TEZCAN KARAKUŞ CANDAN

TEZCAN KARAKUŞ CANDAN

Deliller Tepesi’nden kent hafızasına: Mintrak’ın onurlu duruşu

Bir kenti tanımanın, onun ruhuna dokunmanın en sahici yolu yürüyerek dolaşmaktır. Araçların metalik gürültüsünden sıyrılıp, ayaklarınızın ritmini kentin nabzına uydurduğunuzda, yüzünüzü yalayıp geçen rüzgârla birlikte sokaklar size hikâyelerini fısıldamaya başlar. Her yapı, her cephe, her pencere boşluğu, geçmişten günümüze uzanan birer mektuptur aslında. Yürürken okursunuz kenti; binalar birer kitap, sokaklar birer kütüphane, kent bir üniversite olur. Yalnız değilsinizdir o an; betonun, tuğlanın, ağacın, anıtın, meydanın ardına gizlenmiş hikâyeler, yaşanmışlıklar, yol arkadaşınız olur.

İşte böyle bir Ankara yürüyüşünde, yolunuz Esat Caddesi’ne, eski adıyla Küçükesat olarak bildiğimiz o aksa düştüğünde, adımlarınızı yavaşlatan, duruşuyla, ölçeğiyle ve sessiz bilgeliğiyle sizi kendine çeken bir yapı çıkar karşınıza. Üzerinde kocaman tabelalarla adı yazmaz belki ama o kent belleğimizin sessiz tanığıdır. O zamana koşut dik duruşun adı: Mintrak Yapı Kooperatifi’dir.

whatsapp-image-2026-02-22-at-15-27-07.jpeg

Önünden geçip gittiğimiz, belki altında bir banka şubesi ya da bir emlakçı gördüğümüz bu yapı, 1950’lerin Ankarasında, kentin henüz çeperlerine yeni yeni uzandığı bir dönemde, bir hayalin ürünü olarak filizlenmişti. O dönemde burası "şehir" değildir… Burası, Hacca gidenlerin uğurlandığı, kentin bittiği, rüzgârın sert estiği "Deliller Tepesi"dir.

Yapı Kooperatifi’nin kurucu üyeleri Yılmaz Öz, İsfendiyar Velit, Ahmet Özdemir Binbirçeşit, Ziyat Karapazar, Namık Gümüşdereli, Nizamettin Mutluer, Hulusi Tiryakioğlu ile başlayan bu hikâye büyür. Kooperatif kurucuları Türk Traktör Fabrikası’nın yöneticileri ve emekçileridir. Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerinde kurulan o fabrika, yalnızca traktör üreten bir sanayi tesisi değil, Cumhuriyet’in teknik modernleşme hamlesinin devamıdır. Uçak motoru üretim geleneğinden devralınan mühendislik birikimi, bu kez toprağı sürecek makinelerde vücut bulur…

Kooperatifin adının hikâyesi de hayli ilginç. O yıllarda uçak motoru üretilen fabrika yerine Amerikan traktörü üretimine başlanır: Amerikan markası Minneapolis Moline, Minneapolis Moline Türk tarafından üretime başlanır. Mintrak da ki Min markadan trak da traktörden gelir

Fabrika üretim bandında kurulan disiplin, planlama ve kolektif emek kültürü, konut üretiminde de kendini gösterir. Mintrak, işte bu üretim ahlakının mekâna yansımış hâlidir.

whatsapp-image-2026-02-22-at-15-27-07-2.jpeg
Velit İsfendiyar

Kooperatif modeli ise sanayideki kolektif üretim anlayışının barınma sorununa verilen cevabıdır. Sermaye birlikte birikir, arsa birlikte alınır, nitelikli mimar bilinçli tercih edilir ve yapı uzun vadeli kullanım için tasarlanır. Bu insanlar sadece ve ev sahibi olmaya değil; birlikte bir yaşam kurmaya temel atmışlardır. Mintrak bu yüzden bir apartmandan ötesi, yeni kentli orta sınıfın mekânsal ifadesidir... Fabrikada makine üreten akıl, burada konut üretir; üretim kültürü yaşam kültürüne dönüşür.

Dağ başından Cumhuriyet modernizmine

Mintrak Apartmanında kat maliki olan Velit İsfendyer’in oğlu Ahmet İsfendiyar, yapı kooperatifi üyelerinin, eşleriyle birlikte arsayı görmeye geldiklerinde, kadınların isyan ettiğini "Bu dağ başını nereden buldunuz?" dediğini annesinin anlatıları ile bize aktarır.

Ancak o "dağ başı", Cumhuriyet modernizminin mekânsal kurgusuyla, Ankara’nın en nitelikli sivil mimari örneklerinden birine ev sahipliği yapacaktır. Çünkü rapidoyu eline alanlar sıradan isimler değildir. Ankara’nın siluetine MTA yerleşkesini, Fikir İşçileri Kooperatifi’ni, Üniversite Apartmanını’ çarşıları, işhanlarını kazıyan o müthiş ikili; Demirtaş Kamçıl ve Rahmi Bediz imzası vardır bu yapıda.

