KEMAL VURALDOĞAN

KEMAL VURALDOĞAN

MÜLAKATLAR VE KAMERA: KOÇİ BEY'DEN DANIŞTAY'A LİYAKATIN KATLİ

Osmanlı devlet adamlarından Koçi Bey‘in 1631’de Sultan 4. Murad’a sunduğu ve Koçi Bey Risalesi olarak bilinen çalışmasında, Osmanlılarda bozulmanın Kanuni Sultan Süleyman döneminde başladığı iddia edilir.

Kanuni’ye kadar, devlet görevine atanmanın, devlet adına yetki kullanmanın önceden belirlenmiş kuralları olduğu, padişah da dahil olmak üzere kimsenin bu kuralı ihlal etmesine izin verilmediği, devlet görevlilerinin iş yapamaz hale gelinceye kadar görevini yaptığı, yani keyfi görevden alma olmadığı, terfi sisteminin ayrıntılı kurallara bağlandığı, yönetici ve memurların sayısının belli olduğu, kadroların gelişi güzel arttırılmadığı, tayin ve terfilerde bilginin, tecrübenin ve doğruluğun esas alındığı, eşitlik halinde yaş ve kıdeme bakıldığı, padişahın divana başkanlık ettiği, karar almadan önce diğer yöneticilere danıştığı, aile fertlerinin devlet işlerine karışmasına izin verilmediği anlatılır Koçi Bey Risalesi'nde.

Ne yazık ki Kanuni Sultan Süleyman, bilgisinin ve tecrübesinin azlığına rağmen kendisine yakınlığı nedeniyle İbrahim Paşa’yı terfi kurallarına uymadan baş vezir yapmış ve liyakat ilkesinden sapmıştır. Turgut Özal’a atfedilen “Anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz” görüşünün aksine, sonraki padişahlar da Kanuni gibi liyakat ilkesinden sapmış, bir defalık ihlal zamanla kural haline gelmiş, Osmanlı’nın bu en büyük sorunu olan torpil düzeni Cumhuriyet’in de en büyük sorunu olmuştur.

Torpil mağduru bir memur adayının sözlü sınav da denilen mülakatta elenip dava açması üzerine dosya Danıştay’a gelmiş, Danıştay 5. Dairesi, idare mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve davacının kamera önünde mülakata alınmasının önünü açmıştır. (2008/6852 Esas, 2010/1546 Karar, T 19 Mart 2010)  Danıştay kararında şöyle deniliyordu:

“Sözlü sınavda adayın sorulara verdiği yanıtların teknolojik imkânlardan yararlanarak sesli ve görüntülü kayıt altına alınması da sınavın geçerliği ve sıhhati açısından önemlidir. Dolayısıyla, sesli ve görüntülü kayıt yapılmak suretiyle gerçekleştirilecek bir sözlü sınavda, adaylara yöneltilen soruların ve yanıtlarının da kaydedileceği açık olup, bunların ayrıca sözlü sınav komisyon üyeleri tarafından tutanağa bağlanması gerekli bulunmamaktadır. Bununla birlikte, sözlü sınavda komisyon üyelerince takdir edilen notun gerekçeleriyle ortaya konulması Hukuk Devleti ilkesinin sağladığı güvencenin temini açısından zorunludur…”

Sonrasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ile Danıştay’ın diğer daireleri de benzer kararlar vermiştir.

Danıştay kararlarına uygun bir mülakat usulü benimsenmesi beklenirken, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise bilindik üslubu ile Danıştay’a şöyle tepki göstermişti:

“…Bize gelene kadar mülakatlarda kamera falan yok. Bize gelince, ‘Mülakatlar kamerayla yapılacak' demeye başladılar. Kim dedi? Yargı. Kimde suç? Beyefendilerde. Şimdi ben sorarım Danıştay'daki beyefendilere? Acaba siz Danıştay'a kamerayla mı girdiniz? Mülakatınız kamerayla mı yapıldı? Bunun cevabını bir defa bize verin. Siz mesleğe böyle girmediğinize göre şimdi kamera nereden çıktı? Çıkarın cüppeleri, çıkın meydana, parti mi kuracaksanız, ne yapacaksanız yapın, hangi partiye katılacaksanız katılın. Sizden öncekiler zaten bunu yaptı. Beni mahkûm edenlerin içinden de iki tanesi CHP'den milletvekili adayı oldular, parti meclisinde bulundular. Bu işe emekli olduktan sonra soyundular…”

Erdoğan bu sözlerle mülakatların kamera ile kaydedilmesi tartışmalarına kapıyı kapatmıştır.

