Zaman Tanrısı: Altılı Masa'da İyi Parti krizi aşılacak mı?

Ateistleri bile varlığına ikna edebilecek bir tanrıdır zaman tanrısı. Yunan mitolojisinde kayıt altına Kronos adıyla alınmıştır ve akıp giden zamanı, ilerleyen saatleri ifade eder. Aynı mitolojide gücünü abartarak böbürlenen Zeus’a “senden büyük Titanlar var” denilen kısımda yer alan 12 Titan kardeşten birisidir. Önemlidir yani.

Depremde çok büyük acılara tanıklık yaptık. Hüzünleri omuzlarımız taşımakta zorlandı. İnsanların acısını yaşamalarına olanak bile tanımayan açıklamalara, hakaretlere, parmak sallamalara muhatap olduk. Duygularımız değişti, acı bir anda yerini sürekli artan öfkeye bıraktı. Ama öfke diğer duygular gibi sizi -zamanla da olsa- azalarak terk etmiyor, tam tersine içinizde büyüyor ve taşınamaz, sıkıntılı bir yük halini alıyor. İşte bu tür toplumsal gerginliklerde seçim “Aspirin” gibidir, her derde bir şekilde derman olur.

Ülkeler de bir yanıyla yaşayan organizmalardır. Onların da insanlar gibi tarihlerinde çok ciddi kırılma anları, dönemleri vardır. O ülkeyi yöneten ya da yönetme iddiasında olanlar bunu görüp pozisyon alırlarsa o ülkenin önü açılır. Tarih de bu aşamada alınan doğru ve yanlış kararları kayıt altına alarak ölümsüzleştirir. Tarih bir sosyal bilim olmasına karşın en az pozitif bilimler kadar insanlara taşıdığı deneyimlerle yardımcı olur. Zaman tanrısı bu gibi durumlarda hemen devreye girer ve ülkenin kaderini bir ya da birkaç insanın önüne koyar. Ve onların vereceği karar tarih tarafından olumlu ya da olumsuz kaydedilir. Bundan kaçış yoktur. O kararları verenler de kararların olumlu ya da olumsuz sonuçlarına göre anılırlar.

Zaman tanrısı bir kez daha burada

Zaman tanrısı bu ülkenin kaderini önce Mustafa Kemal’in, 2. Dünya Savaşı zamanında da İsmet İnönü’nün önüne koydu. Her ikisi de tarihte sıkça tanıklık yaptığımız “maceracı” ruh halinden uzak, sakin bir düşünce sistematiğiyle durumu kavrayıp karar verdiler. Aynı tanrı Bülent Ecevit ile Necmettin Erbakan’ın önüne de Kıbrıslı Türklerin kaderini koydu mesela ve onları bu kararlarıyla kayıt altına aldı. Ecevit ile Deniz Baykal’ın cenaze törenleri arasındaki fark, tam da ülkenin kaderine ilişkin verdikleri doğru ya da yanlış kararların göstergesiydi. Anlatmak istediğim tam da budur.

Zaman tanrısı çok fazla mesai yapmaz ama ülkemizde bir kez daha varlık gösteriyor. Bu kez ülkenin kaderi 6’lı masanın üzerinde ve 6 partinin genel başkanı bu ülkenin kaderiyle ilgi kararlar alacaklar. Bu kararın etki alanı liderlerin temsil ettikleri partilerden çok ama çok geniş ve önemli yani…

Bu arada zaman tanrısı bir şey daha yapıyor; 16 Nisan 2017 referandumunu -hukuksuz olduğuna ilişkin tartışma bile olamayan referandumu- “ilahi bir mahkeme kurulmuş ve tekrarlanmasına karar verilmiş” gibi tekrar bu ülkenin önüne getiriyor. İnanılmaz bir durumdur bu. 16 Nisan 2017 referandumunda ne oylandı ise önümüzdeki seçimlerde de o oylanacak. O nedenle önümüzdeki, muhtemelen 14 Mayıs’ta yapılacak olan da seçim değil referandumdur. Cumhurbaşkanlığı sistemi 5 yıllık pratiği ve bu pratiğin sonuçları üzerinden bir kez daha oylanacaktır. Bunu sadece zaman tanrısı yapabilirdi ve galiba yaptı.

Deprem tüm ülkenin hayatını alt üst ederken iktidarın da seçim hesaplarını, planlarını geçersiz kıldı. Şimdi hesaplarında olmayan bu acı yıkıntının altından çıkmaya çalışan bir ittifak bloğu var. Vatandaşının hiçbir ihtiyacını zamanında karşılayamayan iktidar, eleştiri getiren hemşireyi birkaç saat içinde evinde bularak hesap soruyor. Karakolda işkenceyle ölüme soruşturma açılmazken bunu haber yapan gazeteci anında bulunarak soruşturma konusu yapılıyor. İnternet sitelerine erişim engelleniyor, sosyal medyada eleştirel paylaşım yapanlar hemen ya tutuklanıyor ya da bir davanın sanığı olabiliyorlar. Devlet, refleksi bu anlamda hayli yüksek bir siyasi iktidarın kontrolünde ve değiştirilmesi gereken de tam olarak bu.

Türkiye bu ortamda 14 Mayıs’ta yapılacak gibi görünen bir seçime gidiyor. Bunu “kalp gözü açık” hocalar kadar sanırım MHP’ye de borçluyuz. Seçim tarihiyle oynanmaması gerektiğini ilk orası dillendirmiş çünkü ama bunda Bülent Arınç’ın açıklamalarının etkisi var mı, bilemiyoruz.

Cumhur'un gözü kulağı Millet'te

Erdoğan muhtemelen kendisin de farkında olduğu kaybedeceği bir seçime doğru yol alıyor ve seçimi lehine döndürebileceği bir sihirli değneği de yok. Üstelik deprem de hareket alanını hayli daralttı. Kazanamayacağı için karşı tarafın kaybedeceği hamleler peşinde uzun zamandır. Millet ittifakında yaşanan gerginliklerin, tartışmaların tamamı AKP ve MHP koridorlarında yankılanıyor. Erdoğan’ın da Bahçeli’nin de haber alma kaynaklarının çok geniş olduğu bilinir. Bazen biz gazetecilerin bile kulis olarak elde edemediğimiz bilgilerin, AKP ve MHP koridorlarını dolaştıktan sonra bize ulaşması gerçekten ilginç. Bunu biraz siyasetçilerin “gevezeliğine” de yorabiliriz.

İyi Parti kaynaklı olduğu ileri sürülen bir sıkıntı uzun zamandır Millet İttifakı içinde yaşanıyor. Karşılıklı açıklamalarla kronik hale gelmiş olmasa da bir krize dönüşmüş vaziyette durum. Öyle ki ortak komisyon toplantılarında bile bir biçimde İyi Parti temsilcisi gündemdeki konuyu kilitleyebiliyor. En son ortak milletvekili listesi komisyonunda benzer olay yaşanmış ve ortam hayli de gerilmiş. Bunun gibi pek çok örnek var kulis bilgisi olarak. Cumhur İttifakı’nın bu nedenle gözü kulağı Millet İttifakı’ndan gelecek “dağıldılar” haberinde ya da verecekleri birden çok aday kararında. Çünkü TBMM’de çoğunluğu kaybettiklerinin uzun zamandır fakındalar ve bunu kabul etmiş vaziyetteler. Ama hala cumhurbaşkanlığı seçiminden umutları var. Çünkü kurdukları sistem anaysa değişikliği sağlanmadığı sürece parlamentonun bir işlevinin olamayacağı bir sistem.

Millet İttifakı modeli onu oluşturan partilere politik olarak hayli avantaj sağlıyor ve bu partilerin başında kuşkusuz İyi Parti geliyor. Bu ittifak modelinden politik olarak faydalanamayan tek parti Saadet. Tarihsel ezberler ve AKP’nin kendine biçtiği “İslamcı” kimlik nedeniyle Saadet Partisi, CHP ile birlikte olduğu için kendi camiasının en kolay hedefi ve konforlu bir eleştiri öznesi oluyor. Tabandan tavana SP, millet ittifakı konusunda çok net bir duruş sergilese bile AKP’den kopan muhafazakâr seçmenin ilk adresi olamıyor. Tam tersine Yeniden Refah Partisi burada sadece CHP’nin bulunduğu bloktan uzak durduğu için SP’den hem rol çalıyor hem de öne çıkıyor. Buna karşın SP ve genel başkanı Temel Karamollaoğlu Millet İttifakı’ndaki pozisyonlarında hiçbir değişiklik yapmıyor. Karamollaoğlu’nun hak ve hukuk temelli açıklamaları bugün iktidarın en çok dengesini bozan açıklamalar halinde.

Akşener ile Kılıçdaroğlu bir araya gelecek

Yola beraber çıkmış olmalarına karşın CHP ile İyi Parti arasında yaşanan bir tür “erken rekabet” masada moralleri hayli bozmuş durumda. Meral Akşener ile Kemal Kılıçdaroğlu daha önce baş başa görüştüler ama o görüşmede bugün sorun olarak görülen hiçbir konu gündeme gelmedi. Önümüzdeki günlerde Kılıçdaroğlu ile Akşener mutlaka tekrar bir araya gelerek sorunun ne olduğunu görüşecekler. Bu görüşme 2 Mart'taki 6’lı masa toplantısı öncesinde yapılırsa ve olumlu sonuçlanırsa masa mekaniği sorunsuz çalışmaya devam edecek. Olumlu sonuçlanmaz ise masanın varlık nedeni tartışmaya açılır. Bu çok büyük bir politik sorumluluktur. Bu nedenle Temel Karamollaoğlu ile Ahmet Davutoğlu da özel olarak devrede. Önce sorunun ne olduğunu anlamaya sonra da çözüm bulmaya çalışıyorlar her 2 lideri de ayrı ayrı ziyaret ederek.

2 Mart’taki toplantıda aday olarak Kılıçdaroğlu’nun dışında gündeme gelmesi beklenilen ikinci bir isim yok. Aday ismi değil belirlenme yönteminin konuşulacağı söyleniyor ama bu aday ismini konuşmaya engel bir gündem maddesi değil. Kılıçdaroğlu adaylık konusunda artık geri adım atacak durumda değil. Geri adım atarsa partisini de kaybeder. Politik öngörü ve strateji kurma konusunda geçmiş deneyimler nedeniyle Kılıçdaroğlu’na masada güven tam. Akşener’in 24 Haziran 2018 seçimlerindeki tutumu de masa bileşenleri tarafından unutulmuş değil.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda da oldukça hareketli bir haftaya giriliyor. Aslında 13 Şubat’ta aday ismi belirlenerek açıklanacaktı ama deprem nedeniyle ittifakın bütün partileri -politik kimliklerinin gereği olarak- dayanışmak için deprem bölgesine gittiler. Bu hafta partiler ayrı ayrı durum değerlendirmesi yaptıktan sonra ittifak bileşenleri bir araya gelerek cumhurbaşkanı adayı konusunu görüşmeye başlayacaklar. Emek ve Özgürlük İttifakı'nda da aynen Millet İttifakı'nda olduğu gibi bir ortak milletvekili listesi sıkıntısı mevcut. TİP bazı seçim bölgelerinde HDP’nin kendi listesinden seçime girilmesini öneriyor. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın da önünde çok ciddi ve memleket ile çok yakından ilgili bir karar alma süreci var. Zaman tanrısı oraya da uğramış yani.

Dedim ya; zaman tanrısı binlerce yıldır yollarda. Bir daha bu coğrafyaya yolu düşer mi bilemeyiz ama bugün burada olduğunu görebiliyoruz. Hem de o mitolojik söylemi yüksek sesle hatırlatarak:

Böbürlenme Zeus, senden büyük Titanlar var”

Önceki ve Sonraki Yazılar
SEDAT BOZKURT Arşivi
SON YAZILAR