İBRAHİM EKİNCİ
Kamu köprü ve otoyolları haraç mezat gişelerine dönebilir
Kamu köprüleri ve otoyolların, YİD modeli ile yaptırılan diğerleri gibi “Deli Dumrul” köprülerine dönüşmesi riski belirdi. Hükümet, yeniden ihaleye çıkardı. İlk ihalede, Karayolları’nın 20 milyar dolar dediği bu varlıklar 5,7 milyar dolara ihale edilmişti. Eğer özelleştirme olursa YİD köprülerinin emsal olması durumunda bu köprülerden 4–5 belki de 10 katı fiyatlara geçeceğiz. İlk ihaleyi canla başla savunan Bakan Şimşek, OVP’ye koyduğunu özelleştirme geliri hedefini buradan gerçekleştirmek istiyor.
****
Konuyu daha önce bir kez yazdım ama yine üstünde durmakta fayda var. Köprü ve otoyollar özelleştirilecek. Yetkilendirilme yapıldı. Hükümet OVP’ye 185 milyar dolarlık özelleştirme geliri koyduğunda bunun gündeme geleceği anlaşılmıştı.
Bu ilk özelleştirme girişimi değil. Kamu işletmesindeki otoyol ve köprüler daha önce ihale edildi aslında. Çok ilginç bir hikayesi vardır. Bu hikayeye, "AKP Ekonomide Ne Yaptı" isimli kitabımda yer vermiştim. İhale bittikten sonra devir gecikti ve iptal söylentileri çıktı ve sonunda da iptal edildi ihale. Dönemin Başbakanı Erdoğan, ihaleden bir süre sonra köprü ve otoyollar ile Başkent Doğalgaz’da tekliflerin düşük kaldığını söyledi. (Başkent Gaz ihalesinin iptalinin, köprü ve otoyol ihalesinin politik iptalini gömmek için yapıldığını sonradan anlayacağız!) Otoyol ihalesini Koç – Ülker- Malezyalı UEM ortaklığı 5.7 milyar dolarlık teklifle kazanmıştı. Başkent Gaz ihalesini ise 1 milyar 162 milyon dolar teklifle “iktidara yakın” bilinen Torunlar Gıda kazanmıştı.
Erdoğan, Gazeteci Fatih Altaylı’ya yaptığı açıklamada, "Arkadaşlarla istişareleri yapıyorum. Örneğin otoyollar, köprüler meselesini tekrar masaya yatıracağız. Daha yüksek beklentimiz var. O beklentiyi karşılamıyor. Çünkü biz buradan zaten ciddi para kazanıyoruz. Ciddi para kazanırken, buradan yani birilerinin çok daha fazla kazanmasının önünü değil, milletimin kazanmasını ve ülkemin kazanmasını temin etmek durumundayım. (…) Türkiye malının kıymetini bilen bir ülke durumunda. Mesela Başkent Gaz biz 1.5’u yakalamışız. Ödemediği için teminatı gitti. Yeni gelen 1.100’le geliyor. Şimdi 1.5’u yakaladığın yerde 1.100’le geldiğinizde Fatih Altaylı bunun hesabını sormaz mı?" demişti.
Başkent Gaz için ilk ihale 2010’da yapılmış. Mehmet Emin Karamehmet ile Mehmet Kazancı ortaklığı olan MMEKA, yüzde 80’i için 1.2 milyar dolar teklifle ihaleyi kazanmıştı. Yüzde 80’i için 1.2 milyar dolar, yüzde 100 için 1.5 milyar dolara geliyor. Erdoğan, “1.5 milyar doları yakalamışız” derken bunu kastediyor.
Ancak bir süre sonra Erdoğan’ın başkanlığındaki ÖYK, Başkent Gaz ihalesini onayladı. Böylece 2010’da yüzde 80’i 1.2 milyar dolara ihale edilen Başkent Gaz’ın bu kez yüzde 100’ü, hem de yaklaşık 3 yıl sonra (1.2 milyar doların faiz gelirini düşünün!) ilk ihalede yüzde 80’i için verilen rakamdan da 38 milyon dolar daha düşük bir rakama (1 milyar 162 milyon dolara) satıldı. “Düşük rakama verirsek hesabı sorulmaz mı?” denilirken Başkent Gaz, Torunlar’a verildi. Köprü ve otoyol ihalesi ise iptal edildi.
Peki köprü ve otoyollar için gelen fiyat ucuz muydu? Evet. Ucuzdu. Bunun hesabına bakacağız.
