İBRAHİM EKİNCİ

İBRAHİM EKİNCİ

AKP'den bir şampiyonluk daha: Devlet borcunda 100 TL anapara, 109,5 TL faiz ödüyoruz

İBRAHİM EKİNCİ


AKP bir şampiyonluk daha kazandı dedim çünkü daha önceki yıllarda böyle bir durum yok. Sadece borç stoku rakamının (7 trilyon TL) yüksekliği yönünden söylemiyorum. Onu da katarsak çifte şampiyonluk… Ama benim burada sözünü ettiğim… 2023 sonuna geldiğimizde, devlet, iç-dış borç öderken, ilk kez ödediği faiz ana parayı geçti. Diyelim 100 lira ana para ödediyse 109 lira faiz ödedi. Sayfadaki birinci tablo Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın… Merkezi Yönetim’in 2023 yılı borç servisi rakamlarına bakalım:

  • 616,2 milyar ana para ödemesi yapılmış. Buna karşılık;
  • 674,6 milyar lira faiz ödemesi olmuş.

100 ana para borcuna karşılık, 109,5 faize gitmiş.

Buraya nasıl geldik?

Elbette “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” denen, esasta “Erdoğan ne derse o” rejimiyle geldik. O dönemde oldu bu.

2017 yılında, “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” öncesi son yılda borç stoku 876 milyardı. CB sisteminin ilk yılı sonunda, 2018’de 1 trilyon eşiği ilk kez aşıldı ve 1 trilyon 67 milyar lirayı buldu. 2019 yılı 1 trilyon 329 milyar lira ile kapandı.

Merkezi yönetim brüt borç stoku:

2020 sonu 1.8 trilyon,
2021 sonu 2,7 trilyon,
2022 sonu 4 trilyon,
2023 sonu 6.7 trilyon,

Ve şimdi Ocak 2024 itibariyle 6 trilyon 965 milyar lira!

1.png

Faiz yükünü olağanüstü artıran temel faktör bu elbette. Bu gelişmeler olurken, eski Hazineci Hakan Özyıldız, iktisatçı Kerim Rota, özellikle enflasyona endeksli faizle yapılan borçlanmalar nedeniyle iç borç kısmında, tahakkuk etmiş faiz toplamının ana parayı geçtiğini saptadılar. O hesaplar borç toplamı üzerinden yapılan projeksiyonlardı. İşte bu durumu şimdi “borç servisi” rakamları üzerinde de görüyoruz.

İkinci tabloyu ben ürettim. Faiz ödemelerinin, ana paraya oranlarını hesapladım. “2023’te faiz ödemeleri ana para ödemelerini aştı” başlıklı ikinci tabloya dikkat buyurun:

İlk kez faiz ve diğer borçlanma giderleri toplamı iç + dış ana para ödemelerini aşmış. 616,2 milyar ana para ödemesine karşılık 674,6 milyar (iskonto, kısa vadeli işlem faizleri ve giderler dahil) faiz ödemesi yapılmış. Faiz ödemesi ana paranın yüzde 109,5’unu bulmuş. Faiz harcamaları bütçe rakamlarından da izlenebilir.

2.png

Biraz geri gidelim. 2004’te iç borç faiz ödemeleri ana para ödemelerinin sadece yüzde 39,3’ü düzeyinde. Geliyoruz 2023’e (iskonto ve kısa vadeli işlem faizleri ve diğer giderler hariç!) yüzde 82,5’ine ulaşıyor. Dış borçta aynı tarihler itibariyle yüzde 61,8’den yüzde 80’e çıkıyor. Üzerine iskonto ve kısa vadeli işlem faizleri ile giderleri koyunca yüzde 100’ü aşıyor. Bu kalem için 2004’te ödenen miktar sadece 379 milyon lira. Geliyoruz 2023’e 170,6 milyara çıkıyor! Böylece toplam faiz ödemeleri de ana para ödemelerinin yüzde 109,5’ine geliyor.

Şimdi olan şu: Devlete borç veren para sahiplerine vadesinde borç anaparalarını ve faizlerini ödemek gerekiyor. Ödenen faiz miktarı anaparadan çok. Bu ilk işte.

Şimdi oldum olası faize karşı olduğunu söyleyen AKP vakti zamanında oluyor bu.

Hazine’den devlete borç vermiş para sahiplerine, bankalara, kreditörlere tarihimizde görülmedik büyüklükte faiz ödüyorlar. Dönüyorlar vatandaşa Nas anlatısı ile bunu örtüyorlar. Faizin haramlığından, kötülüğünden bahsediyorlar

Faize karşılık söylemi, Nas söylemi sadece bu büyük faiz hortumunu gizlemiyor. O Nas söylemi, aynı zamanda büyük bir tasarruf soygununun aracı oldu.

Hatırlayalım, bir kere sadece AYM kararı tanınmayarak yapılmadı anayasa yıkıcılığı… Sadece seçim yasaları delinerek yapılmadı kanunsuzluk… Nas söylemi de öyleydi. Anayasada laiklik, değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümken… O anayasayı korumaya yemin etmiş Erdoğan, birden laik Türkiye’nin ekonomisini şeriat hükmü ile yönetmeye geçmişti. Faiz haramdı. “Sana bana ne oluyordu. Nas vardı nas!”

Nereden çıkmıştı bu nas birdenbire?

Efendim düşük faiz lazımdı Erdoğan’a.

Enflasyon zirvelere çıkarken faiz düşürülmesi nasıl savunulacaktı?

Nas, işte o ihtiyaca geçirilmiş bir ideolojik kılıf işlevi gördü.

İktisaden izahı olmayan bir işi iktisatla savunamazsınız ki…

Faizi yükseltme yanlısı bakanın gözlerinin içine bakarak söylenmişti bu laf! Nasıl savunulacaktı? O gülünç “faiz sebep enflasyon sonuç” söylemi ile mi? O çökmüştü çoktan… Faiz indirildikçe enflasyonun azdığı günlerdeydik.

Ama düşük faiz lazımdı!

Büyüme denildiğinde tek bildikleri düşük faizle kredi dağıtmaktan ibaretti çünkü.

Başka hiçbir şey bilmiyorlar ki.

Nas devreye alındı.

Sermaye kesimine, enflasyona kıyasla tarihlerinde hiç görmedikleri kadar ucuz kaynak sağlandı. Yanına da politika faizine endeksli şekilde faizi tavanı koydukları KKM’yi eklediler. Tarih 20 Aralık 2021 gecesiydi.

Enflasyon tırmanmaya devam ediyordu.

Ekim 2022’de % 85,51’le zirve yaptığı zaman durum şöyleydi:

MB faizi % 10,5

KKM faizi 13,5

3 ay vadeli TL mevduat faizi: 18,33

Yani?

MB, bankalara 10.5’tan para veriyor.

KKM tasarrufçusunun parasını 13.5’tan kapatıyorlar. Döviz tutuluyor.

Bankaların fon sıkıntısı yok. Dönüyorlar TL mevduat sahibine “verirsen ver, faiz 18, daha

fazla veremeyiz, olsa dükkân senin” diyorlar.

Enflasyonun yüzde 85’i (o da TÜİK’e göre!) bulmuş olması dertleri değildi.

Veren, ütülen belli: Tasarruf sahibi!

Peki ya üten? O da sermaye!

Nebati, MÜSİAD’da kahraman gibi karşılanıyor.

Ekim 2022’de enflasyon zirve yaptığında ticari kredi faizi yüzde 19,72!

Onda da sınır var. Banka daha yüksek faizden bağlarsa Nebati menkul kıymet cezası kesiyor.

Büyük tasarruf soygunu böyle başladı.

Şubat 2023’te MB politika faizi yüzde 8.5’e indirildiğinde… Ticari kredi faizleri yüzde 13,55’e düşmüştü.

Faiz indirmenin hikmeti buydu. Enflasyon karşısında 60 – 70 puan satın alma gücü kaybına uğrayan o fakir fukaranın kefen parasını hacıyatmaz şirketlere kredi olarak verdiler.

Özeti iki yönden hortum iyi çalıştı: Birisi “faiz lobisine” borçlanma kanalı üzerinden ödenen faizleri, nihayet ana paranın üzerine vurdurarak, diğeri; Nas’la vatandaşın alın teri birikimini şirketlere ucuz krediye dönüştürerek!

Önceki ve Sonraki Yazılar
İBRAHİM EKİNCİ Arşivi
SON YAZILAR