ALİN OZİNİAN

ALİN OZİNİAN

Vazgeçmeye övgü

ALİN OZİNİAN

Nostalji, uzaktaki şeye duyulan özlemse; solastalji, şey hâlâ sizleyken özlemektir.

Bir insan gitmemiştir, ev değişmemiştir, sokak aynı sokaktır; ama ruhları çekilmiştir. Her şey kendi yerindedir ama onlarda bulduğumuz anlam gitmiştir. Solastalji, tam da bu anlam kaybının insanda bıraktığı derin hüznün adıdır.

Nostos eve dönüş, algia acıdır. Nostalji, geri dönülemeyen bir eve duyulan sızıdır.

Solace ise teselli, avuntudur. Bu yüzden solastalji, insanın bir zamanlar teselli bulduğu şeyde artık teselli bulamamasıdır.

Ev hâlâ oradadır ama artık eviniz değildir. İnsan aynı yerde yaşamaya devam eder ama içindeki duygu aşınır. Bu yüzden solastalji çoğu zaman “insanın evindeyken evsizleşmesi” olarak açıklanır.

Birinin yanında yalnızlaşmaktır solastalji; bir hayatın içinde yurtsuz kalmak.

Kaybetmek gibi görünse de solastalji, bence vazgeçmektir. Değişen, aynı anlamı bulamayan sizsinizdir; yine de şüpheyi ona yöneltir, suçu onda ararsınız. Oysa belki de o, sizden daha sadık çıkmış; hiç değişmemiş, ilk olduğu günkü gibi kalmıştır, hepsi bu.

Vazgeçmişsinizdir. Bunu anlamanız zaman alır. İdrakin ardından ise bıraktığınız şeyi kaybetmenin derin ıstırabı gelir. Dönmek isteseniz de dönemezsiniz; çünkü döneceğiniz yer artık yoktur.

İnsan aslında o yerden değil, o yerin içinde artık kendine rastlamadığı için vazgeçer.

Yorulmak, pes etmek, kaçmak değildir vazgeçmek. Yapmak konusunda fikir değiştirmek, tercih hakkını kullanmaktır. Çiçek açsın diye taşı sulamayı bırakmak, daha önce var olduğu düşünülen ihtimalleri sıfırlamaktır; kısır bir döngü içindeki büyük yüzleşmedir.

Razı gelmenin zıttı; görkemli bir irade beyanıdır vazgeçmek.

Nice andan sonra gelir. Şairin dediği gibi “bir akşamüstü ansızın yorularak” verilen bir karar değildir; bardak yavaş yavaş dolar.

İnsan, vazgeçmeye çeyrek kala vazgeçeceği şeye daha çok sarılır; uzağa fırlatacağı taşı avucunda son kez tüm gücüyle kavrayan bir el gibi. Tuhaftır vedalarımız.

Sadakat kılığına giren duygularından, kendi hayatında misafir olmamak için vazgeçer insan.

Yenilgi gibi görünse de kişinin kendine karşı kazandığı en büyük zaferlerden biridir vazgeçmek. Bazen işinin, hayalinin, aşkının, mücadelesinin, arzularının üzerini kalın bir çizgiyle çizmek; kendine dönmenin tek yoludur. Sonuçta, vazgeçemediği şeylerin toplamı kadar tutsaktır insan. Ve verilen her emek aslında kutsal değildir.

İnsan vazgeçince eksilmez; inkâr etmeyi bırakır ve yanlış yerde tuttuğu nefesini geri alır.

Özgürlüğün, galip ya da mağlup olmaktan daha önemli olduğunu kavramaktır vazgeçmek. Kader gayrete âşıktır ve gayrettir kaderin anahtarı; lakin açamadığınız kapı, sizin kapınız değildir.

Özgürlük her istediğini yapmak değil; artık istemediğin şeyi sürdürmeme cesaretidir.

Yeni kapıları çalma hevesinin henüz tükenmemesidir vazgeçmek. Haklı olmaya değil, mutlu olmaya giden bir yoldur.

Bir yas biçimidir ama burada ölen çoğu zaman karşımızdaki kişi, yer ya da amaç değil; bizim ona yüklediğimiz ihtimaldir.

Gençliğin beslediği meydan okumaların, “ben yaparım”ların ve deli inatların yerini, kendini sevmeye bırakması, kendini tüketen bir inadı erdem sanmamaktır vazgeçmek.

İçimizde uzun süre açık kalmış bir pencereyi usulca kapatmaktır. Üşüyerek uyanılan bir sabah artık aynı acıya aynı şefkatle bakmamaktır vazgeçmek; geçmişi incitmeden terk edebilmek, kendine başka bir hayat ihtimalini yakıştırabilmektir.

Yeniden başlamaktır vazgeçmek; zordur

Zamanlama önemlidir vazgeçmekte. Çünkü doğru zamanda vazgeçebilen, yeniden kazanabilir, küllerinden de olsa yeniden doğabilir. Vazgeçmeye geç kalanlar ise farkında olmadan kendinden vazgeçer.

İşaret dilinde “vazgeçmek” çok manidar bir şekilde anlatılır. Bir elle zafer işareti yapılır ve omuz hizasında ileriye götürülen el aniden geri çekilir. Bana, varamayacağını anlayan birinin yoldan dönmesini hatırlatır bu hareket. Başarmaya dair inancın bir anda tarumar olması ve zafer gibi görünenin zafer olmadığını fark etmektir.

Birinden, bir yerden, bir hayalden ya da bir ihtimalden vazgeçmek; ona yüklenen bütün değerlerden, anlamlardan vazgeçmek değildir zinhar. Aramak bakidir fakat aramaktan vazgeçtiğinde bulur bazen insan.

Yeniden başlamaktır vazgeçmek; zordur. Ve zor iyidir, güçlendirir.

Bize yanlış öğrettiler. Bir amacı, bir mücadeleyi, bir kişiyi sevmenin özünde kendinden vazgeçmek olduğunu anlattılar üstü kapalı. Oysa insan kendini seçmeden, başkasına nasıl varabilirdi?

Vazgeçmek seçimdir ve seçmek önemlidir. Her şeyi bir arada isteyenler seçemez; seçemedikleri şeylerin arasında kalarak hepsini kaybeder.

Acılıdır vazgeçmek. Hayata yeniden gülen gözlerle bakabilmek için “şeyi” ve sizde yarattığı duyguyu akıldan, yürekten, hatta yüzünüzden kazımak demektir. İrade gerekir. Çünkü inandığınız şeyi silmek, kendinize ait o parçayı da silmektir.

Özenle, emekle ve hevesle besleyip büyüttüğümüz duyguları evlatlık vermek gibidir vazgeçmek.

Yaşamın en zor kısmı ölmek değil, ölenlerin yasını tutmak da değil; insanın yaşarken içindekileri öldürenlere, katili olmaya kararlı kendine izin vermesidir. Ölmemek için öldürmek gerekir bazen. Ama sadece bazen.

Önceki ve Sonraki Yazılar
ALİN OZİNİAN Arşivi

Onun adı Ararat

31/05/2026 00:20

Dutun kararı

24/05/2026 00:24

Kusurdaki ışık

17/05/2026 00:15

Selam!

10/05/2026 00:20