Hikaye şöyledir: Toplam uzunluğu 1975 kilometre olan Boğaziçi (şimdiki adı Şehitler Köprüsü) ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile sekiz otoyolu kapsayan özelleştirme ihalesi 2012 yılında yapıldı. Elemeli turda 5 milyar 640 milyon dolar veren Koç-Ülker-UEM ortaklığı ihaleyi kazandı. İhale komisyonu 5 milyar 720 milyon dolar isteyince Koç-UEM-Ülker Grubu bu teklifi kabul etti. Bu manzarada söylenebilecek olan şunlar:
Birincisi komisyonun bilgisi dahilinde bir bedel değer var. Kamu, "Şu fiyatın altına satmam" diye açıklamasa da komisyonun bir eşiği var. İlgili kanunun 7’inci maddesi, “Varlık satışı ve satış yöntemi dışındaki yöntemlerle yapılacak ihalelerde, değer tespit raporu Kanunda belirtilen ihale usullerinden hangisinin uygulanacağına karar verilmek üzere, ihale ilanına çıkmadan önce ilgili projenin bağlı olduğu başkan yardımcılığı tarafından başkana sunulur” diyor.
Ayrıca aynı maddenin son cümlesi, “Değer tespit sonuçları, ihale sonuçlarının Kurul veya idarece onaylanmasını müteakip yapılacak sözleşmenin imzalanmasından sonra, kamuoyuna duyurulur” diyor.
İkincisi, ihale komisyonu, gurubun teklifini 5 milyar 720 milyon dolara yükseltmesini istiyor. Grup bunu da kabul ediyor. Buradan da anlaşılıyor ki fiyat, açıklanmamış değer tespitini üzerindedir. Fakat sonra, Erdoğan, “Fiyat beklediğimiz gibi değil. Belki iptal ederiz” diyor ve ediyor.
Otoyol ve köprü gelirleri Karayolları’nın internet sitesinde yıl yıl açıklanır, biz gazeteciler de her yıl köprü ve otoyol gelirlerini haber yapardık. Fakat bu rakamlar, “garantili köprü ve otoyol” işlerindeki fahiş fiyatı kabak gibi gösterdiği için rakamlar gizlenmeye başlandı. Çünkü… Garantili köprülerin 20’de 1 fiyatına geçilen bu köprülerin, bu görece ucuz fiyata rağmen kamuya büyük büyük gelir sağladığını gösteriyordu ve haliyle “Peki milletine kazandırmak isteyen iktidar, Osmangazi’ye ve diğerlerine neden 10 – 20 katı geçiş ücreti garantisi vermiş olabilir” sorusunu gündeme getiriyordu.
Hesaba dönelim: Rakamlar henüz açık iken benim gördüğüm rakamlar şunu söylemeye imkan veriyordu: Mevcut gelirlerle hem bakımları yapılabilir, işletme giderleri karşılanabilir hem de (bütçeyi 20 - 30 yıl kara delikler yaratarak boşaltacak fahiş garantiler yerine) yeni yol ve köprü projeleri finanse edilebilirdi. Gelir tablosu buna müsaitti. İhalenin yapıldığı dönemde bu varlıkların açıklanmış 13 yıllık (2001 – 2013) geliri 5 milyar dolardı. Araç sayısı ve trafik artışıyla bu rakam artacaktı. 2001 yılındaki toplam geliri 203.5 milyon dolarken izleyen 13 yılda 505 milyon dolara çıkmıştı. 13 yıllık artış toplamda yüzde 148 düzeyindeydi. Yıldan yıla artışlar, düşüşler toplamda ele alındığında ortalama yıllık artış yüzde 13 düzeyindeydi. Nüfus, araç sahipliği, gelir artışı faktörlerinde eskisi kadar hızlı artış olmasa dahi, her 100 kişiye düşen oto sayısının AB ortalamasında yüzde 51, Türkiye’de 15 olduğu dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda da hızlı artış öngörülebilir. Fakat bu dikkate alınmasa, önümüzdeki 25 yılda yıllık ortalama artış yüzde 5 bile olsa 25 yıllık gelir 24 milyar doları geçiyor.
CHP’li Deniz Yavuzyılmaz’ın açıklamasına göre bu köprü ve otoyolların kamuya sağladığı ne gelir, bakım onarım gideri düşüldükten sonra “ne kar” diyelim 25 yılda 15 Milyar Dolar. Yavuzyılmaz nasıl hesapladığını da şöyle anlatıyor: “Özelleştirilmesi planlanan 2 Boğaz Köprüsünün ve 7 Otoyolun;
2024 yılı net kârı: 11 Milyar 211 Milyon TL
2025 yılı net kârı: 23 Milyar 594 Milyon TL
2025 yılı net kârı ($): 596 Milyon Dolar.
Mevcut araç geçiş ücretleriyle; 25 yılda elde edilecek net kâr: 15 Milyar Dolar.”
