YAĞMUR KARAGÖZ
Batsın Bu Dünya’dan Ha Leylim’e: Şarkıların bitmeyen sansür tarihi
Mabel Matiz’in 11 Ağustos’ta yayımlanan “Ha Leylim” şarkısı yalnızca iki gün sonra savcılığın gündemine girdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şarkının sözleri ve video klibi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde düzenlenen “müstehcenlik” suçu kapsamında resen soruşturma başlattı. Böylece Matiz, “Perperişan”ın ardından bir kez daha bir şarkısının sözleri nedeniyle adli süreçle karşı karşıya kaldı.
Memleket tarihi için yeni bir hikâye değil bu. Bu ülkede iktidarlar değişti, yasakların gerekçeleri değişti, sansürü uygulayan kurumlar ve yöntemler değişti; ama şarkılara, türkülere neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceklerini anlatma isteği pek değişmedi.
Bir zamanlar bunun adı TRT denetimiydi.
Şarkılar kurullardan geçiyor; “karamsar”, “erotik”, “politik”, “sakıncalı” ya da “toplum yapısına aykırı” bulunabiliyordu. Denetimden geçemeyen eserler radyoda çalınmıyor, televizyonda gösterilmiyordu.
Sonra 12 Eylül geldi.
Politik müzik yalnızca radyodan uzaklaştırılmadı; sanatçılar da hedefe konuldu. Cem Karaca’dan Zülfü Livaneli’ye, Edip Akbayram’dan Ahmet Kaya’ya uzanan uzun bir tarih boyunca siyasal iktidarlar müziğin sınırlarını belirlemeye çalıştı.
Kürtçe şarkı söylemek yıllarca başlı başına bir mesele haline getirildi.
Arabesk “karamsar” bulundu.
Politik şarkılar “propaganda” sayıldı.
Aşk şarkıları “müstehcen” bulundu.
LGBTİ+ aşkını anlatan klipler “aile değerleri” tartışmalarının içine çekildi.
Değişmeyen ise sansürün mantığıydı: Dinleyicinin neyi duyabileceğine, sanatçının neyi söyleyebileceğine bir başkasının karar vermesi.
Yasaklanan şarkılar kaybolmadı
Türkiye’nin sansür tarihi aynı zamanda sansürün başarısızlığının da tarihi. Bir dönem radyoda çalınması sakıncalı bulunan şarkıların önemli bir bölümü bugün Türkiye müzik tarihinin klasikleri arasında. Tıpkı Mabel Matiz hakkında soruşturma başlatılmasının ardından “Ha Leylim”in her yerde duyulmaya başlaması gibi...
Bir dönem müziğin geniş kitlelere ulaşmasının başlıca araçlarından biri olan TRT’nin denetiminden geçemeyen eserler radyo ve televizyonda dinleyiciyle buluşamıyordu. Şarkılar kimi zaman politik içerikleri, kimi zaman “karamsarlık” ya da “müstehcenlik”, kimi zaman da alkolü veya intiharı özendirdiği gerekçesiyle yayına uygun bulunmadı.
Bu eserlerden biri Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya” şarkısıydı. Şarkı, “düzene isyan” ettiği ve insanları karamsarlığa sürüklediği gerekçesiyle TRT denetimine takıldı. 70'li yıllarda arabesk müziklere uygulanan sansür arabesk film furyasının da önünü açtı. Seyirciler zalime, zulme olan öfkesini radyodan dinleyemeyince beyaz perdede izledi / dinledi.
Musa Eroğlu’ da denetime takılan isimlerden. Bugün herkesin severek dinlediği “Yolun Sonu Görünüyor” adlı eseri “intiharı özendirdiği” gerekçesiyle engelle karışılaştı.
Barış Manço’nun “Lambaya Püf De” şarkısı da “erotik” bulunduğu gerekçesiyle TRT yayınlarına alınmayan eserler arasında yer aldı. Adnan Şenses’in “Doldur Meyhaneci” şarkısı ise içki içmeye özendirdiği gerekçesiyle denetime takıldı.
2016 yılında ayrıca TRT’nin 208 müzik eserini yayımlamadığı ortaya çıktı. Bu eserler arasında Sıla’nın “Afitap”, “Yan Benimle”, “Müstehcen”, “Bırak” ve “Engerek” şarkıları da bulunuyordu. TRT ise bunun bir “şarkı yasağı” olmadığını, eserlerin yasal yükümlülükler nedeniyle yayımlanmadığını savundu.
Grup Yorum: Yasaklar albümlerden konserlere uzandı
Türkiye’de müziğe yönelik baskı ve yasakların en uzun süreli muhataplarından biri de Grup Yorum oldu. 1985’te kurulan grup, politik müziği nedeniyle farklı dönemlerde albüm toplatmaları, konser engellemeleri, gözaltılar ve soruşturmalarla karşı karşıya kaldı.
Grubun “Cemo / Gün Gelir” albümü 1989’da toplatılırken, 1990’larda yayımlanan “Gel ki Şafaklar Tutuşsun” ve “Yıldızlar Kuşandık” gibi albümleri de toplatma ve yasaklama kararlarının konusu oldu. Grup üyeleri hakkında şarkı sözleri ve konserlerde seslendirilen eserler nedeniyle çeşitli soruşturma ve davalar açıldı.
Grup Yorum, 25. yılını 12 Haziran 2010’da BJK İnönü Stadyumu’nda yaklaşık 55 bin kişinin katıldığı büyük bir konserle kutladı. Aradan geçen yıllarda ise grubun konserleri peş peşe yasaklandı. Bir zamanlar on binlerce kişinin karşısında sahneye çıkan Grup Yorum, bugün Türkiye’de konser veremiyor.
Türkiye’nin yasaklanmış, susturulmuş, radyodan çıkarılmış, konserleri engellenmiş ama yine de söylenmeye devam etmiş şarkılarla dolu tarihi ise başka bir şeyi gösteriyor: Şarkılar kalıyor. Sansür kararları ise dönemin utanç vesikalarına dönüşüyor.
Hamster çarkının ortasındaki bankta oturanlara: Can Sıkıntısı
04/08/2026 00:20İyi kalmak cesaret ister: Ayça Çakmak’tan tekinsiz bir çağ romanı
24/06/2026 00:10Nakkallikten modern sahneye: “Bir Gecede Binbir Gece: Bin Şems Bir Celaleddin”
25 Nisan 2026 Cumartesi 00:15Görmezden geldiklerimiz ile yüzleşmek: Odada Fil
15 Nisan 2026 Çarşamba 00:20Müziğe çocukça bir merakla bakmak: Herkes İçin Müzik
04 Nisan 2026 Cumartesi 00:20Ayrıntı Yayınları editörü Ataer: Teori ve deneyimin iç içe geçtiği bir dizi inşa ediyoruz
28 Mart 2026 Cumartesi 00:20Emin Alper'in ödüllü filmi Kurtuluş: Toprağın hafızası
08 Mart 2026 Pazar 00:43Ezgi Tanergeç ile Tuzlu Yüz’e dair: “Tuzun kendisi beni içine çekti”
22 Ekim 2025 Çarşamba 00:10Polat Özlüoğlu anlatıyor: Bazen bellek değil, beden hatırlar kötülüğü
08 Ekim 2025 Çarşamba 00:15
