YAĞMUR KARAGÖZ
Ayrıntı Yayınları editörü Ataer: Teori ve deneyimin iç içe geçtiği bir dizi inşa ediyoruz
YAĞMUR KARAGÖZ
Ayrıntı Yayınları, uzun yıllardır eleştirel düşünce, felsefe ve kuram alanında yayımladığı kitaplarla Türkiye’de önemli bir yayın hattı oluşturuyor. Son yıllarda ise feminist düşüncenin, kadın ve LGBTİ+ hareketlerinin deneyimleriyle birlikte daha geniş bir okur kitlesine ulaşması, bu alandaki yayınların önemini daha da artırdı.
Ayrıntı Yayınları’nın editörlüğünü Ceren Ataer’in üstlendiği Kadın dizisi, toplumsal cinsiyet tartışmalarına farklı alanlardan katkı sunan bir yayın hattı oluştururken, güncel soruları ve sorunları ele alan kitapları okurlarla buluşturuyor. Bu dizi, yalnızca güncel meseleleri görünür kılmakla kalmıyor; aynı zamanda feminist tartışmaları derinleştiren, yeni sorular açan bir düşünme zemini de öneriyor.
Ceren Ataer ile yayınevinin editoryal yaklaşımına, edebiyatta kadınların temsiline, deneyimlerine ve kesişimselliğe dair tartışmaları konuştuk.
Ayrıntı Yayınları uzun yıllardır eleştirel düşünce, felsefe ve kuram kitaplarıyla bilinen bir yayınevi. Kadın dizisi nasıl ortaya çıktı? Bu diziyi kurarken yayınevinin düşünsel hattı içinde nasıl bir boşluğu doldurmayı hedeflediniz?
Bağımsız bir kadın dizi olmasından çok önce, aslında kuruluşundan itibaren Ayrıntı’nın İnceleme dizisi içinde yayımlanan önemli eserler var; üstelik birçoğu da o zamanın -hatta bu zamanın bile- ilerisinde tartışmaları konu alıyor. Genel kabul görmüş annelik, kadınlık rollerini sorgulayan, toplumsal cinsiyet ilişkilerini gündeme getiren; ekofeminizmden bahseden kitaplar (Toplumsal Cinsiyet ve İktidar ve Erkek Akıl kitapları ilk elden çoğu kişinin aklına gelecektir zaten ama bir de gölgede kalanlar var, meraklısına onlardan da bahsetmek istiyorum -her ne kadar bazılarının şimdilik baskısı olmasa da-: Ağırçekim, Anne: Melek mi Yosma mı, Ekotopya, Kadınlık Arzuları, Eleştirel Aile Kuramı, Şövalye Kadın ve Rahip...).
Ayrı bir dizi oluştururken biraz gecikmemize neden olan da buydu aslında, fakat kadın kitaplarının bir şekilde diğer dizilerin içinde yok olduğunu, yeterince gündeme gelemediğini fark ettik. Bu noktada da diziyi ayırmak şart oldu. Tabii burada kadının dünyadaki, toplumdaki yeriyle de bir bağlantı kurduk hemen -ister istemez- “gerek var mı” sorusunu, neden bizim sözümüz diğer seslerin arasında kaybolsun ki cevabını getirdi nihayetinde.
Ayrıntı Yayınları Kadın dizisi, toplumsal cinsiyet rollerinin kadınlara çizdiği sınırların dışına çıkarak görünmeyen ya da görünmez kılınan deneyimleri de okurla buluşturuyor. Gillian Anderson imzalı, kadınların anonim olma özgürlüğüne sahip olduklarında seks hakkında nasıl hissettiklerini ortaya koyan İstek; Élise Thiébaut’nun âdet kanının ardındaki gizli gerçekleri belgeli, öğretici ve mizah yüklü bir anlatıyla ele aldığı Bu Benim Kanım ya da Sophie Lewis’in aile kurumunu radikal biçimde tartışmaya açtığı Ailenin İlgası bu dizide yer alan kitaplardan bazıları. Bu kitapları bir araya getirirken nasıl bir çerçeve kuruyorsunuz ve Kadın dizisi feminist tartışmalar içinde nasıl bir alan açmayı hedefliyor?
Kadın dizisinde feminist teoriye olduğu kadar kadınların deneyimlerine, konuşulmayan ya da ezelden beri bir şekilde özel alana itilmeye çalışılan konulara da yer vermeyi önemsiyoruz. Feministler yıllardır tekrar ediyor zaten; bu deneyimler konuştuğumuz teorilerden bağımsız değil ve düşündüğümüzden çok daha politik.
Bu anlamda diziye de Bu Benim Kanım kitabıyla başlamamız bilinçli ve gerekli bir adımdı. Regl üzerine konuşmak hâlâ bir tabu; kitapta yazarın endometriozisi sebebiyle de açıkça bahsettiği üzere kadın sağlığı konusunda da ciddi bir yol alabilmiş değiliz. Élise Thiébaut da kişisel hikâyesinden yola çıkarak bu konuları gündeme getiriyor. Feminizmin Yazgıları ve Ailenin İlgası dizideki teorik kitaplarımız: Biri 70’lerden günümüze feminist teorileri derli toplu ele alıyor ve liberal feminizm eleştirisi yapıyor; diğeri genel anlamda aileyi ya da en azından bakım emeğini yeniden tartışmaya açıyor. Teorinin ve deneyimin iç içe geçtiği bir dizi inşa etmeye çalışıyoruz.

