KEMAL VURALDOĞAN

KEMAL VURALDOĞAN

Ankara’daki susuzluğun sorumlusu DSİ mi, Büyükşehir Belediyesi mi?

Henüz bir asır öncesine kadar nüfusun büyük çoğunluğunun kırsalda yaşadığı Türkiye’de, su kaynaklarına erişim pınarların ve derelerin doğal döngüsüne bağlıydı.

O dönemde yaşanan su kıtlığı, inanç dünyasında doğaüstü gerekçelerle veya doğanın kendi işleyişiyle açıklanırken; bugün Ankara, Bursa ve Elazığ gibi büyükşehirlerde kronikleşen su kesintileri, meseleyi bireysel kaderden çıkarıp kamusal bir planlama sorununa dönüştürüyor.

Atalarımızın kırsal yaşamın barındırdığı risklerden kaçarak; suya, gıdaya, sağlığa ve istihdama kesintisiz ulaşma umuduyla şehirlere yönelmesi, aslında "şehir" kavramının özündeki "devlet ve planlama" olgusuna duyulan güvenden kaynaklanıyordu.

Modern bir kent yönetimi; nüfus projeksiyonlarını doğru yaparak 10, 30 veya 50 yıl sonrasının ihtiyaçlarını öngörmek ve bu doğrultuda hazırlık yapmakla yükümlü. Ancak Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) 2011 yılında kapatılmasıyla simgelenen süreç, Türkiye’nin bu planlama disiplininden uzaklaştığını gösteriyor.

Kuraklığın doğal nedenlerini bir kenara bırakıp idari sorumluluklara odaklandığımızda, su gibi hayati bir kaynağın piyasa dinamiklerine terk edilip edilmeyeceği sorusu akıllara geliyor.

Kamu hizmeti niteliğindeki baraj inşa süreçlerinin neden dev sermaye grupları tarafından birer ticari girişime dönüştürülmediği, sistemin hukuksal altyapısında gizli.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün kurulması ve bu stratejik yetkinin münhasıran bu kuruma verilmesi, suyun bir kâr aracı değil, bir devlet planlaması unsuru olarak kalmasını sağladı. Bugün yaşanan kriz, yalnızca yağış azlığıyla değil, bu kadim planlama geleneğinin güncel ihtiyaçlar karşısında ne kadar korunduğuyla doğrudan ilgili.

Belediyelere su sağlamak DSİ’nin görevi

Soruna mevzuatın ışığında bakalım: DSİ’nin görevi nerede başlıyor nerede bitiyor? DSİ’nin yalancısıyım, bizzat DSİ kendi internet sitesinde, “…5625 sayılı Kanun ile 1053 sayılı kanunun 10. maddesinin değişmesi neticesinde nüfus kriteri kaldırılarak Belediye teşkilatı olan tüm yerleşim yerlerinin içme kullanma ve endüstri suyu ve gerekmesi halinde atık su tesislerinin yapımında DSİ yetkili…” kılındı diyor.

Madem bu görev DSİ’nin, Ankara, Bursa, Elazığ gibi şehirlerdeki su kesintilerinin sebepleri arasında baraj sayısının eksikliği veya baraj kapasitelerinin yetersizliği varsa bu kesintilerden sadece kuraklık değil DSİ de sorumludur diyebiliriz.

DSİ’nin sorumluluğuna inanmayanlar için DSİ’nin internet sitesindeki, “…Gerede Sistemi'yle Ankara'mıza memba kalitesinde içme suyu sağlamanın yanında şehrimizin 2050 yılına kadarki içme suyu ihtiyacını da gideriyoruz…Salgına ve yaşanan kuraklığa rağmen hamdolsun Ankara'da şimdiye kadar içme suyu sıkıntısı çekilmemesinin sebebi işte bu projedir…” haberini bir kenara koyalım.

ASKİ’nin, “…2025 yılında 21 Mayıs – 11 Ekim tarihleri arasında tam 4 ay boyunca Gerede’den Ankara’ya sıfır metreküp su alınabilmiştir. Gerede’den gelen su miktarı yıllar itibariyle 2023 yılında 235 milyon m3, 2024 yılında 119 milyon m3 ve 2025 yılında 72 milyon m3 olarak gerçekleşmiştir. Dün itibarıyla Gerede’den gelen su miktarı ise yalnızca 150 bin m³ seviyesindedir…” açıklamasını da diğer kenara koyalım.

Her iki tarafın da içeriğini reddetmediği bu haberlere göre Ankara’ya su sağlayan barajlar Ankara nüfusuna yetmemektedir. DSİ asli görevini yerine getirememiştir ve kusurludur.

Belediye’nin de sorumluluğu var

Biraz da Ankara Büyükşehir Belediyesinin görevlerine bakalım. Kanun koyucu münhasıran DSİ’ye verdiği görevin bir benzerini yıllar sonra Ankara Büyükşehir Belediyesine ve diğer büyükşehir belediyelerine de vermiş. Büyükşehir Belediye Kanununun ilgili maddesini paylaşıyorum, madde 7:, “…Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak...”

Şimdi arkamıza yaslanalım. Burası çok önemli olduğu için kararı okuyucuya bırakalım.

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin, Ankara sınırlarında yeni bir baraj yapabileceği su kaynağı var mı? Eğer böyle bir su kaynağı ve de Ankara Büyükşehir Belediyesi bu su kaynağında baraj yapmak için gereğini yapmadıysa Ankara Büyükşehir Belediyesi de yaşadığımız su kesintilerinden sorumlu. Ama böyle bir su kaynağı yoksa kanuni görevine rağmen Ankara Büyükşehir Belediyesini baraj yapmamakla suçlayamayız. DSİ Ankara’nın su sorunu çözme için Bolu Gerede’den su getirmeyi planladığına göre Ankara’da baraj yapılabilecek yeni bir su kaynağı yok gibi.

Ayrıca şunu da eklemek lazım. Anayasa Madde 168’deki, “Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.” kuralı uyarınca denizler, göller, nehirler yerel yönetimlere değil merkezi idareye ait. Yani merkezi idare veya DSİ bir su kaynağını mesela nehir veya gölü Ankara Büyükşehir Belediyesine tahsis etmedikçe belediye ben buraya baraj yapıyorum diyemez.

Belediyenin bir diğer görevi ise “diğer tesisler” kapsamındaki görevi. Yani mevcut barajlardan Ankara’ya su getirmek. ASKİ bu konudaki görevini yerine getirmeye çalıştığını, DSİ’den yeterli desteği göremediğini iddia ediyor.

Özellikle 2024 yerel seçimlerinden sonra Cumhur İttifakının muhalif belediyelere yönelik “silkeleme” politikası tecrübemiz ASKİ’nin bu iddiasını destekler nitelikte.

ASKİ’nin su kesintilerinden sorumlu tutulabileceği diğer alanlar ise barajdan evimize gelen sudaki kayıp kaçak olabilir. DSİ, Ankara’daki kayıp kaçak oranının mevzuat sınırı olan 25’in üzerinde yüzde 37 olduğunu iddia ediyor.

DSİ’nin açıklamaları Tarım ve Orman Bakanlığı açıklamaları ile çelişiyor. İlgili yönetmeliğe göre büyükşehir belediyeleri su kayıplarını 2023 yılına kadar en fazla yüzde 30, 2028 yılına kadar ise en fazla yüzde 25 düzeyine indirmekle yükümlü. Yani DSİ iddiasının aksine şu anki kayıp kaçak sınırı yüzde 30, 2028 yılında ise yüzde 25 olacak.

ASKİ ise kayıp ve kaçakla mücadele ettiğini duyurmuş. Ocak 2026 itibariyle Ankara’daki kayıp kaçak oranı açıklandığında ASKİ’nin bu konuda kusurlu olup olmadığını anlayabiliriz. DSİ tüm belediyelerin kayıp kaçak oranını açıklarsa Ankara Büyükşehir Belediyesi ile diğer belediyeleri kıyaslayabiliriz.

Yazıyı bir sonuca bağlamamız gerekirse bütün veriler kabaca susuzluk sorununun yüzde 20 kuraklık, yüzde 60 DSİ (Cumhur İttifakı), yüzde 20 de ASKİ kaynaklı diyebiliriz.

Bu yüzdelik oranlar konusunda iddialı değilim. Çünkü devlet devleti yalanlıyor. Gerçeğe, gerçek verilere ulaşmak çok zor.

Su kesintisini en yoğun yaşayan mahallede oturanlardan biri olmama rağmen beni korkutan susuzluk değil. Cumhur İttifakının seçimleri kazanmak uğruna devletin halkla buluşan bir parçasını, yerel yönetimleri silkelemeye çalışması. Cumhur İttifakının seçimleri kazanmak uğruna gerçekleri gizlemesi. İnsanın en önemli özelliği alışmaktır. Şu an kullandığımız suyun onda biri ile de yaşamaya alışmaya razıyım. Yeter ki silkeleme, gerçeğin yerini algıların alması, adaletsizlik ile yaşamaya alışmayalım…

Önceki ve Sonraki Yazılar
KEMAL VURALDOĞAN Arşivi