Mülakatın ve güvencesizliğin mağduru öğretmenler 1 Haziran'da Ankara'da

HASAN AYDIN

Taban maaş hakları ellerinden alınarak güvencesizlik ve geleceksizliğe mahkûm edilen özel sektör öğretmenleri ile adaletsiz bir şekilde yapılan mülakatlar sonucunda atamaları yapılmayan 1611 öğretmen, 1 Haziran 2026 tarihinde saat 12.30'da Ankara'da Millî Eğitim Bakanlığı önünde bir araya gelerek taleplerini kamuoyuna bir kez daha duyuracaklar.

2 Temmuz ile 10 Ağustos 2024 tarihleri arasında 20 ilde ve 245 ayrı komisyonla gerçekleştirilen öğretmen mülakatları daha ilk günden itibaren yoğun tartışmalara neden olmuştu.

Türkiye, 6-7 Temmuz 2002 tarihinde Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sistemini büyük ölçüde torpil ve kayırmacılık iddialarını azaltmak amacıyla uygulamaya koymuştu. Süreç içinde KPSS şekillendi. 2 farklı sınav ve 3 farklı gruba ayrıldı. AKP iktidarı döneminde dershaneleri, özel okulları ile Türkiye'yi bir ahtapot gibi saran FETÖ'cüler, farklı kurumların sınavları ile üniversite sınavlarına ait soruları önceden çalıp öğrencilerine vererek onları başarılı gösterdiler. 2010 yılında aynı FETÖ'cüler KPSS sorularını çaldılar. Yüzlerce kişinin bu sınav sorularının tamamını yanlışsız cevapladıkları ortaya çıktı. O yıl KPSS iptal edilse de yıllarca sınavların şaibeli oluşu hep gündemde kaldı. 2015'te ülke genelindeki siyasal gelişmelere paralel olarak gündeme alınan mülakat sistemi, 2016 yılında devreye sokuldu. Bu sistemle zaman içinde KPSS etkinliğini yitirirken mülakat, iktidarın özellikle ideolojik çizgisine yakın öğretmenleri seçtiği bir uygulama hâline geldi.

Mülakat uygulamasının başlaması ile mülakat komisyon üyelerinin objektif davranmayan, mantığa uymayan puanlar verdikleri ortaya çıktı. Öyle ki KPSS'de 91,5 puan alan kişiye mülakatta 51 puan verilerek elenmesi sağlanırken, diğer yandan KPSS puanı düşük olanlara da mülakatlarda yüksek puanlar verilerek sınavı kazanmaları sağlandı.

O dönem mülakat uygulamasının yarattığı kaygı ve stres altında olduklarını ifade eden öğretmen adaylarından bazıları, girdikleri mülakatların uygulanışı ve sonuçları hakkında davalar açtılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Nisan 2023 tarihinde katıldığı AKP Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Aday Tanıtım Toplantısı'nda "Kamuya işe alımları, görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatı kaldırarak, gençlerimizin sınavlardaki başarı sıralamasına göre yapacağız" ifadelerini kullanmıştı. Yine 2023 Mayıs seçimlerinden iki gün önce dönemin Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer de "Öğretmen atamalarında mülakat uygulanmayacak" demişti.

Bu açıklamaların ve seçimlerin üzerinden yaklaşık dört ay geçmişti. Yeni Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, katıldığı bir özel televizyon kanalı canlı yayınında, daha önce mülakatların yapılmayacağına dair yapılan açıklamaların aksine "Mülakatları mülakat gibi yapmaya karar verdik" demişti. Bakan Tekin'in bu açıklaması o dönem atama bekleyen yüz binlerce öğretmen adayının tepkisine yol açmıştı.

Arapçada "karşılıklı buluşmak, görüşmek" anlamına gelen "mülakat" kelimesi liyakat ilkesi ile çelişmektedir. Modern toplumların birçoğunda bireyler, hizmet haklarının liyakat ilkesi ile uygulamaya sokulması için mücadele ederken, ayrımcılığı ve kayırmacılığı esas alan keyfi sınav uygulamalarına ve mülakatlara da karşı çıkmışlardır.

