CBS Örgüt Tahmin Projesi: Örgütmatik (!)

UTKU CAN AKYOL

Adalet Bakanlığı 26 Haziran'da UYAP Bilişim Sistemi üzerinden yayınladığı duyuruyla, artık hâkim ve savcıların yargılama aşamasında hangi şahsın hangi örgüte üye olabileceğini tahmin eden bir yapay zekâ modeli kullanılacağını açıkladı.

Yanlış okumadınız.

Şoku henüz atlatmadan, modern ceza yargılamasının hangi yöntemi izlediğine değinelim.

Suç oluşturan bir fiil, bir ya da birden çok kimseye itham olunur. Savcılık makamı, o fiil hakkında kişinin lehine ve aleyhine tüm delileri toplar. Dava açmak için yeterli şüpheye erişirse, o kişiyi suç oluşturan fiili işlediğiyle "itham ederek" dava açar. Mahkeme kovuşturma aşamasında, yalnızca önüne gelen bu delilleri ve ithamı tartışarak, kişinin suçlu ya da suçsuz olduğuna karar verir; silahlar eşittir ve Mahkeme artık kendi delil toplamaz. Kişilerin "baştan sanık kabul edildiği", delillerin hükmü veren mahkemece toplandığı sistem ise Orta Çağ Avrupası sistemi olan "tahkik" sistemidir.

Bakanlığa göre Proje "dava dosyasını analiz ederek dosyadaki bilgilerden hangi örgütle bağlantı olabileceğini tahmin ederek yanlış veya eksik örgüt kaydı yapılmasının önüne geçiyor."

731328627-1584738453662202-135853953956462973-n26-06-20262-49-pm

Yargıtay'a göre "Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. İhtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en temel amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir, o halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır." (Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2015/14670 E., 2016/7107 K.)

Yargıtay ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun birçok kararında değindiği bu "gerçeğe ulaşma" amacını bir de yapay zekâ penceresinden değerlendirelim.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/ (2). maddesine göre “toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa” iddianame düzenlenir. Yani evet, “şüpheyle” dava açılabilir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, şüpheyle; yani tam da Adalet Bakanlığı’nın projesine verdiği isimdeki gibi “tahminle” hüküm kurulamaz. Tahmini bir “insan” yapmış olsa bile!

Adalet Bakanlığı duyurusunda yapay zekâ projesiyle “yargıda yapay zekâ kullanan öncü ülkeler” arasına girdiğimiz de vurgulanıyor. Ancak bu öncü ülkelerdeki örnekler başarılı mı? Nisan ayında Amerika’nın seçkin hukuk bürolarından Sullivan & Cromwell, Prince Global Holdings için açtıkları iflas davasında Mahkemeye yapay zekâ destekli ve “halisünasyonlar içeren” bir dilekçe verdiğini kabul etmiş ve Mahkemeye bir özür mektubu göndermişti.

Yapay zekâ, şimdiki tecrübemizle bir dilekçenin süresinde verilip verilmediği ya da örneğin bir kira sözleşmesinin temel şartları sağlayıp sağlamadığı konusunda hukukçulara yardımcı olabilir. Ancak bir kimsenin “hangi örgüte mensup olduğunu tespit etmek” ceza hukukunun en zor ve karışık işlerinden biri olsa gerek.

Açıklamadaki bir diğer ilginçlik ise yapay zekânın “dava dosyasını analiz etmesi”. Bu cümleyi yapay zekânın “örgüt bilgilerini, sistemde kayıtlı terör örgütü bilgileriyle otomatik olarak eşleştirerek insan kaynaklı hataları ve eksik veri girişlerini engelleyeceği” öngörüsü izliyor. Demek ki yapay zekâ, mevcut dosyayla dosya dışındaki bir başka “kapalı sistemi” eşleştirmeye çalışacak.

