İLKE ATİK TAŞKIRAN

İLKE ATİK TAŞKIRAN

Yapay zeka kullanmak bir kusura mı dönüşüyor?

İLKE ATİK TAŞKIRAN

Önce yapay zekâ kullanmak bir ayrıcalıktı. Şimdi ise yapay zekâ kullanmak fişlenen bir eylem.

Teknolojinin hayatımıza getirdiği kolaylıkların ilginç bir kaderi var. Önce işleri hızlandırıyor, daha az zamanda daha fazla üretmemizi sağlıyor. Sonra herkes aynı araçları kullanmaya başladığında ortaya çıkan sonuçlar birbirine benziyor. Tam bu noktada, başlangıçta hayatımızı kolaylaştıran teknoloji bu kez kendi yarattığı tekdüzeliği temizlemeye girişiyor. Önce “Daha fazla üret” deniyor, sonra “Ama böyle üretme.”

Yapay zekâ konusunda bugün tam olarak böyle bir dönemin içinden geçiliyor. Linkedin'de son günlerde yaşananlar bunun görünür örneklerinden biri. Platform, yapay zekâ kullanılarak üretilen veya düzenlenen bazı görsellerde CR (Content Credentials) işaretini göstermeye başladı. Aynı dönemde kullanıcılara, bir gönderinin “AI slop” gibi göründüğünü bildirebilecekleri yeni bir seçenek de sunuldu. Bir tarafta yapay zekâ kullanımını görünür kılan bir işaret, diğer tarafta yapay zekâ tarafından üretilmiş gibi görünen içeriği işaretleme imkânı var.

İki uygulama da ilk bakışta makul. Yapay zekâ kullanımında şeffaflık önemli. Yapay zekânın birbirinin kopyası içerikleri hızla çoğaltması da gerçek bir sorun. Ancak bu iki gelişme birlikte düşünüldüğünde daha büyük bir mesele ortaya çıkıyor. Artık yalnızca ne ürettiğimiz değil, ürettiğimiz şeyin nasıl göründüğü de değerlendiriliyor.

Önce kolaylaştırdı, şimdi sınır çiziyor

Linkedin gibi platformlar yıllardır içerik üretimini kolaylaştırıyor. Metinler düzeltiliyor, başlıklar öneriliyor, yorumlar oluşturuluyor. Yapay zekâ bu süreci daha da hızlandırdı. Bir fikri farklı biçimlerde yazmak, bir görsel oluşturmak veya bir metni profesyonelleştirmek artık çok daha kolaydı.

Fakat bunun başka bir sonucu oldu. Aynı kelimeler, aynı girişler, aynı anlatım kalıpları ve aynı kusursuzluk hissi giderek daha fazla içerikte görüldü. Linkedin de şimdi bu kolaylığın yarattığı tekdüzeliği temizlemeye çalışmaya başladı.

Bu aslında teknolojiye özgü bir durum da değil. İnsanlar toplumda neyin kabul gördüğünü gözlemleyerek öğreniyor. Nasıl konuşulacağı, nasıl davranılacağı, profesyonel görünmenin ne anlama geldiği çoğu zaman yazılı kurallarla belirlenmiyor. Zamanla öğreniliyor.

Yapaylığın da bir bedeli var

CR rozeti teknik olarak içeriğin üretim geçmişine ilişkin bilgi veriyor. Ancak sosyal hayatta böyle işaretler hızla başka anlamlar kazanabiliyor. Rozeti gören bir kullanıcı bunu “Bu içerikte AI kullanılmış” şeklinde okuyabilir. Rozetin olmaması da kolaylıkla “Bunu insan yaptı” şeklinde yorumlanabilir. Oysa rozetin bulunmaması yapay zekâ kullanılmadığının kanıtı değil.

Sorun tam da burada. Teknik olarak doğru olan bir sistem, sosyal olarak farklı okunabilir.

Aynı durum “AI slop gibi görünüyor” ifadesinde de var. Buradaki kritik kelime “gibi”. Kesin bir tespit değil, bir izlenim söz konusu. Fazla düzgün yazmak, maddeler hâlinde anlatmak, kurumsal bir dil kullanmak veya ana dili İngilizce olmayan birinin farklı bir üsluba sahip olması, yapay zekâ kullanıldığını kanıtlamıyor. Ama yapay bir izlenim yaratabiliyor.

Böylece kullanıcı yalnızca içerik üreticisi olmaktan çıkıp, diğer içeriklerin de denetleyicisi hâline geliyor. Bir içeriğin fazla yapay olduğu işaretleniyor ve bu değerlendirme platformun karar mekanizmasına girebiliyor.

Kimsenin “Böyle yazmayın” demesine gerek kalmıyor. İnsanlar birbirlerine bakarak nasıl yazmaları gerektiğini öğreniyor.

Üstelik herkes bu yeni standarda aynı imkânlarla ulaşamıyor. Büyük şirketlerin editörleri ve iletişim ekipleri olabilir. Küçük işletmeler veya kariyerinin başındaki profesyoneller ise kendilerini daha iyi ifade edebilmek için yapay zekâdan daha fazla yararlanabilir. Yapay zekâ bazı eşitsizlikleri azaltırken, “insan gibi ve özgün görünme” konusunda yeni eşitsizlikler yaratabilir.

Yeni bir dijital fişleme mi?

Yapay zekâ ile üretilmiş kötü içerik elbette gerçek bir sorun. Ancak yapay zekâ kullanmakla kötü içerik üretmek aynı şey değil. Bir fikri geliştirmek, anlatımı güçlendirmek veya üretim yükünü azaltmak için yapay zekâ kullanmakla, ortada bir fikir olmadan içerik üretip paylaşmak arasında büyük bir fark var. Asıl mesele de bu farkı görebilmek.

Çünkü yapay zekâ kullanımını görünür kılmak başka, görünür olan bu kullanımın içerik hakkında olumsuz bir izlenim yaratmasına izin vermek başka. Şeffaflık ancak kullanıcı açısından nötr kaldığında anlamlı. Eğer “AI kullandı” bilgisi zamanla “daha değersiz”, “daha az özgün” ya da “daha az görünür olmalı” gibi bir anlama dönüşüyorsa, şeffaflık bir güven mekanizması olmaktan çıkıp bir tür fişlemeye dönüşebilir.

Tartışılması gereken tam olarak bu. Yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; kullanılan yapay zekânın neden bir “işaret” hâline getirildiği ve bu işaretin kullanıcı açısından ne anlama geldiği.

Çünkü şeffaflık, insanları etiketlemekle değil, gördükleri şey hakkında daha doğru bilgi vermekle ilgilidir. Eğer bir rozet yalnızca “AI kullanıldı” demekle kalmayıp kullanıcıyı aynı zamanda şüpheli hâle getirirse, o rozet gerçekten şeffaflık mı sağlar, yoksa yeni bir dijital fişleme biçimi mi yaratır?

Önceki ve Sonraki Yazılar
İLKE ATİK TAŞKIRAN Arşivi