Emekli sendikalarının kapatılması ve önerilenler

HASAN AYDIN

Türkiye'de farklı dönemlerin mevcut iktidarları ve mahkemeleri, yıllarca "emeklinin çalışmadığını ve üretimden gelen gücü olmadığını" gerekçe göstererek kurulmuş emekli sendikalarına hep karşı çıkmışlardır.

Ankara Valiliği'nin itiraz başvuruları ile İş Mahkemeleri, 1995 yılından itibaren farklı tarihlerde kurulmuş olan emekli sendikalarını kapattı. Bu kapatmalar hâlen devam ediyor. Kapatılan emekli sendikaları, daha sonraki süreçte yeni bir yapılanmaya giderek farklı adlar altında kurulup faaliyetlerine yeniden devam ettiler.

Bu ülkenin kalkınmasına ve artı değer üretmesine katkı sağlamış olan emeklilerin, emeklilikle birlikte maaş, sağlık, barınma, ulaşım, sosyal güvenlik ve özellikle ekonomik sorunları ortadan kalkmamış, aksine giderek büyümüştür.

Türkiye'de yaklaşık 17 milyon emekli bulunmaktadır. Sayısal olarak bu kadar büyük olan toplumsal bir gücün örgütlenme ve sendika kurma hakkını reddetmek, Anayasa'nın sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Milyonlarca emeklinin açlık sınırının altındaki maaşlarla geçinmeye çalıştığı bir dönemde, sendikal hareketin büyüyen meşru eylemleri ülkeyi yönetenlerde rahatsızlık yaratmıştır. Bu nedenle emekli sendikaları, kontrol edilmesi gereken kurumlar olarak görülmektedir.

Emekli sendikalarının kapatılması, yalnızca bir sendikanın hukuki bir sorunu değildir. Bu durum, doğrudan doğruya anayasal hakların, örgütlenme özgürlüğünün ve sosyal devlet ilkesinin nasıl yorumlandığının da bir göstergesidir.

Kapatılan emekli sendikaları

31 yıllık bir geçmişe sahip olan emekli sendikalarının, yargı yoluyla kapatılması pratiğinin yıllardır değişmediğine dair bazı örnekleri şu şekilde sıralayabiliriz:

• 12 Temmuz 1995'te kurulan Tüm Emekliler Sendikası (Tüm Emekli-Sen) hakkında açılan kapatma davası kararı, 2018 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından onaylandı.

• 2018 yılında kurulan ve ülke genelinde örgütlenen DİSK Emekli-Sen hakkında da kapatma davası açıldı. Sendikanın kapatılması, Anayasa Mahkemesi tarafından 2022/2677 başvuru numarası ve 4.2.2025 tarihli kararıyla onaylandı; iç hukuk yolları da kapandı. Bu karar da AİHM'in 2018'de vermiş olduğu kararla aynı nitelikteydi.

Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması onaylanan DİSK Emekli-Sen'in yerine, Temmuz 2025'te Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen) adıyla yeni bir emekli sendikası kuruldu ve faaliyete geçti. Tüm baskılara rağmen mücadelelerinden geri atmadıklarını belirten Kurucu Başkan Cengiz Yavuz "Bugün de Dev Emekli-Sen ile aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz" dedi.

• Ankara Valiliği, 1 Aralık 2023 tarihinde kuruluş dilekçesi veren Emekli Meclisleri Sendikası'na (EMS) kütük sırası vermeyerek tüzel kişiliğini kabul etmedi. Daha sonra Valilik, 28 Ağustos 2024 tarihinde Ankara 4. İş Mahkemesi'ne EMS'nin kapatılması talebiyle dava açtı.

Ankara 4. İş Mahkemesi, henüz hukuken bir kimlik kazanmamış olan EMS'nin, istinaf yolu açık olmak kaydıyla kapatılmasına karar verdi. 11 Temmuz 2025 tarihinde görülen davada, EMS Eş Sözcüsü ve sendika avukatı Ali Ersin Gür, var olmayan bir sendikanın kapatılma davasının olamayacağını belirterek, "Önce istinafa gideceğiz. Burada sonuç alamazsak Yargıtay'a, Anayasa Mahkemesi'ne gideceğiz." dedi.

EMS'nin kapatılması, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal bir tartışma konusu haline geldi. Henüz kuruluş aşamasındaki bir emekli sendikasının kapatılması, fiilen "potansiyel suç olgusu" mantığına dayanmaktadır.

