TEZCAN KARAKUŞ CANDAN
“Allah’ın dağında” duvarlara sinmiş akademi: Üniversite Apartmanı
Ankara’da yürümek üniversitede ders almak gibidir. Her yapı, her detay, her mekân size bir seminer verir. O anlatıyı can kulağı ve yürekle dinlerseniz, bazen bir apartman size bir kentin bütün değerleriyle hemhal olmanıza olanak sağlar.
İşte böyle bir Ankara’nın bize ders verdiği günler yürüyüşünde Kavaklıdere’de Tunalı Hilmi Caddesi’nin kalabalığında yürürken, yâda Cafe des Cafe’nin sokağa nazır masalarında oturup seyrü sefere çıktığınız günlerde kahvenizi yudumlarken, başınızı şöyle kaldırıp etrafı incelediğinizde bir apartman illaki ilginizi çekecektir.

Kamçıl ve Bediz’den konferans daveti gibi tasarım
Bilgisi ve birikimi ile 50 metrelik cephesini yatayda ve düşeyde parçalı balkonlarla, bir duvar olmaktan çıkaran bir konferans davetiyesi gibi dimdik duran Üniversite Apartmanı işte ordadır.
Üniversite Apartmanı’nın hikâyesi Ankara Üniversitesi Öğretim Üyeleri Blok Evler Yapı Kooperatifi’nin 2 Mayıs 1952 yılında Cumhurbaşkanı Celal Bayarı’ın altına imza attığı kuruluş kararıyla başlar.

Bu girişim, mekân üzerinden bir yaşam biçimi kurma iradesidir… Mimarları Ankara siluetinin gölgesi gibi pek çok yapıda imzası bulunan Demirtaş Kamçıl ve Rahmi Bediz ikilisidir. Mimari proje 1954 yılında onaylanır. Apartman Tunalı Hilmi Caddesi’ne ve Bestekâr Sokağa bakan iki bloktan oluşur. Her blokta, sırt sırta vermiş üç blok ve üç ayrı giriş yer alır. Blok blok birleşen bu evlerin blok evler olarak adlandırılması da belli ki tasarımın inceliğinin referansıdır. Blokların birleşiminden oluşan büyük blokta her katta 6 daire bulunur. Ama asıl mesele sayı değil o dairelerin içinde kurulan dünya, yaşama ortak bakma hayali.
Kamçıl ve Bediz’in Üniversite Apartmanı’nda manifesto gibi tasarladığı “T” formu, Sivil Mimari Bellek Projesi’nde yer bulacaktır: “Bloklarda giriş merdivenlerdeki diyagonal açılım girişi zenginleştirirken ışıklık ve banyo ile bütünleşen 'T' formunun algılanmasına olanak sağlar. Bu 'T' formu Kamçıl ve Bediz’in daha sonra tasarlayacakları Mintrak Yapı Kooperatifi ve Yeşiltepe Bloklarında da tekrarlanacaktır”
Dönemin zihinsel haritası
Üniversite Apartmanı’nın yoğun kalabalığın içerisindeki bilgi dolu duruşu bir dönemin zihinsel haritasını taşımasındandır. Merdiven boşlukları bir aydınlanma serüvenini akademinin bilgisiyle dolduran bu apartman o zihinsel haritanın vücut bulmuş halidir. Bu yüzden içerisindeki hikâye bir binanın değil, 1950’lerden bugüne uzanan bir kuşağın bir dönemin bir kültürel çevrenin mekânla birlikte gelecek yolculuğuna çıkmasıdır.
Ankara’nın kentsel gelişim serüvenine rotalanmış bu izler sadece binaları değil o binaların harcını karan isimleri, ortak yaşam kültürünü nasıl oluşturduklarını ve bir başkentin kent kimliğinin nasıl güçlendirildiğini fısıldar.
Akademinin efsane isimleri
Kooperatifin Kurucu Başkanı Tıp Fakültesinin tahlil laboratuarlarının efsane ismi Prof. Dr. Kâzım Aras, Türkiye’nin ilk kadın Sinolog’u ve DTCF’de Sinoloji Kürsüsünü kuran Prof. Dr. Muhaddere Nabi Özerdim, ziraat biliminin kurucu isimlerinden dekanlık yapan Prof. Dr. Orhan Düzgüneş rektörlük ve bakanlık görevlerinde bulunmuş Prof. Dr. Sebahattin Özbek, felsefe dünyasından ve Konya Milletvekilliği yapan Prof. Dr. Hamdi Ragıp Atademir, Türkan Çanga ve Emine Alkan gibi isimlerin yönetim kurulunda bulunduğu kooperatif Ankara’nın bilimsel aklının nasıl omuz omuza verdiğinin de göstergesi.
Cumhuriyet neslinin azmi ideali ve emeği
Kooperatifin yöneticileri kadar üyeleri de Cumhuriyet’in bilimsel ve kültürel omurgasını oluşturan ve adları tarihe yazılan altın kadrolardır. Tarım Orman Bakanlığı görevinde bulunan, toprak reformu konusunda çalışmalar yapan öğretim üyesi Reşat Aktan, Sedat Kansu, Sabahat Sanlı, cerrahinin usta eli Prof. Dr. Atilla Törüner, Fen Fakültesi’nin nükleer fizikçileri ve meşhur matematikçileri, diş hekimleri, aynı kapıdan girer, aynı çatı altında yaşar, aynı koridorlarda karşılaşırlardı.
Apartman öyle bir entelektüel havzaydı ki bir yanda dünya arkeolojisinin zirve ismi Ekrem Akurgal, diğer blokta “Tarihçilerin Kutbu" Halil İnalcık, felsefe ve sosyoloji dünyamızın metodoloji üstadı Prof. Dr. Turhan Yörükan birer komşu, birer bilim yoldaşıydı. Bu apartman, bir ikametgâhtan öte bilimsel konuları tartışan bir devler akademisiydi. Sokağı amfiye kenti Üniversiteye dönüştüren bir bellek mekân Üniversite Apartmanı…
Cumhuriyet’in aydın kadrolarının isimlerinin aynı kooperatif altında kolektif bir kültür ve inşa etmesinin mekânı olan Üniversite Apartmanı Ankara’nın sadece bir kentten öte başkent olduğunun, liyakatin, bilimin ve nezaketin mekân üzerinden estetize edilmiş bir aydınlanma kampüsü olduğunun en bilimsel kanıtıdır.
Şimdi bu endamlı ve bilgili apartmanının kapısından giriyoruz. Bu yapının harcında sadece demir çimento değil, bir Cumhuriyet neslinin azmi ideali ve emeği yatar.
Üniversite Apartmanı’nda 99 yaşında bir çınar Turhan Yörükan
Apartmanda kapısını bize açan ev, bütün bu süreçlerin tanığı bir hoca. 99 yaşında bir çınar Prof. Dr. Turhan Yörükan. Babası Atatürk’ün çocukluk arkadaşı olan, Atatürk’ün isteği üzerine Türklerin dini ve sosyal hayatı hakkında kitaplar yazan Selanik göçmeni Prof. Dr. Yusuf Ziya Yörükan.

