LGS sonuçları ne anlatıyor?

HASAN YADIN

13 Haziran 2026 günü, 994 bin 358 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) merkezi sınav sonuçları nihayet 10 Temmuz günü Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından erişime açıldı. Sınava katılım oranı yüzde 97,23 olarak gerçekleşti.

Çoğunluğunu eşit koşullarda iyi bir eğitim almayan öğrencilerin katıldığı bu sınavda, akademik başarısı yüksek olan Fen, Anadolu ve Sosyal bilimler liseleri ve proje okullarına açılan öğrenci kontenjanı düşüşü bu yıl da devam etmiştir. Yüzdelik dilimleri etkileyecek düşük sayıdaki kontenjanlarla binlerce öğrenci baştan itibaren bu sınavın kaybedeni durumuna düşürülmüştür.

MEB’in eğitim uzmanlarının, aynı puanda yığılma olmaması için “zor soruların sorulmasının şart olduğu” ifade ettiği LGS’de sınav sonuçları; eğitim sistemindeki sınıfsal, bölgesel ve kültürel eşitsizlikleri de görünür hale getirmiştir.

Çocukların gelişimini pedagojik bir araç olarak esas almayan eleyici ve rekabetçi olan bu sınavda yüzbinlerce öğrenci beklentilerinin altında puan almıştır. Bu öğrencilerin aldıkları puanda ailelerinin eğitimi, ekonomik durumu, yaşanılan bölge, gidilen okul ve sosyal çevrenin de etkisi vardır. Özel dersane, özel okul ve kurslara çocuklarını gönderen ailelerin öğrencilerinin eğitimde sağladığı avantaj onları eğitimde daha ayrıcalıklı konuma getirebilemektedir.

Ülkemizde ortaöğretim kurumlarının nitelikli veya niteliksiz olarak sınıflandırılması, öğrencilerin çoktan seçmeli teste dayalı merkezi sınavlara sokulması, öğrenci, öğretmen, sınıf ve okulları da performans baskısı altına sokmaktadır.

Sınav birincileri ve özel sektör eğitim Kurumlarının tutumları

Bu yılda sözel alanda 50, sayısal alanda 40 olmak üzere 90 soruya doğru cevap veren 452 öğrenci 500 tam puan aldı. Geçen yılki LGS sınavında 719 öğrenci tüm sorulara cevap vererek 500 tam puan almıştı. Çok başarılı öğrencilerin belirli illerde ve özel okullarda yoğunlaşması eğitimdeki eşitsizlikliği de göstermektedir.

2025 yılındaki LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından kamuoyunda sınav güvenliği için ciddi tartışmalar da yapılmıştı. O günlerde Milli Eğitim Bakanı, Yusuf Tekin iddiaları “mesnetsiz ve iftira dolu” diyerek geçiştirmişti.

Bir milyona yakın öğrencinin girdiği bu sınavın sonuçları değerlendirilirken, kitlesel başarısızlığı perdelemek için birinci olan öğrencilerin öne çıkartılması ve bazı basın yayın organlarının başarı hikayelerini magazin düzeyine indirgemesi tartışılması gereken bir durumdur. Kaldı ki derece yapan öğrencilerin sayısı da genel başarı yüzdesini fazlaca etkilememektedir.

Tam puan öğrenciler reklam tanıtımlarında yer alıyor

Geçen yıl sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından daha önceden, yapacakları reklam için hazırlıklı olan bazı dersaneler, özel okullar ve yayın evleri bir sonraki yılın öğrenci kayıtlarını olumlu bir şekilde etkilemek veya yardımcı ders kaynaklarını satabilmek için üzerlerinde kendi kurumlarının adının yazılı olduğu tişörtleri, tam puan alan öğrencilerine giydirip basına tanıttılar.

Bu arada başarılı olan öğrencilerin aileleriyle birlikte çektirdikleri fotoğrafları sosyal medya aracılığıyla kamuoyuna duyurdular. Önceden ne konuşacağı planlanan bazı öğrenciler de, öğrenim gördükleri dersane ve özel okulların adlarını vererek onların kendi başarılarına olan katkılarını basın aracılığıyla anlatmayı ihmal etmediler.

Bu yılki LGS sonuçlarının ardından, özel sektör eğitim kurumlarının bu tür öğrenci kaydına yönelik tanıtımyöntemlerine başvurması da kaçınılmazdır.

Devlet teşviğinden yararlanan, fiziki koşulları uygun, eğitim araç ve gereçleri yeterli olan özel okulların, sahip olduğu avantajlar iyi bir eğitimle başarıya dönüşebilmektedir. Kayıt yaptıracak öğrenciler için, velilerden astronomik ücretlerin alındığı bu okullarda, asgari ücret veya daha düşük ücretlerle çalışıp öğrencileri en iyi şekilde yetiştirmeye çalışan özel sektör öğretmenlerinin sırtından büyük kazançlar elde edildiği de bir gerçektir.