Fiili ve meşru sendikacılığı esas alarak, 20 Şubat 2017'de kurulan Tüm Emekli-Sen hakkında da Ankara Valiliği, Ankara Nöbetçi İş Mahkemesi'ne dava açtı. 30 Eylül 2020'de görülen davada, Ankara 34. İş Mahkemesi tarafından, temyiz yolu açık olmak üzere, Tüm Emekli-Sen 2017 kapatıldı. Bu karar istinafa taşındı. İstinaf Mahkemesi, kapatma kararını bozdu ve sendika lehinde karar verdi. Yargıtay, sendika aleyhine verdiği son kararı istinafa gönderince, istinaf mahkemesi de geri adım atarak Yargıtay kararı doğrultusunda karar verdi. Sonuç olarak kapatma davası onanmış oldu. Bu karara karşı, Anayasa Mahkemesi'ne başvuruldu.

emekli-sendikasiAnayasa Mahkemesi de bu konuda yetkisizlik kararı verdi. Bu yetkisizlik kararı, Sendika Genel Başkanı'nca AHİM'e götürülmedi. Hukuki süreç devam ederken, Sendika Genel Başkanı ve sendika merkez yürütme kurulu üyelerinden bazılarının girişimleriyle, Tüm Emekli Sen 2021 adıyla yeni bir sendika kuruldu. Kurulan yeni sendika, eski sendikanın logosunu değiştirmeyerek sadece kuruluş tarihi kısmına 2021 yazdı. Bu ayrışmanın ardından, yeni MYK'sını oluşturan Tüm Emekli Sen-2017, açlık sınırı altında yaşayan emeklilerin sorunlarını önceleyerek, COVİD-19 salgınına rağmen, yeni bir umut ve enerji ile örgütlenme çalışmalarına koyuldu.

Tüm Emekli-Sen 2017, 26-27 Kasım 2022 tarihlerinde, ülkenin çeşitli il ve ilçelerinden seçilerek gelen delegelerin katılımıyla, Ankara'da Kurucu Genel Kurulu'nu gerçekleştirdi. Bu Genel Kurul'da yapılan konuşmalar ve tüzük tartışmalarının ardından yeni Genel Merkez Yürütme Kurulu üyeleri seçildi. Alınan kararla Tüm Emekli Sen 2017 adı Tüm Emeklilerin Sendikası olarak değiştirildi. 30 Kasım 2022 tarihinde kuruluş için ilgili resmi kuruluşa dilekçe verildi.

Emeklilerin örgütlenme hakkını, ekonomik ve sosyal taleplerini savunup kamuoyu nezdinde daha görünür kılmayı hedefleyen Tüm Emeklilerin Sendikası hakkındaki kapatma davası sürecini iktidar yöneticileri, vakit geçirmeden 2023 Nisan ayında başlattı.

17 Ekim 2023'te görülen kapatma davasında, Ankara 4. İş Mahkemesi yine istinaf yolu açık olmak üzere Tüm Emeklilerin Sendikası hakkında kapatma kararı verdi. Sendika Genel Merkezi, kararın meşruiyetinin olmadığını, bu kararın toplum vicdanında mahkûm edildiğini, gereken itirazları yapacaklarını ve iç hukuk yollarının tükenmediğini açıkladı.

Sendikal mücadeleye zaman kazandırmak amacıyla yargı sürecini uzatmaya çalışan Tüm Emeklilerin Sendikası, ülke genelinde örgütlü olduğu illerde, aşırı artan fiyatlar ve yüksek enflasyon karşısında geçinemeyen emeklinin hakları için merkezi ve bölgesel mitinglerini gerçekleştirmeye devam etti. Diğer emekli sendikaları ile birlikte yapmış oldukları çalışmalarla, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde, iktidarın oy kaybında etkili oldu. 2025 yılı boyunca ve 2026 yılının ilk 5 ayında, emeklilerin taleplerini duyurmak için alanları terk etmedi. En son 15 Mayıs 2026 tarihinde, Türkiye'nin 50 ayrı noktasında, bayram ikramiyelerinin asgarî ücret düzeyine çıkarılması ve 20 bin liralık seyyanen zam talebiyle alanlara çıkıp, ses yükseltti.

Tüm Emeklilerin Sendikası'nın sendika hakkının ihlal edildiğine dair Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı itiraz, Anayasa Mahkemesi'nin 2024/40441 başvuru numaralı ve 3.3.2026 tarihli kararıyla kabul edilmedi. Anayasa ile ilgili mevzuatta emeklilerin sendika kurmasına yönelik bir yasağın bulunmamasına rağmen, Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararını hukuka uygun bulması, sendika kurma özgürlüğünün yok sayılmasıdır.

Anayasa ve uluslararası sözleşmeler

Emeklilik çalışma sürecinin sonu değil, ertelenmiş emeğinin devamıdır. Örgütlenme özgürlüğü gibi temel hakların yer aldığı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi gibi birçok uluslararası sözleşmeye Türkiye imza atmıştır.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 87 sayılı Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde örgütlenme özgürlüğü geniş bir şekilde yorumlanmaktadır. İç hukukun bunlara karşı daraltıcı bir yorum yapması söz konusu olmamalıdır. İşverenler sendika kurup haklarını savunurken, milyonlarca emekli niçin bu haktan yararlanamıyor? Geçmişte, kamu emekçileri, sendika kuramaz deniliyordu. Fakat kamu emekçileri, sürgün, gözaltı ve görevden almalara rağmen ısrarla mücadelelerini sürdürdüler. Sonuçta grevli toplu sözleşmeyi esas almayan sendika hakkını elde ettiler.

