Demokratik ve eşitlikçi küfürleşme

George Washington, küfürle ilgili, "Küfretmek veya küfürlü sözler kullanmak o kadar kaba ve alçakça bir harekettir ki, duyarlılık ve karakter sahibi her insanın ondan nefret edip hor göreceği açıktır." derken; Şair Can Yücel'in de sık sık “Küfür ruhun yelpazesidir” sözünü kullanırdı. Bunu yaparken de muzipçe: "Aslında ben küfürbaz değilim, ilham perilerim s...rtük" derdi.

Şair ve siyasetçi farkı elbette olacak. Kimse bir edebiyatçıdan tamamen steril bir dil beklemediği gibi bir siyasetçiden de küfür beklemiyor.

Yeni hakaret sözümüz SÜRTÜK. Biraz yetmişler tınısı olduğundan ilk duyanlar hemen küfrü önce bir Google'dan aradılar. Tam anlamını bilmeyen genç kuşaklar dahil hemen hepimiz artık sözün anlamını biliyoruz. Hatta ben yazı için araştırma yaparken kelimenin çeşitli dünya dillerindeki anlamlarını da öğrenme imkanına sahip oldum. (Ne işime yarayacaksa)

Malumunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan Gezi olaylarına katılanları kastederek "Bu teröristler, eşkıyalar bira şişeleriyle caminin içini pislemişti. Bunlar böyle, bunlar çürük, bunlar sürtük" dedi geçen hafta. Bu konuda onlarca yorum yapıldı, makale yazıldı. Ben daha çok insanı küfretmeye yönelten sebeplere ve “eşitlikçi demokratik küfürleşme” konusuna değineceğim.

Muhtemelen sosyal psikolojide böyle bir kavram yok ama literatüre bir katkım olsun istedim.

Tanrı, şairlere ve edebiyatçılara birbirinden çok farklı olsa da güçlü diller bahşetmiştir. Meramlarını aynı sonuca varacak şekilde ama çok farklı kelimelerle anlatmak onların şansı, ekmek kapısı ve kabiliyeti.

Coğrafyamızda İran kadar olmasa da şiire meraklı siyasetçi ve siyasete meraklı şair sık görülür. Kanuni’den Ecevit’te şair devlet adamları geldi geçti bu topraklardan. Ve Küçük İskender’den Neyzen’e küfreden şairler de... Sabahattin Ali’nin Mustafa Kemal için yazdığı söylenen şiir veya Necip Fazıl Kısakürek’in İnönü için yazdığı şiirimsi küfür öbekleri meraklıları tarafından en bilinenler.

Bugüne kadar aşina olunmayansa şiire meraklı, hatta şiirden hapis yatmış ama küfreden devlet adamı profiliydi. Onu da 20 yıldır artan bir ivmeyle ziyadesiyle yaşıyoruz.

'Ananı da al git'le başlayıp ‘alçaklar, zalimler’, ‘kadın mı kız mı bilemediğim’, ‘mert değil namertsin’, ‘artistlik yapma’, ‘Haşhaşiler’, ‘nebbaşlar’, ‘mezarlık soyguncusu’, ‘sapıklar’, ‘Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü?’, ‘haddini bil edepsiz kadın’, ‘aydın müsveddeleri, karanlıksınız’, 'Zerdüşt bunlar', ‘iki ayyaş, ' zürriyetsiz', 'Afedersiniz Ermeni'... SÜRTÜK’le zirve yapan küfür inkişafı sonunda sinkafla mı bitecek endişeyle bekliyoruz.

Küfür özü itibarıyla bir söz şiddetidir. Her tip şiddette olduğu gibi mesajı karşı tarafa tartışmasız olarak iletir. “Aslında şöyle demek istemedi", "Prompterdan okumadı", "İrticalen söyledi” gibi yersiz tefsirlere imkan tanımaz. Küfredenin arkasını toplamaya çalışanı komik duruma düşürür ki düşürdü.

Cumhurbaşkanı gayet açık bir ifadeyle Gezi protestolarına katılanlara SÜRTÜK dedi mi?

Dedi.

Bir İskandinav münevveri gibi Erdoğan’nın küfrüne hayret etmedik elbette.

Yakın tarihimiz siyasilerin birbirlerine hakaret ve galiz küfürleriyle dolu.

Uğur Mumcu’nun Meclis'te edilen küfürleri derlediği “Söz Meclis'ten İçeri” kitabı bu konudaki siyasi küfür külliyatımızın özeti gibidir.

Küfür konusunda rekor 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal oldukça mahirdi mesela; "Yengemin şeyi olsa eniştem olurdu" cümlesi unutulacak gibi değil. Yine Özal’ın Erdal İnönü'ye söylediği "Benimle değil, küçük Turgut'la uğraş" lafına milletvekili sıralarında oturan Cüneyt Canver'in, aynı üslupla “Onunla Semra Hanım uğraşsın!' diye cevap vermesi yaşı müsaitlerin zihnindedir eminim.

Kapatılan Refah Partisi'nin milletvekili Şevki Yılmaz şehirde genelev açan eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'a "Pezevenk adam, önce karını gönder!" diyerek tarihe geçti ki hala çok sağlam bir küfürbaz olarak Twitter'da faaliyet gösteriyor kendileri.

Cavit Çağlar'ın 'Yavşak' küfrü, Tansu Çiller'in Mesut Yılmaz için söylediği 'Şerefsiz onbaşı', sözü... Necmettin Erbakan'ın Bülent Ecevit için 'Öküz' veya Cem Uzan'ın Tayyip Erdoğan'a söylediği 'Allahsız' sözleri Türk siyasi unutulmazları arasında.

Eski Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in kullandığı “Bizi şahin ve güvercin diye ayıranlara H...ktrin diyorum" ifadesini de unutmayalım tabi.

Siyasetçi de sonuçta neden küfreder. Kendilerini erişilmez görseler de onlar da insan olduğu için küfrederler.

Uzmanlar küfretme nedenlerini 4 başlık altında topluyorlar.

Arınma için küfrederiz. Aşağılama, taciz ve dışlama için küfrederiz. Grup dayanışmasında için küfrederiz. Tarzımızı vurgulamak için küfrederiz

Beyninize göre küfürler, kelime bile sayılamaz. Çoğu zaman yoğunlaşmış duygu yumakları olduğu söylenir. Bunun patlaması da tamamen şartlarla ilgilidir. Yeterince basınç hissettiğinde ne yaparsanız yapın o patlar orta yerde.

Sonuçta cinnet nezaket içinde geçirilmez ama mesele şu ki siyasiler cinnet geçiremezler. Siyasete girdiklerinde o hakları düşer. Öyle bir hakları yoktur. Küfrettiğin sana cevap vermiyorsa bu adil bir çatışma değildir. Eli kolu bağlı birini tokatlamak cinnet geçiren birine bile katarsis (arınma) yaşatmaz. Olsa olsa küfrü edenin üzerine yapışır kalır.

Evrimci bir açıklamaya göre küfür, evrim sürecinde tehdit sinyalinin iletilmesi amacı ile ortaya çıkmıştır. Atalarımız beklenmedik bir zorluk, bir saldırı veya bir acı vb. karşılaştıklarında yüksek sesle söylenmiş ve böylece başkalarına ne yaşadığını anlatmak için kullandıkları bu “kısa monolog” köklü bir alışkanlık haline getirmiş olabilir bu kelimeleri.

Peki yukarıda saydığımız “Ananıda al git”le başlayıp SÜRTÜK’le biten silsile küfrün 4 alanını da (Dini içerikliler, Cinsel içerikliler, Vücut fonksiyonları ile ilgili olanlar, Küçümseyici (ırkçı vb.) olanları kapsıyor mu? Yorumu okuyucuya bırakalım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir vatandaşa küfreden İyi Partili Lütfü Türkkan'a "Bu siyasetçi müsveddesinin 'milletvekili' sıfatına ve o kutlu çatının altında bir dakika bile durmaya hakkı yoktur" demişti hatırlarsınız.

Lütfü Türkkan’ı “tahrik” eden vatandaşın bir provokasyon için oraya getirildiği buz gibi belli olsa da Erdoğan sonuna kadar haklıydı. Çünkü yukarıda bahsettiğimiz tüm siyasi küfürler siyasilerin kendi aralarındaki küfürleşmeydi. Yani eşitler arası bir çatışma. “Eşitlikçi demokratik küfürleşme.”

Bir siyasetçinin vatandaşına küfretmesi yanlışlığı bir yana, Gezi eylemlerine katılan birisi "SÜRTÜK sözünü aynen iade ediyorum" dese başına neler gelir? Hesabını siz yapın.

Hiç kimseye önermem böyle bir saçmalığı. Adil olmayan bir kavgada kimseye yersizce cesaret vermenin alemi yok. İlk defa bir devlet adamının başka bir siyasetçiye falan değil halkın bir kısmına SÜRTÜK dediğini duyuyoruz. Şartlar normal değil.

Yazının başında bahsettiğim Şair Necip Fazıl Kısakürek'in İsmet İnönü'ye hitaben yazdığı hakaret dolu şiir edebiyat ve siyaset tarihine geçti demiştim. Her mısraının baş harfleri 'İsmet İnönü' ismini oluşturan akrostiş şiirle Necip Fazıl, öfkesini ağır sözlerle dile getirdi...Başına da bir şey gelmedi.

İhtilal acentası

Solun tam da ortası.

Moskof ’un oltası

Eli, zulüm muştası

Tek ümidi, cuntası

İnkılap, avantası

Nemrut, onun atası

Ölüm yolu, rotası

Namlı servet çantası

Ünlü küfür softası

Necip Fazıl Kısakürek (1968)

Gezi Protestolarına katılıp Cumhurbaşkanından SÜRTÜK küfrü duyan vatandaşların o sinirle böyle akrostiş şiirler yazmasını hiç salık vermem zira “ileri demokrasimiz” buna 1968 kadar hazır değil.

Geçtim Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'ya göre “Milletin birliğini temsil etmesini “küfür iyi bir şey değil. Artı şartları eşit olmayan bir gruba edilen küfür hiç adil değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar