ÖZGE MUMCU AYBARS

ÖZGE MUMCU AYBARS

Dezenformasyon Yasa Teklifi: Yeni baskı aracı

Tarih 15 Haziran 2022. Kısa adı “dezenformasyon yasa teklifi” olan, uzun adıyla “Basın Kanunun ile bazı kanunlarda değişiklik öngören kanun” teklifi, alt komisyon olan TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefetin “yalan terörü estirdiği” ifadelerinin ardından bu konuyla ilgili bir yasa hazırlandı. Yasa 40 maddeyi içeriyor. İnternet haber sitelerinden basın kartı kriterlerine kadar birçok alanda düzenleme içeren yasa teklifinin henüz hangi tarihte TBMM Genel Kurulu’nda kabul edileceği belirsiz. TBMM Genel Kurulu’nun Temmuz ayının ilk haftalarında tatile girme ihtimali düşünüldüğünde, teklifin sonbaharda gündeme gelme ihtimali de ortaya çıkıyor. Ancak yine de belli olmaz, teklif aniden yasalaşabilir. O zaman, muhalifseniz sizi izleyen çeşitli “gözler” aniden sizi tutuklama için neden bulabilir. Nedeni ise 29. Madde: yani dezenformasyon yaymak. Teklifin 29. Maddesi, internet medyası ile sosyal medya paylaşımlarına hapis cezasının önünü açıyor. Adalet Komisyonu’nda görüşme tutanakları burada.

29. MADDE

Teklifin 29. Maddesi “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması” ifadelerini içeriyor. Ayrıca “Failin, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi halinde söz konusu ceza yarı oranında artırılacak” deniyor.

Ancak bir çıkış noktası bulunmuş: "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilecek. Söz konusu madde AYM’nin daha önce verdiği iptal kararlarındaki “belirlilik” ilkesine ters olmasıyla da ele alınıyor. “Ülkenin iç ve dış güvenliği” ve “kamu barışını bozma” kavramları, iktidarın lehine bir baskı aracı oluşturma niteliği de taşıyor.

Komisyonda kabul edilen teklif, internet haber siteleri ile basın kartına ilişkin konuları Basın Kanunu kapsamına alınıyor. İnternet haber siteleri de süreli yayın tanımı kapsamına alınıyor. İnternet haber sitelerinin “künyesi” sitede yer alacak. Teklifte şu ifadeler yer alıyor:

“İnternet haber sitelerinde bir içeriğin ilk kez sunulmaya başlandığı tarih ile sonraki güncelleme tarihleri, her erişildiğinde değişmeyecek şekilde içeriğin üzerinde belirtilecek. Basın duyurularının ve yargı organlarınca verilen yayın yasağı kararlarının hızlı ve etkin bir şekilde tebliğinin sağlanması amacıyla; süreli yayınların çıkarılması için, kaydedilmek üzere verilecek beyanname artık Cumhuriyet Başsavcılığı yerine Basın İlan Kurumuna verilecek. Kayıt için verilen beyannamede elektronik tebligat adresi de gösterilecek.”

Teklifin bu maddesi, bağımsız medyanın reklam üzerinden gelir getirmesine de bir engel niteliği taşıyor. Bu durum, hali hazırda daralmış ifade özgürlüğünün önüne geçiyor. Bu iki düzenleyeme istinaden Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. Maddesi’nin 8. bendine bakmak lazım: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”

Sıkıntılı dönemlerden geçiyoruz. Hangi dönem daha az, hangi dönem daha çok sıkıntının biriktiğini artık hesaplamak zor. Hukuksuz yargılamaları da yaşadık, sokak ortasında patlamaları da, darbe girişimini de, OHAL’i de, farklı seviyelerde KHK’ları da, tekrarlanan seçimleri de yaşadık. Anormal düzenlemeler normalimiz haline döndü.

Ancak insanlar sokakta çıplak gezmeye başladıysa, Galata Kulesi’nin ortasında gencecik bir insan kendini yakmaya başladıysa, her gün benzine zam geliyorsa, vatandaş sürtük ilan ediliyorsa, siyasette küfür kıyamet her seviyeye yayıldıysa, bir durup düşünmek lazım.

Zira, bu sefer bu kadar krizi, “2023’ü alacağız. Vatandaşımıza dokunalım, insana dokunalım, sokakta ve mahallede, çarşıda ve pazarda olalım. Kazanamayacağımız gönül, telafi edemeyeceğimiz kırgınlık yok” sözleriyle çözemezsiniz. Ancak insanları yeniden baskı altına almayı planladığınız yasa teklifleri, korku iklimini yeniden yaratmayı amaçlar.

Ancak 20 yıldır bu konsolidasyon söylemlerini ve korku iklimini yaşadık. Ve artık buradan çıkış zamanı geldi.

Önceki ve Sonraki Yazılar