Çanakkale de giderse 'Türk Egesi' hayal olur

Korkarım bu yıl özellikle küçük turizm işletmeleri için hiç iç açıcı olmayacak. Esnaf kendini kurtarmak için fiyatları Euro'ya göre belirlerken sezon, yerli turist için kısalıp eriyor. Yabancı turiste bel bağlayanlar ise her şey dahil paketlerine güveniyor.

Turizmi canlandırmak, açıldıkça açılan bütçe deliğini doldurmak için pazarlamaya tam gaz devam ediliyor.

Elbette tanıtım önemli. Elbette Türkiye turizmden kazansın.

Fakat en güzel sahillerinizi, ormanlarınızı, zeytinliklerinizi, dağlarınızı delice rant projelerine, madenciliğe, imara açarsanız; her kıyıyı paralı yapıp atıklarınızı döker, her koyda liman projesi yapmaya kalkarsanız, emin olun 5 yıl sonra pazarlayacak hiçbir şey kalmayacak!Türkiye’nin son turizm atağı, Yunanistan’ın itiraz ettiği “TurkAegean” yani Türk Egesi ifadesi oldu.

Ege’de bizim tarafımıza düşen son olağanüstü kıyıyı, köşeyi, bitki örtüsünü pazarlamaya çalışırken atlanan konu, o güzelliğin yeni yollarla, projelerle, imar aflarıyla tarumar edildiği.

Ne yazık ki 'Antalyalaşmış bir Ege’ye arzuyla beklenen “paralı turist” gelmeyecek. Hatta bu gidişle, fiyat-kalite konusunda standartları olan komşu ve Adalar’a, üst orta sınıf yerli turist de kaçacak.

ÇANAKKALE’Yİ BİTİRECEK ADIMLAR PEŞ PEŞE GELİYOR

Muğla’dan İzmir’e kıyıları betona boğma, özelleştirme ve yatçıları çekme çılgınlığı, Kuzey Ege’ye uzanmaya başladı. Çanakkale köprüsü ve Marmara Otoyolu’yla birlikte bölgenin tüm özelliklerini ve insanını mahvedecek yeni planlar peş peşe geliyor.

Son örneği, Balıkesir-Çanakkale için onay bekleyen “Bütünleşik Kıyı Alanları Planı”.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kamuoyu, sivil toplum ve Belediye başkanlarından habersiz hazırlattığı bu planı, Çanakkale’de yaşayan mimar İsmail Erten duyurmuştu. Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve bölge sakinleri toplam 10 dava açtı. Geçen hafta 1.350 km’lik sahili kapsayan plan için bilirkişi keşfi yapıldı.

ALANDAN KOPUK PLANLAMA

Avukat Pervin Çelik, Çanakkale’yi yedi ana, 27 alt bölgeye ayıran planın bilgisayar programına yüklenen verilerle elde edildiğini şöyle anlattı:

“Sınırları geniş, alandan kopuk bir planlama yapılmış. Beyaz, sarı ve kırmızı diye derecelendirmeler yapılmış. Biz buna da karşı çıktık. Beyaza istediğini yap diyor, fakat en hassas olan kırmızıda yapma demiyor. Yani yer gösterimi yok.”

Felaketin büyüklüğünü anlayabilmeniz için “kıyı planı”nın nereleri kapsadığını sıralayalım:

Bandırma kıyılarından başlayarak, Biga, Karabiga, Lapseki, Çanakkale Merkez, Gelibolu yarımadasının tamamı, Gökçeada, Bozcaada, Eceabat, Ezine, Geyikli, Gülpınar, Ayvacık, Assos dahil, Küçukkuyu, Akçay, Edremit, Burhaniye, Gömeç, Ayvalık, Altınova.

BOZCADA VE GÖKÇEADA’YI KRUVAZİYE VE TEHLİKELİ ATIKLARA AÇMA PLANI

Zaten sanayinin baskısıyla boynunu eğmiş Erdek’e Çekek, Marmara-Edincik’e 2 yük limanı, Avşa-Paşalimanı-Çanakkale-Bozcaada-Burhaniye-Altınova’ya 6 yat limanı, Bozcaada’ya 1 kruvaziye limanı, Ayvalık’a iki “rekreatif” kıyı düzenlemesi… Bozcaada ve Gökçeada’yı bekleyen daha da büyük tehlike, tehlikeli atık taşıyan gemilere “bekleme alanları”nın tahsis edilmesi!

Hem Yunanistan’a Adalar’ı diye nasıl verdik diş bileyelim, hem ekolojik, stratejik ve ekonomik olarak elimizde kalan en kıymetli iki adayı kruvaziyerden tehlikeli atık taşıyan ticari gemiciliğe açalım! Hem “Çanakkale geçilmez” nidalarıyla duygulanalım, hem “şehit kanıyla sulanmış” Milli Parkı talana açalım!

İklim değişikliğiyle mücadele etmesi, en azından kalanı koruması beklenen Bakanlığın planı nasıl ama?

Gelibolu Milli Parkı, Gökçeada ve Bozcaada’nın tamamının plana dahil edildiğini anlatan Mimar İsmail Erten, yer yer kıyıdan 10 kilometre içeriye girildiğine işaret ediyor:

“Plan yerelin yetkisini gasp etmek için hazırlanmış. Amaç sanırım Belediyelerin, İl Özel İdarenin yetkilerinin elinden alınarak Ankara’ya devredilmesini içeriyor.” (http://www.canakkaleaynalipazar.com/aynali-pazar/balikesir-canakkale-butunlesik-kiyi-alanlari-planlamasi/12264/)

YUNANİSTAN NEDEN “ANLAMLI TURİZM”E YATIRIM YAPIYOR

Bütün bunlara ekoturizm adı altında yapılan toprak satışları, madenciliğe pazarlanan Kaz Dağları’nı, “yenilenebilir enerji” paketine sokulan yatırımları ekleyin…

İyi de geriye ne kalacak? Böyle bir Ege’ye hangi turisti çekeceksin?

Yunanistan’la başladık, öyle de bitirelim:

Nüfusu ve yüzölçümü kabaca Türkiye’nin sekizde birine tekabül eden Yunanistan’ın 2021 yılında turizm geliri 10,4 milyar Avro’ya ulaştı. Türkiye’nin de 2021 turizm geliri 24,5 milyar dolardı.

Fakat Yunanistan, başta Adalar’ın turizm baskısıyla zarar görmemesi için harekete geçti. Elbette ki her yere marina, yük limanı veya otel yaparak değil!

Komşuda yaklaşık 1200 farklı alan, yasalarla korunuyor. Karada ve denizde tehlike altındaki türleri koruyan kanunlar, bizdeki gibi bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ezilmiyor.

Halki, Tilos adaları tamamen kendi enerjisini üretmeye geçti. Paros, Donousa plastiği yasakladı. “Küçük ve akıllı ada” projesiyle tüm adalarda sıfır karbon hedefi açıklandı.

Lonely Planet’e göre Yunanistan, “sürdürülebilir yemek destinasyonları”nda en iyi seçildi. Ayrıca Avrupa Çevre Ajansı’nın son raporuna göre denizlerinin yüzde 97.7’si “mükemmel” temizlikte. (Türkiye klasman dışı).

Turistin “sürdürülebilir, ekolojiye önem veren” seyahate önem verdiğini keşfeden Yunanistan, “anlamlı turizm” başlığıyla hem ziyaretçilerin çevreye verdiği zararı azaltacak, hem bozulan yerleri yeniden canlandıracak projeleri desteklemeye ağırlık verdi.

Bu amaçla Rodos Adası’nda turizm acentası TUI işbirliğiyle bir çeşit “laboratuvar” çalışması başlatıldı: Biyoçeşitliliği ve kaynakları koruma amacıyla başlatılan Co-Lab, yerelde daha fazla insana istihdam sağlamayı hedefliyor.

Yakında yapay adacıklara, sahte ormanlara, Disneyvari yapılarda tatil anlayışı el mecbur, silinecek. Üç beş petrol ve fosil yakıt zengini ülkenin vatandaşlarını ağırlamak için bu kadar düşüncesiz, hoyrat ve değerbilmez planlar yapmaya devam ettiğimiz sürece kaybedecek olan biziz.

.

Önceki ve Sonraki Yazılar
MEHVEŞ EVİN Arşivi
SON YAZILAR