‘Balıkçı Mustafa’yla seçimleri anlama kılavuzu: Seçim barajı yüzde 0 mı, yüzde 7 mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerin 14 Mayıs’ta olacağını Demokrat Parti sosuyla açıkladığında bütün siyasi partiler, hukukçular, gazeteciler ve dahi mahalledeki balıkçı, sanki olmazmış gibi görünen ama oluveren bir gelişmeyi izler gibi izledi. Hukukçular ve siyasetçiler belki biraz daha hazırdı ama balıkçı Mustafa’nın eli ayağına dolaştı. Şimdi ne olacak, Erdoğan aday olabilecek mi, meclis fesih mi edilecek, ben nerede oy kullanacağım? Deli sorular, belirsiz gibi görünen bir süreç.

Mayın temizliğine geçmeden önce isterseniz balıkçı Mustafa’nın kafasındaki sorulara kimlerin cevap vereceğini inceleyelim. Mustafa, şimdi anlatacağım süreç; birinci mayının ta kendisi.

Malum, seçimleri Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yapıyor. Hani hatırlar mısın, seçim devam ederken “mühürsüz oylar da geçerlidir” deyivermişti. İşte o YSK’nın 5 üyesinin görev süresi doluyor. Kurul’da boşalacak 5 üyelik için Yargıtay’dan 3, Danıştay’dan 2 üye seçilecek. Danıştay, seçimini tamamladı ama Yargıtay’da “yargı siyaseti” dönüyor.

Mustafa, şimdiye kadar bu Kurul’da bir üyelik boşaldı mı yerine zamanı geldiğinde seçim yapılır, o üye görevine başlardı. Ama Kurul’un yasasında öyle bir değişiklik yapıldı ki “görev süresi dolan üye, yenisi seçilinceye kadar görevine devam eder” denildi. Yasada yapılan değişiklikte asıl mayınlı cümle, “yeni üyelerin tamamının seçilmelerine kadar eski üyeler görevlerine devam ederler” cümlesiydi. Bu ne demekti? “En son 5. üye de seçilmediği sürece Yargıtay ve Danıştay’da gerekli oyu alıp üye seçilmiş olanlar 5. üyenin seçilmesini bekleyecek” demekti.

Nitekim şu anda o süreci yaşıyoruz. Danıştay 2 üyesini belirledi. Gel gör ki Mustafa, Yargıtay’da derin bir siyaset dönüyor: 3 üyelik için tam 16 aday çıktı. Aday sayısının bu kadar fazla olmasının bilinçli olduğu konuşuluyor. Nitekim seçimler hala devam ediyor. Seçilebilmek için 191 oy gerekiyor. En fazla oy alan aday, 130-140 bandında dolaşıyor. Yargıtay’daki seçimler, 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimine kadar bitecek gibi de görünmüyor. Zaten 16 aday çıkmasındaki amacın da bu olduğu konuşuluyor:

“Seçim bitirilmeyecek, sürüncemede bırakılacat ve yeni üyeler Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerine kadar seçilememiş olacak.”

Böyle olunca ne olacak Mustafa? Yasa açık: Yeni üyelerin tamamının seçimine kadar eski üyeler görevlerine devam edecek. Bu ne demek? Türkiye 100’üncü yılına girerken üyelerinden 5’inin görev süreleri dolmuş bir YSK ile seçime gidecek demek.

Öyle ya Kurul’un mevcut yapısı, bir önceki seçimlerde en azından “İstanbul seçimleri” kararı ile rüştünü ispatlamış, atacakları adımlar bilinen, emin ellerdi. Bu “emin eller” nelere karar verecek biraz sonraki mayınların altında saklı, biraz sabır Mustafa.

14 Mayıs, aslında 6 Nisan 2022’de ilan edildi

Gelelim ikinci mayına, daha doğrusu “mayın öbeği”ne. 21 Yıllık iktidarını, çıraklık, kalfalık, ustalık dönemleri diyerek, adım adım ne yapacağını planlayarak devleti dönüştürme programı yapan bir siyasi partiden, bir yıl sonraki seçim için mayın döşememesini beklemek fazla “iyi niyet” olurdu. Hele bu parti, “altın nesil” yetiştirerek, saatlerini 25 yıl öncesinden 15 Temmuz’a kuran bir yapıyla “beraber yürümüş”se, ondan öğrendikleriyle de iktidar korumuşsa.

Seçim tarihinin Haziran ayından önce olacağı aslında Erdoğan’ın, Demokrat Parti soslu “14 Mayıs” açıklamasından çok önceydi. İlla ki bir milat arayacaksan Mustafa, seçimlerin Haziran’dan önce olacağı, aslında 6 Nisan 2022’te ilan edilmişti.

Nasıl mı oldu, neler mi oldu bakalım ama şunu hatırlayalım: Anayasa’nın bir maddesi var: 67. Madde. Bu madde diyor ki Mustafa, “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.”

