Üniversite öğrencilerinin barınma krizi: Yatak azalıyor, fatura büyüyor

HASAN AYDIN


Binlerce üniversite adayının YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan barınma krizi devam ediyor. Barınmanın eğitim hakkının maddi koşulu ve sosyal devletin sorumlulukları arasında olduğunu dikkate almayan AKP iktidarı, “her ile üniversite" politikası ile üniversite ve öğrenci kontenjanlarını artırırken, yeterli kapasitede yurt ve barınma olanaklarını eş zamanlı olarak oluşturamadı.
Devlet yurtlarının ve öğrenciye verilen burs kredilerinin yetersizliği, sürekli olarak yüksek oranda artan özel yurt ve kiralık konut fiyatları, beslenme ve ulaşım maliyetleri; öğrencileri aile desteğine, borçlanmaya veya güvencesiz işlerde çalışmaya yöneltmiştir.
Ekonomik durumu uygun olmayan öğrenciler, bulundukları ilin dışında barınma ve eğitim maliyetlerini karşılayamayınca ya da kayıtlarını donduruyor ya da okulu bırakıyor. Araştırma sonuçları,57 bin 435 öğrencinin 2025 yılında okul kaydını dondurduğunu, 615 bin 719 öğrencinin ise son 15 yılda okulu bıraktığını ortaya koymaktadır.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 25.maddesinde "herkesin sağlık ve yeterli koşullarda barınma, yiyecek, tıbbi bakım haklarına sahip olduğu" ifade edilirken,1982 Anayasası'nın 57. maddesinde konut hakkı, sosyal haklar arasında sayılmıştır.

İktidarın ve muhalefet partilerinin seçimler öncesi dönemlerde en önemli vaatlerinden biri olan öğrencilerin barınma sorununun çözümü için gerçek anlamda bir planlama yapılmamıştır.

Devlet yurtlarının kapasitesi, yerleştirilme oranları, tercih edilecek üniversitelere olan uzaklıkları ve yeni eğitim-öğretim döneminde yurtlar için alınacak ücretlerin ne kadar olduğu, tercihlerin yapıldığı süre boyunca öğrencilere ve kamuoyuna duyurulmamıştır. Devlet yurtlarına ilişkin bilgilerin tercihlerden sonra açıklanması; öğrenciyi hangi ilde ve ne kadarlık bir maliyetle barınacağını bilmeden karar vermesine neden olmuştur.
YKS sonucu almış oldukları başarı puanıyla tercihlerini yaparak istedikleri üniversiteye yerleşmiş ve örgün eğitim görecek binlerce öğrenci, gitmiş oldukları il ve ilçelerde barınma, beslenme ve ulaşım açısından çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Üniversiteyi kazanan her öğrencinin devlet yurtlarında barınma ihtiyacı olmayabilir. Ailesinin yanında kalıp okuyan binlerce üniversiteli öğrenci de vardır.

yurt-fiyatlari
Devlet yurtlarında barınma

Yaşadığı ilin dışındaki bir ilde üniversite eğitimini sürdürecek öğrencilerin, barınma alternatifleri devlet yurtları, özel yurtlar veya kiralık evler olabilmektedir. Farklı bir ildeki bir üniversitede okuyan öğrencinin barındığı yer, onun sağlığını, güvenliğini, akademik başarısını, kişisel ve sosyal gelişimini de etkilemektedir. Devlet öğrenci yurtları, genellikle dar gelirli ailelerin çocukları tarafından tercih edilmektedir.

1961 Anayasası'nın 50. maddesinde yer alan "Devlet maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek öğrenim derecelerine kadar çıkmalarını sağlamak amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar." hükmü gereğince 22.08.1961 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 351 sayılı Kanun ile Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu kurulmuştur. Bu kurum, önce Millî Eğitim Bakanlığı'na(MEB), sonraki yıllarda sırasıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı'na (GSB), devamında MEB'e, sonraki tarihlerde doğrudan Başbakanlık'a, 2011'den itibaren de tekrar GSB'ye bağlanmıştır.

