Örtülü kayyımlık yalanları ve kamu parasıyla LGBTi+ düşmanlığı

Kadın, erkek, çocuk bir arada olmak, eğlenmek, müzik dinlemek, bu iktidar ve onu destekleyen aşırı dinci azınlığın en büyük korkularından.

Çocuk yaştakilerin aynı sıralarda oturup okuyup oynamasını bile “dine aykırı, tehlikeli” bulan zihniyet, toplumu etnik, dini, kültürel ve cinsiyet temelli birbirinden ayırmak, keskin duvarlar örmek için Anayasa’ya açıkça aykırı olarak çıkardıkları yasaklara kılıf bulmakta mahir.

Son örneği, Fethiye’de dört günlük “Çağdaş Fest’in “çevreye zarar verme, güvenlik endişesi, yangın ihtimali” ile iptali… Nedense AKP ve MHP’nin düzenlediği, desteklediği etkinliklerde bu tehlikeler hiç yok! Çevreye son derecede saygılı (!) olduklarına dair hiç şüphe yok!

Güya gerekli izinler alınmamış. Organizasyonu yapanların açıkladığı ve daha evvel de onlarca kez yaşandığı gibi, bu da yalan.

HDP’nin aldığı il ve ilçelere nasıl kayyım atandıysa, Valilik ve kaymakamlık yoluyla her şehirde “örtülü kayyım” yönetimi söz konusu. Özgürlükler ve hakları sadece toplumun kısıtlı bir kesimine, kendisini destekleyip yaltaklananlara tanıyan rejim, eline geçen gücü devam ettirmek için kamunun parasını kullanıyor.

KAMU PARASIYLA LGBTİ DÜŞMANLIĞI

18 Eylül’de Yeni Şafak yazarının çağrısıyla “Büyük Aile Buluşması” düzenlenecekmiş.

Aile, hikaye. Amaç, LGBTi+ düşmanlığını körüklemek. Kadının özgürleşmesi ve kendine yetmesinden ne kadar korkuyorlarsa, LGBTi+’ın da toplumu ve ideallerindeki aile yapısını bozacağına inanıyorlar.

Varsın inansınlar, düşüncelerini savunsunlar... Ancak farklı düşünceye sahip olanların ifade ve toplanma özgürlüğünü yasakla engelliyor, olmadı şiddete başvuruyor.

İstanbul Saraçhane Parkı’nda düzenlenecek LGBTİ+ karşıtı miting, öyle sıradan bir sivil toplum gösterisi değil. RTÜK, yürüyüş için hazırlanan tanıtımı, radyo ve televizyon kanallarının ‘kamu spotu’ yla yayınlamasını tavsiye etme cüretini gösterdi.

RTÜK üyesi İlhan Taşçı’nın açıkladığı gibi, böyle bir karar ancak “kamu güvenliği açısından aciliyet oluşturan” durumlarda alınabilir. RTÜK Başkanı ise rahatlıkla “mevzuata aykırı değil” cevabını veriyor.

KORYÜREK’TEKİ YÜREK KİMSEDE YOK MU?

Halkın parasını nefret tohumları ekmek için harcanan spotlardan biri şöyle: “Cinsiyetsizleştirmek, insan neslini azaltmak, aile kurumunu yok etmek isteyen küresel ve emperyalist lobilere dur demek istiyorsan, ailemizi, çocuklarımızı ve gelecek nesillerimizi korumak için sen de katıl…”

Spotu hazırlayan, Fikirde Birlik ve Mücadele Platformu Sözcüsü Kürşat Mican, BBP’nin gençlik örgütlenmesi Alperen Ocakları’nın eski genel başkanı. Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanıyken Neve Şalom Musevi Sinagogu’na saldıran ve hapis cezası alan Mican, 2016’da Onur Haftası katılımcılarına yönelik tehdit savurduğu için yargılandı. Tabii “iyi hal” gerekçesiyle 4 bin lira para cezası almakla kaldı.

AKMHP rejimi, nefret suçu işleyenleri aklamakla kalmıyor, halkın parasıyla halka propaganda yapmalarını destekliyor. Birkaç muhalif ses dışında çıt yok!

Defne Koryürek, Twitter’dan Vali Yerlikaya’ya açık mektup yazdı. Kendi çocuğunun LGBTİ birey olduğunu ve annesi olmaktan gurur duyduğunu belirterek şöyle dedi: “Onun kılına zarar gelmesi beni sokağa döker, eminim anlıyorsunuz. Güzel günlerini görün, sizin de çocuğunuz var.”

Bu haklı ve onurlu sözler, bugünün Türkiyesi’nde büyük cesaret sayılıyor.

Keşke LGBTi+ ebeveyn olsun olmasın, daha çok anne baba sesini çıkarabilse. Keşke başka hak savunucuları da yüreklilikle arkalarında durabilse. Keşke hakların, sadece bazı grupların ayrıcalığı olmadığını daha çok anlatabilsek.

LGBTi+’a karşı açıkça yürütülen düşmanlığın, yarın farklı etnik, cinsiyet, dini gruba yöneleceğini hala anlayamayanlara akıl fikir diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar