HASAN AYDIN
1 Haziran'dan 14 Temmuz'a özel sektör öğretmenlerinin mücadelesi
HASAN AYDIN
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, bugün (14 Temmuz) toplanacak olan TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin Taban Maaş Kanunu ve mülakat mağduru öğretmenlerin atanması konusunun görüşülmesi için aynı gün saat 11.00'de Ankara'daki Meclis Parkı'nda bir basın açıklaması gerçekleştirecekti. Ancak polis, öğretmenlerin parka girmesine izin vermedi.
1 Haziran Pazartesi günü Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde bir basın açıklaması yaparak taban maaş kanununun çıkarılmasını, mülakat mağduru öğretmenlerin atamalarının yapılmasını ve özlük haklarının iyileştirilmesi taleplerini dile getirmişti. Ankara’daki eylemde, verilen sözlerin ve taleplerin karşılanmaması hâlinde 14 Haziran’dan itibaren süresiz eylemlere başlanacağı duyurusu yapılmıştı.
Mağduriyetlerin giderilmesi için yetkililerin verdikleri sözler tutulmayınca öğretmenler, 14 Haziran'da bir kez daha Ankara'ya geldiler. Millî Eğitim Bakanlığı önüne gitmek için Güvenpark'ta toplanan öğretmenlere polis müdahale etti. Bir gün sonra da Kurtuluş Parkı'nda yine polis müdahalesi ile karşı karşıya kalan öğretmenler açlık grevine başladılar.
15 Haziran'da başlayan açlık grevleri
Açlık grevi, öğretmenlerin ilk tercihi değildi; kendilerine bırakılan son seçenekti. Bir öğretmenin öğrencilerini en iyi şekilde yetiştirmesi için sağlıklı bir bedene ve zihne ihtiyaç duyarken, özel sektör öğretmenleri yaşamlarını açlık grevi ile riske atarak hak aramak zorunda bırakıldılar. On üç gün süren açlık grevi, Kurtuluş Parkı ve sendika temsilciliği binası önünde başlatıldı. Gözaltıların protesto edilmesiyle İstanbul, İzmir, Bursa, Mersin gibi birçok ilde de sendikaya destek eylemleri yapıldı. Açlık grevi süresince basın açıklaması yapmak isteyen öğretmenler, zaman zaman polislerin biber gazlı ve ters kelepçeli müdahaleleriyle karşılaştılar. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ve birçok üye öğretmene gözaltı işlemleri gerçekleştirildi. Daha sonra gözaltına alınanlar serbest bırakıldı.
Dayanışma ile büyüyen mücadele
Fiziki müdahale ve gözaltılara rağmen geri adım atmayan ve haklı talepleri için ısrarcı olan öğretmenler; demokratik kitle örgütleri, işçi sendikaları, akademisyenler, sanatçılar, birçok sol muhalif parti temsilcisi ve vicdanlı vatandaşlar tarafından yalnız bırakılmadılar. Onların desteğiyle güç ve moral kazandılar. Destek için gelen eğitim sendikalarının (Eğitim Sen ve Eğitim-İş) bazı yöneticilerine yönelik gözdağı niteliğinde gözaltı işlemleri yapıldı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, yüzüstü yere yatırılarak ters kelepçe uygulaması ile gözaltına alındı. İnsan onuruna aykırı, aşağılayıcı bir muamele niteliği taşıyan bu durum, kamuoyu ve eğitim emekçileri tarafından protesto edildi.
Yine Güvenpark'taki basın açıklamasına katılan Eğitim-İş Genel Örgütlenme Sekreteri Bülent Metin, Eğitim Sen Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ve 21 öğretmen gözaltına alındı.
Ulusal düzeyde yayın yapan bazı özel televizyon kanalları, oluşan kamuoyu tepkisi nedeniyle açlık grevini ve bu konuyla ilgili gelişmeleri kısa süreli de olsa haber saatlerinde vermek zorunda kaldılar.
Eylemlerin kamuoyundaki etkileri ve Yusuf Tekin'in açlık grevi hakkındaki görüşleri
Düşük ücretler, iş güvencesizliği, kısa süreli sözleşmeler, sosyal hak kayıpları ve ağır çalışma koşulları ile mesleklerini sürdürmeye çalışan ve yeterince dikkate alınmayan özel sektör öğretmenlerinin sorunları, belki de bu son eylemlerle kamuoyu nezdinde daha da görünür hâle geldi. Daha önce de uzun süreli kararlı eylemler gerçekleştiren özel sektör öğretmenleri, nicelik açısından çok büyük katılım olmasa da 2026 Haziran'ında Türkiye eğitim sendikacılığı tarihine geçecek bir direnişe imza attılar.
Öğretmenlerin talepleri ne ayrıcalık ne de imtiyaz içeriyordu. Öğretmenler sadece insan onuruna yakışır çalışma koşulları ve ücret istiyordu.
Ankara'da eğitimcilerin açlık grevi devam ederken, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bir özel TV kanalında öğretmenlere yönelik dikkat çekici ifadeler kullandı. Bakanlığa intikal etmiş herhangi bir şikâyet dosyasının bulunmadığını ileri süren Bakan Tekin şunları ifade etti: "Keşke açlık grevi yapmadan önce şikâyetleri gelip Bakanlığa söyleseydiler. Hukuk devletinde önce suç işleyen yapı, hukuksuz işlem yapan bir yer varsa önce gelinir, idari işlem için itiraz edilir. Ondan sonra bu tür şeylere tevessül edilir. Bakanlığımıza ulaşmış, çalıştıkları okullarla ilgili herhangi bir şikâyet yok. Şikâyet yoksa kim tedbir alacak? Hukuk devleti böyle bir devlettir."