Anayasa'nın 51. maddesinde, çalışanlar ve işverenler sendika kurabilirler denmektedir. Buradaki temel sorun, çalışan kavramının dar açıdan yorumlanmasıdır. Emeklinin işvereninin SGK olduğu ve bu kurumun da emekliye her ay maaş ödediği bilinmiyor mu?

Anayasa'nın 90. maddesi, emekli sendikalarının en güçlü dayanaklarından biridir. Bu maddenin son fıkrasında, "usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır" ibaresi vardır.

Almanya, Fransa, İngiltere, Polonya ve Belçika gibi birçok Avrupa ülkesinde emekliler sendikalıdır. FERPA (Avrupa Emekliler ve Yaşlılar Federasyonu), emeklilerin yoksulluğa ve düşük maaş almasına karşı verdiği mücadelede ETUC (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) ile birlikte hareket etmektedir.

"Emekli sendika kuramaz" anlayışı

Ülkemizde egemenler ve iktidar, yıllarca milyonlarca emekliyi sadece seçim döneminde hatırlanması gereken pasif bir seçmen veya birey olarak gördü. Fakat maaş düşüklüğünün yanında, bütçeyi, yoksulluğu sorgulayan ve sosyal güvenlik politikalarını tartışan emekli sendikaları, çalışmalarıyla zihinlere yerleşmiş bu yanlış algıyı bozdu.

Emeklilerin evde oturup torun sevmesini, bahçe işleri ve çeşitli sosyal etkinliklerle zaman geçirmesini tavsiye eden yöneticilere göre sendika kurmak da neyin nesi?

Emekli sendikacılığı yerine dernekçiliği önerme

İktidar, devletle ilişkilerde kontrollü davranan, düzenli bir şekilde aidat toplayan, lokal açan, sosyal faaliyetlere ağırlık veren ve emeklinin gerçek taleplerini dile getirmeyen emekli dernekçiliğinden yana bir tutum içindedir.

1970 yılında kurulan, 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 900 bin üyesi ve ülke çapındaki 122 şubesi bulunan Türkiye Emekliler Derneğinin (TÜED) dernekçiliğinin hangi durumda olduğu da açıktır.

Emekli üyelerinin maaşlarından düzenli olarak kesilen aidatlar sayesinde çok sayıda gayrimenkule ve büyük bir mali güce sahip olan TÜED, gıda, giyim, kömür yardımı, hukuki danışmanlık, küçük çaplı sağlık destekleri, sosyal tesis imkânları ile sınırlı sayıda emekli üyesine destek sağlarken, iktidardan bağımsız, somut koşullara göre hak arama çizgisi ve inisiyatifine sahip değildir.

Uzun yıllardan bu yana yüz binlerce emekliyi temsil ettiğini ifade eden TÜED, birçok emekli sendikası ve STK'lar tarafından, üye sayısına rağmen iktidara yakın, alanlara çıkmayan ve mücadele kapasitesi düşük bir dernek olarak nitelendiriliyor.

Fiilen haklı mücadele yürütüp toplumsal baskı oluşturan emekli sendikalarının, bugüne kadar kitlesel bir örgütlenme sağlayarak güçlü birleşik bir emekli hareketini oluşturamamasının nedenleri son dönemde sendikal çevrelerde ve platformlarda tartışılır hale geldi.

Emekli sendikaları hakkında davalar açılarak kapatılması, emekli örgütlerinin parçalı oluşu ve dağınıklığından hareketle sendika adının ikinci planda kalıp dernekçiliğin öne çıkarılması da emeklilerce dikkatle takip ediliyor. Dernekçiliğin önerilmesini emeklilerin bir bölümü; mücadeleden geri çekilme, devletin baskısına boyun eğme, sendikal kimlik ve sınıf bilincinde zayıflama, uluslararası hukuk ve ILO haklarından uzaklaşma, mücadeleyi yardım faaliyetine indirgeme olarak değerlendiriyor. Emekli örgütlerinin parçalanmadan ortak bir zeminde bir araya gelmeleri kaçınılmaz hale gelmiştir. Emek eksenli politikayı, toplu hak aramayı ve sınıfsal mücadeleyi esas alıp, alanlara çıkan ve süreç içinde ciddi bir çalışma ile federasyonlaşan bir emekli hareketi mutlaka başarıya ulaşacaktır.

2008'de 5510 sayılı kanunla aylık bağlanma oranları yüzde 70'ten yüzde 30'a düşürülen, gerçek refah payından yoksun bırakılan, sağlık hizmetlerine katkı payı ödeyen, bayram ikramiyeleri harçlık düzeyine düşürülen ve çalışan memurlara verilen seyyanen zamdan yararlanamayan emekliler, "hak verilmez alınır, haklar ise örgütlü mücadele ile kazanılır" anlayışı ile haklı mücadelelerine kararlılıkla devam etmek zorundadırlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
HASAN AYDIN Arşivi

Plaka uygulamasında yaratılan mağduriyet

01 Nisan 2026 Çarşamba 05:30

12 Mart darbesinin öncesi ve sonrası

12 Mart 2026 Perşembe 11:12