ÖZLEM KAYGUSUZ

ÖZLEM KAYGUSUZ

Ukrayna’da barış uzak bir ihtimal

Ukrayna’da sıcak savaş oldukça sert bir şekilde sürerken, cephelerdeki çatışmaların yanı sıra başta Mariupol olmak üzere yerleşim yerleri sürekli bombalanırken, sivil kayıplar ve göç devam ederken kurulan müzakere masasının getireceği sonuç belirsizliğini koruyor. Savaş hali bir şekilde sonlansa bile Ukrayna sorununun İstanbul’da ya da başka bir yerde kurulan masalarda çözülmesi yine düşük bir ihtimal. Bu aşamada gerçek bir çözümden, kalıcı bir barıştan söz etmek ise neredeyse imkansız.

Bunun iki nedeni var. Birincisi; sahadaki gelişmeler değişken ve belirsiz. Taraflardan birinin askeri üstünlüğünün kesinleşmediği ya da her iki tarafın da artık savaşamayacak bir duruma gelmediği bir ortamda sıcak savaşın bitirilebilmesi çok zor. Yakın vadede ad hoc, yani geçici bir uzlaşmayla ateşkes sağlansa dahi, net bir askeri üstünlük elde edemeyen Rusya’nın saldırılarına yeniden başlaması kaçınılmaz görünüyor. Nitekim İstanbul’daki dördüncü tur görüşmelerden sonra oldukça ihtiyatsız bir şekilde yaratılan iyimser hava çok çabuk dağıldı ve yerini Rusya’nın daha şiddetli bir şekilde yeniden saldıracağı kaygısına bıraktı.

Bu açıdan savaşın gerçek anlamda bitmesinin iki koşulu var: Rusya’nın Ukrayna’nın direnişini kırdığını görmesi ve başlangıçtaki yönetimi değiştirme hedefinin gerisinde kalsa da toprak meseleleriyle sınırlı olmayan siyasi bir nüfuz elde etmesi.

Diğer yandan müzakerelerin bir şekilde devam ediyor olması da önemli. Çünkü Ukrayna tarafının taleplerini açıkça ortaya koymuş olması, Rusya’nın da durumunu netleştirmesini beraberinde getirecektir. Diğer bir deyişle, savaşın başından beri tüm dünyanın içinden çıkamadığı ‘Putin ne istiyor?’ sorusunun yanıtını bir kaç gün içinde duyabiliriz. Nitekim Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İstanbul görüşmelerinin ardından Ukrayna’nın tekliflerine kendi yanıtlarını hazırladıklarını duyurdu. Peki bu karşılıklı netleşme durumu savaşın bitmesine ve kalıcı bir barışın sağlanmasına giden yolu açabilir mi?

Bu noktada ikinci olarak Ukrayna’da gerçek, kalıcı bir barışın teorik açıdan da imkansız olduğu noktasına geliyoruz. Tam olarak ifade etmek gerekirse, Batı ve Rusya arasındaki Ukrayna sorununun - 21. Yüzyılın diğer vekalet savaşları olan Suriye ve Libya’da olduğu gibi- nihai bir çözüme kavuşamayacağı maalesef şimdiden açıkça görünüyor. Bu çözümsüzlük durumunu Zelenski hükümetinin taleplerinde net bir şekilde görebiliyoruz.

Zelenski hükümetinin Rusya tarafından çoktan kapatılmış Kırım meselesini tekrar gündeme getirmesi, Ukrayna’nın güvenliğinin uluslararası bir garantörlük mekanizmasına kavuşturulması gibi talepleri fazlasıyla zorlayıcı. Ama özellikle ikincisi kalıcı bir barışın zorluğunu ortaya koyuyor.

Buna göre bu garantör ülkeler, Ukrayna’ya yönelen bir saldırı karşısında NATO Antlaşması'nın beşinci maddesine benzer şekilde hareket ederek Ukrayna’yı askeri açıdan destekleyecekler ve hatta savunacaklar. Bu talebin Ukrayna’nın NATO üyeliği olasılığından farkı, Ukrayna’nın topraklarında NATO ülkelerinin askeri üslerine izin vermeyecek olmasıdır.