1957’de projesi onaylanan ve 1962’de tamamlanan Mintrak Apartmanı, Kamçıl ve Bediz’in konut mimarisindeki ustalığının bir manifestosu gibidir. Yapı, yoldan geri çekilerek kente nefes aldırır. Ön ve arka cephe boyunca uzanan o yatay balkonlar, yapının düşeydeki yükselişini o kadar zarif bir dengeyle kucaklar ki, bina 7 katlı heybetine rağmen ne ezicidir ne de kibirli; aksine, insan ölçeğiyle barışıktır. İç mekân kurgusu ise modern yaşamın bir tezahürüdür; Antre, yemek bölümü ve salonun akışkan birlikteliği, o dönemin aydınlık, şeffaf ve bir arada yaşama kültürünün mekânsal ifadesi gibidir.

Üretimden barınmaya yaşam kültürü

Sadece tuğla ve harç değildir Mintrak’ı değerli kılan. Cumhuriyet kadrolarının nefesi sinmiştir içlerine. Türk Traktör’ün, yani sanayi devrimimizin öncü kadroları, ODTÜ Makine Fakültesi’nin kurucuları, Halil Kaya, Raşit Alpan, Velit İsfendiyar gibi bilim insanları, Atatürk’ün o meşhur Özen Pastanesi’nin sahiplerinden, Yılmaz Öz gibi simgeler bu yapıda yaşamış, bu yapıda üretmiştir.

Binanın bodrum katındaki kazan dairesi bile, Ahmet İsfendiyar’ın deyimiyle "içinde yatılacak kadar temiz"dir. O kazan dairesi kolektif bir emeğin ve Mintrak’ın kuruluş hikâyesinin arşiv dairesi ve geçmişi sahiplenmenin ürünüdür. Çatısından bahçesine kadar her detay, bir apartman yönetiminden öte, bir "koruma" dayanışmasıyla ayakta tutulmuştur.

Kamçıl ve Bediz’in o zarif projesinde, zemin kat aslında kolonlar üzerinde yükselen, boşluklu, geçirgen bir sosyal paylaşım alanı olarak tasarlanmıştır. Kentliyle yapının buluştuğu o yarı kamusal alan, 1960’larda dükkâna çevrilmiş, ruhsata bağlanmış ve kooperatifin kira geliri elde ederek binanın korunmasını finanse ettiği bir işleve dönüşmüştür.

Kentsel dönüşüm kıskacı

Küçükesat Mahallesi’nde kentsel dönüşüm kıskacı altında pek çok nitelikli yapı yıkılırken daha birkaç ay önce Dörtyol kavşağında, ekmek kokulu apartman gözümüzün önünde enkaza dönüştü. Bir yapıyı korumak, sadece betonu korumak değil elbette, o yapının hafızasını, Cumhuriyet’in modernleşme idealini, o balkonlarda içilen çayların sıcaklığını, o salonlarda yapılan memleket meseleleri tartışmalarını korumaktır.

Daha da acısı, Mintrak apartmanı gibi bu yapılar "kentsel dönüşüm" adı altındaki o büyük yıkım makinesinin tehdidini her an enselerinde hissediyorlar. Bir sabah uyandığınızda, anılarınızın, çocukluğunuzun, komşuluklarınızın ve kent belleğinin bir kepçe darbesiyle yerle bir edildiğine kahrolduğumuz günler Türkiyesindeyiz. İşte bu yüzden Mintrak gibi yapıların ayakta kalması, sadece mülk sahiplerinin değil, tüm Ankaralıların ve yerel yönetimlerin meselesi. Çünkü bu yapılar, kişinin mülkiyeti olsa da onun taşıdığı değer evrensel ve herkese ait olma potansiyelini içerisinde taşıyor.

Mintrak Yapı Kooperatifi, Deliller Tepesi’nden bugüne, değişen Ankara’ya inat, onurlu duruşunu sürdürüyor. Bize düşen, Esat Caddesi’nde yürürken başımızı kaldırıp o yapıya bakmak, onurlu duruşa bir selam çakmak, onun Cumhuriyet’in sanayi hamlesinin öncü kadrolarının nefesini içerisinde barındırdığını okumak ve ensesindeki ranta izin vermemektir.

Çünkü kent hafızasıyla yaşar. Ve o hafıza her gün yeni deneyimlemelerle, yeni yapılarla, yeni hayatlarla karşılaştırır bizi.

Kentte yürümeye, okumaya, belleğimizi korumaya, onurla ayakta kalan yapıları koruyanları hatırlamaya devam edeceğiz...

Önceki ve Sonraki Yazılar
TEZCAN KARAKUŞ CANDAN Arşivi