AKİF KURTULUŞ

AKİF KURTULUŞ

Türkiye "normali" ve Amedspor

AKİF KURTULUŞ

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) 29 Ocak 2026 Amed Sportif Faaliyetler Kulübüne kestiği 820.000,- TL cezayla, zaten yerlerde sürünen vasatını, iyice dibe attı.

Bu hafta, kısadalga.net’teki ilk yazımın konusunu değiştirmeme gerek kalmadı. PFDK 5 Şubat’ta kulübe ve bir oyuncusuna aynı nedenle yine ceza verdi. Dibin de çukuru varmış.

Ama önce kısa bir hatırlatma!

kısadalga.net okuru olduğunuza göre; şu saç örme konusunu yakından takip ediyorsunuzdur. HTŞ’li bir alçağın öldürdüğü kadından kestiği saç, sosyal medyada tepkiyle karşılandı ve saç örme protestosu hızla yayıldı. Amed Sportif Faaliyetler Kulübü de, instagram hesabından bu tepkiye çok anlamlı bir katkı yaptı. Videoda Amed atkılı yüzünü görmediğimiz bir baba, hemen önünde oturan kızının saçlarını örüyor. Bu kısa videonun arka planında “Jin Jiyan Azadi” seslerini duyuyoruz.

İşte Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bu görüntülere tahammül edemedi ve Amed’i cezalandırdı. TFF’ye göre bu videoda, sıkı durun, “sporda şiddet ve düzensizliği teşvik edebilecek, toplumu ayrıştırıcı ve bölücü nitelikte anlam içeren ve taraftar olaylarına neden olabilecek” açıklama, beyan ve paylaşımda bulunulmuş. TFF ayrıca bu görüntülerle “Müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında her türlü ideolojik propaganda” yapıldığı görüşüne varmış. PFDK’nın kararı tam olarak şöyle: “Amed Sportif Faaliyetler Kulübünün, 22.01.2026 tarihinde Kulüp resmi sosyal medya hesabından (Instagram) yapılan paylaşımda yer alan Futbolun ve Kurumların İtibarını Zedelemeye Yönelik Açıklamalar ve İdeolojik Propaganda nedeniyle FDT’nin 38/1-b, 42/4., 42/2. ve 10/2. maddeleri uyarınca 802.500.-TL para cezası ile cezalandırılmasına.”

Anlaşılan, bu ülkeyi bölücüler ve komünistlerden korumak (yani onları süründürmek) için, şimdi numaraları değişen o eski Türk Ceza Kanunu’nun 125, 141 ve 142. maddeleri neyse, Disiplin Talimatı’nın 42 ve 44. maddeleri aynı işlevi görüyor.

Benim için özetle; beş avukattan oluşan Kurul’un verdiği kararı hukuki bir metin olarak nitelendirmek mümkün değil ama konumuz bu değil haliyle. Biz hukukçular buna ‘formül’ veya ‘şablon’ karar deriz. Bir şablon var içine her şeyi doldurabilirsiniz. Hemen her eylemi ideolojik bulup cezalandırmanız mümkün.

Bu Kurul da bunu yapıyor işte. Bir kadın öldürülüyor, katil kadının saçını kesiyor. Buna gösterilen tepkiyi Kurul “ideolojik” buluyor. Neden? Tek bir açıklaması var. Öldürülen kadın Kürt, tepki gösteren Kulüp birçok benzerinden “farklı”. Bu bir akıl tutulması mı? Hayır bu tür kavramlara başvurarak meseleyi olduğundan başka göstermeyelim. Türkiye normali, bu.

İsterseniz Soma deplasmanında Bursasporluların Leyla Zana’ya ettiği küfürlere gidelim. PFDK ceza verdi tabii ki. Ama neye ceza verdi? O kararı da aynen buraya alıyorum: “Bursaspor Kulübünün, 16.12.2025 tarihinde oynanan Somaspor - Bursaspor Nesine 2. Lig Kırmızı Grup müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içerisinde misafir kulüp olduğu müsabakada 2. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 16.000.-TL para cezası ile cezalandırılmasına.”

Bu cezanın, muhalif olan da dahil olmak üzere tüm basın Leyla Zana küfrüne verildiğine hükmetti. Çok şaşırdım. Hepimizin hoşuna gitti sanırım böyle bir ceza verilmesi. İyi de kararda buna ilişkin tek bir işaret yok. Biraz tribün koklamış çok az da olsa Bursa seyircisini bilen tek bir kişi bile o maçın tek küfürlü tezahüratla bittiğini düşünebilir mi? Yani şimdi o küfür korosuna katılanlar için 16.000 TL’den geçtim, nasıl caydırıcılığı olacak bu cezanın?