Turhan Yörükan Ankara’da ve İstanbul’da geçen ilkokul ortaokul ve lise yılları Latince aldığı eğitimin ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne kayıt olur. Yüksek lisansını Harvard Üniversitesi’nde bilim tarihi alanında doktora yapan 5 Türk lirasının üzerinde resimleri olan Ordinaryus Prof. Dr. Aydın Sayılı ile tamamlar. Doktora tezini, Alman Sosyolog Hans Freyer ve Hilmi Ziya Ülken’in huzurunda savunur.

Ankara Üniversitesi’nde hocalık, devlet dairesinde bürokrat, mecliste bakanlık sözcüsü olan Turhan Hoca’nın anlatıları bizi kooperatifin kuruluş yıllarına 1950’li yıllara götürür.
1950'li yıllarda Ankara Üniversitesi hocaları için Ziraat Fakültesi'nden bir dekanın aracı olmasıyla bulunan bu kooperatif arsasının hikâyesini Turhan Hoca şöyle anlatıyor: “Şimdi biz toplandık Ziraat Fakültesi’nde bir dekan arkadaşımız vardı dedi ki buradan bir arsa bul bize Ankara Üniversitesi hocalarının oturacağı bina yapalım.” Arsa bulunur hocalar topluca arsayı görmeye gittiklerinde, bölgenin ıssızlığını “Allahın dağında bir yer buldular” diye ifade eder. Bu söylem tıpkı Deliller Tepesi'ndeki Mintrak Apartmanı’nın sakinlerinin arsa için söylediklerini hatırlatır. Kentin çeperindeki bu Allahın dağındaki yer, tıpkı Mintrak apartmanında olduğu gibi zamanla Cumhuriyet aydınlarının ortak yaşam kurduğu bir kampüse dönüşecektir.
Turhan Yörükan'ın o döneme ait anıları, binanın sadece bir mimari proje değil, sakinlerinin hayat pratiklerine göre şekillenen bir organizma olduğunu gösterir. Kamçıl ve Bediz'in projesinde, apartmanda oturan doktorların hastalarını ailenin mahrem alanlarına sokmadan muayene edebilmeleri için dairelerin içine verilen geçiş kapılarının yapıldığını anlatan Yörükhan, sayısı 50 bini bulan kitaplarını sığdırabilmek için kendi dairesinde o kapıları kapattırmış. Dönemin yeni kurulan mobilya merkezi Siteler'deki ustalara, kendisinin tasarladığı odayı boydan boya saran özel kütüphaneler yaptırmış.

