AYŞE YILDIRIM
Kasım 2019'da Sözcü yazarı Rahmi Turan tarafından bir iddia ortaya atılmıştı. İddiaya göre CHP'li önemli bir siyasetçi, 9 Kasım akşamı değişik plakalı bir araçla Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüş; Erdoğan da CHP'li o isme "Türkiye'nin güvenliği için senin CHP Genel Başkanı olman gerekir" demiş ve bunun için yardımcı olma sözü vermişti.
Kamuoyu günlerce o "Saray’a giden CHP’liyi" tartışmıştı. Hatta o ismin Muharrem İnce olduğu ortaya atılmış, İnce ise bu iddiaları yalanlamıştı.
Amacım o iddiaları yeniden gündeme getirmek değil, CHP’nin o dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu tartışmalar üzerine yaptığı açıklamayı anımsatmak.
Şöyle diyordu Kılıçdaroğlu televizyon ekranından:
"Saray'a gidenleri biliyorum. İsim vermek istemiyorum. CHP’yi nasıl dağıtırız, nasıl kendi içinde kavga çıkarırız… Bunun için çalışan ekipleri var zaten. Partililere söyledim, bakın, dedim, önümüzdeki süreçte yine masa, yine sandalye atılan, yine yumrukların atıldığı bir süreci yaşatmak istiyorlar bize. Adamlar tutuldu, paralar verildi… Erdoğan, CHP’yi dağıtmak için, CHP’yi kavgalı, kendi içinde kavgalı bir partidir; bunlar memleketi yönetemez diye bir algı yaratmak istiyor. Bakın, devletin en kilit noktalarındaki kişileri devreye soktuğunu biliyorum."
Aslında 5 yıl önce de Kasım 2014'te de benzer bir komplodan söz etmişti Kılıçdaroğlu. MİT'in CHP’yi karıştırmak için özel bir ekip oluşturduğunu söylüyordu ve "CHP'ye devlet eliyle tezgah kuruluyor, operasyon yapılacak. AK Parti'nin derin devletiyle, MİT'in içinden bir grup" diyordu. Hatta, MİT'ten bir müsteşar yardımcısının gruba liderlik yaptığını ileri sürerken partilileri de "bu tuzağa düşmemeleri için" uyarıyordu.
Yıl 2026.
Bir yıldan uzun süredir Saray tarafından yazılıp yönetilen büyük bir kuşatma ve saldırı altında CHP.
Gelin görün ki yıllar önce CHP’ye Saray tarafından kumpas kurulmaya çalışıldığını söyleyen o isim bugün o kumpasın başrol oyuncusu olarak kamuoyunun karşısına çıktı.
Mutlak Butlan kararından bir gün önce sosyal medya hesabından yayınladığı videoda parti yönetimini çok ağır bir dille suçladı. CHP’nin “haramın ve kirlenmişliğin sığınağı" olduğunu söyleyebildi. Haklarında kesinleşmiş yargı kararı bile olmayan tutuklu CHP’li belediye başkanlarını, yöneticilerini “suçlu" ilan etti.
Mutlak butlan ile atandığı CHP Genel Merkezi’ne polis eliyle operasyon yaptırdı.
Genel Merkez binasının kapılarını kırdırdı, partililere biber gazı sıktırdı, plastik mermi attırdı, CHP’lileri binadan çıkarttırdı. Parti binasının savaş alanına çevrilmesini seyretti.
Kılıçdaroğlu, Saray’ın uzun süredir taşlarını döşediği planın uygulayıcısı olarak CHP’lileri CHP’lilere kırdırdı.
Bir süredir açıklama yapmayı çok sevdiği Saray medyasından öğreniyoruz ki planları arasında videosunda da yaptığı “arınma" çağrısına uygun olarak partide bir “arınma komisyonu" kurmak da varmış. Haliyle ihraçlar da gündeme gelecekmiş.
Genel Başkanlığı süresince hiçbir seçim kazanamamış Kılıçdaroğlu, şimdi Saray eliyle oturduğu koltukta iktidara yürümek için bunları yapacakmış!
Dün yaşananlardan sonra buna gerçekten inanıyorsa, ortada ciddi bir durum var demektir.
Peki Kılıçdaroğlu neden bunu yaptı?
Bu noktada CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in mutlak butlan kararının çıktığı gün yaptığı açıklama oldukça dikkat çekici.
CHP'deki değişime birileri izin vermezse...
“Değişim“ sloganıyla CHP Genel Başkanı seçildiği günleri anımsatan Özel, şöyle diyordu:
“O günlerde bana hep şunu söylüyorlardı: ‘Sana devlet geldi mi?’ 'Devlet dediğin binadır' diyordum ben. Devlet bana nasıl gelsin? CHP’deki değişime birileri izin vermezse o değişim olmazmış. 'İzin aldın mı? Konuştun mu? Soruşturdun mu?' diyorlardı. Biz bu müesses nizamın çarkına çomağı orada soktuk arkadaşlar. Biz Türkiye’de ana muhalefet partisinin kimseden icazet almadan, Türkiye’nin kurucu partisinin kimsenin onayını almadan, değişebileceğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir siyasi partinin genel başkaının yarışla değişebileceğini bütün Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik."
Kemal Kılıçdaroğlu, ne yazık ki bugün Saray eliyle yapılan ve sadece CHP’ye değil, Türkiye demokrasisine yönelik darbenin başrolünü üstlenirken adını tarihin kara defterine altın harflerle yazdırdı ama demokrasi mücadelesinin de önünü açtı.
Özgür Özel CHP Genel Başkanlığı koltuğundan kaldırıldı ama demokrasi mücadelesinin liderliği koltuğuna oturdu.
Demokrasi yürüyüşünü CHP Genel Merkezi’nden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yaptığı sekiz kilometrelik yolla başlattı.
Yeni tuzakların ortaya çıkacağı, zorlu ve karanlık bir yol bu. Ama imkânsız değil.