SEDAT BOZKURT
Erdoğan’ın, Bilal Erdoğan’lı planı
SEDAT BOZKURT
Demokrasilerde insanlar, siyaset aracılığıyla ülke yönetimine katılırlar. Bu katılımı sağlayan kurumsal yapıların adı siyasi partilerdir. Sivil toplum örgütleri de sendikalar da meslek örgütleri de siyaset yapan politik kurumlardır. Ama bu kurumların siyasi partiler gibi ülke yönetme iddiaları ve projeleri yoktur. Talep ve itirazlarını sadece örgütlü oldukları alan ile sınırlı kalmayarak dile getirirler. Demokrasinin en önemli yapılarıdır bu örgütler.
Dünyanın örgütlü toplumla inşa etmeye çalıştığı katılımcı demokrasiden hızla uzaklaştığına tanıklık yapıyoruz. Oysa bu modele ulaşmak için çok çaba harcanmıştı. Avrupa’da, Gazze soykırımında, devletlerinin politikalarını protesto etmek için sokaklara dökülen milyonları izledik. Devletlerini karşılarına alan bu gösteriler o ülkelerin İsrail politikasında gram geri adım atılmasını sağlayamadı. (Avrupa da birkaç istisna örnek dışında)
ABD’de kanalizasyon patladı, ülkeyi yöneten ve uluslararası her zeminde temsil eden Başkan Trump’ın pedofil suçu işlediğine ilişkin bilgiler ve belgeler ortaya çıktı, pek çok önemli isimle birlikte. Göçmenlerle mücadele için oluşturulan polis örgütü ICE sokakta 2 ABD vatandaşını katletti. Büyük gösteriler yapıldı ülke genelinde. Ama hiçbirinden sonuç alınamadı.
Ülkelerini yöneten liderlerin ortak bir özelliği haline geliyor, sorunları, eleştirileri ciddiye almamak, bunlarla yüzleşmemek. Hatta bu sorunlar iddialar yokmuş gibi davranmak. Dünyanın ortak özelliği oldu bu artık. Bu da insanları siyasetten soğutmaya, demokrasiden umudunu kesmeye yöneltmektedir.
Mehmet Şimşek örneği
Bizde de durum farklı değil. Bizde farklı olan ülkeyi yönetenlerin hiçbir vaatlerini gerçekleştirmemiş olmalarına karşın, hiçbir şey olmamış ya da “başarılı” olmuşlar gibi görevlerine devam etmeleridir. Bunun, dünyada belki demokrasiye uzak yönetimlerde birkaç örneği vardı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde iş aleminin temsilcileri ile yemekli bir toplantıda bir araya geldi. (Haber toplantıyı yemekli olarak tanımladığı için ben de aynen öyle aldım.) Ekonomik programda son evreye girildiğini anlattıktan sonra, “Enflasyonun tek haneye indiği dönem olacak. Tabii 2027’den bahsediyorum. Geçen sene dedik ki enflasyon 20’li rakamlara inecek. Şu anda yüzde 31. Bunun hesabını vermek lazım. Tabi her şey öngördüğümüz gibi gitmiyor” dedi. Tam burada ne yazılması gerektiği gerçekten insan şaşırıyor. (Hala şaşırıyor olmamız da şaşırtıcı aslında.) Şimşek, 2027’de ve sonrasında da “her şey öngördüğümüz gibi çıkmıyor” dediği zaman hiçbir sorun çıkmayacak. Bakan olarak görevine devam edecek.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da Türkiye’nin “yüksek gelirli ülkeler ligine” gireceğini bir kez daha müjdeledi. Bu lige sanırım nüfusun yüzde 10 ya da 15’i girecek geri kalan “Pakistan” liginde mücadeleye devam edecek.
Meseleleri sessizliğe yatırma konusunda en uzman isim Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Uyuşturucu ve fuhuş operasyonlarına ilişkin tek bir cümle kurmamıştır. Öcalan ve onun umut hakkı ile ilgili, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına karşın hiçbir açıklamada bulunmamıştır. Tartışmalı ve kendisi açısından politik risk taşıyan hiçbir konuya Erdoğan girmez. Eskiden bu gibi durumlarda birkaç gün kaybolduğuna da tanıklık yapmıştık. Uçakta sorulmak üzere hazırlanmış sorular da bu Erdoğan’ın yöntemini somutlaştırıyor.
Bilal Erdoğan siyasette
Erdoğan, mesaisinin tamamını dış siyasete ayırmış vaziyette. İç siyasetle hemen hemen hiç ilgilenmiyor. (İlgilenmeyen hali bu mu, diye sordunuz ama gerçekten öyle.) Yeni bir siyaset kuruyor, hedefi her zamanki gibi seçimleri kazanmak.
