CHP ve İYİP: Yol yakınken masayı devirin!

Tam “hah” demiştik, altılı masa bu defa AKMHP’nin oyununa gelmeyecek!

Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı değişiklik teklifini görüşmeyi dahi kabul etmeyecek

Olmadı, olamadı.

Neden?

İYİ Parti’nin zorlama formülüyle ortak hareket etmeyi seçen CHP de salı günü değişikliğin görüşüldüğü komisyona girecek.

Oysa başta kadınlar, sivil toplum ve saygın hukukçular olmak üzere, uzun süredir “Anayasa ve yasaların bizzat iktidar tarafından askıya alındığı bir ortamda bu teklif bir tuzaktır!” diye uyarıyordu.

Her şeyden evvel Meclis komisyon görüşmelerine katılmak, AKMHP’nin tuzağına girmek demek.

Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı, Anayasa hukuku uzmanı Prof. Ece Göztepe ile görüştüm. Prof. Göztepe, CHP ve İYİ Parti’nin grup kararı alarak oylamaya katılmayarak bu hukuksuzluğa dahil olmayabileceğini açıkladı:

“Anayasa’nın 83. maddesinde dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda grup kararı alınamaz, deniyor. Ancak siyasi partiler açısından açıkça yasak olmayan her konuda grup kararı alınabilir.

Genel kurulda sorun, gizli oylama yapılması. Kabine giremeyeceğinize göre sizin parti olarak hükmünüz bitiyor milletvekillerinin üzerinde. Bu nedenle ‘oturuma katılmama’ kararı en doğrusu.”

“Kendi ayaklarını çifte bağlıyorlar”

Fakat muhalefetin komisyon görüşmelerine girmesi, başlı başına ilkesel bir sorun Prof. Göztepe’ye göre:

“Muhalefet teklif metniyle gidince iktidar ‘ben uzlaşarak çözdürttüm’ diye oylamaya katılmaya zorlayacak. Bu, kendi ayağını çifte bağlamaktır.”

Peki İYİ Parti ile CHP’nin önergesi bu tehlikeyi ortadan kaldırmıyor mu?

“Dini inancı sebebiyle” ifadesinin çıkarılması…

Ya da “Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda devlet, kadının başını örtmesini hiçbir surette engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alır” şeklinde değiştirilmesinin bir farkı var mı? (https://www.bbc.com/turkce/articles/c0d82nk82keo)

Prof. Göztepe, açık ve net olarak “Aynı şey” cevabını verdi:

“Anayasa’nın 17’nci maddesi, kişinin maddi manevi özgürlüğünü geliştirme hakkıyla ilgilidir- kılık kıyafet de bunun parçası. Herhangi bir şekilde kıyafeti norm haline getirdiğinizde devlet dairesinde girerken nasıl bir kıyafetle gidileceği sorunu yine çıkacak. Mesela devlet dairesine askılı bluzla bir kadın giremeyebilir… Muhalefetin masaya oturmama opsiyonu var.”

Laikliğin tabutuna çivi mi çakacaksınız?

Tekrar edelim: Kadınların nerede, neyi, nasıl giyeceği siyasetin konusu değil!

Anayasa, haklar ve özgürlükleri eşitlik, laiklik gibi temel evrensel normlar çerçevesinde garantiye alan genel metinlerdir.

Bu nedenle, anayasa hukukçusu Prof. Murat Sevinç’in sözleriyle “Anayasada dini referansa yer vermek, bir hükmün gerekçesini inançla temellendirmek laikliğin tabutuna koskoca bir çivi çakmak demek”.

Eğer altılı masa, “başörtüsüne güvence” lafının altında kalmamak için komisyona girer, hele ki Genel Kurul’daki oylamaya katılırsa, geçmiş olsun sevgili halkım!

Bu nedenle İYİP ve CHP’ye son kez çağrıda bulunalım:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mindere çağırmasına karşılık, haktan, hukuktan yana dik ve net bir tavır almak istiyorsanız…

Her vatandaşın inanç özgürlüğü konusundaki en büyük güvencesi olan laiklik ilkesine saldırıya, artık daha fazla müsaade etmeyecekseniz…

Erdoğan’ın meydanlarda “sizi sapkınlar, sizi başörtüsü düşmanları” diye kükremesinden korkmuyorsanız…

Genç seçmeni kaybetmek istemiyorsanız…

Hukuksuzluğun, anayasasızlığın kendi iktidarınızda hüküm sürmeyeceğini gösterecekseniz…

O masadan derhal kalkın!

Önceki ve Sonraki Yazılar