Amerikalılara yatakhane
Hocalara aydınlık bir yuva için inşa edilen Üniversite Apartmanı, zamanın ekonomik krizlerinden nasibini alır, bina inşa edildikten sonra hocalar Emlak Kredi'den çektikleri borçları ödeyemez hâle gelince, apartman zorunlu olarak Amerikalıların TUSLOG kuruluşuna kiralanır. O dönemde yatakhane olarak kullanılan apartmanda uzun koridorlarla bloklar birleştirilerek kapılar açılır, lavabolar yapılır ve özgün tasarımda tahribatlar yaşanır. Amerikalılar çıktıktan sonra hocalar evlerini tadil ettirerek taşınırlar.
Dönüşüme direnmek
Ankara’nın pek çok değerli sivil mimari eserleri kentsel dönüşüm ve rant kıskacında can çekişirken, Üniversite Apartmanı da benzer bir hüznü yaşamasına ramak kalmış. Kurucu hocaların vefatıyla birlikte çocukları daireleri tek tek satmış. Bina zamanla işyerlerine, ofislere dönüşerek o eski komşuluk ruhunu kaybetmeye yüz tutmuştur.
Fakat dairesini boydan boya saran kitapları, müzik kasetleri ve anıları ile direnen 99 yaşındaki Turhan Yörükan, ısrarla dairesini satmaz ve kurucu kadronun son temsilcisi olarak Üniversite Apartmanı’nda yaşamaya devam ediyor. "Birçokları sahipleri öldüğü için çocukları sattı başka yerlere gitti. Burası kiracı doldu, işyeri doldu. Burası bizim vatanımız, buraya emek vermişim... Eşimde burada vefat etti. En iyi komşularımın hepsi burada vefat etti .” derken, arkadaşlarının çocuklarının daireleri bir bir satışının ve yitirilen saygının hüznü doluyor gözlerine.

Yüzyıla yaklaşan birikimiyle Turhan Yörükan'ın Üniversite Apartmanı’ndaki duruşu kurucu arkadaşlarıyla birlikte oluşturdukları yaşamı savunan, kentin hafızasını, Cumhuriyet aydınlanmasının bilginin mekânla kurduğu anıtsal bağı koruyan bir bellek duruşudur.
Bize düşen ise bu hafıza mekânlarının önünden öylesine geçip gitmek değil elbette. Bu onurlu duruşa bir bellek selamı çakmak ve Turhan Yörükhan gibi koca çınarların emek verdiği kentin bu sessiz tanıklarını rant çarklarına teslim etmemek, duvarlarına akademi sinmiş bu yapıya, kenti üniversiteye dönüştüren o akla vefa ve bellek borcumuzdur.
Üniversite Apartmanı’nın duvarlarında hâlâ ders var. Mesele, dinleyecek kulak kalıp kalmadığı…
Çoğunluğun kararı, azınlığın hafızası: Haydar Apartmanı’na erken veda
20 Nisan 2026 Pazartesi 00:01Zamanın büküldüğü yerde mekânın dilsiz tanıklığı: Köy Enstitüleri
13 Nisan 2026 Pazartesi 06:45Kumaşa işlenen ışık: Ertuğ Pasajı’nda Zeki Müren’in payet ustası
30 Mart 2026 Pazartesi 00:15Ankara’da bir mikrokozmos: Mutlu Apartmanı
23 Mart 2026 Pazartesi 00:10Kumaşın mimarları: Ankara pasajlarında terzilerin suskun makasları
16 Mart 2026 Pazartesi 00:01Kırım’dan Başkent’e bir göçün izleri: Missuri Kuru Temizleme
09 Mart 2026 Pazartesi 00:15Direnen bellek: Sarkis Margosyan’dan Dilara’ya kasketin ilmekleri
02 Mart 2026 Pazartesi 00:20Deliller Tepesi’nden kent hafızasına: Mintrak’ın onurlu duruşu
23 Şubat 2026 Pazartesi 00:15Ankara'da hafıza kırımı: Mavi Apartman
16 Şubat 2026 Pazartesi 00:10Bakır ölmez, ama usta kalmadı: Fahrettin Usta’nın hafıza kalayı
09 Şubat 2026 Pazartesi 00:10