İBRAHİM EKİNCİ
Trumpgiller'i yaratan tablo: Servet imparatorlukları
3 bin dolar milyarderi 20 trilyon dolara yakın bir serveti kontrol ediyor. Tek bir kişinin serveti yarım trilyon doları aşabiliyor. Tek bir şirket, BlackRock, Almanya ve Japonya’nın yurt içi hasılasının toplamından daha büyük bir varlığı (10 trilyon dolar!) yönetiyor. Vanguard’la birlikte, sadece ikisi Londra Borsası’na kote bütün şirketleri üç kez satın alabiliyor. “Big 4” diye kabul edilen dört şirket (BlackRock, Vanguard, State Street ve Fidelity) toplamda 25 trilyon doları yönetiyorlar. Binlerce şirketin hisselerini ifade ediyor bu rakam. Davos’ta açıklanan son Oxfam raporu da dahil, gelir ve servet dağılımını – eşitsizliklerini saptayan bütün raporlar, kısmen farklı yüzdeler verseler de hepsi adaletsizliğin derinleşmekte olduğunu saptıyor. (Veriler, Okfam, UBS, wir2026.wid.world/methodology, Dünya Eşitsizlik Raporu)
Not aldığım bazılarını aktarayım:
- Dünya Eşitsizlik Raporu 2026 verilerine göre en zengin % 10'un küresel gelirden aldığı pay %53 seviyesinde. En zengin yüzde 1 gelirin yüzde 35’ini alıyor. Nüfusun yarısını oluşturan en alttaki % 50'lik grup ise küresel gelirden %8 pay alıyor.
- Ülkelerinin %83’ü Gini katsayısının 0,4’ün üzerinde olmasıyla ölçülen yüksek gelir dağılımı bozukluğuna sahip. Dünya nüfusunun yüzde 90’ı bu ülkelerde yaşıyor.
- Servette en zengin yüzde 10 servetin yüzde 70’ine sahip, en zenin yüzde 1 yüzde 35’ine sahip, en yoksul yüzde 50 ise servetin yüzde 3’üne sahip.
- Küresel nüfus içinde 2,3 milyar kişi düzenli bir biçimde öğün atlamayla kendini gösteren ılımlı veya şiddetli gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya. (Bu sorun 2019’dan bu yana 335 milyon kişinin açlar kervanına katılımıyla ağırlaştı.)
- Servet dağılımının en adaletsiz olduğu ülkelerden biri ABD. 3 zengin ABD’linin serveti en alttaki yüzde 50'den fazla. Dünyanın en zenginleri listesinin ilk üçü: Elon Musk (415.6 milyar dolar), Larry Ellison (271 milyar dolar) ve Mark Zuckerberg (253 milyar dolar.) Bu üç isme 4 numarayı eklediğimizde ilk 4’ün serveti 1 trilyon doları geçiyor.
- 1980 yılından beri yüzde 40'lık orta sınıf gelirinde sadece yüzde 1 ile en az artış kaydedilen grup oldu. “Orta sınıf yok oluyor” teorisinin dayanağı bu veri.
- 1980'de yüzde 61 olan çalışma geliri, 2025'te yüzde 53'e düştü. Diğer yandan sermaye gelirleri yüzde 39'dan yüzde 47'ye yükseldi.
Servet eşitsizliği, gelirden daha derin
- 2020-2024 arasında yaratılan servetin yüzde 41’ine en zengin yüzde 1 kondu. Dünyanın en yoksul yarısı ise bu servet artışından ancak yüzde 1 pay alabildi.
- Dünya Eşitsizlik Raporu 2026’ya göre küresel zenginliğin % 75'i nüfusun % 10'unun elinde. En fakir % 50 ise toplam servetin sadece % 2'sine, gelirin sadece yüzde 8’ine sahip.
- Nüfusun ortadaki %40'lık kesimi servetin %23'üne ve gelirin %38'ine sahip.
- En zengin %1'lik kesim tek başına, alt %90'lık kesimin toplamından daha fazla servete sahip. (Başka bir veride, en zengin 56 milyon yetişkin kişi, 5 milyar insandan daha fazla servete sahip.) 2026 verilerine göre, bu 56 bin kişi, insanlığın en yoksul yarısının servetinin üç katını elinde tutuyor ve ayrıca en üst gelir grubundaki %10, geri kalan %90’dan daha fazla kazanıyor.
