Erdoğan’ın dostu sandıkları patlatamadı

Demokratik hak ve özgürlükleri tehdit olarak gören, kadın ve LGBTi düşmanı, azınlık ve muhalifleri öldüresiye sindiren, yolsuz, dini siyasi araç olarak kullanan, talancı, yalancı…

Tek bir liderden bahsetmiyorum.

Dünyada “otoriter, sağ, popülist” liderlerin ortak özellikleri bunlar.

Güçleri sarsılıyor, doğru. bazılarından kurtulduk ama bazıları, yarattıkları yıkıma rağmen yapıştıkları koltuklarından kolay kolay kalkacak gibi değil.

ABD’nin eski Başkanı Trump böyle bir liderdi, çok şükür gitti.

Filipinler’in kanlı lideri Duterte, yerini eski diktatör Marcos’un oğluna bıraktı…

Macaristan’ın Orban’ı Nisan’da oylarını artırarak yeniden seçildi.

Brezilya’da Pazar günü yapılan seçimde Jair Bolsonaro, rakibi Lula da Silva’yı ilk turda geçemedi:

İşçi Partisi lideri da Silva yüzde 48,3 aldı, ancak aşırı sağcı rakibi Liberal Parti’nin lideri Bolsonaro'nun oyu yüzde 43,3.

Brezilya örneği, Türkiye için hem iyi, hem kötü haber.

Zira anketlere bakarsanız Lula’nın 10 puan fark atması bekleniyordu. Bu yüzden benim gibi “seçim, muhalefet için garanti değil” diyen şüpheci kesim, “Anketlere fazla güvenmeyin” diyor.

Aylardır seçimi, kutuplaşmayı, muhalefetin çıkaracağı adayı konuşuyoruz, Latin Amerika’dan çıkaracak derslerimiz var.

Mesela yolsuz, talancı ekonomi politikasının, en büyük derdi bireysel kalkınma olan kitleler nezdinde hala karşılık bulduğu gerçeği.

Ekonomik sorunlar, krizler, bir popülist rejimi göndermek için yeterli olmayabiliyor:

Brezilya, dünyanın en büyük yedinci ekonomisi ancak 33 milyon vatandaşı açlık sınırında yaşıyor.

LULA’NIN SİYASETİNDEN BİZİM SOLA DERSLER

Neyse ki Türkiye ile Brezilya arasında farklar var.

Brezilya’nın seçmen sayısı kritik önemdeki şehirleri Sao Paolo ve Rio de Janeiro’da, Bolsonaro yüzde 7 ila 11’lik fark attı. Lula’nın zaferi, daha yoksul kesimlere, kırsaldaki oylara dayandı.

Türkiye’deyse AKMHP+BBP ittifakı büyükşehirlerde daha çok kan kaybediyor.

Göçle boşalan, yalnızlaşan, milliyetçi duyguları kabartılan Anadolu’nun bağrı ve Karadeniz’de, Cumhur İttifakı daha güçlü.

Sanayiden eğitime, ülkenin kalbi denen İstanbul ve Trakya’dan Akdeniz’e olan “kıyı hattı”nda ise Millet İttifakı önde görünüyor.

Daha demokrat, adil bir siyaset, Cumhur İttifakı’nın yoksul kesimlerdeki etkisini kırabilecek mi?

Kutuplaşma konusuna gelince...

Brezilya’da Bolsonaro taraftarlarının “komünizm korkusu”na karşılık, bizde de “terör korkusu” fiştekleniyor. Aşırı sağ, Lula’nın “sosyal demokrat” politikalarını tehdit olarak görüyor.

Türkiye’de seçmenin ikiye değil, üçe bölündüğünü hatırlatalım.

Üçüncü ittifakın, yani Emek ve Özgürlük İttifakı’nın performansı, belli ki önümüzdeki günlerde daha da önem kazanacak. Sol açısından Brezilya’da Silva’nın siyasetinden çıkarılacak dersler var.

BOLSONARO İLE ERDOĞAN NE KADAR BENZİYOR

Bolsonaro’nun “seçimle gitmeyeceği” korkusu da var. Orduyla ilişkileri gayet iyi, diktatörlük döneminde yüzbaşıydı ve hep antidemokratik yöntemleri savundu. Sermaye desen arkasında.

Buna karşılık Tayyip Erdoğan, siyasete atıldığında ordu vesayetiyle çarpıştı. 15 Temmuz sonrasındaysa rejim, zorla değiştirildi. Hem asker, hem mafya ilişkileri açısından, hem de muhaliflere yöneltilen baskılar bakımından eski günlere dönüldü.

Türkiye’deki tek adam rejiminin İslamcılığını hariç tutarsak, Bolsonaro’nun kişiliği, siyaset tarzı ve Brezilya’nın demokrasi arayışı açısından iki ülke arasında paralellikler mevcut.

Yolsuzluk sorusunu soran gazeteciye “Yüzünü parçalarım” eşcinsellik konusunda “Oğlum eşcinsel olacağına ölsün” diyebilen Bolsonaro, demokratik kurumların altını oydu, solcuları hedef gösterdi, politik kutuplaşmayı tırmandırdı.

Hatırlatmakta fayda var: 2016’da Başkan Dilma Roussef, Bolsonaro’yu iktidara taşıyan senatör ve vekillerin inşa ettiği yolsuzluk skandalı yüzünden azledildi. 2018 seçimlerinin en güçlü adayı Lula De Silva hapse atıldı.

Yeri gelmişken bir tavsiye: Netflix’te “Demokrasinin Sınırı” adlı belgesel, Brezilya’da sermayeyi arkasına alan sağcı güçlerle muhaliflerin arasındaki mücadeleyi, karmaşık yolsuzluk ağını anlatıyor.

AMAZONLAR SADECE BREZİLYA’NIN DERDİ DEĞİL

Brezilya’yı kimin yöneteceği, Amazonlar’ın, dolayısıyla gezegenin ikliminin korunması açısından hepimiz için hayati önemde diyoruz da, tam olarak nedenini biliyor musunuz?

Jair Bolsonaro, “zenginleşme” vaadiyle kendini destekleyen küçük azınlıkları abad ederken, korkunç bir yıkıma da yol açtı.

Hatta ikinci turdan galip çıkarsa, Amazonlar’da ormansızlaşmanın yüzde 89’a varacağı tahmin ediliyor. Siyaset bilimci Dr. Baran Alp Uncu, “Brezilya geleceğini oyluyor” yazısında şu bilgileri veriyor:

1978’den bu yana Amazon Yağmur Ormanları'nda yok edilen toplam alanın miktarı yaklaşık 1 milyon kilometrekareyi buluyor.

Bolsonaro’nun “doğa ancak para ederse değerlidir” politikaları sağ olsun, Brezilya Amazonlarında Ağustos 2020-Temmuz 2021 arasında toplam 10 bin 476 kilometrelik alan ormansızlaştı.

Bu kayıp, bir önce sene gerçekleşen ormansızlaşma miktarından yüzde 57 daha fazlaydı!

Türkiye’nin Amazonlar büyüklüğü ve etkisinde bir yağmur ormanı yok. Fakat her damla suyu, her ormanlık alanı, her kıyısı eşsiz değerde. Buna karşılık her gün ayrı bir talan hikayesi patlak veriyor.

Türkiye’deki muhalif güçler, bu talanın nasıl bir kayba yol açtığını anlayıp, sonunu getirebilecek mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar