YAĞMUR KARAGÖZ

YAĞMUR KARAGÖZ

Müziğe çocukça bir merakla bakmak: Herkes İçin Müzik

Müziği kim buldu? Neden hepimizin sesi aynı değil? İlk şarkıyı kim yazdı? Rock müziği ne zaman ortaya çıktı? Nicolas Lafitte ve Bertrand Fichou’nun bir çocuk merakında yazdığı Pascal Lemaitre’nin resimlendirdiği Herkes İçin Müzik 7’den 70’e tüm okuyucularla buluştu.

Ayrıntı Yayınları’nın Dinozor Çocuk dizisinden çıkan Herkes İçin Müzik, hepimizin merak ettiği ya da çoğu zaman sorgulamadığı müziğin inceliklerini, tarihini, dinamiklerini herkes için anlatıyor.

Müzik paylaşmaktır

Müzik ne içindir? Lafitte ve Fichou kitabın girişinde müziğin anlamını şu sözlerle açıklıyor: “Müzik her şeyden önce paylaşmaktır! Müzik yapmak; masanızı paylaşmak, bir grupta çalmayı öğrenmek ve başkalarını dinlemektir. Paylaşmak aynı zamanda sanatçının halkına karşı sorumluluğudur. Her sohbette müzik vardır, müzik zevklerimiz üzerine konuşmayı, sevdiğimiz parçaları paylaşmayı veya konserlerde buluşmayı severiz. Dahası, müzik o çağın, ülkenin ve kültürün tanığıdır. Bize zamanın kapılarını açar ve anda seyahat etmemizi sağlar. Hayal gücümüzü harekete geçirir, hafızamıza hitap eder ve bize hem iyi hem de kötü anıları hatırlatır. Harekete geçmek, büyümek, kaçmak ve dünyaya açılmak içindir.”

gorsel-1.jpg

Herkes İçin Müzik, ilk bakışta çocuklara yönelik bir “bilgi kitabı” gibi görünse de, aslında hepimizin müziğe dair düşünme biçimini dönüştüren; anlamayı ve eğlenerek öğrenmeyi teşvik eden bir eser. Genç dinleyicilerin 2014-2016 yılları arasında France Musique radyosuna yönelttiği kırk dört sorunun yanıtlarından oluşan kitap, Pascal Lemaître’nin etkileyici illüstrasyonları eşliğinde okuru müzik tarihinde keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Müziğin felsefesi

Herkes için Müzik’in temel gücü, yapısal tercihinde saklı: anlatı, doğrusal bir tarih ya da teknik bir rehber üzerinden değil, sorular üzerinden ilerliyor. “Müziği kim buldu?”, “Neden hepimizin sesi farklıdır?” ya da “Müzik neden hüzünlü veya neşelidir?” gibi sorular, okuru edilgen bir öğrenme sürecinden çıkarıp aktif bir düşünme alanına davet ediyor. Bu yönüyle kitap, pedagojik olduğu kadar felsefi bir damar da taşıyor.

gorsel-2.png

Kitap, müziği yalnızca estetik bir alan olarak değil, tarihsel ve toplumsal bir olgu olarak da ele alıyor. ‘Caz Müzik Nereden Geliyor?’ bölümünde bu müziğin yalnızca estetik bir tür olmadığı; kölelik, göç, ırkçılık ve ayrımcılıkla iç içe geçmiş bir deneyimin ürünü olduğu vurgulanırken, Nina Simone, Miles Davis ve Billie Holiday gibi caz tarihinin önemli isimlerinin aynı zamanda siyah hakları mücadelesindeki rolleri de hatırlatılıyor.

Müzikte kadınlar erkekler kadar temsil ediliyor mu?

Kadın müzisyenlere ayrılan bölümde ise, kitap, müzik tarihindeki görünmezlik ve eşitsizlik meselesini, çocuk okurların anlayabileceği bir açıklıkla ele alıyor. Tarihin büyük bir bölümünü erkeklerin yazdığını düşündüğümüzde müzik tarihinde de hep erkeklerin öne çıkması hiç şaşırtıcı değil. Oysa her dönemde erkekler kadar yetenekli kadın sanatçılar da vardı.

Kitap, 2600 yıl önce bir Yunan adasında yaşayan Sappho,19. Yüzyılın en önemli bestecisi Clara Schumann, Hildegard von Bingen, Lili ve Nadia Boulanger gibi önemli isimleri genç okuyucular ile tanıştırıyor.

Sonuç olarak Herkes İçin Müzik, yalnızca çocuklara müziği anlatan bir kitap değil; müziğe yeniden bakmayı öneren, merak uyandıran ve okurla diyalog kuran bir metin. Müziği bilmekten çok hissetmenin, öğrenmekten çok sormanın önemli olduğunu hatırlatan bu çalışma, adının hakkını vererek gerçekten “herkes için” bir kapı aralıyor.

Kitaptan bazı tatlı bilgiler

Müziği kim buldu?

Tarih öncesi atalarımız mağaralarının önünde müzik yaparlardı. Almanya’da arkeologlar yaklaşık 40 bin yaşında olan akbaba kemiklerinden veya mamut dişlerinden yapılmış eski flütler buldular. Atalarımız ayrıca, kurutulmuş hayvan derileri veya tınlayan taşlardan üretilmiş vurmalı çalgılar kullanıyordu.

Tarihin en büyük müzisyeni kimdir?

Ölümünden 260 yıl sonra bile dünyada en çok dinlenen besteci hâlâ Johann Sebastian Bach'tır. Onun müziği her yerde: filmlerde, televizyonda, hatta caz ya da rap parçalarında bile yer alıyor.

Beethoven sağır olduğu halde nasıl müzik yapabiliyordu?

1800’de, Beethoven 30 yaşındayken kulaklarında şiddetli uğultular vardı. 10 yıl sonra, neredeyse hiçbir şey duyamaz hale geldi ancak yine de başyapıtlar bestelemeye devam etti. Aslında Beethoven müziği zihninde duyabiliyor, piyanonun tuşları sayesinde onu hayal edebiliyor sonra da hiçbir şey duymadan da notalarını yazabiliyordu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAĞMUR KARAGÖZ Arşivi