İLKE ATİK TAŞKIRAN

İLKE ATİK TAŞKIRAN

Yapay Zekâ Eylem Planı devrede: Çalışanın geleceği nerede?

İLKE ATİK TAŞKIRAN

Türkiye’nin Yapay Zekâ Eylem Planı 2026-2030 yürürlüğe girdi. Plan, Türkiye’nin yapay zekâ alanında yalnızca tüketen değil; geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olmasını hedefliyor. İnsan kaynağından yatırımlara, kamu hizmetlerinden veri altyapısına kadar geniş bir dönüşüm programı ortaya koyuyor. Plan kapsamında 1 trilyon lirayı aşan ekonomik değer oluşturulması hedefleniyor. Kâğıt üzerinde iddialı, kapsamlı ve uzun vadeli bir plan var.

Plan döneminde en az 1 milyon çalışanın mesleki dönüşüm değerlendirmesinden geçirilmesi öngörülüyor. Ayrıca yapay zekânın hangi mesleklerde doğrudan ikame etkisi yaratabileceğini ortaya koyacak bir harita hazırlanacak. Yeni bir göreve, mesleğe veya sertifika programına yönlendirilen çalışanların yüzde 60’ının geçişi tamamlaması bekleniyor.

Bütün bunlar, yapay zekâ politikasının artık yalnızca teknoloji şirketleri, yazılımcılar ya da yeni girişimlerle sınırlı olmadığını gösteriyor. Çalışanın yaptığı iş de devletin yapay zekâ politikası içinde ölçülecek, değerlendirilecek ve dönüşüme tabi tutulacak bir alan haline geliyor.

Bir milyon çalışanın mesleği mercek altında

Bir çalışanın mesleğinin dönüşeceğini bilmesi elbette kötü bir şey değil. Tam tersine, dönüşümü önceden görmek, yeni beceriler kazanmak ve kendine başka bir yol çizmek için önemli bir avantaj olabilir. Sorun, bu dönüşümün nasıl tarif edildiğinde ve kimin tarafından yönetildiğinde başlıyor.

Çünkü mesleki dönüşüm değerlendirmesi dediğimiz şey, yalnızca bir çalışanın hangi eğitime ihtiyacı olduğunu belirlemekten ibaret olmayabilir. Bir mesleğin yapay zekâ karşısındaki riskini ölçmek, aynı zamanda o mesleğin geleceği hakkında bir hüküm üretmek anlamına geliyor. Bu hükmün hangi verilerle verileceği, nasıl güncelleneceği ve çalışanın bu değerlendirmeye ne kadar dahil olacağı bu yüzden önemli.

Planın dili de burada dikkat çekiyor. Çalışanların “mesleki dönüşüm değerlendirmesinden geçirileceği” söyleniyor.

Kim değerlendirecek? Hangi ölçütlerle? Çalışanın kendi tercihi bu süreçte ne kadar belirleyici olacak? Değerlendirme sonucuna itiraz edilebilecek mi? Ve daha önemlisi, ortaya çıkan sonuç yalnızca çalışanın kendisinin erişebileceği bir bilgi mi olacak, yoksa işverenin de görebileceği bir mesleki profil mi oluşturacak?

Bunların yanıtı, planın kağıt üzerindeki hedeflerinden çok uygulama aşamasında önem kazanacak.

Harita, sadece bir harita değil

Bir de meslek haritası var. Yapay zekânın hangi mesleklerde doğrudan ikame etkisi yaratabileceğini gösteren bir harita hazırlanacak. Böyle bir çalışmanın çalışan açısından faydası açık. İnsanlar hangi işlerin dönüşme ihtimali yüksek, hangi beceriler önem kazanıyor, bunu önceden görebilir.

Fakat aynı harita işverenin de önüne çıkacak.

Bir mesleğin yapay zekâ tarafından ikame edilme riskinin yüksek olduğu resmî bir çalışmada yer aldığında, bunun işgücü piyasasında yaratacağı etki yalnızca bilgilendirme olmayabilir. Ücret görüşmelerinden işe alımlara, kadro planlamasından şirketlerin yatırım kararlarına kadar pek çok noktada bu bilgi kullanılabilir.

Üstelik bir mesleğin gelecekte ortadan kalkacağı öngörülür ve işverenler, eğitim kurumları ve çalışanlar bu öngörüye göre davranmaya başlarsa, tahmin bir süre sonra kendisini gerçekleştiren bir sürece dönüşebilir.

Bu nedenle haritanın hangi yöntemle hazırlandığı ve ortaya çıkan bilginin nasıl kullanılacağı yine önemli bir nokta olacak.

Yüzde 60'ın hikâyesi

Plan, yeni bir göreve, mesleğe veya sertifika programına yönlendirilen çalışanların yüzde 60’ının geçişi tamamlamasını da öngörüyor.

Buradaki geçiş kelimesi de önemli. Çünkü bir sertifika almakla bir meslekte yeniden konumlanmak aynı şey değil. Yeni bir işe geçmekle aynı gelir seviyesini korumak da.

Bir çalışan eski işini kaybedip daha düşük ücretli bir işe geçtiğinde de “geçiş tamamlandı” denebilir. Oysa çalışanın hayatındaki karşılığı bambaşka olabilir.

Bu nedenle dönüşümün başarısını yalnızca kaç kişinin eğitime alındığı, kaç kişinin sertifika aldığı veya kaç kişinin yeni bir göreve geçtiği üzerinden ölçmek yeterli olmayacak. Çalışanın dönüşümden sonra nerede durduğu da hesaba katılmalı.

Teoride güçlü, asıl sınav uygulamada

Türkiye’nin Yapay Zekâ Eylem Planı bu açıdan önemli bir başlangıç. Teknoloji yatırımlarının yanında insan kaynağını ve çalışma hayatındaki dönüşümü de planın içine alıyor. Üstelik bunu milyonlarla ifade edilen hedeflerle yapıyor.

Fakat iyi bir eylem planı, yalnızca ne yapılacağını söyleyen plan değildir. Nasıl yapılacağını, kimin sorumluluğunda olduğunu ve ortaya çıkacak sonuçların nasıl ölçüleceğini de belirleyen plandır. Önümüzdeki dönemde asıl bakılması gereken yer tam da burası olacak.

1 milyon çalışan gerçekten kendi geleceğini planlayabilmek için mi değerlendirilecek, yoksa işgücü piyasasının ihtiyaçlarına göre yeniden sınıflandırılmak için mi?

Meslek haritası çalışanı erkenden hazırlayan bir uyarı sistemi mi olacak, yoksa işverenin çalışan üzerindeki pazarlık gücünü artıran yeni bir referans mı?

Ve en önemlisi, yapay zekânın yaratacağı ekonomik değerin yanında bu dönüşümün maliyeti nasıl paylaşılacak?

Kâğıt üzerinde hedefler büyük, rakamlar etkileyici. Şimdi sıra uygulamada. Yapay zekâ eylem planımızın gerçek başarısı, kaç yapay zekâ projesinin hayata geçirildiği kadar, bu projelerin değiştirdiği insanların çalışma hayatında nerede durduğuyla da ölçülecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İLKE ATİK TAŞKIRAN Arşivi