MEHMET ÇETİNGÜLEÇ
Cari açıkta haziran verisi 12 Ağustos’ta açıklandı:
Aylık artış 4 milyar 194 milyon dolar.
Yıllık açık 38 milyar 888 milyon dolar.
İran-ABD savaşı enerji yükünü artırıyor. Turizm gelirlerinde beklenti gerçekleşmedi. İhracat-ithalat farkı ekside seyretmeye devam ediyor.
Dolayısıyla…
Cari açık büyümekte.
Şirketlerin döviz pozisyon açığı da…
Bu yüzden…
Yerli ve yabancılar önümüzdeki dönemde döviz kurlarının yükseleceği varsayımına dayanarak harekete geçti.
Farklı noktalardan aynı ses yükseliyor:
- “Dolar en az 65, hatta 85 lira olacak.
- “Euro da gidecek.
- “Döviz patlayacak…”
XXX
Bu spekülasyonu kim yapıyor?
Başta gözleri hiç doymayan ihracatçılar.
Sanayiciler.
Birikimlerini dövize yatıranlar.
Bir de tıklanma sayılarını artırmak için bol keseden atıp tutan sosyal medya spekülatörleri…
Bunlara göre 3 yıl önce dolar 100 lira olacaktı!
Ama…
Dolar hala 48 lira.
Geçen yıl Ağustos ayında 41 lira olan dolardaki yıllık artış yüzde 20 bile değil.
Demek ki uçup kaçacak bir durum yok.
XXX
Döviz kurlarında son 1 yılda ciddi artış olmadı, ama…
Son 5 yıla baktığınızda dolardaki artış yüzde 567.
Euro ise yüzde 561 yükselmiş.
Bir de 10 yıllık getiriye bakalım:
Dolar yüzde 1621 artmış.
Tam 16 kat.
Euro ise 10 yılda 1688 kazandırmış.
Dikkat ettiniz mi?
Euro ve ABD Dolarının 5 yıllık ve 10 yıllık getirileri aynı seviyede.
Bu rakamlar Merkez Bankasının bilinçli bir politik tercihle dövizi kontrol altında tuttuğunu gösteriyor.
Hatırlarsanız, 2000’li yılların başında 1 dolar neredeyse 1 lira civarındaydı.
Son 20 yılda 40 kat değer kazanan dolar bizim aç gözlülere yetmiyor.
Daha fazlasını istiyor, devalüasyon yoluyla vurgun yapmak isteyenler…
XXX
Merkez Bankasının dövizdeki mutlak kontrolü, elindeki döviz birikiminden kaynaklanıyor.
Rezervler 10 yıl öncesine göre çok daha iyi durumda.
14 Ağustos 2026 tarihiyle biten haftada Merkez Bankasının döviz rezervi 5 milyar dolar artışla 183 milyar dolara ulaştı.
Altındaki yükseliş de rezervlere olumlu yansıyor.
XXX
Görülüyor ki…
Merkez Bankası istemeden dövizde patlama olmaz.
Spekülatif ataklara da izin yok.
Çünkü…
Dövizde aşırı bir yükseliş enflasyonla mücadelede başa dönmek demektir.
Türkiye’nin yüksek enflasyona daha fazla dayanacak gücü kalmadı.
Orta sınıf yok oldu.
Milyonlarca insan alt kümeye düştü.
Yoksulluk hızla yayılıyor.
Bunun üzerine dövizin patlamasına izin vermek, yoksulluğun iyice derinleşmesi demektir.
Dar gelirliler yıllardır enflasyonun bedelini ödüyor, ama ihracatçılar başta olmak üzere elinde döviz stoku bulunanlar bedel ödemeye yanaşmıyor.
Kurlardaki artışın enflasyonu azdıracağını bile bile hükümet kapısında ağlayarak daha yüksek seviye istiyorlar.
Ne olacak kur arttığında?
Zengin daha zengin, fakir daha fakir…
İşgücü iyice ucuzlayacak.
Asgari ücretin, emekli maaşlarının döviz cinsinden karşılığı düşecek.
Seçime doğru gidilen bir süreçte siyasi iktidar böyle bir riski alır mı?
Bu yüzden…
Dövizde patlama bekleyenlerin, tahriklere, spekülasyonlara ve manipülatif açıklamalara karşı dikkatli olmasında yarar var.
“Yandık, öldük” diye feryat edenlere sormak lazım:
10 yılda 16 kat artan döviz kuru size yetmedi mi?
XXX
Vatandaşın vergileri büyük oranda faiz ödemesine gidiyor.
Dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahip olduğumuz için, faiz oranlarında da Venezuella’dan sonra ikinci sıradayız.
Venezuella yüzde 59, Türkiye bileşik olarak yüzde 47’ye ulaşan faiz ödeniyor.
Zimbabwe bile bizden iyi durumda. Faiz oranı yüzde 35.
Savaşan ülkelerde enflasyon bu kadar yüksek değil.
Siz hala enflasyonu azdıracağını bile bile döviz kurlarının yükselmesini istiyorsunuz.
Eskilerin bir deyimi var:
“Gözünüzü toprak doyursun…”