İLKE ATİK TAŞKIRAN

İLKE ATİK TAŞKIRAN

Dijital dünyadan çıkışın maliyeti: Sessizliğin metalaşması

İLKE ATİK TAŞKIRAN

Geçen hafta Akdeniz Üniversitesi'nde bir grup öğrenci, kampüste düzenlenen bir etkinliğe katılabilmek için telefonlarını girişte görevlilere teslim etti. Karşılığında ne aldılar?

Beş saat.

Beş saat boyunca bildirim yoktu. Sosyal medya yoktu. Sonsuz kaydırma yoktu. Algoritmaların yönettiği ekran akışı yoktu. Sadece birbirleri vardı.

Ve bu durum haber oldu.

Bir grup gencin telefonlarını yalnızca beş saatliğine bırakabilmesi neden haber değeri taşıyor?

Artık bu herkesin istediği an yapabileceği sıradan bir davranış değil. Birçok insan için giderek zorlaşan bir beceri.

Bir zamanlar insanların doğal olarak yaptığı şey, bugün özel olarak organize edilen etkinliklerin konusu.

Telefon artık bir iletişim aracı değil

Öğrenciler, etkinlik sonrasında yaptıkları açıklamalarda ilk saatlerde zorlandıklarını anlatıyor. Ellerinin sürekli telefonlarına gittiğini, bir şeylerin eksik olduğunu hissettiklerini söylüyorlar.

Bu durum şaşırtıcı değil.

Son on yılda telefonlarımız iletişim aracı olmaktan çok daha fazlasına dönüştü.

Artık onlar yalnızca konuştuğumuz cihazlar değil.

Boşluk hissimizi dolduran nesneler.

Sıkıldığımızda uzandığımız yerler.

Beklerken baktığımız ekranlar.

Yalnız kaldığımızda sığındığımız alanlar.

Bir anlamda günümüzün en yakın refakatçileri.

Bu tablo ne tesadüf ne de yalnızca bireysel tercihlerle açıklanabilecek bir sonuç.

Meta, TikTok, YouTube ve benzeri platformlar kullanıcıların mümkün olduğunca uzun süre içeride kalması üzerine kurulu bir ekonomik modelle çalışıyor.

Dikkat artık yalnızca psikolojik bir süreç değil, ekonomik bir değer.

Ne kadar uzun süre ekranda kalırsanız o kadar çok veri üretiyorsunuz.

Ne kadar çok veri üretirseniz o kadar çok reklam satılabiliyor.

Bu konu dünyanın hiçbir yerinde yalnızca bireysel irade meselesi olarak tartışılmıyor. Örneğin, California'da bu yıl görülen davada jüri, Meta ve YouTube'un genç kullanıcıları algoritmalar aracılığıyla bağımlı hale getirdiğine hükmetti. Bu karar, ekranla kurduğumuz ilişkinin artık yalnızca kişisel alışkanlık düzeyinde ele alınamayacağını gösteriyor. Karşımızda sadece "çok telefon kullanan gençler" değil, davranışı ölçen, yönlendiren ve tekrar tekrar geri çağıran sistemler var. Bir neslin dikkati şirketlerin büyüme modeli olarak kurgulanmış durumda.

Sessizlik artık bir meta

Bütün bunların ortasında gözden kaçan başka bir gerçek var.

Gençlerin beş saat boyunca yaptığı şey haber olurken, yetişkinler aynı şeyi yaşayabilmek için binlerce lira ödüyor.

Son yıllarda sessiz tatiller, dijital detoks kampları ve ekransız inziva programları dünyanın en hızlı büyüyen turizm trendlerinden biri haline geldi.

Oteller telefonları girişte topluyor. Bazıları Wi-Fi erişimini tamamen kaldırıyor. Bazıları ise "bildirimsiz hafta sonu", "sessiz yaşam deneyimi" ya da "ekransız kaçış" paketleri satıyor. Bir zamanlar hayatın doğal akışı olan şey, bugün premium hizmet olarak pazarlanıyor.

Burada durup biraz düşünmek gerekiyor.

Çocukların ekran bağımlılığını konuşurken yetişkinler ne hale geldi?

Gençlerin telefonu bırakamadığından yakınırken, yetişkinler telefonu bırakabilmek için rezervasyon yaptırıyor. Zamanını geri alabilmek için para ödüyor, birbirleri ile gerçekten konuşabilmek için ekranlardan uzaklaşmaya çalışıyor. Bir dönem özgürlük vaat eden cihazlar, bugün özgürlüğünü geri kazanmak için kaçmaya çalıştıkları nesnelere dönüşüyor.

Üstelik, sessiz bir sahil kasabasına gitmek, birkaç günlüğüne bağlantıyı kesmek, bir dijital detoks programına katılmak ya da doğanın içinde birkaç gün geçirmek belirli bir gelir düzeyi gerektiriyor.

Özgürlüğün bedeli herkese aynı değil

Dikkat ekonomisi herkesi eşit yakalıyor ama ondan kaçabilmek eşit dağılmıyor. Bir yanda kampüste telefonunu beş saatliğine bırakan öğrenci var. Diğer yanda aynı deneyimi yaşayabilmek için yüksek ücretler ödeyen yöneticiler. Aslında ikisi de aynı şeyi arıyor.

Biraz sessizlik.

Biraz dikkat.

Biraz zihinsel boşluk.

Biraz kendisiyle baş başa kalabilme imkânı.

Bu nedenle Akdeniz Üniversitesi'ndeki haber yalnızca gençlerle ilgili değil.

Belki de hepimizle ilgili.

Öğrencilerin beş saatliğine yaptığı şey, geleceğin önemli toplumsal meselelerinden birine işaret ediyor.

İnsanlık ilk kez özgürlüğünü genişletmek için geliştirdiği teknolojilerden uzaklaşabilmek adına mücadele veriyor.

Bir zamanlar ücretsiz olan özgürlük hissi, bugün yeniden elde edilmeye çalışılan en pahalı deneyimlerden birine dönüşüyor.

Ve giderek daha fazla insanın elde etmeye çalıştığı şey; kendi dikkati üzerinde yeniden söz sahibi olabilme hakkı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İLKE ATİK TAŞKIRAN Arşivi

Merhamet medyadan öğrenilebilir mi?

21 Nisan 2026 Salı 00:20

İnternetsiz bir dünya kuruluyor

14 Nisan 2026 Salı 00:10

Yapay zeka üretir, insan var eder

24 Mart 2026 Salı 00:15