“Fantezilerimiz bile politik”
Tekil konulardan bahsetmek, deneyimimizi paylaşmak önemli; pek çok konuda ortaklaştığımızı ancak böyle anlayabiliyoruz. Konuştukça da sistemli bir engellemeyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Tabii, bunu görebilmek için ortaklaştığımız dertlerin neden-sonuç ilişkisini kurabilmek gerekiyor.
Kadın dizisinin genel çerçevesini de bu düşünce/istek belirledi diyebilirim. İstek kitabını okuyanlar da görecektir; fantezilerimiz bile politikken teori ve deneyimden örülen bir hattı devam ettirmenin açmayı umduğumuz tartışmalara katkısı olacağını düşünüyorum.

“Kadın dizisi sadece talebe cevap veren değil, soru soran bir alan”
Ana akım medyada çoğu zaman eril ve popüler bir tahakküm hâkim. Medya çoğu zaman okurun talebine göre içerik üretiyor. Yayıncılık dünyası için de benzer bir durumdan söz etmek mümkün. Bu noktada Ayrıntı Yayınları’nı diğer yayın pratiklerinden ayıran şey nedir?
Yayıncılıkta ana akım medyada olduğu kadar içeriğe göre talep üretme baskısı olduğunu düşünmüyorum, çünkü yayıncılık medya kadar “hızlı” değil. Bu tabii bizim benimsediğimiz yayıncılık anlayışıyla da ilgili. Kitaplarımızın büyük bir bölümü uzun vadede satan kitaplar. Kadın dizisi de yayınevinin genel çizgisinde devam ediyor; her dönem tartışmaya açılan belli bir konu/gündem var. Elbette biz de güncel tartışmaları taşıyoruz yayın programımıza. Bunun yanında temel metinleri, kült eserleri basmak da odaklarımızdan. Yeterince konuşulmadığını düşündüğümüz ya da merak ettiğimiz, üzerine birlikte düşünmek istediğimiz meselelerin izini sürüyoruz.
Kadın dizisi bu anlamda sadece “talebe cevap veren” bir hat değil, aynı zamanda soru soran, yeni ihtimalleri öneren bir alan açma çabası; Ailenin İlgası bu çabanın eseri diyebilirim. Hem tarihsel hem güncel olanı yan yana getirerek, deneyimle teorinin birbirini beslediği bir düşünme zemini kurmaya çalışıyoruz.
Feminist kuram uzun süre kadınların tarih, edebiyat ve kültürde nasıl görünmez kılındığını tartıştı. Bugün ise daha çok temsil, beden politikaları ve gündelik hayat deneyimleri konuşuluyor. Sizce Kadın dizisindeki kitaplar bu dönüşümü nasıl yansıtıyor?
Kadınların tarihte nasıl görünmez kılındığı tartışmasına feminist teorinin kült kitaplarından birini, Gerda Lerner’in Ataerkinin Yaratılışı’nı yayımlayarak girmiş olmamız beni heyecanlandırıyor. Bugünün tartışmalarını zenginleştirecek, unuttuğumuz kadın tarihini ve o tarihten nasıl silindiğimizi apaçık anlatan müthiş bir eser.
İlkel kabilelerdeki pratiklerden günümüze 2500 yıllık bir tarihi, “aslında eskiden anaerkildik ya da ataerkildik” gibi indirgemeci varsayımlara yaslanmadan ve herhangi bir ön kabulle hareket etmeden anlatıyor (ki istediğimiz tarafsızlık biçimi tam da bu). Arkeolojik buluntulardan; Hammurabi kanunlarının, Kutsal Kitap’ın, Platon ve Aristoteles’in metinlerinin yorumlanmasıyla örülmüş çok kapsamlı ve bir o kadar da rahat okunan bir eser.
Bugünün feminist tartışmalarında öne çıkan temsil, beden politikaları ve gündelik hayat deneyimleri ise listemizdeki diğer kitaplarda karşılığını buluyor. Bu Benim Kanım, kadın bedeninin en temel ve çoğu zaman tabu sayılan deneyimlerinden birini merkeze alarak beden politikalarını görünür kılarken, Assata ırk, cinsiyet ve politik mücadele ekseninde kadın deneyimini güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. İstek, uzun süre bastırılmış ya da yok sayılmış bir alanı tartışmaya açıyor: Kadınların arzusunu (böyle bir şeyin var olduğunu hatta!) Şimdiye kadarki seçkimiz, feminist kuramın temellerinden bugünün çok katmanlı deneyimlerine uzanan somut bir okuma haritası çıkarıyor diyebiliriz sanırım.