Erdoğan, yeni siyasetinin ilk hamlesi olarak “agresif” isimler yerine “makul” isimleri göreve getirdi. Hakan Fidan’ı diplomatik kuralların sınırını çizeceği Dışişleri Bakanlığı’na getirdi. MİT’in başına yumuşak ve yapıcı üslubu bulunan İbrahim Kalın geldi. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş oldu, Ebubekir Şahin gitti. İletişim Başkanlığı’ndan Fahrettin Altun alındı, yerine daha uzlaşmacı olan Burhanettin Duran geldi. Bunun devamını uzun zamandır ertelenen bakan değişiklerinde de görme imkânı bulacağız.
Erdoğan bu dönem anayasa değişikliğinden umudunu kesmiş gibi gözüküyor. Muhtemelen TBMM’nin erken seçim kararı ile aday olacak. Erken seçim içim 2027 kasımı çok önceden benim de yazdığım gibi kararlaştırılmıştı. Bu tarihi ekonomik programın uygulama potansiyeli belirlemişti. Bu uygulamaların bugüne kadarki sonuçları, erken seçim kararının 2028 Mart’a ertelenme olasılığını ortaya çıkarıyor. TBMM’de 360 milletvekili bulduğu zaman Erdoğan erken seçim kararı alacaktır. Burada DEM ve İYİ Parti, TBMM’deki sayıları nedeniyle kritik öneme sahip. Bu kararın alınış biçimi yeni ittifaklar konusunda da ipucu verecektir.
Bahçeli’nin açıklamaları sizi yanıltmasın, erken seçimi en çok seven iki liderdir Bahçeli ve Erdoğan. İkisinin ortak kararı ile ülke 17 ay önce de sadece bir ay önce de erken seçime gitmiştir.
Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan son zamanlarda çok görünür oldu. Ağustos ayının başında Erdoğan’ın kafasında net bir biçimde oğlunun olduğunu yazmıştım. Bu artık somut ve Erdoğan’ın politik planının önemli bir unsuru. Erdoğan oğlunu cumhurbaşkanı seçtiremez ama AKP Genel Başkanı seçtirir. Niyet de plan da bu. Bilal Erdoğan AKP Genel Başkanı, Erdoğan sadece bir dönem değil birkaç dönem daha cumhurbaşkanı. En azından adayı.
İlk seçimlerde Cumhur İttifakı'nın TBMM’de 400 milletvekili sayısına ulaşacağını hesaplıyor AKP cenahı. Erdoğan’ın kafasında da bu çoğunluktan sonra anayasa değişikliği yapmak var. Bilal Erdoğan ilk seçimlerde milletvekili olarak TBMM’ye girecek. Anayasa değiştikten sonra da AKP’nin başına geçecek. Anayasa degişikliği ile cumhurbaşkanının parti genel başkanı olmasının önü kapatılacak. Bu muhalefeti de ikna için bir “ödün” olacak aynı zamanda.
Bu değişikliklerle de Erdoğan’ın birkaç kez daha aday olmasının önü de açılacak. Bilal Erdoğan “İslamcı” söylemle kendisine politik kimlik inşa ediyor. Bundan sonra çok daha fazla siyasetin içinde göreceğiz. Polemiklere girmeyecek, hep ülke ve iktidarla ilgili pozitif mesajlar verecek. Yani siyasete iyice ısınacak. Bilal Erdoğan’ın bu etkinliklerinde de artık AKP teşkilatlarını da göreceğiz.
2026 Temmuz ayından itibaren de AKP para musluklarını azıcık da olsa açmaya başlıyor. Bu da 1,5 yıl sürecek seçim sath-ı mahaline girildiğini bize gösterecek. İlk sırada dar gelirlilere ödenecek ek ödenek ve yardımların hem sayı hem de miktar olarak attırılması var. 2026 yaz aylarında kısık açılan para muslukları 2027 Kasım ya da 2028 Mart ayına kadar yavaş yavaş daha fazla açılacak. Ve sonrasında da sandık seçmenin önüne gelecek. Uzun ama çok ince hesaplı bir politik plan Erdoğan’dan. Her zamanki gibi…
Parlamento, milli dayanışma, demokrasi ve kardeşlik
01 Şubat 2026 Pazar 00:15Memleket Türkiye değil “tuhaf”iye
25 Ocak 2026 Pazar 00:20Çiller ile Mehmet Şimşek benzerliği
18 Ocak 2026 Pazar 00:10“Deneyimli siyasetçi”
11 Ocak 2026 Pazar 00:20Partilere para, çok olan üyeden değil Hazine’den
04 Ocak 2026 Pazar 00:10“No news is good news”
01 Ocak 2026 Perşembe 00:45Kiliselerdeki günah çıkarma kabini: Konfesyonal
28 Aralık 2025 Pazar 00:05Erdoğan’a 2 yıl lazım
21 Aralık 2025 Pazar 00:30Erdoğan'ın planı: Seçim erken ama çok erken değil
14 Aralık 2025 Pazar 00:05Pratiğin kadar konuş
07 Aralık 2025 Pazar 09:05