İBRAHİM EKİNCİ

İBRAHİM EKİNCİ

Kağıtlara istediklerini yazıp tebliğ, genelge antetiyle ferman gönderiyorlar

Son günlerde gelen iki yeni “makro ihtiyati” karar, hükümetin ekonomiyi yönetmek bakımından; ortaya çıkan derin, devasa sorunlara sistematiği olan bir programla cevap verme kapasitesi olmadığını bir kez daha ortaya koydu. İslamcı anlayış ekonomiye yayılıyor. Tek adam rejimi ekonomiye uzanıyor. Hak, hukuk, adalet gözetmeden kağıtlara istediklerini yazıp mevzuat kalıplarına göre tebliğ, genelge antetiyle iktisadi aktörlere ferman gönderiyorlar. Bu fermanlar, “serbest piyasa ekonomisi” kurumsallığını her adımda çökertiyor. Yarısı serbest piyasa ekonomisine göre, kalan yarısı kumanda ekonomisine göre çalışan eklektik, kurum ve kararlarıyla birbiriyle çarpışan bir ekonomi çıkarıyor ortaya. Tablomuz böyle.

PODCASTİ DİNLEMEK İÇİN PLAY’E TIKLAYINIZ

İki adım ötesini de göremiyorlar. Bu tutarsız kararlarla kendilerini de kıskaca sokuyorlar. “Enflasyon artar” diye kuru tutmaya çalışıyorlar. Kuru tuttukça da ekonominin en sağlıklı döviz giriş kanalı ihracat artışı düşüyor. İhracatta ortaya çıkan sorunları çözmeye takatları yok. Uzun vadeli düşünemiyorlar. İhracatçının isyanını bastırmak için bu kez kur rüşveti ödemeye yöneliyorlar.

Geçen hafta içinde uygulaması başlayan iki yeni makro ihtiyati tedbirden biri buydu. İhracatçıya farklı kur uygulaması geldi. MB’nin tebliği şöyle:

“Firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerinin TCMB’ye satışı sırasında, firmalar verecekleri taahhüt karşılığında, Türk lirasına çevrilen tutarın yüzde 2’si kadar döviz dönüşüm desteği alabilecek.

Firmalar yurda getirdikleri yurt dışı kaynaklı dövizlerinin en az yüzde 40’ını TCMB’ye sattıktan sonra getirilen dövizin kalan kısmını kur korumalı dönüşüm hesabında değerlendirebilecek ve verdikleri taahhüt karşılığında Türk lirasına çevrilen tutarın yüzde 2’si kadar döviz dönüşüm desteği alabilecek.”

Vatandaş döviz mevduatından KKM’ye geçmişse değişen bir şey yok… Ona Merkez Bankası’nın günlük olarak açıkladığı kur geçerli. Fakat şirket dövizini getirirse TL tutarının yüzde 2’si kadar dönüşüm desteği alacak.

Yine tasarruf veya para sahipleri arasında farklı, adaletsiz bir uygulama! Bu da kuru tutmanın, rezerv yakarak, döviz satarak kuru tutmanın yarattığı arızanın sonucu olarak alınan bir karar.

Çünkü kuru tutunca hem KKM’nin kendisi anlamsız hale geldi, hem de beklendiğinin aksine Türkiye’ye rekabet gücü kaybettirdi. İhracatçı ayaklandı. Şimdi yüzde 2 yüksek dönüşüm kuru ile seslerini kesmek istiyorlar ama yeni uygulama vatandaşlarla şirketleri ayırması, şirketleri kayırması bakımından adaletsiz, dahası şirketler açısından da beklentiyi karşılamaktan uzak.

Nebati ile Kavcıoğlu anlaşamıyor

Bir diğer makro ihtiyati tedbir rötuşu KKM’de oldu.

KKM’de politika faizi + 3 puan faiz tavanı getirir, diğer yandan döviz satarak kuru da tutarsanız, binlerce tasarrufçuyu enflasyon yüzde 64,3 iken yüzde 12 faize hapsetmiş olursunuz. Piyasada faizler yüzde 25’i bulmuşken, tasarrufçu KKM’de neden kalsın?

Bir şarkı da geçer ya “bağlasan durmaz!”

Şimdi KKM’de 100 milyarlık azalma olunca bu kez bunu durdurmak için harekete geçtiler. Ne yaptılar? Merkez Bankası taraflı dövizden dönen tasarrufçular için faiz tavanını kaldırdılar.

Peki TL’den KKM’ye geçenler?

Bu eğer Nebati ile Kavcıoğlu arasındaki bir inatlaşmanın ürünü değilse (bu iki yöneticinin pek anlaşamadığı, yıldızlarının pek barışmadığına ilişkin söylentiler vardır) bugün yarın KKM’de faiz tavanı tamamen kalkacaktır.

Hakkaniyeti de adaleti de bilmiyorlar. Kendilerinde kime ne vereceklerini takdir yetkisi görüyorlar. Dövizden dönenlere faiz tavanı kalkıyor da TL’den KKM’ye girenler için neden kalkmıyor?

Bu aslında faizdeki “Nas” anlayışının da çöktüğünü de gösteriyor. Çünkü dolaylı olarak faiz artışı anlamına da geliyor.

Böyle… Alelacele, sanki bir toplantıya girerken kapı önünde yetkilisine ‘ne yapalım?’ diye sorulmuş da orada ilk akla gelen söylenmiş, karara dönüşmüş gibi… Tutarsız, düşünülmemiş, ayaküstü kararlar geliyor. Sonra günden güne düzeltmeler başlıyor.

Ne beklemeliyiz?

Aslında faiz, döviz, tahvil, reel piyasalar… Bozulmadık, tahrip edilmedik bir alan, bir piyasa kalmadı. Faizler 9’dan başlıyor 50’ye kadar çıkıyor. Piyasada 5 – 6 farklı kur var. Üstüne ikili kur da gelmiş oldu. Tahvil piyasasını da bozdular. Aynı vadede dolar – TL faizi eşitlendi. Reel piyasaları da bozdular. Otomotiv piyasasında stokçuluk başladı. Cami otoparklarında sıfır araç stokları yakalanıyor. İkinci el araç fiyatları birinci elin üzerine çıkmış durumda. Konut kampanyası açıyorlar, konut piyasasında fiyatlar artıyor.

Seçimlere 100 gün kala neler beklemeyiz? Ne yapacaklar?

  1. Kur patlamasından çok korkuyorlar. Büyük sorun yaratmasına karşın döviz satarak kuru tutmaktan vazgeçemiyorlar. Baskılara karşı düşük oranlı artışlara izin veriyorlar. Örtük sabit kur rejimi uygulanıyor. Bu uygulama satacak döviz bulabildikleri sürece devam edecektir.
  2. Enflasyonda baz etkisi ile oluşan ve “enflasyonun belini kırdık” propagandasına izin veren durumun tersine dönmesinden çok korkuyorlar. Bu açıdan da dövizi tutmaya devam edecekleri anlaşılıyor.
  3. Bu iki korkunun yanı sıra elde etmek istedikleri şey, büyümedir. Böylece işsizlikte bir patlamanın olumsuz etkisinden kaçınmak istiyorlar. Bunun için de şirketlere para yağdırıyorlar…
  4. Siyaseten yaptıklarını da izliyoruz. Kesenin ağzını aç, yoksulluktan perişan olmuş toplum kesimlerine para dağıt, EYT’yi çıkar…

Önceki ve Sonraki Yazılar
İBRAHİM EKİNCİ Arşivi
SON YAZILAR