Açlık grevindeki öğretmenler, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "şikâyet yok" sözlerine ellerindeki dilekçelerle yanıt verdiler. Öğretmenler açıklamalarında, Bakan Yusuf Tekin ile yaklaşık üç yıl önce Millî Eğitim Bakanlığı binasında yaptıkları ilk yüz yüze görüşmeyi hatırlattılar. Öğretmenler, 26 Haziran'dan iki yıl önce Ankara Gölbaşı'nda Morgan Uygulama Oteli'nde yapılan görüşmeye dikkat çekerek Meclis yakınında 52 gün nöbet tuttuklarını ve geçen yıl İstanbul'dan Ankara'ya yürüdüklerini hatırlattılar.
Açlık grevinin sona ermesi
27 Haziran günü Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Şubesi önünde 13 gün boyunca sürdürülmüş olan açlık grevine son verildi. Ankara Valiliği'nin NATO Zirvesi kapsamında yayımladığı genelgeye dikkat çekilerek anayasal ve demokratik hakların kısıtlandığı, sendika tarafından ifade edildi.
Sendika adına yapılan açıklamada, "Arkadaşlarımızın, ailelerimizin hayatı ve yaşayabilecekleri olumsuz durumlar karşısında sorumlu davranıyor, kamuoyunun ve kamuoyu temsiliyetini üstlenmiş olan aydın, akademisyen, sanatçı dostların çağrısına karşılık veriyor, açlık grevimizi sonlandırıyoruz. Mücadelemiz illerde farklı biçimlerde, büyük bir isteklendirme ve enerji ile devam edecektir." denildi.
Açıklamanın devamında, öğretmenlerin taleplerinin yalnızca çalışma koşullarını iyileştirmeyi değil, eğitim alanında yaşanan yapısal sorunların çözümünü de amaçladığı; iktidarın talepler karşısında çözüm üretemediği öne sürülürken, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TBMM Millî Eğitim Komisyonu üyeleri ve ilgili siyasi aktörler çözüm için adım atmaya çağrıldı. Çözüm sağlanamaması hâlinde eylemlerin yeniden Ankara'ya taşınacağı bildirildi.
Bu açıklama geri çekilmek anlamına gelmiyor, mücadelenin başka bir aşamaya taşınacağını işaret ediyordu. Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre, 2024-2025 eğitim öğretim yılında 14 bin 700 özel okulda, düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda 177 bin 738 özel okul öğretmeni çalışmaktadır.
Araştırmalar; özel eğitim sektöründe çalışan öğretmenlerin yüzde 92,4'ünün her yıl yenilenen belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, belirsiz süreli sözleşmeye sahip olanların oranının yalnızca yüzde 1,3 olduğunu, çalışan öğretmenlerin yüzde 51,9'unun hiçbir gerekçe gösterilmeden iş akitlerinin sona erdirildiğini, iş güvencesinin işverenin inisiyatifine bırakılmış olduğunu, alınan ücretlerin öğretmenin geçimini sağlayacak düzeyde olmadığını, maaşların yaklaşık dörtte birinin elden ve geç ödendiğini, gerçek ücret üzerinden SGK priminin yatırılmadığını, kadın öğretmenlerin toplumsal cinsiyet temelli baskılarla karşı karşıya olduklarını, öğretmenlere yönelik mesleki gelişmeye ilişkin desteklerin yetersiz olduğunu, uzun çalışma saatleri ve ders dışı yoğun iş yükünün de öğretmenlerin verimini olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.
Öğretmenlerin bu eylem süreci, eğitimin özelleştirilmesi, ataması yapılmayan öğretmenlerle özel sektör öğretmenlerinin sorunlarına mesafeli duran yandaş kamu sendikacılığını da sorgulamaya ve tartışmaya açmıştır. Özel sektör öğretmenlerinin ve mülakat mağduru öğretmenlerin talep ve sorunlarının, çıkarılacak yasalar ve yönetmeliklerle çözümü için vakit geçirilmeden harekete geçilmelidir.
Tarih, haklı talepleri uğruna bedel ödemeyi göze alan ve bu uğurda kararlı mücadele yürütenlerin başarı örnekleriyle doludur.
LGS sonuçları ne anlatıyor?
11/07/2026 10:19TÜİK verileri ve maaş zamları
05/07/2026 00:10Emeklilerin ortak geleceği çalıştayı
21/06/2026 05:50YKS: Bilginin mi, imkanın mı sınavı?
20/06/2026 08:02LGS'de fırsat eşitsizliği: Aynı sınav, farklı koşullar
12/06/2026 09:50Dünya Çevre Günü ve çevre hakkı
05/06/2026 07:12Mülakatın ve güvencesizliğin mağduru öğretmenler Ankara'da
01/06/2026 10:41Emekli sendikalarının kapatılması ve önerilenler
19/05/2026 00:45Okullarda şiddet ve geç kalan devlet gerçeği
27 Nisan 2026 Pazartesi 05:37Köy Enstitüleri: Anadolu'nun karanlığında yanan aydınlanma meşalesi
17 Nisan 2026 Cuma 00:30