Kırsal kesimde şehirlerin kenar mahallelerinde zor koşullarda yaşayan ve bu bölgedeki okullara devam eden, ders dışı zamanlarda ise bir işte çalışıp ailesine maddi katkıda bulunan, disiplinli ve planlı çalışma ile yüksek puan alan öğrencilerin varlığı da önemlidir. Sayıca az olan bu öğrencilerin başarısında öğrencilerin ailelerinin ve başarılı idealist öğretmenlerin katkıları da unutulmamalıdır.

Liselerin sınıflandırılması ve okul tercihleri

Milli Eğitim Bakanlığı, merkezi sınav sonucu yüksek puanla öğrenci alan okulların kontenjanlarını sınırlı tutarak nitelikli eğitime erişim hakkını bir şekilde daraltmaktadır. MEB verilerine göre 2026 yılında LGS sınavı puanıyla öğrenci alan okulların toplam kontenjan oranı LGS’ye giren tüm öğrenciler içinde ortalama yüzde 12 ile yüzde 15 arasında değişiklik göstermektedir. Geriye kalan öğrencilerin çok büyük kısmı (yaklaşık yüzde 85 ile yüzde 88) sınavsız yerel yerleştirme ile liselere girebilmektedir.

MEB ucuz iş gücü kaynağı olarak gördüğü öğrencilerin bir bölümünü kontenjan sayılarını arttırarak meslek liselerine, diğer bir bölümünü ise ideolojik destek bağlamında İmam Hatip Liselerine kayıt yaptırmasını teşvik eder bir tutum içindedir. MEB’in öğrencilerin ilgi, yetenek, ihtiyaç ve tercihlerini dikkate almadan okul kontenjanlarını belirlemesi başlı başına bir sorundur.

MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürlüğü tarafından LGS tercih sürecine ilişkin aileler ve öğrencilere yönelik kapsamlı bilgi içeren Tercih Süreci Öğrenci ve Veli Bilgilendirme Kılavuzu’nu yayımladı. Bu kılavuzda, yerleştirme takvimi, yerleştirme türleri tablosu, tercih sistemi, okul türleri ve tercih işlemlerine ilişkin önemli hatırlatmalar ve başlıklar yer alıyor. Buna göre tercih işlemleri 13-27 Temmuz tarihleri arasında yapılacak. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 5 Ağustos’da ilan edilecek. Yerleştirmeye esas 1. ve 2. Nakil tercih başvuruları ve sonuçları, 5-14 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.

Öğrenciler meslek ve imam hatip liselerine yönlendiriliyor

Liselere yerleştirmeler; yerel, merkezi ve pansiyonlu okullara yerleştirme olmak üzere üç şekilde yapılacak. Sınava girmeyen öğrenciler ise yerel yerleştirme ile tercih yapabilecek.

Yerel yerleştirmede öğrenciler ikamet adresleri, okul başarı puanı (OBP) ve devam-devamsızlık durumları alınarak üç okulu kayıt alanından seçmek şartıyla en fazla beş okul tercihinde bulunabilecekler. Yerel yerleştirmede aynı okul türünden sadece üç okul tercihinin yapılması kısıtlamaya yol açmaktadır, böylece öğrenciler bilinçli olarak meslek liselerine ve tam dolmayan imam hatip liselerine yönlendirilmektedir.

Merkezi yerleştirmede; merkezi sınavla öğrenci alan okulların belirlenen kontenjanlarının tercihlerinde puan üstünlüğüne göre yüzdelik dilimlere bakılacak. Öğrenciler merkezi yerleştirme tercih listesine en fazla 10 okul ekleyebilecek.

Özel öğretim kurumlarına kayıt yaptıranlara tercih ekranı açılmayacak. Merkezi sınav puanı esas alınarak, okulun kendi yönetmeliğine göre öğrenci alımı gerçekleşecek.

Merkezi sınavla iyi bir liseye yerleşebilecek bir puan alamayan bazı öğrenci velilerinin çocuklarına yönelik öfkeli, suçlayıcı ve cezalandırıcı yaklaşımlarda bulunması, çocuklarını akrabalarıyla, arkadaşlarıyla, sosyal çevreleriyle veya geçmiş kuşaklarla kıyaslaması, çocuklarda özgüveni zedelemekte, ağır psikolojik travma ve kaygı bozukluklarına yol açmaktadır.

Veliler kendi çocuklarının güçlü yanlarını ve ilgi alanlarını dikkate alarak onlara destek olmalı, tercih esnasında öğrencinin daha sağlıklı karar vermesine yardımcı olmalıdırlar.

MEB, sınav merkezli, dayatmacı, elemeye dayalı eğitim anlayışını terk etmelidir. Sınav sonucu ile çocuklarını sıralayan değil, potansiyellerini ortaya çıkaran laik, eşit ve bilimsel eğitim sistemi esas alınmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
HASAN AYDIN Arşivi