara bildirim yaptığını, 33'ü, yani yüzde 48,5'i ise bildirimde bulunmadığını söyledi.
Bildirim yapmayan hekimlerin yüzde 45,7'si, şüphenin doğrulanması halinde çocuğun ailesinden ayrılmak zorunda kalacağı endişesi taşıdığını belirtti. Yüzde 28,6'sı yeterli kanıt bulunmadığını düşündüğü için bildirim yapmadığını ifade etti. Ayrıca yüzde 14,3'ü kendisinin zarar görebileceğinden, yüzde 10'u çocuğun daha kötü bir duruma düşmesinden endişe ettiğini söyledi. Yüzde 7,1'i yasal süreci bilmediğini, yüzde 7,1'i hukuki bilgi eksikliği yaşadığını belirtti. Yüzde 5,7'si tanı koyma konusunda kendisini yetersiz hissettiğini, yüzde 5,7'si ise ailenin göstereceği tepkiden çekindiğini ifade etti.
Hekimlerin büyük bölümün bilgiye ihtiyacı var
Hekimlerin yalnızca 21'i, yani yüzde 16,4'ü, görev yaptığı kurumda çocuk istismarı durumunda izlenmesi gereken standart talimatı bildiğini söyledi. 53 hekim, yani yüzde 41,4'ü böyle bir talimattan haberdar olmadığını, 54 hekim, yani yüzde 42,2'si ise bu konuda bilgisi olmadığını belirtti.
Hekimlerin çocuk ihmali ve istismarı konusundaki bilgi düzeylerine ilişkin öz değerlendirmelerinde 46 hekim, yani yüzde 35,9'u kendisini "yeterli değil", 8 hekim, yani yüzde 6,3'ü ise "hiç yeterli değil" olarak değerlendirdi. Buna karşılık yalnızca 21 hekim, yani yüzde 16,4'ü kendisini "yeterli" veya "çok yeterli" gördü.
Katılımcıların 75'i, yani yüzde 58,6'sı, çocuk istismarı veya ihmali belirtilerini bildirmeyen sağlık çalışanlarının Türk Ceza Kanunu'nun 279. maddesi uyarınca hapis cezasıyla karşılaşabileceğini bildiğini belirtirken, 53 hekim, yani yüzde 41,4'ü bu yasal yükümlülükten haberdar olmadığını söyledi.
Fiziksel istismarı tanıyorlar, hukuki süreçte zorlanıyorlar
Çocuk Koruma Sistemi'nin önemli kurumlarından Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyen 55 hekim yani yüzde 43, bilgi sahibi olmadığını belirten ise 73 hekim, yani yüzde 57 oldu.
Suça sürüklenen çocuklara yönelik düzenleme komisyondan geçti: Neler değişecek?
Çocuk istismarı şüphesi durumunda bildirimin hangi kuruma yapılması gerektiği sorusuna hekimlerin 82'si, yani yüzde 64,1'i polis birimlerini işaret etti.
Bilgi testi sonuçlarına göre hekimlerin 107'si, yani yüzde 84,9'u fiziksel istismarın belirtilerini doğru tanımladı. Aynı şekilde 107 hekim, yani yüzde 83,6'sı çocuk ihmalinin belirtilerini doğru ayırt etti.
Buna karşın çocuk istismarının risk faktörleri, hukuki süreçler, sosyal hizmet yaklaşımı ve çocuğun gelişim özellikleri konusunda doğru yanıt oranlarının daha düşük olduğu belirlendi.
Çocuk sahibi hekimler risk faktörlerini değerlendirmede daha fazla hata yaptı
Araştırmada dikkat çeken bulgulardan biri de çocuk sahibi hekimlerin, çocuk sahibi olmayan meslektaşlarına göre çocuk istismarına ilişkin risk faktörlerini belirlemede anlamlı düzeyde daha fazla hata yapması oldu. Ayrıca medeni durum açısından yapılan değerlendirmede de evli ve bekar hekimler arasında risk faktörlerini doğru değerlendirme bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu.

Araştırmacı: "Bildirim yapmama nedenleri korku ve belirsizlik"
Araştırmanın sonuç bölümünde Dr. Hasibe Şahin, aile hekimlerinin çocuk ihmali ve istismarını tanıma konusunda belirli bir bilgi düzeyine sahip olmasına rağmen adli bildirim, hukuki süreçler ve çocuk koruma sistemi konusunda önemli eksiklikler bulunduğunu vurguladı.
Şahin, çocuk ihmali ve istismarıyla karşılaşan hekimlerin yalnızca yarısının resmi makamlara bildirim yapmasının dikkat çekici olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"İstismarla karşılaşan hekimlerin yalnızca yarısı (%51,5) resmi bildirimde bulunmuştur. Bildirimde bulunmama nedenleri arasında en sık bildirilen gerekçeler; çocuğun ailesinden ayrılacağı endişesi, yeterli kanıt olmadığını düşünme ve bildirimin hekime zarar vereceği korkusu olmuştur. Bu endişelerin ne kadar gerçekçi olduğu konusu ve çocuk ihmal ve istismarı sonrasında hekim dışı müdahaleler ile ilgili hekimlere eğitimler düzenlenmesi bildirim oranlarında artış sağlayabilir."
“Eğitimsel müdahale gerekli”
Araştırmacı, mezuniyet öncesinde verilen eğitimin de yeterli olmadığını, mezuniyet sonrasında ise bu alandaki eğitimin ciddi biçimde azaldığını belirterek, “Katılımcıların yalnızca yüzde 21,1'inin mezuniyet sonrası çocuk istismarı konusunda eğitim aldığı, yüzde 78,9'unun ise herhangi bir eğitime katılmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte katılımcıların yüzde 93'ü bu alanda bilgi gereksinimi olduğunu beyan etmiştir. Bu bulgu, eğitimsel müdahalelere duyulan gereksinimin yaygın ve güçlü olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.

Şahin, kurumlarda standart bildirim mekanizmalarının bulunmamasının da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “Katılımcıların yalnızca yüzde 16,4'ü kurumlarında çocuk istismarı bildirimine ilişkin standart bir talimat bulunduğunu ifade etmiştir. Bu durum, sistem düzeyindeki rehberlik eksikliğinin bireysel bilgi eksiklikleriyle birleşerek bildirim davranışını olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir” sözlerini dile getirdi.
“Yasalarla ilgili bilgi açığı kapatılmalı”
Hekimlerin fiziksel ve cinsel istismarı tanımada başarılı olmasına karşın hukuki süreçlerde eksiklik bulunduğunu vurgulayan Şahin şu ifadeleri kullandı:
"Çalışmamızda aile hekimlerinin bilgi düzeyleri genel olarak yüksek bulunmuş, özellikle fiziksel ve cinsel istismar sorularında yüksek doğru yanıt oranları saptanmıştır. Bunun yanında hukuksal boyutta bilgi eksiklikleri dikkat çekmektedir. Bu durum, hekimlerin yalnızca klinik boyutta değil, aynı zamanda yasal sorumluluk ve sosyal hizmet iş birliği konusunda da güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir."
Çocuk istismarı skandalında bakan itirafı: İşçi çocukları oldukları için görmezden gelindi
Araştırmacı çocuk ihmali ve istismarının yalnızca bireysel değil, ulusal ölçekte ele alınması gereken bir sorun olduğuna da işaret ederek, "Çalışmaya katılan hekimlerin yarısından fazlasının çocuk ihmali ve istismarı vakalarıyla karşılaşmış olması, bu durumun yaygın bir sorun olduğunu düşündürmektedir. Hem mezuniyet öncesi hem de mezuniyet sonrası eğitimlerde istismar tanıma ve yönetim becerilerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Diğer araştırmalarda da benzer oranların bulunması, bu konunun yerel değil ulusal düzeyde de yaygın bir problem olabileceğini düşündürmekte ve politika geliştirilmesi gerekliliğini desteklemektedir” dedi.
Öte yandan araştırmacı çalışmanın yalnızca Bursa'daki belirli aile hekimleriyle yürütüldüğünü, bu nedenle farklı illerde görev yapan hekimlerin bilgi ve deneyimlerinin araştırmaya yansımamış olabileceğini vurguladı. Ayrıca çocuk ihmali ve istismarı gibi hassas bir konuda bazı katılımcıların tüm deneyimlerini paylaşmamış olabileceğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Bu nedenle sonuçların Türkiye'deki tüm aile hekimlerine doğrudan genellenemeyeceği uyarısında bulunuldu.