- 1990'lı yıllardan bu yana milyarderlerin ve yüz milyonlarca dolarlık servete sahip kişilerin varlıkları yıllık ortalama yüzde 8 arttı. Bu nüfusun yoksul yarısının varlıklarındaki artış hızının neredeyse iki katı.

- ABD'deki en üst %1'lik kesim orta sınıfın tamamında daha fazla servete sahip 1990'larda toplam servetten orta sınıf %37 alırken, en üst %1 ise %10 dan az alıyordu.)
- ABD'de, 1910’da nüfusun en zengin %0,0001’lik kesimi, ulusal gelirin %4’üne sahipti. Şimdi %12’sire sahip (Veriyi değerlendiren Yazar Gabriel Zucman, “Oligarkların serveti ve gücü, Altın Çağ'daki zirve noktalarını çok aşmış durumda” diyor.)
- Oxfam raporuna göre dünyanın en zengin 12 milyarderi, dünyanın en yoksul yarısından daha fazla servete sahip.
- Davos'un açılışında yayınlanan son Oxfam raporuna göre, milyarderlerin serveti 2025 yılında yüzde 16'dan fazla artarak, son beş yıllık ortalamanın üç katı hızla 18,3 trilyon dolara ulaştı ve bu da tarihteki en yüksek seviye oldu.
- Milyarderlerin serveti 2020'den bu yana yüzde 81 arttı. (Bu durum, her 4 kişiden birinin yeterli beslenemediği ve dünya nüfusunun yarısının yoksulluk içinde yaşadığı bir dönemde oldu.)
- Geçen yıl milyarderlerin toplam serveti 2,5 trilyon dolar artarak, insanlığın yarısını oluşturan 4,1 milyar insanın toplam servetine neredeyse eşdeğer rakama ulaştı.
- En zengin Elon Musk, yarım trilyon doları aşan ilk kişi oldu.
- BM Eşitsizlik Raporunu kaleme alan iktisatçılara göre dünya genelinde yalnızca 100 binden az milyoner ve milyardere uygulanacak %3’lük bir küresel verginin yılda 750 milyar dolar gelir sağlayabilir. Bu rakam düşük ve orta gelirli ülkelerin eğitim bütçesine denk. Oxfam raporuna göre milyarder servetinde 1 yılda gerçekleşen 2,5 trilyon dolarlık artış, dünyada aşırı yoksulluğu 26 kez ortadan kaldırmaya yetecek kadar bir rakama denk geliyor. ([1])
Servet imparatorlukları doğru
Varufakis, teknoloji patronlarının baskınlığına dikkat da çeken bir kavram kullanıyor; “Tekno Feodaller.” Durum, kavramın çağrışımını da andırıyor doğrusu. Bilinir, “feodaller” Ortaçağ’da büyük toprak coğrafyalarına hükmederdi. Günümüzdeki para babaları büyük servet – sermaye coğrafyalarına hükmediyorlar. Bu akıl almaz servet temerküzü, yukarıda bahsettiğim “big 4” ve ABD’nin en alttaki yarısından fazla servete sahip 3 teknofeodal de dahil yüzlerce milyar dolarlık servet sahipleri… Bunlar, “servet imparatorluklarını“ çağrıştırmıyor mu? Negri ve Hardt’ın “emperyalizm” yerine “imparatorluk” kavramını kullandıklarını hatırlayalım.
Dikkat edilirse her iki kavram da (“feodaller”, “imparatorluk”) Ortaçağ ve öncesi kökenli. Ama sanki günümüzü tartışırken bu kavramların güncellenmesinin tek nedeni “ölçek” değil. Yanı sıra, belki de asıl olarak “despotik zorun”, bir tür ekonomi içi zorun geri dönmesi. Küresel ölçekte gasp, korsanlık, soykırım, haydutluk, işgal ve ilhak devrini idrak ediyoruz. Bazı uzman analizleri (eğer yapay zeka demokratik kontrole alınmazsa) bir çeşit “tekno sömürgeciliğin” gelmekte olduğuna çıkıyor. Dünyanın “teknoloji ulusları” ile “sömürge uluslara” bölüneceğini vazeden görüşler var.