Daha önce 351 sayılı Yükseköğrenim Kredi Yurtlar Kanunu'nda yer alan " Yurtlar Kurumu" ibaresi 09.07.2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile " Yurt Hizmetleri" şeklinde değiştirilmiştir.

Kredi ve Yurt Hizmetleri Genel Müdürlüğü; yurt içinde ve dışında yükseköğretim öğrencileri için, yurtlar yapmayı ve bunların işletmesini sağlamayı, beslenme yardımı yapmayı, eğitim, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle öğrencilerin milli, manevi gelişmelerine katkı sağlamayı, kredi ve burs vermeyi amaçladığını ifade etmektedir.

Devlet yurtlarında barınan öğrencilerle ilgili yapılan araştırmalarda, bu yurtlarda çıkan yemeklerin genellikle kalitesiz olması, hijyen koşullarının yetersizliği, bazı yurtlarda psikososyal servis elemanlarının öğrencilere yeterli düzeyde destek vermemesi ve katı yurt kurallarının sürdürülmesi, odaların küçük olması ve buralardaki yatak sayısının fazlalığı, yurdun üniversite kampüsüne uzaklığı ve asansör arızalarının yarattığı tehlike gibi sorunlar öne çıkmaktadır. Bu sorunlardan bazıları toplu zehirlenmelere, bazıları da öğrenci ölümlerine neden olabilmektedir.

Örneğin 23 Ekim 2023’te Aydın Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu'nda meydana gelen asansör kazasında 15 öğrenci yaralanmış, üniversite öğrencisi Zeren Ertaş ise yaşamını yitirmişti. 12 Kasım 2023'te Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Kampüsü'ndeki Bediüzzaman Said Nursi Yurdu'nda kalan 117 öğrenci, yedikleri tavuk yemeğinden etkilenerek gıda zehirlenmesi şüphesiyle kentteki hastanelere kaldırılmıştı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın farklı tarihlerde açıklamış olduğu veriler de değişmektedir. GSB'nin verilerine göre 2025 Haziran ayında 996 bin 306 olan yatak kapasitesi, 2025 Kasım ayında 81 il,271 ilçe ve KKTC'de de (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) 880 devlet yurdunda 1 milyon 3 bin 259'a ulaşmış, 30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yatak kapasitesi 993 bin 258'e düşmüştür.

GSB, 2026 yılının ilk yarısında hizmete açılan yurt ve bloklarla yatak kapasitesinin 10 bin 538 artırıldığını, öte yandan ömrünü tamamlamış, deprem güvenliği sağlamayan veya kira sözleşmesi sona eren 9 bin 577 kapasiteli 28 bloğun kapatıldığını, ayrıca 4 bin 142 yatağın da ' bina kapasitesi değerlendirilmesi' ile azaltıldığını açıkladı. GSB,başka bir ilde okuyan öğrenci sayısını ve gerçekte kaç devlet yurduna ihtiyaç duyulduğunu il ve üniversite bazında net olarak açıklamamaktadır.

25-29 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen GSB yurt başvuru sonuçları 8 Eylül'de açıklandı. Yurt kayıt işlemleri ise 10 Eylül 2026'da sona erdi. Bu arada geçen yıl oda tipine göre 750 TL ve bin 250 TL arasında değişen Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK)yurt ücretleri, yapılan düzenleme ile bu yıl bin TL ile bin 590 TL arasında olacak. KKTC'de ise bu fiyat 2 bin 100 TL olarak belirlendi.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Cebeci Site Kız Öğrenci Yurdu'ndaki GSB Yurt Koordinasyon Merkezi’nde, 2026-2027 yılı eğitim-öğretim dönemi bakanlık yurtlarına başvuru ve yerleştirme sürecine ilişkin yaptığı açıklamalarda, “Bu yıl ilk yerleştirme sonucunda bir rekora imza atarak yüzde 90 oranında öğrencimizi yurtlarımıza yerleştirdik. Geçen yıl bu oran yüzde 87'ydi" dedi.