Günümüzde dünyanın pek çok farklı ülkesinde mülakat nedeniyle işe alınmayan ve haksızlığa uğrayan çok sayıda insan var. Bu tartışmalar oralarda da sürüyor. Kapitalist şirketlerin, işletmelerin; eleman seçme, performansı değerlendirme, kariyer yapma, işten çıkarma ve araştırma projelerinde kullandıkları tek amaç vardır. Bunların hedefi ve kriteri kendi özel şirketlerinin gelişimine ve gelirine katkı sağlayacak elemanları seçip uygun birimlerde verimli çalışmalarını sağlamaktır. Bunun için de yeteneksiz ve yapacağı işle ilgili bilgi birikimi olmayan kişileri seçmezler.

Ülkemizde kamu kurumlarına personel seçmek için oluşturulan mülakat komisyonlarında görev alanlar, çoğunlukla sistem doğrultusunda kendi değer, düşünce, inanç ve beğenilerini kriter olarak kullanmaktadırlar. Bu tutumla da liyakat ilkesi gözden kaçırılabilmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı'nın, sözleşmeli öğretmen atamalarında KPSS'nin %50'si ile sözlü sınavda alınan puanın %50'sinin esas alınmasına ilişkin yönetmelik değişikliği, 14 Mayıs 2024 tarih ve 32546 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Bu düzenlemeye karşı eğitim sendikaları ve bazı öğretmen adayları, Danıştay'a davalar açtı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in 20 bin öğretmen ataması yapılacağına dair açıklamasının ardından mülakat tarihi belli oldu.

Buna göre adaylar, başvuru ve sınav merkezlerinin tercihini 20 Mayıs-31 Mayıs tarihleri arasında yapacaklardı. Mülakatların yapılacağı sınav merkezleri ise 10 Haziran 2024'te duyuruldu. Eğitim sendikaları ve mülakata girecek öğretmenlerin çoğunluğu, mülakat komisyon üyelerinden bazılarının sınav esnasında ön yargılı bir tutum izleyebileceklerine ve teknik hatalar yapacaklarına dair çekincelerini ve eleştirilerini dile getirdiler. Yine sınav komisyon üyelerinin pedagojik, mesleki ve alan bilgilerinin yanında teknolojiyi iyi kullanma becerilerinin yeterliliği, güvenirlikleri ve sınavın uygulamasındaki şeffaflık hususları sınav öncesinde konuyla ilgili uzman eğitimcilerce tartışıldı.

20 farklı ilde kurulan ve üyelerinin günlük olarak değiştirildiği ifade edilen mülakat komisyon üyelerinin rasyonel ve tutarlı puanlama yapmadıkları sınava giren adayların ifadeleri ile ortaya çıktı.

2 Temmuz'da başlayıp 10 Ağustos'ta biten sınav sonuçlarını MEB, sınav yönetmeliğindeki değişikliklerin iptali için yürütmeyi durdurma davalarının açıldığını ifade ederek uzun süre açıklamadı. Ancak Danıştay'ın oy birliği ile yürütmeyi durdurma taleplerini reddetmesi üzerine sınav sonuçlarını 25 Ekim 2024'te saat 22.00'de e-Devlet üzerinden açıkladı.

Açıklanan mülakat sınavı sonuçlarıyla KPSS puanları yüksek olduğu için kontenjan içinde kalan bazı adayların, mülakatlarda düşük puan verilmesiyle kontenjan dışına çıkarılarak atanmaya hak kazanmadıkları görüldü.

Aday öğretmenlerin sınav sonuçlarına yönelik itiraz dilekçelerini verdikleri il ve ilçe müdürlükleri, "Sınavlarda maddi hata yoktur" değerlendirmesi ile mağdur öğretmenlerin itirazlarına cevap verdiler. Bu cevabı yeterli bulmayan 1611 mülakat mağduru öğretmen, 2024 sonbaharından bu yana hukuk mücadelesini sürdürüyor.

