SEDAT BOZKURT
“Zombi”leşme hali…
SEDAT BOZKURT
Korku filmlerinin en etkili figürleridir zombiler. Birkaç tane komedisinin çekilmiş olması sizi yanıltmasın. Onlar Hollywood yaratıcılığıdır.
Zombinin bilimsel olarak da hem anlamı hem de karşılığı var. Tamamıyla hayal ürünü değildir yani. Bu yazı bir bilim makalesi olmadığı için, mecazi anlamda bireylerin ve sistemlerin durumunu anlatmak için kullanacağım. Zombi olma hali için yapay zekanın “beden ortadayken, ruhun veya iradenin devre dışı kalması” tanımı benim kullanmak istediğim ve sinema sanatının ürettiği “yaşayan ölü” tanımından daha iyi. Bu aklınızda bulunsun.
Zombi şirketler kategorisi, ekonomide de mevcut. Kazancı borcunun faizine ancak yeten, aslında batmış şirketler için günlük dilde kullanılan tanım. Hemen bizim devlet geldi aklınıza, benim de öyle. Ekonomik olarak tam da böyle tanımlayabiliriz.
AKP iktidara geldiği yıl, yani 2002’de, en düşük emekli aylığı kişi başı milli gelirin yüzde 83’ü kadardı. Şimdi sadece yüzde 56’sı kadar. Ekonomi büyüyor ama bunun emekliye faydası olmamış. Emekliye verilen bayram ikramiyesi, 2018’de, yani bir kurban alınabilecek parayken, bütçeye maliyeti yüzde 2,5’ti. 2025 yılında bu oran binde 8’e düştü. Kurbanın kendisinden 4 kilo kıymaya düşen ikramiyeden söz ediyoruz.
Aynı dönemde faizin bütçedeki payı yüzde 8,9’dan yüzde 14’e çıktı. Rakamlar farklı şeyler söylese de, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e göre, bütçede artan faiz oranına karşın borcun milli gelire oranı düşüyormuş. Dünya gıda enflasyon oranında Türkiye, Güney Sudan ve İran’ın ardından en yüksek 3’üncü ülke. TEPAV, 2 yılın en yüksek gıda enflasyonunun şubat ayında gerçekleştiğini tespit etti. Bakan Şimşek’e göre bu da mesele değil, “Çok yağışlı bir döneme giriyoruz, gıda enflasyonu düşecek” diyor. Yazının başlığı artık anlaşılır olmuştur sanırım. Yapay zekanın tanımını burada dikkate almak gerekir.
Vatandaşın zombi olma hali; “yaşayan ölü”
Ama bitmedi. Bakan Şimşek 8 yıl sonra bir kredi kuruluşunun Türkiye’nin kredi notunu artırmasını “büyük başarı” olarak açıkladı. 24 yıldır iktidarda olan bir partinin bakanı olarak hem de. Yine Bakan Şimşek Avrupa’nın en ucuz doğal gazı ile AB ve OECD ortalamasının altında mazot fiyatı bulunduğunu söyledi. Türkiye’de açlık sınırı 32 bin, yoksulluk sınırı ise 105 bin lira. Asgari ücret 28 bin, en düşük emekli aylığı ise sadece 20 bin. Maliye Bakanı’nın bu tablodan haberinin olmaması mümkün mü? AKP’nin TBMM Grup Başkanı aslında durumun farkında ve emekli ikramiyesinde artış yapılamamasının nedenini kaynak olmaması olarak açıklıyor. Yani bütçede emekliye verilecek para yok, diyor açıkça.
Devletin resmi verilerine göre 4,9 milyon haneye düzenli olarak yardım yapılıyor. Bu hanelerde 15 milyona yakın insan yaşıyor. 50’ye yakın yardım programı yürütüyor devlet yoksulluğu yönetebilmek için. Buna 2025 yılında tam 407 milyar lira harcandı. 262 bin 229 çocuğa ailesi bakamıyor. 3,5 milyon hanenin elektrik parası bile ödenemiyor. 2026’nın ilk 50 gününde icra dairelerine 1 milyon 539 bin yeni dosya gitti. Ödenemeyen kredi kartı borcu 6 trilyon liraya ulaştı.
Film sektörünün ürettiği ve “yaşayan ölü” olarak adlandırdığı zombi olma hali gerçekten bu koşullar altında yaşamını sürdüren dar ve sabit gelirliye uygun bir tanım.
Siyasetin “zombi” olma hali
Memleketin durumunu “zombi” olma hali de olsa bir kavramla açıklamak gerçekten başarı. Ama hiçbir kavram durumu anlatmaya yeterli değil. Anayasası olmayan bir ülke olduğumuzun altını Yargıtay ve ağır ceza mahkemesinin ardından Danıştay da çizdi. Danıştay da Anayasa Mahkemesi’nin “bireysel başvurularla ilgili” aldığı kararın bağlayıcı olmayacağına karar verdi. Tüm ciddi hukukçuların kalan saçlarını yolmalarına neden olan bir karar. Oysa Anayasa’nın 153’üncü maddesi hayli açık. Madde sürekli kararları “iptal kararları” olarak sınırlayarak tanımlasa da son paragrafta “mahkeme kararları” diyerek alanı genişletiyor; “Anayasa Mahkemesi kararları, Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.”
Mesela Türk Ceza Kanunu. Bu aralar önüne gelenin tutuklanmasına neden olan bu kanunun ilk maddesinde, “Ceza kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak suç işlenmesini önlemektir” yazar. Tutuklamalarla ilgili kararlara bakınca, ilk ihlalin burada başladığı anlaşılıyor.
21 seçilmiş belediye başkanı tutuklu olan ve bunu her zeminde dile getiren CHP, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasını protesto ederek daha önce katılacağını açıkladığı TBMM Başkanının iftarına katılmadı. CHP Genel Başkanı geçtiğimiz günlerde de Erdoğan’ın 3’üncü kez cumhurbaşkanlığı adaylığına, anayasaya aykırılığı açık olmasına karşın onay veren YSK’nın görev süresi biten başkanını kabul edip fotoğraf çektirmişti. YSK’nın bir de mühürsüz zarflarla ilgili yasaya açık aykırı kararı bulunduğunu unutmayalım. Mücadele ettiğiniz kurumlar binalar değildir, içindekilerdir. Bu mücadeleler herhangi bir zafiyet kabul etmez. Yargı araçsallaştırılmışsa, buna toptan direnmeniz ve hiçbir kurumunu da meşrulaştırmamanız gerekir.
DEM’in İmralı Heyeti, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etti. Çıkışta yaptıkları açıklamada, Demirtaş’ın dışarı çıkınca sürece katkı sağlamak istediğini aktardılar. Demirtaş, 10 yıldır haksız hukuksuz, AYM ve AİHM kararlarına karşın cezaevinde. Son AİHM kararı 4 aydır uygulanmıyor, hukuk zorlanarak. Aynı heyet yeni Adalet Bakanı’nı ziyaret ediyor ve çıkışta, “Bu dönem bakanlık sürecinden büyük beklenti içerisinde olduğumuzu kendisine bildirdik” diye açıklama yapıyorlar. Her şey gerçekten ne kadar normal!
Yapay zekanın tanımı burada da yardımcı oluyor bize hem iktidarı hem de muhalefeti anlıyoruz onun sayesinde.
Vatandaşın durumu da parlak değil aslında. Memleket, memleket olmaktan çıkmış ve nedeni belli. Buna karşın, Asal Araştırma Şirketi vatandaşa şubat ayında sormuş, “Ülkeyi kim yönetsin?” diye. Yüzde 21,2’si Erdoğan, yüzde 14,5’i Ekrem İmamoğlu, yüzde 12,8’i Mansur Yavaş yanıtı vermiş. Hiçbirinin oranı ise yüzde 31,4.
Kararsızlar her anketin birinci sırasında yer alıyor. Bunu toptan muhalefet açısından da tartışabiliriz ama bence yazının başlığındaki hâlin hâkim olduğu vatandaşı da sık sık hatırlamak lazım, yoksa her şey eksik kalır…
Sedat Bozkurt Gazi Üniversitesi Basın-Yayın Yüksek Okulu gazetecilik bölümü mezunu. Mesleğe Günaydın Gazetesi’nde başladı. 38 yıllık gazetecilik serüveninde ANKA Haber Ajansı, Yeni Yüzyıl, TV 8, Yeni Bin Yıl, ATV, Birgün Gazetesi ve Fox TV’de, muhabirlik, yazarlık, haber müdürlüğü ve temsilcilik görevlerinde bulundu. Bir dönem Bilkent Üniversitesi’nde genel gazetecilik, 7 yıl da Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “medya ve toplumsal temsil ile yurttaş gazeteciliği” derslerini verdi. Halen UM-AG’da gazetecilik dersleri veriyor.
Mesleki alanda pek çok ödül aldı. Meslek örgütlerinde çeşitli yöneticilik görevleri üstlendi. ÇGD, VAVEK, PMD ve Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. Yayınlanmış çok sayıda politik makalesi ile birkaç öyküsü bulunmaktadır. Deneyimli bir Ankara gazetecisidir.