RUSYA’NIN UKRAYNA AÇMAZI

Ukrayna’da savaş bir süredir Rus güçlerinin ilerleyememesi yüzünden biçim değiştirerek devam ediyor. Rus ordusu kara savaşını sürdürmek yerine, hava saldırıları ve karadan attığı füzelerle askeri tesisleri, altyapıyı ve sivil yerleşim yerlerini vuruyor. Bir yandan da Ukrayna ile görüşme kanalını açık bırakarak bir sonuç elde etmeye çalışıyor. Savaş belli ki Rusya’nın istediği gibi gitmedi ama şu ana kadar ki durum savaşın ABD’nin istediği şekilde ilerlediğini gösteriyor. Ukrayna işgali Rusya için giderek kaybet-kaybet senaryosuna dönüşüyor. Askeri açıdan Rusya, Ukrayna ordusuna karşı savaşırken, arka planda ABD ve müttefiklerinin hem sahadaki durumu etkileyen desteği hem de küresel ölçekte sürdürdükleri çok etkili bir enformasyon atağı var. Rusya ise cephedeki tıkanıklığı görüşmelerle aşmaya çalışıyor. Rusya’nın işgal ile müzakere sürecini aynı anda götürmeye dönük bir yol izlemesi ki dünya tarihinde pek görülmeyen bir şey. 


Rusya’nın Hesabı Tutmadı

Artık iyice anlaşıldı ki Rusya, askeri planlarını Ukrayna’da hızlı ve kolay bir zafere göre yapmış. Özellikle Belarus sınırından yalnızca 150 km olan Kiev’e yönelik bir yıldırım harekatı ve eş zamanlı olarak doğu ve güneyden yürütülen harekatlar sonucu Zelenski hükümeti düşecek, ordu teslim olacak, özellikle ülkenin doğusunda yaşayan Ruslar, şehirlere giren Rus ordusunu kurtarıcı olarak karşılayacaktı. Böyle olmadı. Büyük şehirlerin önlerinde güçlü direnç hatları kuruldu, Kiev’e girilemedi, toplum bir şekilde kenetlendi, Zelenski hükümeti ayakta kaldı, ordu savaşma iradesini kaybetmediği gibi halktan hatta dışarıdan katılımlar oldu. 

Rusya savaşın ağırlığını mecburen hem sınır bölgeleri hem de Rus ve Rusça konuşan nüfusun olduğu kabaca Dinyeper nehrinin doğusuna ve güneyine verdi. Ülkenin batısında ise Rus karşıtlığı yüksek ve burası Polonya ve Romanya’ya komşu. ABD ve müttefikleri bu uzun sınırı silah ve diğer askeri malzeme vermek için ikmal hattı olarak kullanıyor. Rusya füze ve hava saldırılarıyla buradaki askeri tesisleri vuruyor, hatta en son Polonya sınırına çok yakın bir hedefi de vurdu. Ama coğrafi alanın genişliği bu ikmal hattını kesmesine izin vermiyor. Ordu zaten yeterince geniş bir alana yayıldığı için, batıya ayrıca askeri harekat yapacak kapasitesi de yok. Zaten güdümlü roket ve topları hem çok maliyetli hem de azaldığı için onların yerine giderek daha az hedef gözeten top ve roketleri kullanmaya başladı. Bunun yarattığı insani yıkımı gayet net görüyoruz. 

Kiev’i düşürmek ise giderek zorlaşıyor. Çok geniş bir alana yayılan Kiev’i ele geçirmek için Rusya’nın sonucu kesin olmayan büyük bir kaybını göze alması ve çok daha büyük bir yığınak yapması gerekecek. Askeri uzmanlar, Rusya’nın Kiev’den vazgeçerek diğer şehirlere odaklanma ihtimalinden söz ediyorlar. Güney cephesindeki Rus ilerlemesi kuzeyde Kiev, Harkiv hattından daha hızlı ve etkili olmuştu. Ukrayna için en riskli durum ise Karadeniz’e çıkışının tamamen Rusya kontrolüne geçmesi. 

Devletler çatışma ve savaşlarda birbirlerinin kapasitelerini takip ediyorlar. Rusya için de böyle oldu. Batı merkezli değerlendirmeler Rusya’nın hem hava kuvvetlerinin hem de kara gücünün çok yetersiz kaldığı, planlama hatası yaptığı, ciddi lojistik sorunları yaşadığını ileri sürüyorlar. Genel olarak da Rus ordusunun şu anki tabloda büyük şehirlerin önlerinde çakılıp kaldığı görülüyor. Yarma harekatı yerine şehirleri bombalamaya başlaması bunun bir göstergesi. 

