Ofsayt çizgisini aşan kadınlar

BURAK SOYER

Erdem Göktürk, “Ofsayt Bilen Kadınlar” kitabında sadece kadın futbolunun dünyadaki ve Türkiye’deki seyrine ışık tutmuyor. Kadınların sahaya çıkmasının ardından magazin basınında da olsa büyük ilgiyle karşılanmaları, politik olarak hayli hararetli yıllarda futbol gibi bir mücadele ve gösteri alanında yer almaları, toplumda var olan ancak her dönemde olduğu gibi görmezden gelinen mücadelelerini tam göbeğine taşıması açısından da önem taşıyor. “Bizim çocuklar”ın bu yılki Dünya Kupası’ndaki hezimetinin ardından, hali hazırda ligler de başlıyorken, “Ofsayt Bilen Kadınlar”, kadınların sadece sahadaki yerini değil, toplumsal normların çizdiği sınırlar içindeki yeri üzerine de düşünmeye itiyor.

Çok sevdiğim bir oyuncu olan Erkan Kolçak Köstendil’in onlarca şehir, ülke gezen tek kişilik oyunu “12 Numaralı Adam”ı geçen yıl Baba Sahne’de büyük bir heyecan ve beklentiyle izlemeye gittiğimde oyunun yarısında çıkacağım aklımın ucundan geçmemişti. Gençlik zamanında Bursaspor’un altyapısında kalecilik yapan Köstendil’in oyunu, futbol, kalecilik hikâyelerinden yola çıkarak günümüzde önümüze konan ne varsa topa tutan bir oyun olarak yazıldı, çizildi. Öyle de başladı, devam etti. Ancak mevzu bir yerden sonra Köstendil’in ofsayt nedir diye açıklarken, “Hanımlar dikkat!” uyarısının ardından ofsaytı bir alışveriş şekliyle canlandırmasının ardından oyun araya girdi ve ben de “Hâlâ kadınlar ofsayatta mı duruyor?” sorusuyla oyunun yarısında çıktım. Halbuki Chelsea’nin adını unuttuğum kalecisinin, yoğun sis altında oynanan maçın iptal edilmesinin ardından sahada unutulmuş olmasını Erkan Kolçak Köstendil, muhteşem bir oyunculukla anlatarak bu trajikomik olaya ayrı bir tat katmıştı. Bu kimsenin ilgisini çekmezken, kadınların futbola olan ilgisini artık kabak tadı veren ofsaytla ilişkilendirilmesineyse bütün salon yarıla yarıla gülmüştü. Futbolu hobi olarak izlemeye başladıktan sonra “Yerel Futbol”un yayın kurulunda yer alan, 2012 yılından bu yana da Dudulluspor’da, Gençlerbirliği’nde ve kendi kurduğu Defenspor’da kız çocuklarının ve kadınların spora dahil olmasına katkıda bulunan Erdem Göktürk’ün İletişim Yayınları’ndan çıkan “Ofsayt Bilen Kadınlar” kitabı önüme düştüğünde aklıma direkt “12 Numaralı Adam”daki o sahne geldi. Evet, tüm dünyada futbol hâlâ bir erkek oyunu olarak görülüyor. Futbol oynayan kadınlara bir “tuhaf” bakılıyor ve aslında bu durum, üzerinde bu açıdan hiç durulmamasına rağmen, özellikle bizim gibi futbolla yatıp kalkan ve kadın-erkek ayrımının bu kadar belirgin olduğu toplumlarda bu eşitsizliğe futbol gibi geniş bir çerçeveden bakarak, sadece “ofsayt bilmek”le kalmayıp, meşin yuvarlağın peşinde kendi mücadelelerini veren kadınların hikâyesini anlatıyor. Futbolu -her ne kadar o safhayı geçeli çok olsa da- bir “oyun” olmaktan çıkarıp, gündelik hayatla, kültürle, sınıfsal çatışmayla, kimlik, aidiyet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğin çerçevesi içinde ele alan “Ofsayt Bilen Kadınlar”, yeşil sahayla yaşamın arasındaki incecik çizginin üzerinde kendi hikâyesini yazan kadın futbolunu mercek alıyor.