Bilgilerin kayıtlı olduğu “sistem” hangi bilgileri içeriyor? Bu sistem, avukatlar tarafından incelenebilir bir sistem mi olacak? Öyleyse neden yayımlanmadı? Sistem, kesinleşmiş yargı kararlarını mı içeren kapalı bir sistem mi yoksa internet yayımlarını da kullanıyor mu?

Bir diğer sorun ise projenin kovuşturma aşamasında nasıl kullanılacağı. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/ (1). maddesine göre “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” O halde bu yapay zekâ, mahkeme aşamasında nasıl kullanılabilir? Mahkeme bir kimseye, sen iddianamede belirli bir örgüte üye olmakla suçlanmadın ama biz şimdi bulduk diyebilir mi? Proje, bu açıklamalarla yalnızca soruşturma aşamasında ve örneğin, gösteri yürüyüşlerine katılan kalabalık grupların hangi örgüte üye olmakla suçlanacağına karar verecek gibi görünüyor. Ancak bunu nasıl bir sistemle yapacağı meçhul.

Adalet Bakanlığı’nın böylesi önemli bir projeye gerek parlamento gerekse kamuoyu açısından hiçbir tartışma yapılmadan, “oldu bittiyle” geçmesi konunun başka bir yönü olmakla, “insan kaynaklı hataları engelleyeceği” iddia edilen yapay zekânın nasıl çalışacağı ve denetleneceği de ayrı birer sorun. Proje hakkında ne bir yönetmelik ne de kanun yayımlanmış durumda. Kullanılmaya başlayan bir projenin, hangi iddianamelerde kullanıldığı nasıl bilinecek? Bir Cumhuriyet Savcısı, iddianamesinde bir tespitin yapay zekâ yardımıyla yapıldığını belirtirse, bunu kanuni bir düzenlemeye atıfta bulunarak yapmak zorunda olmayacak mıdır?

“Örgütmatik” herkesi bir terör örgütüne üye yapacak mı?

Açılamada, örgütle kastedilenin “terör örgütleri” olduğu anlaşılıyor. Açıklamanın içeriğine göre proje, çıkar amaçlı mafya örgütlenmelerinde kullanılmayacak.

Diğer yandan, Aristo mantığının hukuk zemininde kabul görmüş bir yansıması olarak, bir fiil, bir hukuk sisteminde “ya hukuka uygun ya da hukuka aykırıdır; ortası yoktur” diyebilmekteyiz. Yani bir fiil için ya suçtur ya da suç değildir diyebildiğimiz gibi, bir kimse için de ya suçludur ya da suçlu değildir diyebilmekteyiz.

Peki yapay zekâ kendisine hangi örgüte üye olduğu sorulan bir kimseyle ilgili, “bu kişinin hiçbir örgütle bağlantısını tespit edemedim” yanıtını verebilir mi? Şu ana kadarki tecrübelerimizden yola çıkarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki, hayır. Bir yapay zekâyı bir kimseyi suçlamaya zorlarsanız, elbette onu suçlayacaktır. Böylece herkes, her fiili bir terör örgütü için işlediği ithamıyla karşı karşıya kalabilecektir.

Diğer yandan soruşturma dosyasında toplanan her veri, suçlamayla ilgili “delil” özelliğinde bulunmayabilir. Yani davaya konu edilmeyebilir. Yapay zekâ bu verilerin hangisinin “gerçekten” delil olup olmadığına veya örgütle kurulacak bağlantının organik, yani “canlı, geçişken ve etkin” bir bağ olup olmadığına nasıl karar verebilecektir?

Konunun teknik yönüne dair buna benzer detaylı sorular için Mertcan Yılmaz’ın yazısı oldukça zihin açıcı.

Bu ilginç projenin siyasi eleştirisi ise zaten oldukça otoriter olan yargının otoritesini bu kez de “Örgütmatik” yardımıyla hızlandıracağı öngörüsü olabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi

'Dayanıklı kent' ama nasıl?

24 Ekim 2025 Cuma 00:30

İspanya yanıyor çünkü

20 Ağustos 2025 Çarşamba 00:20