Savaşlarda dezenformasyon ve propaganda yaygın olduğu için sahadan gelen bilgileri ihtiyatla karşılamak gerekiyor ama Rus ordusunda moral bozukluğu olduğu ve askerlerin motivasyon eksikliği çektiği konusunda bilgiler var.

Sonuçta, savaşın ilk başlarından farklı olarak şu an moral üstünlüğüne sahip olan taraf Ukrayna.


ABD’nin Savaşmadan Kazanma Stratejisi


ABD, Ukrayna savaşını Rusya’yı her açıdan zayıflatmak için müthiş bir avantaj olarak gördü. Öyle ki, savaşın gidişatını hem Zelenski üzerindeki etkisi hem de istihbarat ve askeri destek aracılığıyla belirleme kapasitesine sahip. Savaşın uzamasının sahada Rus ordusunun, içeride Putin’in, Rusya ekonomisinin, dünyada ise Rusya imajının yıpranmasına yol açtığı ortada. ABD istihbaratı büyük bir olasılıkla çok önceleri Rusya’nın Ukrayna’ya gireceğini biliyordu. Bu yüzden son bir yıldır Ukrayna’ya yönelik silah yardımı artmıştı. Ama işgal başlayınca silah sevkiyatında müthiş bir hız yaşandı. Silah satışları ABD Kongresi’nin onayına tabi ve bu uzun bir süreç. Ama işgal olunca, başkan acil yardım yetkisini kullanarak, silah yardımı izni verdi ve ilk aşamada Almanya’daki depolardan Ukrayna’ya Polonya ve Romanya üzerinden silah yardımı başladı. ABD’nin Ukrayna’ya daha çok şehir savaşında kullanabileceği türden savunma silahları verdiği görülüyor. Yani, yardımın içinde daha önceleri de savaş başladıktan sonra da hiçbir zaman savaş uçağı, saldırı helikopterleri, büyük toplar, füze sistemleri vs olmadı. Hatta, Polonya’nın Ukrayna’ya Mig-29 savaş uçağı gönderip yerine yeni seri F-16 uçağı alma önerisi de Biden yönetimi tarafından kabul edilmedi. 

ABD savaş başladıktan sonra altı gün içinde Ukrayna’ya 17 bin Javelin tanksavar ve Stinger uçaksavar silahı ile radar sistemleri vb silah ve milyonlarca mühimmat gönderdi. Yalnızca ABD değil, Avustralya’dan Kanada’ya Estonya’dan Almanya’ya çok sayıda ABD müttefiki Ukrayna’ya özellikle tanksavar ve diğer hafif silah ve malzeme sağlıyorlar. Muhtemelen bu dış destek Rusya karşısında çok zayıf durumda olan Ukrayna ordusunu hem savunma kapasitesi hem de moral olarak ayakta tutmaya yarıyor.

Bunun bir de istihbarat kısmı var. ABD’nin keşif ve sinyal istihbarat uçakları, AWACS’lar ve drone’ları Polonya ve Romanya sınırında uçuşlar yaparak topladıkları istihbaratı işleyip Ukrayna ordusuna aktarıyorlar. ABD’nin yeni sistem küçük uyduları da yukarıdan topladıkları verileri bu bilgilere ekleyerek katkı sağlıyorlar. Dolayısıyla, Ukrayna ordusu, Rusların her hareketini takip edebiliyor. 

ABD, Ukrayna’ya ayrıca siber destek de veriyor. ABD kendi askeri siber kapasitesini de Ukrayna’daki savaş üzerinden deniyor. ABD Siber Komutanlığı, Ukrayna için siber timlerini tahsis etmiş durumda. Bunlar özellikle Rus istihbarat faaliyetlerine sızmaya çalışıyorlar. Bu sürece Microsoft da teknik destek veriyor. 

Bu arada Washington’daki lobi ve PR, halkla ilişkiler şirketleri bir süredir Ukrayna’ya hem lobicilik hem de uluslararası halkla ilişkiler, imaj çalışmaları konusunda ücretsiz destek sağlıyorlar. Bütün bu destek ve yardım, Ukrayna ordusunun beklenmedik direnci ve Ukrayna halkının iradesi ile birleşince, Rusya ordusunun ilerlemesi durdu.


Görüşmelerden Bir Sonuç Çıkar Mı?


İlginç bir şekilde Rusya’nın işgaliyle müzakere süreci neredeyse başabaş ilerledi. Savaşın 20. gününde taraflar dördüncü tur görüşmeleri tamamlamışlardı. Bunun dünya tarihinde bir örneği yok. Rusya öyle görünüyor ki ilk günlerde beklediği hızlı sonuca ulaşamayınca, dünyaya da çözüm isteyen taraf imajını verebilmek için görüşmeler yolunu tercih etti. Fakat zaman içinde Ukrayna’nın kendine güveni arttı. Saha genelde masayı belirliyor. Rusların dikte etmeye çalıştığı koşulların bir kısmını anlamak mümkün değil. Kırım’ın statüsünün kabulü gibi. Rusya zaten Kırım’ı ilhak etmişti, Ukrayna’nın bunu tanımaması fiiliyatta bir etki yaratmıyordu. Hatta uluslararası alanda tanınmasa da kabullenilmiş bir durumdu. Donbas’ta özerklik, tarafsızlık gibi konular pekala savaşmadan da müzakere edilebilecek hususlardı. Tarihinin bir parçası olduğunu iddia ettiği, halkının çoğunluğunun Rusça bildiği, bağlantılarının sürdüğü bu ülkeye karşı Rusya’nın kullanabileceği çok araç vardı. Putin yönetimi en riskli, en kanlı olan yolu seçti. Müzakerelerde talep ettiği tarafsızlık fiilen yürürlükteydi, Ukrayna bağımsızlığını kazandığı 30 yıl boyunca NATO’ya üye olmadı, yakın zamanda bunun bir işareti yoktu. 

Rusya sahada tıkandıkça görüşmelerden bir sonuç alınma ihtimali yükseliyor. Ama bu kez de Zelenski yönetimi ayak diriyor. Ateşkes, toptan çekilme ve egemenliğin teyidi Ukrayna’nın kırmızı çizgileri. Tabii bir de uluslararası garanti konusu var. Eğer  Rusya çekilse bile nereden çekilecek, topluca bir çekilmeyi nasıl anlatacak? O zaman bütün bu insan kaybının anlamı ne olacak? 



Rusya’yı dünya siyasetinde önemli bir aktör haline getiren en önemli unsurlardan biri askeri gücü ve bunu istediği zaman kullanabilme iradesiydi. Ukrayna savaşı Rusya’yı bu en güçlü olduğu yerden vurmaya başladı. Rusya’nın askeri kapasitesi artık daha fazla sorgulanır oldu. Savaş uzadıkça ABD ve müttefikleri bir yandan askeri yardımı artırıyorlar, öte yandan sivil yerlere yönelik bombalamalar Rusya’nın imajını daha fazla sarsıyor. ABD’nin burada ince bir hat belirlediği görülüyor. Rus ordusunu Ukrayna’da oyalayacak, onu şehir savaşına çekecek, uluslararası itibarını zedeleyecek ama kendisini asla savaşın doğrudan parçası haline getirmeyecek bir strateji bu. İçinde aynı zamanda bir sinir savaşının da bulunduğu bir savaş. Tek bir ABD/NATO uçağının işin içine girdiğinde Putin’in savaşı zayıf komşusu değil, ABD’ye ve emperyalizme karşı bir savaşa çevireceğinin farkında. Biden  ve ABD’li yetkililer bu sinir ve yıpratma savaşı içinde Putin’i savaş suçlusu ilan ediyor. Irak, Afganistan işgalleri, Yemen, Somali, Pakistan gibi yerlerde yüzlerce sivilin drone saldırılarında öldürüldüklerini unutarak ya da bize unutturmaya çalışarak. 

Batı dünya kamuoyunu Ukrayna’da arkasına alabildi. Savaş ilerledikçe Rusya’yı savunmak güçleşiyor. Batı için moral olanla (saldırıya uğrayanın yanında olma anlamında), stratejik olanı (Rusya’nın işgalci olarak gösterilmesi ve yıpratılması), uzun süredir ilk kez örtüştü. ABD en son böyle bir pozisyonu Bosna savaşında elde edebilmişti. ABD genelde kendisinin bulunduğu pozisyonda Rusya’yı görmenin rahatlığını yaşıyor da olabilir. Eğer Rusya bu savaştan hedeflerine ulaşamadan çıkarsa bu Ukrayna kadar ABD’nin de kazancı olacak. Hem de tek asker kaybetmeden.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İLHAN UZGEL Arşivi
SON YAZILAR