ofsayt-bilen-kadinlar-kapak

Modern futbol ortaya çıktığında da kadınlar vardı

Kadınların futbola olan ilgisinin, modern futbolun kurallarının belirlenmesi için 1863 yılında İngiliz Futbol Birliği’nin kurulduğu tarihle beraber başladığını belirterek kitabına giriş yapan Erdem Göktürk, savaşların yoğun olduğu 19. yüzyılda kadınların hem cephede hem de sahada nasıl savaştıklarını gerçek olaylar ve belgeler eşliğinde okura aktararak açılışını yapıyor. Devamında kadın futbolunun 1954 yılında Fenerbahçe’nin kalecisi Cihat Arman’ın düzenlediği “İstanbul Spor Festivali”ne “renk katmak” için Arman’ın İzmir’deki bir maçta altı kadının da oynadığını görünce bunu festivale de taşımak istemesinin ardından 4 Temmuz 1954 tarihinde 20 bin kişinin izlediği Türkiye’deki ilk kadın futbol maçını dönemin gazetelerinden derlediği haberlerle “bildiriyor”. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından nispeten “soğuyan” ortamda, savaşı kaybedip 1954’te Dünya Kupası’nı kazanan Almanya’da kadınların futbola olan ilgisinin artışından bahsederken öte yandan bizde kadın futbolunun on dört yıllığına kapandıktan sonra Çekoslovkya’dan gelen bir kadın takımının Türkiye’de maç yapmak istediği teklifiyle, tüm dünyada profesyonel olarak top koşturan kadınların artık resmi olarak Türkiye’de de dillendirilmeye başlanmasını bir milat olarak görüyor.

Kadınların önce hakem olarak boy gösterdiği Türkiye’de, esas kırılma 1970’li yıllarda kurulan İstanbul Kız Takımı, Kınalıada Kız Futbol Takımı’yla gerçekleştiğinin ifade edildiği kitapta, uzun süre gösteri maçlarıyla devam eden kadın futbol müsabakaları ülke çapında büyük ilgi görürken, sonrasında 1973 yılında kurulan Dostlukspor’sa kadın futbolunun resmiyeti olmaması nedeniyle bir spor kulübü statüsünün dışında kaldı. Haliyle bu takımların arasında oynanan maçlar da spor basınından çok magazin basının ilgisini çektiğine dikkat çekiliyor.

İlk resmi müsabaka

1970’lerin sonlarına doğruysa kadın futbolunun durumu şu satırlarla daha da netleşiyor: “İncirlispor erkek futbolunda resmi olarak faaliyet gösterirken kadın takımını kuran ilk kulüp olma özelliğini taşıyordu. O dönemde tek bir tip sporcu lisansı vardı ve hangi branşlarda geçerli olduğu lisansın üzerine yazıyordu. İncirlispor voleybol ve basketbol takımının oyuncularıyla futbol takımı kurduğunda, lisanslarına futbol branşını da ekletti. Bu sayede, bir ligi ve lisans gerekliliği olmayan kadın futbolunda, ilk resmi lisanslar İncirlispor adına çıktı…’Azimliyiz, rakiplerimiz yeneceğiz’ parolası ile kurulan Nazendespor ise maç oynamadan tarihe karıştı…Dostlukspor rüzgârı İzmir’e 1976’da ulaştı ve ilk denemeyi İzmirsporyaptı…Futbol oynamak isteyen kızlara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sahip çıktı. Atatürk Stadının dış sahaları açıldı. İl Müdürü Bahri Vreskala’nın yeğeni Şehnaz (Daha sonra Şehnaz Dilan adı ile mankenlik, oyunculuk ve şarkıcılık gibi alanlarda adını duyurdu) da takımın kurucuları arasındaydı. Filizspor ismini alan takım İzmir Alsancak Stadyumunda 30 Ekim 1978 tarihinde Dostlukspor ile maça çıktı.” Ve Türkiye’de 22 Aralık 1993 yılında da ilk kadın futbol ligi başlıyor…

Erdem Göktürk, “Ofsayt Bilen Kadınlar” kitabında sadece kadın futbolunun dünyadaki ve Türkiye’deki seyrine ışık tutmuyor. Kadınların sahaya çıkmasının ardından magazin basınında da olsa büyük ilgiyle karşılanmaları, politik olarak hayli hararetli yıllarda futbol gibi bir mücadele ve gösteri alanında yer almaları, toplumda var olan ancak her dönemde olduğu gibi görmezden gelinen mücadelelerini tam göbeğine taşıması açısından da önem taşıyor. “Bizim çocuklar”ın bu yılki Dünya Kupası’ndaki hezimetinin ardından, hali hazırda ligler de başlıyorken, “Ofsayt Bilen Kadınlar”, kadınların sadece sahadaki yerini değil, toplumsal normların çizdiği sınırlar içindeki yeri üzerine de düşünmeye itiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
BURAK SOYER Arşivi

Anarşizm: Mümkün ütopya!

13 Ocak 2026 Salı 08:39

Ve Teoman perdeyi kapatıyor (mu?)

15 Ekim 2025 Çarşamba 00:30