AKP, işine yarayacak seçim kanunu değişikliğini, önümüzdeki seçimlerden en az bir yıl önce yapması gerekirdi. Tersi bir ifadeyle AKP, seçimleri erkene alacaksa, bu tarihi anca seçim kanununda yaptığı değişikliklerden bir yıl geçtikten sonraya kadar geri çekebilirdi, bir gün öncesi olmazdı. Olursa, o kavga dövüş Meclis’ten geçirdiği kanunun ona faydası olmazdı.

İşte o, devleti dönüştürmek için çıraklık, ustalık ve kalfalık dönemlerinde neler yapacağını, eskiden sınıf duvarlarında asılı tarih şeritleri gibi önceden işaretleyen parti, geçtiğimiz yıl Nisan ayı girmeden Meclis’e bir kanun teklifi sundu. Bu teklif, 6 Nisan 2022’de yasalaştı.

Şimdiye gelelim; seçim kanunlarındaki değişiklikler bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamayacaksa 6 Nisan 2022’den sonra Haziran 2023’ü beklemeye gerek yoktu. Hem o zaman Erdoğan’ın durumu kritik hale gelirdi, 3. kez aday olamayabilirdi. İşte bu yazıdaki “Seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağı aslında 6 Nisan 2022’de ilan edildi” tezinin dayanağı da buydu.

Peki ne vardı bu kanunda? Birçok düzenleme vardı. “Mayın öbeği” kavramını kullanmamız da bundandı.

Bu “öbekteki” birinci mayın, “seçim hakimleri” maddesiydi Mustafa. Eskiden seçim hakimleri, o seçim çevresinin kıdemli hakimleri olurdu ama 6 Nisan 2022’de kabul edilip yürürlüğe giren bu düzenleme, “il ve ilçe seçim kurulunun hakimleri birinci sınıfa ayrılmış veya ayrılmamış olsa da bu şartları taşıyanlar arasından seçilir” diyor. Hasılı, seçimi “bizim çocuklar” yapacak Mustafa.

Mustafa sen hamsinin mevsimini beklerken, Anayasa Mahkemesi bir karar verdi; “Seçim hakimlerinin böyle belirlenmesi Anayasa’ya aykırı değildir” dedi. Senin de anladığın üzere, “seçimde yol temizliği” yapıldı.

Gelelim, 6 Nisan 2022’de yapılan değişiklikle yürürlüğe giren, “kitlesel hileye en açık” maddeye. İkinci mayına. Bu madde dedi ki: “Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde görünmeyenler, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün adres kayıt sisteminde bulunan en son geçerli adres kayıt bilgileri kapsamında seçmen kütüğüne kaydedilirler.”

Diyelim ki senin Rize’deki anne – baban ölmüş olsun (yaşıyorlarsa ömürleri uzun olsun) ve artık o evde kimse yaşamıyor olsun. Yani kapalı adres. Hani biz devlet olarak teknolojiye ayak uydurup, il içi ikametgah değişikliklerini e-Devlet’e aktardık ya Mustafa. İşte senin valide hanımla peder beyin ölümünden sonra o ikametgah boşaldı. Bunun boş olduğunu bilen biri, e-Devletten rahatlıkla o adrese kayıt yaptırmış olabilir. Gider, rahmetlilerin yerine de oyunu Rize’de kullanır. Bu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık numarası almış bir yabancı da olabilir. Aynı şekilde metruk bir ev, ‘ikameti önceden kapanmış olduğu’ için birinin e-Devlet’ten orayı adres göstermesi pekala mümkün.

Bilmem anlatabildim mi Mustafa?

İşte az önce, seçim hakimleri bölümünde adlarını andığımız “bizim çocuklar”ın önemi işte bu konularda karar verecek olmalarındandır.

Seçim barajı var mı yok mu?

Sıkı dur balıkçı Mustafa, şimdi yoğun bir tartışmaya giriyoruz. Şöyle bir tartışma var: 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde seçim barajı yüzde 0 (sıfır) mı olacak?

Bu tartışmanın nedeni ne biliyor musun Mustafa? Hani yukarıda, Anayasa’nın 67’inci maddesinden bahsettik ya ne diyordu orada, “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.”

6 Nisan 2022’den önce seçim barajı kaçtı? Yüzde 10. Sonra kaç oldu? Yüzde 7. Şimdi bazı hukukçular diyor ki; “Madem ki seçim kanunlarında yapılan değişiklikler 1 yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamaz, öyleyse 6 Nisan 2023’ten önce alınacak bir seçim kararı halinde bu yüzde 7’lik seçim barajı uygulamaz. Çünkü her ne kadar oy verme günü 14 Mayıs olsa da seçim demek oy verme günü demek değildir, seçim, seçim kararının alınmasıyla başlayan, içinde oy verme gününün de olduğu bir süreçtir.”

Öyle ya 14 Mayıs’ta seçim yapabilmek için 6 Nisan 2023’ten önce “Seçim kararı” almak gerekir. Bu görüşü savunan hukukçulara göre seçim 14 Mayıs’ta yapılacak olursa, 6 Nisan’dan önce seçim kararı alınıp takvim hazırlanmış olacağından ve “seçim kanunlarında yapılan değişiklikler bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamayacağından yüzde 7 seçim barajı uygulanamaz.

Böyle diyorlar ve ekliyorlar: “Yüzde 7 uygulanamayacağına göre, ‘yüzde 10’ da yüzde 7’yi getiren yasa değişikliği ile mülga (yürürlükten kalkmış diyebiliriz buna Mustafa) olduğuna göre seçim 14 Mayıs’ta yapılırsa seçim için baraj maraj yok.”

Böyle diyorlar.

Haddimiz değil ama bunun aksini savunuyoruz. Dayanağımız da şu: Anayasa’da bir hüküm var, maddesi 77. Başlığı da, “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi.”

Bu maddede diyor ki Mustafa, “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır.”

Hala, “E ne olmuş” diyorsan, “gün” diyor Mustafa “gün”, dikkat ettin mi? Türkiye, 2018’den sonra “aynı gün” seçim yapacak olsa, Haziran’da 5 yıl dolmuş olacaktı ve seçim 18 Haziran 2023 “günü” yapacaktı değil mi?

Bu 18 Haziran’ı “gün” olarak nasıl işaretlemiştik. Anayasa 77’de “aynı gün” demesinden dolayı. Eğer seçimi, “seçim kararı alınması”yla başlatacak olsaydık 18 Hizaran’ı nereden bilebilirdik ki Mustafa? Öyle ya Meclis’in ne zaman seçim kararı alacağını önceden biliyor muyduk? Elbette hayır.

İkna olmadıysan devam edelim Mustafa. Milletvekili Seçimi Kanunu 6. Maddesi de tıpkı Anayasa gibi, “Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri beş yılda bir Cumhurbaşkanı Seçimi ile birlikte aynı gün yapılır” diyor. “Gün” diyor.

Daha mı ikna olmadın Mustafa. O zaman. Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’na bakalım beraberce. 3. Maddesi şöyle diyor:

“Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır.”

Hala ikna olmadıysan o zaman şöyle anlatalım Mustafa. Hani, “yeni düzenleme seçim barajını yüzde 7’ye çekti, böylelikle eski yüzde 10 mülga oldu, yüzde 7 de 6 Nisan 2022’den sonraki bir yıl içinde karar alınarak yapılacak seçimlerde uygulanamaz” görüşünü savunan hukukçular var ya o zaman şöyle düşünelim:

6 Nisan 2022’deki değişiklik, seçim hakimlerinin “birinci sınıfa ayrılmış veya ayrılmaya hak kazanmış hakimler arasından seçileceğini” düzenlemişti. Dolayısıyla “seçim hakimlerinin kıdemli hakimlerden seçileceği”ni düzenleyen eski madde artık yoktu. Şimdi biz bu değişikliği, “Seçim demek, seçim günü demek değildir, seçim kararının alındığı günden başlayan bir süreç demektir” dersek ve 6 Nisan 2023’ten önce bir seçim kararı alırsak 14 Mayıs’taki seçimlerde il ve ilçe seçim kurullarını oluşturamayacak mıyız? Öyle ya “seçim hakimlerinin kıdemli üyelerden seçileceğini” söyleyen eski hüküm de yok artık(!) Yani seçimi hakimsiz mi, ilçe ve il seçim kurulları olmadan mı yapacağız Mustafa?

Bize inanmadıysan hayatını bu konulara kafa yormakla geçirdiğini bildiğimiz eski Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’ndan da birkaç satır aktaralım:

“Anayasa’nın 67/ son maddesi oldukça açık. ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır’ diyor. Seçimlerin başlangıç tarihi anayasal bir kavram değil. Anayasal kavram olan, ‘seçim günü’dür. ‘Gün’ de ‘oy verme gününü’ işaret etmektedir. Nitekim Milletvekili Seçimi Kanunu ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu da ‘gün’ demektedir. Seçim kararının alındığı günü değil, bir önceki seçim gününe göre beş yıl sonraki oy verme gününü işaret etmektedir.”

Sözün özü şu: Muhalefet ve bazı hukukçular “tartışması keyifli” konuları konuşurken, AKP seçimler için mayınlarını çoktan döşemişti. Ve ne olur ne olmaz diye bu konularda karar verecek olan Yüksek Seçim Kurulu’nda işi sağlama almak için yargı siyaseti çoktan devreye sokuldu. Haberin olsun Mustafa.

Önceki ve Sonraki Yazılar