Benim ve Yavuz Bey’in rakamı arasındaki fark, beni hesaplamamın geçen araç sayısı ve olası ücret artışlarını içermesinden kaynaklanıyor.
Ama gerçek rakam muhtemelen benim (24 milyar dolar) ile sayın Yavuzyılmaz’ın (15 Milyar dolar) rakamları arasında bir yerde. Neden bunu söylüyorum? İlk özelleştirme ihalesi öncesinde, bu yol ve köprüleri işleten kurumun kendisi, hükümete “20 milyar dolar” rakamı vermişti. Konuyu gazeteci Erdal Sağlam’ın haberinden okumuştuk. Sağlam, o dönem yapılan bir toplantıyı anlatırken, “KGM, ileride sağlanabilecek gelirler üzerinden hesap sunarak 20 milyar dolarlık teklifin uygun olacağını belirtti” demişti haberinde.
Babacan ve Şimşek düşük rakamı savunmuştu
Sağlam’ın haberine göre Karayolları’nın “20 milyar dolar” rakamını özelleştirme yetkililerinin yanısıra Ali Babacan ve Mehmet Şimşek yüksek bulmuştu. Mevcut teklifin (5.7 milyar dolar) uygun olduğunu savunmuşlardı. ([1])
Şimdi hükümet, OVP’de 185 milyar lira gelirinin eğer köprü ve otoyolları özelleştirmesinden geleceğini düşünerek koymuş ise, bu varlıklara 4 – 4,5 milyar dolarlık bir değer biçmiş demektir. Bu rakam “ucuz” diye iptal edilen ilk özelleştirme rakamından bile çok düşük! Aslında, ilk özelleştirmenin iptal nedeni rakamın düşüklüğü değil. Alan konsorsiyumun içinde Koç’un olması… İlk yıllar özelleştirmeler görece rekabete açıktı. Koç da TÜPRAŞ’ı aldı ancak sonraları neredeyse ilgi gösterdiği bütün ihalelerden dışlandı. Koç’un kazandığı Milgem, ihalesi, katılan bir başka gruba “rekabete uygun yapılmamıştır” dilekçesi verdirtilerek iptal edildi. Altay ihalesinden dışlandı. ([2])
Deniz Yavuzyılmaz, YİD’le yapılan geçiş garantili köprü fiyatlarına bakarak hesaplıyor ve kamu köprü ve otoyollardan geçiş ücretlerinin de yanaşma müteahhitlerin elinde haraç kesim merkezlerine döneceğini hesaba katarak; “Yandaş şirketlere sağlanacak rant tutarı: 33 Milyar 450 Milyon Dolar, Vatandaşın cebinden çıkacak para: 48 Milyar 450 Dolar” rakamlarını veriyor. “Özelleştirmenin gerçekleşmesi durumunda mevcut araç geçiş ücretlerinin; aynı karayolu bölgelerinde yer alan, Yap-İşlet-Devret modeliyle yandaş şirketlerin işlettiği köprülerin araç geçiş ücretlerine ve otoyolların kilometre başına araç geçiş ücretlerine endekslenerek 3,23 katına çıkması bekleniyor. Bu da araç geçiş ücretlerine ortalama %232 zam demek” diyor.
Tamamen doğru. 25 yılda kamuya rahatlıkla 15 – 20 milyar dolar gelir bırakacak kamu varlıklarının satılmasının, müflis tüccar çaresizliğinden başka bir açıklaması yok. Halen Osmangazi’nin 20’de 1’i ücretle geçilen bu köprüler, bu ücrete rağmen kamuya büyük gelir getiriyor. YİD’lerdeki fiyatların ne kadar fahiş olduğunu buradan da anlamak mümkün.
[1] İhale bittiğinde, “ucuza gitti” diyenleri dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şöyle cevaplamıştı: “Bunları ezberden konuşuyorlar. Diyorlar ki efendim ‘Elde edilen yıllık gelir 535 milyon dolar.’ Ama bu, brüt gelir. Buradan yüzde 18 KDV ödeyecekler, yüzde 10 belediyeye ödeyecekler. Yolların bakımı, onarımı var. Bunları düştüğünüzde geriye 209 milyon dolarlık vergi ve faiz öncesi kâr kalıyor. Onu da 27 katına satmışız.” Konu komisyonda görüşülürken sadece Şimşek’in değil Ali Babacan’ın da fiyatı makul bulduğunu öğreniyoruz. Ancak, önceki birçok ihalede de çok da fiyat duyarlı kararlar almayan ÖİB ve ÖYK, bu kez iptal kararı veriyor.