Bakan Bak, konuşmasının devamında, "2002 yılında Türkiye genelinde 190 yurtta, 182 bin 258 yatak kapasitesiyle hizmet verilirken bugün 81 il, 271 ilçe ve KKTC'de 867 yurtta, 1 milyonu aşkın yatak kapasitesiyle gençlerimizin hizmetindeyiz. 2002'den bu yana toplam yatak kapasitemizde yüzde 439 oranında artış sağladık." açıklamasında bulundu.

Yeni açılan yurtların ve artırılan yatak kapasitelerinin ilan edilip, kapatılan yurtlardan ve gerçek yurt açığından bahsedilmemesi, barınma krizinin üstünü örtmeye hizmet etmektedir. Kalıcı yeni yurtlar inşa etmeden mevcut olan odalara ek yatak ve ranza konulması, yatak kapasitesini ve barınma niteliğini göstermez. Bu durum, aksine, öğrencilerin çalışma koşullarını engellemekte ve onları adeta askeri koğuş tipi odalara mahkûm etmektedir.

Yurtlara mevcut kapasitenin üzerinde öğrenci alınırsa yemekhane, kafeteryada öğrenci sirkülasyonu giderek artacak, asansör, internet ve ortak alanlar daha fazla kullanılacak, su tüketimi ile birlikte ısıtma ve aydınlatma için daha fazla elektrik enerjisi kullanılacaktır. Sonuçta öğrencinin yurttaki yaşam kalitesi de düşecektir.

Bazı üniversitelerin kampüsü içinde KYK yurdu bulunurken, bazı yerlerde ise bu yurtlar kampüsten kilometrelerce ( ortalama 5-10 km) uzakta olabilmektedir. Yurdun uzak olması, hem ulaşım giderlerini hem de yolda geçirilen süreyi artırmaktadır. Gece sınırlı saatlerde yapılan toplu taşımalar, özellikle kız öğrencilerin güvenliği açısından risk taşıyabilmektedir.

yurt-eylemiKiralanarak hizmete açılan devlet yurtları

Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurt Hizmetleri Müdürlüğü, bazı illerde öğrencilerin barınma talebini karşılayabilmek için mülkiyeti şahıslara veya şirketlere ait olan binaları yurt yapmak amacıyla kiralamaktadır.

Acil barınma talebi; yüksek maliyet, üniversite kampüsüne yakın bölgelerde yurt inşa edilebilecek kamu arazisinin bulunmaması ve hızlı kapasite artışı gibi gerekçelerle, sıfırdan kalıcı yurt binası inşa edilmemesi anlayışının çeşitli yönleriyle tartışılması gerekir.
Vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerin devlet yurtlarında barınması
Vakıf üniversitelerinde ücretli veya burslu okuyan öğrenciler, çelişkili gibi görünse de, GSB Yurt Hizmetleri Yönetmeliği gereğince başvuru şartlarını taşıdıklarında, devlet yurtlarından faydalanabilmektedir.


Kamuoyunda özellikle yüksek ücretler ödeyerek vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerin neden devlet yurtlarına ihtiyaç duyduklarına dair sorular öne çıkmaktadır. Vatandaş vakıf üniversitelerinde yüksek puan alarak tam burslu okuyan öğrencilerin devlet yurdunda kalmalarını uygun görürken, ücretli okuyanların devlet yurdunda kalmasını adaletli bulmamaktadır. Yetkililer, sadece katkı kredisinden yararlanamayan fakat hem burs hem de yurtta kalma hakkı olan vakıf üniversitesi öğrencilerine bu hakkın, fırsat eşitliği, kamusal hak, öğrencilerin puanlama sistemine tabi olması ve bazı istisnai durumlar için uygulandığını ifade ediyorlar.


Özel yurtlar ve alınan yüksek ücretler

Üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyacının karşılanabilmesi için devlet yurtlarının yanı sıra bazı özel kuruluşlar da pansiyon ve özel yurt işletebilmektedir. Bu özel yurtların kuruluş izni, gözetimi ve denetimi Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.

Yüksek fiyatları nedeniyle dar gelirli ailelerin çocukları, genellikle bu yurtları tercih etmemektedirler. Özellikle yüksek gelire sahip ailelerin çocuklarının tercih ettiği özel yurtların bir kısmı da vergiden muaf olan ve "kamu yararına" çalışan ve aynı zamanda tarikat ve cemaat bağlantılı olduğu ifade edilen vakıf ve derneklerin kontrolünde işletilmektedir.

Vakıf üniversitelerinde tam burslu ve diğer burs avantajına sahip öğrenciler, yurt ücretlerini, yemek, ulaşım, kitap, kırtasiye ve diğer kişisel giderlerini kendileri karşılamak zorundadır. Kısaca tam burslu ve diğer burs haklarından yararlanarak okuyan öğrenciler, ancak ücretli olarak barınabilmektedirler. Örneğin 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde vakıf üniversitelerinden Koç Üniversitesi'nde tek kişilik banyolu bir odanın yıllık ücreti 461 bin 800 TL iken, Bilkent Üniversitesi'nde bu miktar iki kişilik oda için 282 bin TL olabilmektedir.

İstanbul’da bu öğretim döneminde özel yurtlarda oda tipine göre aylık ücretler yaklaşık 25 bin TL ile 76 bin TL arasında değişmektedir. Anadolu’daki illerde de yurt fiyatları büyük şehirlerdeki kadar olmasa da oldukça yüksektir.

Öte yandan KYK yurtlarının kapasite yetersizliği, ev kiralarının ve özel yurt ücretlerinin yüksekliği nedeniyle barınma sorunu yaşayan öğrencilerin," kar amacı gütmediği, kamu yararına çalıştığı" ifade edilen, dernek ve vakıf yurtlarında barınmaya mecbur bırakılması da üzerinde durulması gereken bir konudur. GSB, bu dernek ve vakıfların yurtlarında kalan ve mevzuat koşullarına uyan öğrencilere beslenme ve barınma giderleri için kamu bütçesinden geri ödemesiz yardım yapmaktadır. Bu yardım yapılırken 351 sayılı Kanun'un ilgili yönetmeliği esas alınmaktadır. Ödemeler, şartları sağlayan öğrenciler adına vakfın veya derneğin hesabına yatırılmaktadır.

Sadece devlet yardımından yararlanacak öğrencinin durumunu değil, vakıf ve derneğin barındırdığı öğrencilerin yüzde 10'unun da ücretsiz barındırılmasını dikkate alıyor. Bu ödemeler, öğrencinin kayıtlı olduğu dönemi esas alarak 9 ayı geçmeyecek şekilde yapılmaktadır. Kamuoyunun büyük çoğunluğu tarikat ve cemaat bağlantılı yurtlara değil, ayrım gözetilmeden tüm öğrencilere barınma ve beslenme hizmetinin verilmesinden yanadır.

sehir
Fahiş fiyatta ev kiraları

Kapasite yetersizliği nedeniyle devlet yurtlarında, yüksek orandaki özel yurt ücretleri nedeniyle özel yurtlarda barınma imkânı bulamayan öğrenciler, ekonomik durumlarına uygun gelebilecek evleri tek başına veya birkaç arkadaşıyla birlikte kiralama yoluna başvurmaktadırlar.

Kapitalist sistem içinde büyük sermaye birikimi için sürekli üretilmesi gereken bir meta haline gelen konutun değeri, kullanım değerinin önüne geçmiştir. Kiralık konut fiyatları, özellikle büyük şehirlerdeki önemli üniversitelerin bulunduğu yerlerde çok yüksek seviyeye çıkmıştır. Örneğin Ankara'da ODTÜ'ye yakın mahallelerde 35-40 yıllık eski, kentsel dönüşüme girmesi gereken bazı konutlar, öğrencilerin yoğun barınma talebiyle 35-40 bin TL'ye kiraya verilebilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2026 yılı Temmuz ayı Yeni Kiracı Endeksi yıllık yüzde 28,4 artarken, endeks değerleri İstanbul, Ankara ve İzmir'de sırasıyla yüzde 32,4, 28,6 ve 26,3 oranında arttı.

Ev tutan öğrenciler, kira dışında depozito, emlakçı komisyonu ve ilk ayın kirasını peşin ödemek zorundadırlar. Bu masrafların dışında aidat, su, elektrik, internet, ısınma ve ulaşım giderleri de artmaktadır.


Üniversitesi olan Anadolu'nun küçük şehirlerinde öğrenci evlerinin kiraları da 20 bin TL ile 30 bin TL arasında değişmekte. İstanbul'da ise kiralar semtine göre 30 bin TL'den başlayıp 70-80 bin TL'ye çıkabiliyor.

Bazı ev sahipleri, evlerini kiralayan öğrencilere yönelik bazı yasak ve kriterler getirmekten de geri durmuyor. Eve giriş saatlerine uyulmaması, evcil hayvan beslenmesi, misafir kabulünün sınırlı tutulması, gürültü ve ses çıkaran aletlerin mümkünse kullanılmaması, daha önce oturdukları ev sahibinin kimlik bilgilerinin istenmesi gibi etik olmayan ve kural dışı kuralların devreye sokulması, kişi özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik tutumlardır.

Ekonomik yetersizlikler nedeniyle kentin dış mahallelerinde bir araya gelerek ev tutan öğrenciler, kiralarını ve diğer ihtiyaçlarını dışarıda küçük işlerde düşük ücretle çalışarak temin etmektedirler.

Başka illerde öğrenim görmek zorunda kalan öğrencilerin barınma sorununu çözecek olan devlettir. Öğrencinin barınma sorunu çözülmeden eğitimde fırsat eşitliğinden bahsedilemez. Üniversite öğrencileri, üniversiteye hazırlıkta ekonomik anlamda dezavantajlıdırlar. Öğrencilerin eğitim-öğretimde karşılaştığı sorunlar; yüksek enflasyon, işsizlik, mal fiyatlarındaki artış ve kiralık konut arzındaki daralma ile birlikte daha da derinleşebilmektedir.

Yükseköğrenim gören öğrencilerin barınma sorununun çözümünde;
• İlgili bakanlıklar, yerel yönetimler ve STK'lar bir araya gelerek öğrencilerin barınması konusunda bir strateji belirlemelidir.
* Gerçek yurt ihtiyacı ve yatak kapasitesini GSB, kısa zaman aralıklarında kamuoyu ile paylaşmalıdır.
* Kalıcı, modern ve barınma ihtiyacına cevap verebilecek devlet yurtlarının sayısı artırılmalıdır.
• Kamu kaynakları özel bina kiralanmasına ve tarikatların desteğindeki çeşitli vakıf ve derneklere aktarılmamalıdır.
* Yurtlar, üniversitelere ve kent merkezine uzak alanlara inşa edilmemelidir.
* İktidar, maddi nedenlerle barınma sorunu yaşayıp, kaydını donduran veya eğitimine ara veren öğrencilere yönelik kalıcı bir çözüm üretmelidir.
* Yurtlardaki odalara ek fazla yatak atarak, kapasite artırımı yoluna gidilmemelidir.

• Öğrencinin sosyal yaşamı, maliyet hesaplarına ve kapasite rakamlarına heba edilmemelidir.
* Barınma sorununu fırsata çevirmek isteyen, dini referansları öne çıkarıp kaçak olarak hizmet veren bazı yurt ve pansiyonlar için şeffaf denetimler artırılmalıdır.

Üniversite öğrencilerini yetersiz yurt kontenjanları, yüksek özel yurt ücretleri, fahiş ev kiraları ve güvencesiz yaşam koşulları içinde seçim yapmaya zorlamak, ülkenin geleceğine de zarar verecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
HASAN AYDIN Arşivi