CENGİZ ERDİNÇ

CENGİZ ERDİNÇ

'Mafya cenneti’ ve sınır aşan mermiler

CENGİZ ERDİNÇ


Beylikdüzü’nde beyaz Toyota’daki dört kişiye arkadan yaklaşan metalik gri Renault’tan hareket halinde ateş açıldı. Bir trafik tabelasına çarparak duran araçtakilerden emekli polis Yılmaz Demir öldü, Magomed Gurbanov, emekli polis Mehmet Acermen ve İsrafil Orujov yaralandı. Saldırganlar aracı içinde iki otomatik tüfek ve iki tabancayla birlikte terk etti. İki emekli polis, bir Azeri ve bir Gürcü’yü aynı araçta saldırıyla karşı karşıya getiren neydi?

Sekiz gün önce Atina’da altı Türk bir aracın içinde taranarak öldürüldü. Bu cinayetler, 6 Ağustos günü Fransa’da Chatonnay’da bir çiftlik evinde Halil Ay’ın öldürülmesine misillemeydi ve geçmişi 2015’te Yüksel Ustahüseyin ile Barış Boyun arasında başlayan çatışmaya kadar uzanıyordu. “Hırvat Glock’u” satarak piyasada büyüyen Boyun ile Kasımpaşalılar arasında süren çatışmayı ateşleyen 16 Nisan 2022 günü Yüksel Ustahüseyin’in evinden çıkarken öldürülmesi oldu. Cinayet haberinin detayında Ustahüseyin’in ölümünden birkaç saat önce polis tarafından üzerinde bulunan ruhsatsız silaha el konduktan sonra salıverildiği yazılıyordu.

Sarıyer’de bir kafeye motosikletle gelen iki kişi, İsveç vatandaşlarından oluşan bir gruba ateş açmış, karşılık verilmesiyle çıkan çatışmadan sonra bir VİP minübüsle olay yerinden kaçan İsveçliler gözaltına alınmış, içlerinden biri sınır dışı edilmişti.
Ankara’da adı polis müdürleri, Yargıtay üyeleri ve bakanlarla anılan çete reisinin oğlunun sünnet düğününde mafya babaları dar paça takım elbiseleriyle halay çekiyor, kirveler birbirinden lüks araçlar ve pahalı hediyelerle devlete meydan okuyordu. Düğün sahibi birkaç gün içinde yurt dışına çıkamadan derdest edildi.

Netflix dizisi tadında kanaatler…

Hepsi iki haftaya sığan bu gelişmelerin geçmişinde sınır ötesinden ateşlenen mermiler, Avrupa şehirlerinden Kafkasya’ya geniş bir coğrafyaya yayılan cinayetler, binlerce polisin katıldığı operasyonlarla önü açılan kriminaller var. Birer ikişer tahliye edilen “reislerin” koşarak çektirdiği devletli fotoğrafları ve büyük vaatlerle başlayan ama yargıda sönümlenen davaları da bu tabloya eklemek gerekir.

Farklı milletlerin ipten kazıktan kurtulma elemanlarının birbirlerini İstanbul’daki seçkin AVM’lerde vurmayı tercih etmeleri kamuoyunu şaşırtıyor. “Türkiye mafya cenneti oldu” klişesi köşe yazılarından, tartışma programlarına kadar her yerde tekrarlanıyor. Peki gerçekten öyle mi?

Eh, evet, eğer bilgi vermek yerine, kör kanaatlerle Netflix dizileri tadında bir şeyler isteyen izleyicileri ya da okurları mutlu etmeyi tercih ediyorsanız, böyle.
Fakat gerçeği arıyorsanız, özellikle kafanızı kaldırıp Avrupa’ya, BAE’ye ya da Kafkasya’ya baktığınızda durum bunun ötesinde…

Yunanistan’da 26 faili meçhul cinayet

Organize suç soruşturmaları ve buna bağlı çatışmalar pek çok ülkede zincirinden boşandı. Misal komşu Yunanistan; 11 Eylül’de Lutsa’daki altı Türk’ün öldürüldüğü saldırı sadece son bir buçuk yılda Atina’da sınır ötesinden gelen çeteler tarafından gerçekleştirilen yedi ayrı cinayet ve bir o kadar da cinayet girişiminin sonuncusuydu.

Cinayetleri duyuran Thetoc gazetesinin başlığı da tanıdık “Yunanistan nasıl kötü şöhretli grupların çatışma alanı haline geldi?” Gazeteci Panagiotis Spiropoulos, Karadağlı Kotor klanını ikiye bölünen üyeleri Kavaçki ve Skaljari’den Rus “Hırsızlar Dünyası”nın (Vorokkoi Mir) Tiflisli ve Kutasaili haydutlarına, Barış Boyun’un çetesiyle rakipleri arasındaki çatışmaları sıralıyor ve hepsi yurt dışından gelen bu haydutların Yunanistan’da ne yaptıklarını soruyor.

Kotor hesaplaşması, Skaljari’nin Vukotiç’ten önceki lideri Igor Dedoviç’in 19 Ocak 2020’de Vari’de bir meyhanede üç kişiyle birlikte öldürülmesiyle Yunanistan’a taşındı. Atina ve Korfu’da işlenen üç cinayetle sürdü. Yunan medyası polisin mahcup açıklamalarına dayanarak daha önce Arnavutlar ya da muhalif Kürtler diye geçiştirilen silahlı saldırıların Boyun çetesi ve rakipleri arasında gerçekleştiğini düşünüyor.

Ayrıca 2017’den beri tamamı Atina’nın “gecenin vaftiz babaları” olarak anılan mafya klanlarıyla ilişkili 26 cinayet faili meçhul. Bunlar arasında, mafyayla ilgili haberleriyle tanınan ve 9 Nisan 2021 günü evinin önünde bisikletli iki katil tarafından öldürülen deneyimli gazeteci Yorgo Karaivaz da var.

Komşudaki tanıdık bir tartışma da Arnavut ve Rus kriminallerden oluşan 185 kişiye oturum izni verilmesi. Bu “parayla vatandaşlık” meselesi sınırlarda mültecileri vahşice ölüme terk eden Avrupa Birliği üyelerinin, diğer yüzünü yatırım karşılığı dağıtılan pasaportlarla oluşan milyarlarca Euroluk bir pazarı gösteriyor.

İsveç’teki mafya: Kürt tilkisi, Yunan…

İsveç’teki çatışma 2020 yılında Upsala’da başladı. Taraflardan biri üyeleri liderlerine saygı için tilki motifli altın yüzükler taşıyan Foxtrot ağı ve lideri “Kürt Tilkisi” lakabı takılan Rawa Majid. Karşısında Dalen’deki suç ağını çekip çeviren “Yunan” lakaplı Mikail Tenezos var. Mesele Barcelona’dan düzenli olarak gelen tonlarca esrarı, Avrupa’nın yeni üssü Helsingborg limanına indirilen tonlarca kokaini ve daha çok Doğu Avrupa ülkelerinde üretilen metamfetamini kimin satacağı.

Aftonbladet gazetesi İsveç şehirlerinde sadece 2022 yılında 391 silahlı saldırıyı haritaladı. “Kürt Tilkisi” Rawa Majid Encrochat ve Sky ECC soruşturmalarından Türkiye’ye kaçmış, Marmaris’te tesadüfen yakalanmış, ancak Türk vatandaşı olduğu için İsveç’in iade istemi kabul edilmemişti. Majid’in eski sağ kolu “Çilek” lakaplı İsmail Abdo ile Ocak ayında bir uyuşturucu kuryesinin soyulması yüzünden de kapıştı. Bir hafta içinde Stokholm ve Upsala’da işlenen cinayetlerde -Abdo’nun 60’lı yaşlardaki annesinin de içinde olduğu- altı kişi öldürüldü. Her iki tarafın aileleri de hızla İsveç’ten taşındı ve hem İsmail Abdo hem de Rawa Majid İstanbul’da yaşıyor. İsveç gazeteleri bombalama, kurşunlama ve cinayetlere “İsveç suç cenneti oldu” benzeri başlıklar veriyor.

Türkiye’de taç giyen Rus mafya üyeleri

Rusça konuşan kriminallerin dünyası farklı değil. Beylikdüzü’nde yaralanan Magomed Kurbanov ya da takma adıyla Maga Rustavski iki yıl önce Antalya’da öldürülen “Loti Guli” lakaplı Nadir Salifov’un yeğeni. Rus mafyasını yakından takip eden Primecrime sitesi saldırıya uğrayan Kurbanov’un daha önce de Kutasai klanından “Hukukta Hırsız” Goram Çikladze tarafından İstanbul’da bir restoranda bıçaklandığını hatırlattı. Çikladze, 26 Ağustos 2019 günü İstanbul’da Kazak suç klanlarından “Vahşi” lakaplı Arman Cumageldiyev tarafından tokatlanmış, gözlerinin önündeki olaya müdahale etmeyen Loti Guli bu yüzden dışlanmıştı.

Beylikdüzü’ndeki saldırı on yıl önce Moskova’da gençlerle, gelenekçiler arasında başlayan, dünyanın farklı yerlerinde süren kan davasının Lotu Guli ve Rövşan Caniyev’in takipçileri arasında sürdüğünü gösteriyor. Caniyev’in vaftiz oğlu Rufo Gyandzhinki Azerbaycanlıların lideri olarak Moskova’da. Loti Guli’den sonra klanın lideri olan kardeşi Nadir ise Türkiye’de yaşıyor. Rus mafya üyelerinden en az yirmisi 2013 yılından beri Türkiye’de yapılan törenlerde “taç giyerek” hukukta hırsız unvanını aldı.

Latin Amerika – Mersin hattı

Ekvador’u da unutmayalım. Mafyaya savaş açan eski sendikacı ve gazeteci başkan adayı Fernando Villacicencio 9 Ağustos’ta bir mitingde kafasından vurularak öldürüldü. Cinayeti Sineloa kartelinin, Ekvador’daki uzantısı Los Choneros’un lideri “Fito” lakaplı Jose Adolfo Macias Villamar’ın azmettirdiği biliniyor. Sineloa üyelerini Türkiye’deki Ülkücülere videolu selamlaşmalarından hatırlarsınız. Muz bahçelerinde yüklenen mühürlü konteynerlerle Mersin limanına gelen ve failleri bir türlü yakalanamayan cezalandırılamayan tonlarca kokaini, hep paçayı yırtan etkili işadamlarını ve onların pahalı avukatlarını düşünürseniz Ekvador o kadar da uzak değil.

Belçika, Hollanda, Almanya uzun süredir “kriminal” cinayet serilerinin ucu Türkiye’de cinayetlere uzanan bitmez tükenmez suç soruşturmalarının kanıksandığı ülkeler haline geldi.

Almanya ve Hollanda’da 20’dan fazla Türk öldürüldü

1999 yılında Bayrampaşa Cezaevi içindeki “silahlı” çatışmada yedi kişi öldü. 2003 yılında Almanya’da öldürülen Ertuğrul Yılmaz Türkiye’de Hasan Derya Soy ile Ramazan Özarslan’ın çatışmasına yol açtı, bir yılda onlarca silahlı saldırı ve altı-yedi cinayet işlendi.

Sarallar ve Şahinler arasında 2004 yılında başlayan çatışmada her iki taraftan içlerinde avukatların da olduğu 17 ismin öldürüldüğünü hatırlatmakta yarar var. Kamuoyu fark etmese de 2014-2020 yılları arasında Hollanda ve Almanya’da kriminal çatışmalarda yirmiden fazla Türk öldürüldü.

Esrar ve kokain savaşı

Yani mafya cenneti yeni değil.

Peki yeni olan ne? Afganistan’da patlayan afyon üretimi ve Kolombiya’da üretimi çılgınca artan kokain Kuzey Amerika ve Avrupa şehirlerine akmak için her yolu deniyor ve musluğun başını tutmak isteyenleri birbirine düşürüyor.

Encrochat, Anom ve Sky ECC gibi kriminal dünyaya yüksek güvenlik vadeden telefon sistemlerinin polis tarafından çökertilmesi, kopyalanması, elde edilen devasa verilerle Europol ve Eurojust’ün tek elden soruşturmaları mafya klanlarının dağılmasına, onlarla işbirliği yapan kolluk güçlerinin açığa çıkmasına, paralı ve kriminal girişimcilerin Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi güvenli ülkelere göç etmesine yol açtı. Varlık Barışı ve yatırım karşılığı dağıtılan vatandaşlık, yerli grupların kolluk ve yargıyla ilişkileri sayesinde sağladığı koruma ve ceza bağışıklığı mevcut cennetin kapılarını biraz daha araladı.

Rus oligarklarının öyküsü 1990’ların sonunda özelleştirmelerle başlamıştı. Mafyayı kullanıp önlerine çıkan alıp bankacıları, gazetecileri ve politikacıları öldürüp Sovyet mirasını yağmaladılar ve Batılı finans merkezlerine taşıdılar. Şimdilerde Pandora, Panama, Bahama gibi skandallarla ortaya dökülen bu devasa para havuzunda Türki cumhuriyetlerin aile boyu diktatörleriyle birlikte Türkiye’den oligarklar da boy gösteriyor. İşte “mafya cennetinin” eksik parçası da burada. Kanlı çatışmalarla kaynağı belirsiz zenginlik öyküleri arasına duvarlar örülüyor. Haraç, bahis, kumar uyuşturucu, fuhuş ve silah ticaretinin kriminal girişimcileriyle, inşaat talanının, kıyı yağmasının, yasadışı madenlerin girişimcilerinin, sendika düşmanlarının at başı giden bir finansal kardeşliği olduğu fark edilmiyor. Pamuk, tütün gibi devletin özelleştirmelerle ekonomiden çekildiği coğrafyalarda tefecilikle, pavyon işletmeciliğiyle başlayan girişimler pıtrak gibi büyüyen çeteleri, bu çeteler üzerinden servetlerini büyüten, kamu ihaleleriyle semiren, artık politikaya göz diken iş insanlarını ortaya çıkardı.

Eğer Adana’nın kör bir sokağında, İstanbul varoşlarında motosiklet üzerinde tetik düşürenlerle, temiz yüzlü, iyi giyimli, masalarında savcı, yargıç, polis müdürü ağırlayan partili girişimciler arasında bir bağ yoksa.

Evet, “Türkiye mafya cennetine dönüşüyor.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
CENGİZ ERDİNÇ Arşivi
SON YAZILAR