[2] İhale iptal tarihi 2013’tür! İhale 17 Aralık 2012’de yapılmıştır. İptal 23 Şubat 2013’te duyurulmuştur. Milgem ihalesinin Koç’tan alınması ve Metin Kalkavan’a verilmesi konulu tapenin tarihi 16 Nisan 2013’tür. Mayıs ayında Gezi olayları patladı. Protestocuların Koç’a ait Divan Oteli’ne sığınmaları hükümetin tepkisini çekti. 25 Temmuz 2013’te Tüpraş’a vergi baskını yapıldı, 160 milyon lira ceza yazıldı. Özetle dönem, Koç’u hedef tahtasına oturtulduğu dönemdir. Bu olay, özelleştirmenin, kamu ihalelerinin bir çeşit “sopa” veya “ödül” gibi kullanıldığının önemli örneklerinden biridir. O dönem hükümetin Koç’a yönelik girişimleri Meclis’e de taşındı. Dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, yaptığı açıklamada "Erdoğan hukuku bir silah olarak kullanarak Koç Holding’i hedef aldı. Bu çok tehlikeli bir anlayış” dedi. Oran, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de bir yazılı soru önergesi ile şu soruları yöneltti:
“Tüpraş’a yönelik olarak 25 Temmuz 2013 tarihinde sabah 08.00 itibariyle kamuoyuna yansıyan bilgilere göre “bir ihbar üzerine” aramalı inceleme başlatılmıştır. Gezi Parkı olaylarından sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çeşitli illerde yaptığı mitinglerde hedef gösterdiği bir şirkete yönelik olarak yapılan aramalı inceleme faaliyeti ile şirket borsada 900 milyon TL’lik bir değer kaybına uğramıştır. Twitter hesabınızdan yaptığınız açıklamaya göre bu inceleme ile gezi parkı olayları arasında bir bağlantı bulunmamaktadır. Bu kapsamda, 1. 2002 – 2012 yılları arasında yıllara göre borsada işlem gören şirketlere yönelik olarak kaç vergi incelemesi yapılmıştır, bunların kaçı aramalı incelemedir? 2. 2006 – 2012 yılları arasında yıllara göre, Tüpraş’a yönelik olarak kaç vergi incelemesi gerçekleşmiştir, bunların kaçı aramalı incelemedir? 3. Aramalı inceleme yapılabilmesi süreci bir ihbar veya yapılan inceleme sonucunda mükellefin vergi kaçırdığına yönelik bir delil bulunması halinde başlamaktadır. Bahsi geçen olayda hangi tarihte ihbar gelmiştir, aramalı inceleme yapılması için mahkemeye başvurma kararı hangi tarihte verilmiştir?”
İbrahim Ekinci
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunudur. Basında çalışmaya, 1990 yılında başladı. Dünya Gazetesi, Yeni Yüzyıl, Star gazetelerinde ekonomi muhabirliği yaptı. Power Dergisi’nde genel yayın müdür yardımcılığı yaptı. 2000 yılında Milliyet Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Ekonomi Servisi’nde 5 yıl editörlük, şef yardımcılığı, 5 yıl süreyle de servis şefi yöneticiliği yaptı. 2010 yılında tekrar Dünya Gazetesi’ne dönerek 10 yıl süreyle yazıişleri müdürü ve genel yayın müdür yardımcısı olarak çalıştı. Halen Ekonomi Gazetesi ve Kısa Dalga’ya haber ve yazılar yazıyor.
Trumpgiller'i yaratan tablo: Servet imparatorlukları
31 Ocak 2026 Cumartesi 00:15Emekliden alıp kime veriyorsunuz?
12 Ocak 2026 Pazartesi 00:20Ekonomide işlerin nasıl yürüyeceğini siyasetin yönü belirleyecek
01 Ocak 2026 Perşembe 00:35Ekonomideki vahim sayı: 27.445.633.032.931
20 Aralık 2025 Cumartesi 00:20Kasım ve Aralık enflasyonları neden düşük geliyor?
04 Aralık 2025 Perşembe 00:08İBRAHİM EKİNCİ | Hiç hayra alamet değil: Korkutucu silahlanma yarışı
30 Kasım 2025 Pazar 00:15Gerçek enflasyon, resmi rakamın yüzde 32,2 üzerinde
23 Kasım 2025 Pazar 00:15Ana para borca 1, faize 2 ödenecek
11 Kasım 2025 Salı 00:30İktidarın ekonomik verileri: Bir algı uğruna ya Rab, ne gerçekler batıyor!
09 Kasım 2025 Pazar 00:15"3 yıl yeni araç almayacağız" diyen Şimşek’in Bakanlığına 500 araç alınacak
20 Ekim 2025 Pazartesi 00:15