İlk adım yine Turgut ÖZAL’a özgü bir usulle KHK yani kanun hükmünde kararname ile atılmıştır.  Devlet yönetiminde şirket gibi hızlı karar almayı, patron edasıyla diğer yöneticilere danışmamayı esas alan bu usul TBMM’yi devreden çıkartarak hızlı bir şekilde ve de kanuna denk güçte ve de Danıştay’ın iptal edemeyeceği bir şekilde düzenleme yapılmasına izin veren bir usuldür.

2 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bülent Arınç, Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin, Ertuğrul Günay, Mehmet Şimşek, Ömer Dinçer, Egemen Bağış, Veysel Eroğlu, Binali Yıldırım gibi bakanların imzasını taşıyan 659 Sayılı KHK’da Danıştay kararının aksine soruların kura yöntemiyle belirlenmesine gerek görülmemiş, sınavın nasıl yapılacağı tarif edilmiş, ve KHK ile Maliye Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye “sözlü sınav ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmazhükmü eklenmiştir.

Neticede Bakanlar Kurulunun katipleri kibar insanlardan oluştuğu için, “Acaba siz Danıştay'a kamerayla mı girdiniz? Mülakatınız kamerayla mı yapıldı? Mülakatlarda kamera kaydı yapılması yasaktı hemşerim” dememiş de ”Bunun dışında sözlü sınav ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.” demiş.

KHK’ya CHP ile Batman İdare Mahkemesi ve İzmir Bölge İdare Mahkemesi dava açmış,  Anayasa Mahkemesi de 23 Kasım 2013’de bu değişikliği iptal etmiştir.  Anayasa Mahkemesi bu konuların KHK ile düzenlenemeyeceğini, TBMM tarafından kanunla düzenlenebileceğini belirtmiştir.

Bunun üzerine yine Turgut ÖZAL’dan miras torba kanun usulü uygulanmış ve 6495 Sayılı Torba Kanun ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 33. Maddesine aynı cümleler bu defa kanun ile eklenmiştir. Tabi ki en son cümle de aynıdır ve kibarca kaleme alınmıştır.

“…Bunun dışında sözlü sınav ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.”

Mülakatların kamera ile kayıt altına alınmasını yasaklayan düzenleme, ilk bakışta pek masum gözüken bu cümledir. Sınav komisyonu, “adayın; bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücünün, liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış ve tepkilerinin mesleğe veya göreve uygunluğunun, özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığının, genel yetenek ve genel kültürünün, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığını”  puan vermek ve tutanağa geçirmek suretiyle yapacaktır.

Ancak sınav komisyonunun adaya sorduğu sorular ve adayın verdiği cevaplar kamera ile kaydedilmediği için tutanağa yazdıkları puanların idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından denetlenmesi imkansızdır. Çünkü adaya sorulan sorular ve adayın verdiği cevapların tutanağa yazılmasına da izin verilmemiştir. Sınav komisyonu sadece ve sadece verdiği puanlar 5 ayrı başlığın karşısına yazacak ve ortalaması da mülakat notu olacaktır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın başlattığı torpil düzenine 1631’de Koçi Bey, 2010’da ise Danıştay hakimleri itiraz etmişse de her zamanki gibi sultanların dediği olmuş, ustaca ve de kibar cümleler ile kameradan bahsetmeden mülakatlara kamera konulması yasaklanmıştır.

Bu yasağın mimarları yürütmenin başı (Cumhurbaşkanı) olarak Abdullah Gül de dahil olmak üzere Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığındaki 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'dir.

Önceki ve Sonraki Yazılar