Sonuçlara itiraz eden adaylar, idare mahkemelerine başvurdular. Açılan davalarda verilen yürütmeyi durdurma kararları ise mağdur öğretmenlerin itirazlarının yargı tarafından ciddiye alındığını göstermiş oldu. Ayrıca bu kararlar, mülakat sonrasında yetkililerin süreç boyunca "Mülakatlarda haksızlık yoktur" söylemini de tartışmalı hâle getirdi.

Açılan davalarda mahkemeler;

• Birçok komisyonda adayların performansından bağımsız, KPSS puanına paralel "blok puan" uygulamalarının yapıldığını,

• Komisyon üyelerinden bazılarının değerlendirme cetvellerini eksik doldurduğunu ve puan toplama işlemini yanlış yaptığını,

• Farklı illerde sınava giren adaylara verilen puanlarda ciddi puan farkının bulunduğunu (örneğin, İstanbul ve Bursa illerindeki sınav komisyonları puanları yuvarlarken, İzmir ve Erzurum gibi illerde ise adaylara verilen yüksek puanların sonuçları etkilediği söz konusu olmuştur),

• Bazı illerde bazı komisyon üyelerinin bütün değerlendirme kalemlerine aynı puanı verdiğini,

• Bazı komisyonlarca objektif ölçme ve değerlendirmenin ihlal edildiğini,

• Eğitim Bilimleri kriterine "0" puan verilmesine ilişkin somut bir gerekçenin olmadığını,

• Sınava giren bazı davacı aday öğretmenlere sorulan soruların cevaplarının kayıt altına alınmadığına dair şikâyetleri ve hususları inceledi.

Özel sektör öğretmenlerinin sorunları

Eğitim emekçilerinin yaşadığı sorunlar, sadece kamu atamalarındaki sorunlarla sınırlı değildir. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun ilgili maddesinin 2014 yılında yürürlükten kaldırılması ile taban maaş hakları ellerinden alınan ve sonraki süreçte özel öğretim kurumlarında, genellikle asgari ücret düzeyindeki maaşlarla güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda bırakılan binlerce özel sektör öğretmeni, 2021 yılı Ağustos ayından bu yana Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın öncülüğünde hak alma mücadelesini sürdürüyor.

Sosyal güvenlik ve özlük hakları açısından 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu'na yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olan özel sektör öğretmenlerinin, 12 aylık sözleşmelerle çalıştırılması gerekirken birçok özel eğitim kurumu, kendi öğretmenleriyle 10 ay üzerinden çalışma sözleşmeleri yapmaktadır.

Ara tatil, sömestr ve yarıyıl tatillerinde yasal olmadığı hâlde açtığı takviye kurslarında öğretmeni çalıştıran, sosyal etkinlik, toplantı ve etütler ile okul nöbetleri için ek ücret ödemeyen özel okulların sayısı da epeyce fazladır.

Haksız yere işten çıkartılan, mobbinge uğrayan, bazı durumlarda fiziksel müdahalelere maruz kalan özel sektör öğretmenlerinin emeğinin korunması ve taban maaş hakkının çıkarılacak bir kanunla iade edilmesi artık kaçınılmaz hâle gelmiştir.

1 Haziran 2026 tarihinde Ankara'da Millî Eğitim Bakanlığı önünde yükseltilecek ses, yalnızca gasp edilen hakları için iki yıldır mücadele eden 1611 mülakat mağduru öğretmenin sesi olmayacaktır.

Bu ses, ataması yapılmayan öğretmen adaylarının, güvenceli çalışma ortamı ve taban maaş hakkı talep eden özel sektör öğretmenlerinin ve eğitimde liyakat isteyen toplumun ortak sesi olacaktır.

Eğitim emekçileri, kararlı mücadeleleri ile sömürüye, asgari ücret düzenine, mülakata ve güvencesizliğe teslim olmayacaktır.

Mülakatlarla ortadan kaldırılmak istenen liyakat yeniden tesis edilmeli, yargı kararlarının ve verilen sözlerin gereği yerine getirilerek öğretmenlerin haklı talepleri karşılanmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
HASAN AYDIN Arşivi

Plaka uygulamasında yaratılan mağduriyet

01 Nisan 2026 Çarşamba 05:30

12 Mart darbesinin öncesi ve sonrası

12 Mart 2026 Perşembe 11:12