Bursa Tabip Odası: Çekincelerin temelinde çocuk ve hukuki süreç kaygısı var
Araştırmada ortaya çıkan bulguları değerlendiren Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, çocukların küçük yaşta çalıştırılması, temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, aç ya da korumasız bırakılmasının da istismar ve ihmal kapsamında olduğunu vurgulayan Dr. Firdin, hekimlerin bildirim konusundaki çekincelerinin çoğu zaman yanlış anlaşıldığını ifade etti.
Araştırmada öne çıkan "çocuğun ailesinden ayrılacağı endişesi", "kanıt yetersizliği" ve "hekimin zarar göreceği korkusu" başlıklarını değerlendiren Dr. Firdin, hekimlerin önemli bölümünün kötü niyetle değil, çocuğa zarar verme kaygısıyla tereddüt yaşadığını söyledi.
"Gerçekten emin miyim?" sorusu etkili
"Gerçekten emin miyim? Emin olmadığım bir durumda çocuğu ailesinden mahrum bırakmış olur muyum endişesi yaşıyorlar" diyen Dr. Firdin, çocuk sahibi hekimlerde bu duygusal çatışmanın daha belirgin olabildiğini belirtti.
Dr. Firdin, hekimlerin yalnızca tanı koyma konusunda değil, adli süreçler konusunda da çekince yaşayabildiğine dikkat çekerek, "Hekimler adli olayların içine girmekten çekinebiliyor. Mahkemeye çağrılma, tanıklık yapma gibi süreçler de tedirginlik yaratabiliyor. Ancak bildirimi yapmamanın da ciddi hukuki yaptırımları olduğunu eğitimlerde özellikle anlatıyoruz" ifadelerini kullandı.
Hasta yakınlarının tepkisinin de önemli bir kaygı nedeni olduğunu belirten Dr. Firdin, istismar şüphesi taşıyan çocukları hastaneye çoğu zaman birinci derece yakınlarının getirdiğini belirterek, "Bazen çocuğu getiren kişi aynı zamanda istismara neden olan kişi olabiliyor. Bu nedenle hasta yakınından çekinme de söz konusu olabiliyor" dedi.

Tabip Odası 2 yıldır eğitim veriyor
Araştırmada mezuniyet sonrası eğitim alan hekim oranının yalnızca yüzde 21,1 çıkmasına ilişkin de konuşan Dr. Firdin, Bursa Tabip Odası'nın bu eksikliği gidermek amacıyla yaklaşık iki buçuk yıldır eğitim programları yürüttüğünü söyledi.
Bu kapsamda çocuk istismarı vakalarında hekimlerin izlemesi gereken adımları içeren dört sayfalık "Çocuk İstismarında Hekimin Rolü" algoritmasını hazırladıklarını belirten Dr. Firdin, acil servisler başta olmak üzere hekimlere dağıttıkları bu rehberde şüpheli bir vakayla karşılaşıldığında hangi kurumlara başvurulacağı, adli raporun nasıl düzenleneceği ve bildirim sürecinin nasıl işletileceğinin adım adım anlatıldığını söyledi.
Yasal düzenlemeler de anlatılıyor
Dr. Firdin, eğitimlerin aile hekimliği, acil tıp ve kadın hastalıkları ve doğum asistanlarının yanı sıra tıp fakültesi öğrencilerine de verildiğini belirterek, "Uludağ Üniversitesi ile iş birliği içinde öğrencilerden stajer hekimlere kadar tüm gruplara düzenli eğitim veriyoruz. Hukuki boyutun güçlendirilmesi için Bursa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu da eğitimlere katılıyor" dedi.
Bildirim yapılmasının hem çocukların korunması hem de adli süreç açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Dr. Firdin, "İlk muayeneyi yapan hekimin düzenlediği adli rapor birinci derece delildir. O anda görülen bulgular daha sonra kaybolabilir. Bu nedenle doğru ve zamanında bildirim hem çocuk hem de adalet açısından hayati önem taşıyor" diye konuştu.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.