“Kadınlık deneyimi ırkçılıkla, sistem eleştirisiyle iç içe geçiyor”
Feminist düşüncede son yıllarda “kesişimsellik” kavramı da giderek daha merkezi hale geldi. Dizide yer alan yakın zamanda kaybettiğimiz siyah kadın aktivist Assata Shakur’un Assata: Bir Otobiyografi kitabı da bu tartışmalar açısından dikkat çekici bir örnek. Sizce Kadın dizisi kesişimsellik yaklaşımının okurla buluşmasında nasıl bir rol oynuyor?
Assata çok katmanlı bir kitap; önceki soruya verdiğim yanıta geri döneceğim burada. Dizinin hattını oluştururken deneyimle teorinin birlikteliğinden ve bunun öneminden bahsetmiştik. Assata: Bir Otobiyografi kitabı da bu yaklaşımı yansıtıyor çünkü Assata Shakur’un yalnızca politik mücadelesini değil, çocukluğundan itibaren gündelik hayatta maruz kaldığı ırkçılığı, şiddeti ve hapishane deneyimini de anlatıya dahil ediyor. Kadınlık deneyimi ırkçılıkla, sistem eleştirisiyle iç içe geçiyor. Özellikle hapishane sürecinde bedenine ve varlığına yönelen denetim, kesişimselliğin ne kadar somut ve yaşamsal bir mesele olduğunu çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Kadın dizisinde yer alan kitaplar hakkında okurlara biraz bilgi verebilir misiniz? Sizin favori kitaplarınız hangileri?
En zor sorudan başlayayım. Favori kitaplarım Ailenin İlgası ve Ataerkek'in Yaratılışı; ikisinin yayıma hazırlık süreci de hafif sancılı oldu. Hem fikren hem duygusal olarak bu iki kitapla ayrı bir bağım var diyebilirim.
Ailenin İlgası’nda yazar bir tartışmayı hatırlatıyor aslında; ailenin daha iyi seçeneklere engel olması ve bizi kısıtlayan (bazen de boğan) bir sistemi kabullenişimizi tartışmaya açıyor yeniden. Bunu bir şeyin yok edilmesi değil de daha iyi ihtimaller için zihnimizi açmak gibi okumayı öneriyorum. Aileyi ortadan kaldırmaktan bahsederken takındığımız çekingen tavır üzerine de konuşmak lazım tabii ayrıca...
Ataerkinin Yaratılışı, ataerkinin kurulmasının bir “olay” değil, MÖ yaklaşık 3100 ile 600 yılları arasında gerçekleşen bir süreç olduğunu anlatıyor. Kadınların toplumun oluşumundaki yadsınamaz rollerine karşın bizzat oluşturdukları resimden nasıl silindiklerinin izini sürüyor.

Feminizmin Yazgıları, kadın emeğini ve feminizmin temel kavramlarını feminist-sosyalist bir bakış açısıyla inceleyen makalelerin toplandığı bir kitap. Her bir makalede bir düşünürün ortaya attığı kavramlar ve analizler üzerinden yazar kendi görüşünü temellendiriyor. Toplumsal cinsiyet adaletiyle neyin kastedildiğini yeniden ele alarak “eşitlik” ve “farklılık”la ilintili ikilemlerden bahsediyor. Bunu yaparken ayrıca, mevcut pratikteki bazı örtük varsayımları açıklayıp eleştirel bir incelemeye tabi tutarak feminist stratejiler ve hedefler üzerine daha fazla akıl yürütmemizi sağlıyor.
Önümüzdeki dönemde Ayrıntı Yayınları’nın Kadın dizisinde okurları hangi yeni kitaplar ve tartışmalar bekliyor?
Sırada menopoz kitabımız var, dünyanın farklı yerlerinden kadınların menopoz deneyimlerini derleyen bir eser. Kadınların yaşadığı korkuları ele alan bir kitabımız var; bunlar dışında bakım emeği, aile, feminist eleştiri ve kesişimsellik konuları da odağımızda olacak.
Emin Alper'in ödüllü filmi Kurtuluş: Toprağın hafızası
08 Mart 2026 Pazar 00:43Ezgi Tanergeç ile Tuzlu Yüz’e dair: “Tuzun kendisi beni içine çekti”
22 Ekim 2025 Çarşamba 00:10Polat Özlüoğlu anlatıyor: Bazen bellek değil, beden hatırlar kötülüğü
08 Ekim 2025 Çarşamba 00:15İstanbul’un taşlarında saklı sırlar: Gizlenen
16 Eylül 2025 Salı 00:20Bu kimin kavgası: Johnny Askere Gitti
04 Eylül 2025 Perşembe 00:15Kış uykusundan uyanır gibi: Vejetaryen
21 Ağustos 2025 Perşembe 00:20Başar Başarır’dan şahane atasözleri defteri: Fukaranın Ahı
05 Haziran 2025 Perşembe 00:40İsmail Güzelsoy: Saf’ı beğenmediğim için değil, sevdiğim için yeniden yazdım
24 Mayıs 2025 Cumartesi 00:20Savaşa, barışa ve ıssızlığa dair: Uzay Feneri 23
08 Mayıs 2025 Perşembe 00:20Siz bir ölümsüzsünüz ya da harcanabilir: Mickey 7
16 Mart 2025 Pazar 00:10