Şimdi de aynı Kurul’un son kararına gelelim. Çekdar Orhan, Amed’in 2022 / 23 sezonundan bu yana oyuncusu. Hakkâri doğumlu. O da gol attıktan sonra tribüne koştu ve saç örme hareketi yaptı. Kulübe verilen ceza ayrı, PFDK oyuncuya “ideolojik propaganda” yaptığı gerekçesiyle 5 maç ceza verdi.

Disiplin cezası kararların oy birliğiyle alınıp alınmadığı TFF sitesindeki açıklamalardan anlaşılmıyor. Amed’le ilgili kararlarda da bu durum geçerli haliyle. Öyle ya da böyle kararda imzası olan Kurul üyesi avukatlar bir televizyon programına çıkıp ölmüş bir kişinin saçının kesilmesinin TCK 130. madde kapsamında olup olmadığı hakkında ne düşündüklerini anlatsınlar. Meselâ bir cesetten parmak veya kulak kesmek suç mudur değil midir, bilelim görüşlerini. Aynı şekilde ölmüş / öldürülmüş bir kadının saçını kesmek kabul edilebilir bir davranış mıdır, soralım onlara. Meselâ şunu da soralım: Suç, fail veya maktulün kimliğine göre değişir mi?

Bunlara sahici cevaplar alacağımı sanmıyorum.

Devletin her “ideolojik aygıtı” gibi TFF ve güya ‘özerk’ birimleri de durumdan vazife çıkarırlar. Devletin örgülü saça bakışı, Ocak ayı sonuna doğru Kocaeli’de yaşayan hemşireye adli ve hemen ardından idari soruşturma başlatıldığında belliydi. Şimdi herkes buradan hizaya girdi. TFF de bu kuyrukta yerini aldı.

Federasyon Başkanı’nın seçilmeden önce yaptığı açıklamayı hatırlayın. 7 Ağustos 2024’de “Amedspor’un Diyarbakır’daki ilk maçına gideceğiz. Bu kardeşliği futboldan başlayıp yaymak istiyoruz” demişti. Oy avcılığı ve sıradan protokol sözleriydi onlar.

Söz konusu olan Amed ise, kişilerin iradesini aşan, hiçbiri yazılı olmayan normlar devreye girer. Artık mazi oldu sanılıyor. Oysa birileri için mesele; bir futbol takımının adının Amed oluşuydu. Ad üzerinden doğrusu az mücadele verilmedi. Hiç unutmuyorum bir Amed maçını canlı yayında anlatan A Spor spikerine muhtemelen talimat gelmişti ve bu çocuk Amed’in anlamının ve tarihinin ne olduğunu bilmeden oyun içinde Amed adını telaffuz dahi etmiyordu. Şaka gibi değil mi?

Tuhaf bir ironiyle bu kulübün soyağacının köklerinde, 1972 tarihi ve Melikahmet Turanspor var. Kulüp, “Kart Kurt Kürt” şaklabanlığından beslenenleri okşayacak bu adla kalsaydı bilumum Beyaz Toroscuların ne hoşuna giderdi ama… Olmadı işte. 2014 yılında son olarak DİSKİ adını taşıyan kulüp, Amed adını alınca hiddet sularını köpürtmeye başladılar. 12 yıl geçti aradan. Karşılarında bir futbol takımı yok çünkü. Bunu Amed tribünü de biliyor, onlar da. Amed’in resmi sayfasında bu adı alışın hikâyesini özetlemişler zaten. “Bu değişiklik; kulübün kente aidiyetini, kültürel bağlarını ve toplumsal sorumluluk anlayışını daha güçlü biçimde yansıtan yeni bir dönemin başlangıcını simgelemiştir.”

O nedenle küfür ve hakarete uğramadıkları hiçbir deplasman yok neredeyse. Onlarca deplasmanlarında ise yöneticileri fiziki saldırıya uğradı.

Türkiye ‘normal’ini muhafaza ettikçe, her sezon sonunda saldırılar final yapacak ama bu dizi aslında hiç bitmeyecek.

Akif Kurtuluş, Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Serbest avukatlığın yanı sıra işçi sendikalarında hukuk danışmanlığı yaptı. Yazın hayatına 1981’de Yarın ve Edebiyat Dostları dergilerinin kurucuları arasında yer alarak başlayan Kurtuluş; şiir, deneme ve hukuk üzerine pek çok mecrada yazdı. Yalan Şiirler (1983), Tören Provası (1989) Kırgınlıklar Galası (1997), Herkes Gitmiş (2005), Hayat Saat Farkıyla (2017), Herkes Gitmiş Hepsi Bir Arada (2021) adlı şiir kitapları bulunmaktadır. Herkes Gitmiş adlı toplu şiir kitabıyla 2005 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. Ekim Devrimi 1917 – 1932 (1998) araştırma kitabı ile Romantik Korno (1998), Harita Metod Defteri (2000) adlı deneme kitaplarının yanı sıra Mihman (2012) ve Ukde (2014) adlı romanların yazarıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
AKİF KURTULUŞ Arşivi