Marx’la rekabetçi kapitalizmi, Lenin’le emperyalizmi anlamıştık fakat bu kapitalizm o kapitalizmin kavramlarına sığmıyor artık. “Emperyalizm” kavramı, üstüne yapışan kirli içerik nedeniyle, gelişmiş kapitalistleri tanımlamakta hala işe yaramaktadır fakat boyutlar, yoğunluklar, gelir ve servet kaynakları çok değişti. Bugünkü kapitalizm ile emperyalizm arasındaki fark rekabetçi kapitalizm ile emperyalizm arasındakinden çok daha derindir. Küresel milli hasılanın yarıdan çoğu “hizmetler” sektöründen geliyor artık. Rekabetçi kapitalizm ve emperyalizm döneminin şampiyon sanayi şirketleri ve tekelleri, günümüz şampiyonlarının bilanço büyüklükleri yanında çok önemsiz kalıyor. Şampiyonlar da artık sanayi şirketleri değil, teknoloji şirketleri. Servetlerin, gelirlerin kaynağı artı değerden çok rant oldu! Rakamları şöyledir:
Dünya ekonomisi (küresel hasıla) 100 trilyon dolardır.
Dünya ticareti 33 trilyon dolardır.
Ama… Dünyanın en önemli türev uzmanlarından Paul Wilmot’a göre türev işlemler denilen para ticaretinin hacmi, 1,5 trilyon doları geçmiş durumdadır. Bu, küresel hasılanın 15 katı bir büyüklük demek!
İdrak ettiğimiz despotik kapitalizm, işte bu büyük servetlerin, giderek daha küçük bir azınlığın eline geçmesine eşlik ediyor. Bu akıl almaz servetleri korumanın, büyütmenin, rekabetçilik kazanmanın; milyarlarca yoksulun depreşen nefretini karşılamanın çıplak zordan, gasptan başka bir yolu kalmamış görünüyor. Trumpgiller’i yaratan da bu tablo. İşler daha da çirkinleşebilir.
[1] Türkiye’de durum dünyaya paraleldir. Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı verilerine göre Türkiye’de en yüksek gelirli yüzde 10'u toplam gelirin %53'ünü alıyor. En düşük gelir elde edenlerin %50'si gelirin sadece %15'ini alıyor. // En düşük %20’lik gelir grubu gelirin %6,3’ünü alırken en yüksek %20’lik gelir grubu gelirin %48,1’ini elde ediyor. // Türkiye’deki hanelerin %81’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor (TEAM) // Türkiye, Hindistan, Arjantin ve Filipinler'le birlikte dünyanın en güvencesiz emeklilik sistemine sahip 4 ülkeden biri (Mercer CFA) // World Inequality Database hesaplarına göre Türkiye'de en zengin yüzde 1'in milli gelirden aldığı pay yüzde 23,9 olurken, en yoksul yüzde 50'nin payı yüzde 14,1.// Oxfam’ın Eşitsizlik Raporu’na göre Türkiye’de de sadece 30 kişi, ortalama bir çalışanın yıllık maaşını 19 dakikada kazanıyor. Türkiye’nin servet eşitsizliğinde GİNİ kat sayısı 0,73. Bu çok yüksek bir sayı ve Türkiye servet dağılımının en adaletsiz olduğu ülkeler arasında. // Dünya Eşitsizlik Veritabanı’nın Türkiye’de servet dağılımı verisine göre: 2013’te en zengin yüzde 10’un payı yüzde 62 imiş, şimdi 68.4. En zengin yüzde 1’in payı 2013’te yüzde 27,7 imiş, şimdi yüzde 35,1. Yoksul yüzde 50’nin payı 2013’te yüzde 4,1 imiş, şimdi yüzde 2.8. // En zengin yüzde 10’luk kesim servetin yüzde 75.6’sına sahip. Geri kalan yüzde 90’ın payı yüzde 24.4. // Credit Suisse Küresel Zenginlik Veritabanı verilerine göre, Türkiye’de 2000 – 2018 arasında en zengin yüzde 10’un servet payı yüzde 66,7’den yüzde 81.2’ye çıkarken, kalan yüzde 90’ın payı yüzde 33.3’ten yüzde 18.8’e geriledi. // 2024'te dolar milyoneri sayısını oransal olarak en çok artıran ülke Türkiye oldu. 2024'te Türkiye'deki dolar milyoneri sayısı 2023'e göre %8,4 artmış ve bu yaklaşık 7.000 kişiye karşılık geliyor.