MEHMET ÇETİNGÜLEÇ

MEHMET ÇETİNGÜLEÇ

Yunanistan Akdeniz’de neye hazırlanıyor?

Mehmet ÇETİNGÜLEÇ

İki komşu.

İkisi de NATO üyesi.

Birbirinin hak ve hukukuna saygı göstererek huzur içerisinde yaşamak mümkün.

Ancak…

Uluslararası hukukun işlevsizleştirildiği bir dönemde Kıbrıs Adası'nda 52 yıldır süregelen barış ortamı bozulmak üzere.

İngilizlerin “garantör ülke” olarak adada üssü vardı.

Şimdi ABD üs kuruyor.

Fransız donanması da desteğe geldi.

Sözde İran’a karşı yığınak!

Türkiye bu gelişmeleri bölgedeki etkinliğine ve KKTC’nin varlığına yönelik bir tehdit olarak algılıyor.

Oysa…

Adanın 3 garantörü var: Türkiye, Yunanistan ve İngiltere.

Diğerlerinin orada bulunmaması gerekiyor.

Türkiye’de Yunanistan’a “komşu” gözüyle bakılıyor.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ise Türkiye için “düşman” ifadesini kullanıyor.

Buna karşılık geçen hafta Yunanistan’dan “akılcı” bir ses yükseldi.

Eski Maliye Bakanı Varoufakis, ülkesini “ABD ve İsrail’in güdümüne girdiği” için eleştirdi ve Türk-Yunan geriliminin silah tüccarlarına yarayacağına dikkat çekti.

Varoufakis, Yunanistan’ın “İsrail uydusu” haline gelmesini “utanç verici” olarak niteledi.

Bu politika ile Yunanistan ne kazanabilir?

Doğu Akdeniz’de yaşanacak bir çatışma ne Türkiye’nin ne de Yunanistan’ın çıkarına.

Olası bir savaştan Dedeağaç’ta ve Kıbrıs Rum Kesimi'nde üs kuran ABD ile Yunanistan’ın yeni gözdesi İsrail çıkar sağlayabilir.

Gerçek şu ki, Türkiye ile Yunanistan’ın coğrafyasını değiştirmek mümkün değil. İki ülke eninde sonunda baş başa kalacaktır!

Kıbrıs’ta “oldu-bittiye getirilecek” bir çatışma hızla yayılabilir.

Lozan Anlaşması'na göre gayriaskeri statüdeki 12 ada dahil Sisam ve Girit arasındaki bölgede yer alan irili ufaklı 20 ada silahlandırılıyor.

Türkiye, Yunanistan’ın silahlandırdığı adalara yönelik müdahale hakkını “barışı öncelemek” için saklı tutuyor.

12 mil sorunu

Yunanistan Türkiye’yi birçok noktadan çatışmaya çekebilir.

En kestirme yol Ege’de karasularının sınırını 6 milden 12 mile çıkarmak.

Başbakan Kyriakos Miçotakis ve Savunma Bakanı Dendias, Yunanistan’ın karasularını genişletmeyi uluslararası hukuktan doğan bir hak olarak tanımlayıp, uygulama için uygun zamanın beklendiğine yönelik açıklamalar yapıyor.

Türkiye’nin böyle bir adıma karşı ilan ettiği tavır net: Ege’de karasularının 12 mile çıkarılması “savaş nedeni” olarak görülüyor. Bu konuda TBMM’nin 1995 yılında aldığı bir karar bulunuyor.

Özetle, iki ülke arasında en büyük anlaşmazlık noktalarından birini 12 mil meselesi oluşturuyor.

Yunanistan’ın böyle bir karar alması durumunda Türk donanmasının Ege Denizi'ne çıkamaz hale geleceğine dikkat çekiliyor.

Son dönemde Ege’deki bazı adaların İsrail’e satılması gibi haberler de tansiyonun yükselmesine katkı sağlıyor.

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile İsrail arasındaki askeri işbirliği anlaşmaları Türkiye tarafından yakın takibe alınmış durumda.

Hedef Kıbrıs'taki rezervler mi?

Sorunun önemli bir boyutunu da Kıbrıs adasının etrafında 2 trilyon dolar civarında bir değerle ifade edilen karbon yatakları konusundaki anlaşmazlık oluşturuyor.

Türkiye İran’dan sonra Kıbrıs meselesi ve 12 mil konusunun tekrar ısıtılacağından endişe ettiği için hazırlıklarını buna göre yapıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gerekirse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 82. Vilayet olarak ilan edilebileceğini açıklaması, Türkiye’nin atabileceği adımlar hakkında fikir veriyor.

Türkiye ne pahasına olursa olsun Doğu Akdeniz’de sarsılmaz, vurulmaz, yıkılmaz nitelikteki 335 kilometrekare büyüklüğünde, -Ecevit’in deyimiyle- “devasa bir uçak gemisinden” vazgeçmeme yönünde irade beyanında bulunuyor. Bu irade eylemlerle de destekleniyor.

Yaşanan son gelişmeler ve Yunanistan tarafından gelen açıklamalardan sonra Türkiye de adaya 6 adet F-16 uçağının yanı sıra SİHA, İHA ve savunma sistemleri göndererek önlem almaya başladı.

Ancak…

Gelişmelerin ne yöne evrileceği kestirilmese de, senaryolar endişe verici. Olası bir çatışma Kıbrıs’la sınırlı kalmayıp Ege adalarına sıçrayabilir veya Ege’den başlayıp Kıbrıs’a sirayet edebilir.

Türkiye’nin “fırsatçı” eylemlere yönelik hazırlıkları “uzun vadeli savaş” seçeneği de göz önünde bulundurularak devam ediyor.

Hatta…

Türkiye’nin güvenlik doktrininde Yunanistan ve Ortadoğu’da bir başka devletle aynı anda savaşmanın yanı sıra bir de iç savaşa karşı koymadan oluşan “2,5 savaş senaryosu” bulunuyor. 1990’lı yıllardan bu yana hazırlıkları yapılan senaryo ve planlar eski Washington Büyükelçisi ve TBMM Başkan Vekili Şükrü Elekdağ tarafından hazırlanıp, Harp Okullarında ders olarak okutulmuştu.

Bu noktada MHP lideri Bahçeli’nin öncülük ettiği çözüm süreci, iç çatışma olasılığını bertaraf etmeyi hedefleyen önemli bir adım olarak görülebilir.

Özetle, Akdeniz ve Ege’de tansiyon yükselirken yanıt bekleyen soruları şöyle sıralamak mümkün:

- Yunanistan hükümetinin İsrail ile ilişkileri geliştirerek girdiği bu riskli süreç, bölgesel barışı tehdit edecek çatışmaların fitilini ateşlediğinde, Türkiye ve Yunanistan karşı karşıya gelebilir mi?

- Ekonomik krizi yeni atlatan Yunanistan bunu göze alır mı?

- Uzun süre ekonomik sıkıntı çeken Yunan halkı, hükümetin ilk etapta 5 milyar dolarlık askeri harcama paketi açıklamasına sandıkta nasıl tepki gösterir?

- Miçotakis hükümetinin girdiği bu tehlikeli rotada iktidarda kalabilmek için komşu ülkeyle gerilimi tırmandırmasına, kaynaklarını askeri harcamalara ayırarak refah seviyesini düşürmesine ve daha da önemlisi savaş tehdidini hep canlı tutan politikalarına Yunan halkı izin verir mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
MEHMET ÇETİNGÜLEÇ Arşivi