Ukrayna’nın Rusya tehdidine karşı ABD, İngiltere, Fransa, Çin, Türkiye, Almanya, İsrail, İtalya, Polonya ve Kanada tarafından korunması ve bir saldırı olasılığında Ukrayna hava sahasının kapatılmasının tek bir anlamı var: Bu, “Rusya, Ukrayna üzerinde elde etmek istediği siyasi nüfuzu asla kuramaz” demektir. Bu talebin Rusya tarafından kabul edilmesi de, söz konusu ülkelerin bu tür bir angajmana girip olası bir savaşa çekilmeyi göze almaları da son derece düşük bir ihtimal. Ukrayna’nın uluslararası garantörlük talebine karşılık Rusya’nın önerisini henüz bilemesek de böylesi bir mekanizmanın kurulmasının ve işletilmesinin zorluklarını görebiliyoruz.

Putin “sıcak barış” kurmak istiyor

Bu noktada küresel siyaset açısından ortaya çıkacak durumu en iyi niteleyen ifadeyi Slavoj Zizek, 25 Mart’da Project Syndicate’de yayımlanan makalesinde kullandı. “Elde edebileceğimiz maksimum şey ‘sıcak bir barış’tır” dedi. Zizek’e göre 2008 küresel finansal krizinin Batı ekonomilerini sarsmaya devam etmesi ve düzenin geleceğinin pandemiyle birlikte radikal bir şekilde belirsizleşmesi bu akıldışı savaşın yapısal koşullarını oluşturuyor. Dünya siyasetinde yeni bir militarist ve milliyetçi dalgayı tetikleyen bu savaş, Zizek’e göre şu anda vekalet savaşlarıyla devam eden bir Üçüncü Dünya Savaşı.

Her gün farklı medya kanallarında boy gösteren büyük stratejistler bu savaşı öngöremediler. Büyük çoğunluğu Putin’in güç gösterisiyle yetineceğini, küresel işleyişin bir savaşı istemeyeceğini iddia ettiler. Şimdi de benzer bir biçimde mevcut durumu “karmaşık” olarak niteleyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar. Zizek, mevcut durumun karmaşık olmadığını, apaçık bir Rus saldırganlığı karşısındaki beceriksizliğin üstünün karmaşık denilerek örtülmeye çalışıldığını vurguluyor.

Zizek’in bu değerlendirmeleri, Ukrayna’da kalıcı çözümün imkansızlığının en genel çerçevesini sunması açısından önemli. Çünkü sahada ne yapacağı, ne zaman duracağı belli olmayan Putin, Avrupa’ya gaz göndermeye ve finansal yükümlülüklerini yerine getirmeye devam ediyor. Ukrayna’da ve genel olarak siyasi nüfuzunun riske girdiği tüm bölgelerde hibrid bir savaş durumunu kalıcı hale getirmek, buralarda kural koyucu olmayı askeri olarak garantilemek istiyor.

Zizek, Putin’in bu amacının yeni bir uluslararası ilişkiler modeli anlamına geldiğini, Putin’in yeni bir Soğuk Savaş yerine sürekli askeri müdahale olasılığını içeren “sıcak bir barış” inşa etmek istediğine işaret ediyor. Bu sıcak barışın içeriğini, Rusya’nın Zelenski’nin taleplerine vereceği yanıtları görünce öğreneceğiz.

Ukrayna savaşı Rusya’nın askeri açıdan zayıflamasını sağlasa da Putin’in liderliğini sarsması o kadar kolay görünmüyor. Dolayısıyla Putin’in onurlu çıkışı, dünya siyasetinde kendisinin varolmaya devam ettiği ve Rusya’nın da yeniden bir güç merkezi haline geldiği yeni bir sıcak barış döneminin başlaması demek olabilir. Putin’in başarılı olup olmayacağını göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar