Guatemala’da basın özgürlüğü

Latin Amerika’nın uluslararası basında pek konuşulmayan ülkelerinden olan Guatemala bu hafta gündemde. Bu durumun sebebi ülkenin önde gelen gazetecilerinden José Rubén Zamora Marroquín’in 29 Temmuz’da tutuklanması. Ülkenin önde gelen gazetelerinden El Periódico’nun (gazete) kurucusu olan Zamora 90’lı yıllardan bu yana çok sayıda saldırıya uğramıştı.

Muhafazakâr Alejandro Giammattei hükümetinin önde gelen muhaliflerinden olan Zamora’nın tutuklanması hakkında açıklama yapan başsavcı Rafael Curruchiche, Zamora’nın gazetecilikten tutuklanmadığını belirtti. Bu açıklamanın uluslararası basın örgütlerini tatmin ettiğini söyleyebilmek mümkün değil. Kara para aklama ve şantaj suçlamalarıyla tutuklanan Zamora’nın tutuklanmasının gazetesinde çok sayıda devlet görevlisine yönelik yolsuzluk iddialarıyla ilgili yapılan detaylı bir haberin ardından gerçekleşmiş olmasının da iddiaların inandırıcılığını zayıflattığını söyleyebiliriz.

ZAMORA VE GUATEMALA’DA GAZETECİLİK YAPMAK

Zamora, Siglo Veintiuno (21. Yüzyıl) isimli gazeteyi 1990 yılında kurduğunda henüz 34 yaşındaydı. 1991’in Ocak ayında başkanlık görevine başlayan aşırı sağcı Jorge Serrano Elías hükümetinin yolsuzluk ve diğer suçlarına dair çok sayıda haber yapan gazete kısa sürede büyük üne kavuştu. Bu dönemde Zamora ve gazetenin diğer çalışanları tehditlere ve fiziksel saldırılara maruz kaldı. 1993 yılının Mayıs ayında Serrano anayasayı askıya aldı, Kongre’yi ve Anayasa Mahkemesi’ni feshetti. Serrano diktatörlüğüne karşı kitlesel eylemler meydana geldi, eylemlerin öncü yayın organı Siglo Veintiuno güvenlik güçleri tarafından kuşatıldı, gazetenin kopyaları yakıldı. Serrano diktatörlüğünün politikalarına tepki olarak gazetenin adını Siglo Catorce (14. Yüzyıl) olarak değiştiren Zamora, gazeteyi hazırladıktan sonra faks ile yurtdışındaki meslektaşlarına göndererek gazetenin yurtdışında basılmasını sağlıyordu. Serrano’nun diktatörlüğü çok kısa sürdü. Halk baskısı karşısında 1 Haziran’da ülkeyi terk ederek El Salvador’a kaçtı. Zamora ve Siglo Veintiuno bu dönemde gösterdikleri habercilik başarılarından dolayı Uluslararası Basın Ödülü’nü aldılar.

Serrano’nun kaçışı Zamora’nın hayatını pek kolaylaştırmadı. Zamora, Guatemala Ordusu’nun suç örgütleriyle ilişkisi üzerine yapılan bir haberin ardından 1995 yılında saldırıya uğradı. 1996’da çeşitli ordu mensuplarının uyuşturucu ticaretini açığa çıkaran haberinden sonra Siglo Veintiuno yönetim kuruluyla düştüğü anlaşmazlıktan dolayı gazetenin genel yayın yönetmenliğinden istifa etti. İki gün sonra aracına iki el bombası atıldı. Hemen ardından El Periódico’yu kurdu. Hükümet tarafından El Periódico’ya reklam ambargosu uygulandı. Batmak üzereyken ülkenin büyük yayıncılık şirketlerinden Prensa Libre (Özgür Basın) tarafından 1997’de satın alındı. Gazete binası 2001 yılında dönemin İletişim Bakanı’na dair yapılan yolsuzluk haberinin ardından 50 kişi tarafından basıldı. Zamora’nın kuklasını yakan saldırganlar binayı ateşe vermeye çalıştılar. Olay yerine tam 40 dakika sonra gelen polis hiçbir saldırganı gözaltına almadı.

2002 yılında sağcı başkan Alfonso Portillo’nun organize suç örgütleriyle ilişkisine dair yapılan haberlerin ardından tam 40 gün boyunca her gün gazeteye mali denetçi gönderildi. Dünya Gazeteler Birliği’nin yoğun şikayetleri ardından Guatemala hükümeti gazeteye her gün mali denetçi gönderme uygulamasını terk etti. 2003 yılında Zamora’nın evi 12 kişi tarafından basıldı. Silahlı saldırganlar Zamora’ya ve çocuklarına işkence yaptılar. Saldırının ardından eğer çocuklarının hayatına değer veriyorsa “yukarıdakileri” rahatsız etmeyi bırakmasını söyleyerek evden ayrıldılar. Zamora 2004 yılında ismini açıklamadığı bazı devlet görevlileri aracılığıyla saldırganların kimliğini öğrendi ve gazetede yayınladı. Saldırganların lideri olarak görülen eski asker Eduviges Funes tutuklanarak 16 yıl hapse mahkum edildi. Saldırganlardan birinin başkan Portillo’nun personeli olduğu, bir saldırganın savcılıkta bir başkasınınsa istihbarat teşkilatında çalıştığı ortaya çıktı. Saldırganlardan eski asker Belter Armando Álvarez Castillo delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. Saldırıdan bir hafta sonra Zamora’nın eşi ve çocukları ülkeyi terk ederek yurtdışına yerleştiler.

2008 yılında Zamora üst düzey devlet görevlilerinin uyuşturucu ticaretindeki rolüne dair önemli bir haber yaptı. Bir akşam arkadaşlarıyla bara giden Zamora, arkadaşlarının önden çıktığını kendisininse hesabı ödemek için kaldığını söylüyor. Zamora hesabı ödedikten sonra başına gelenleri hatırlamıyor. Ertesi sabah Zamora’nın işkence yapılmış bedeni şehre 40 kilometre uzaklıkta bir kasabada bulundu. Sağlık durumu her ne kadar kötü olsa da Zamora ölmemişti. Hemen hastaneye kaldırıldı.

29 Temmuz 2022’de El Periódico’nun binasını basarak arama yapan polis, Zamora’yı da yaşadığı Guatemala Şehri’ndeki evinde tutukladı. Gazetenin banka hesapları da donduruldu. Guatemala Gazeteciler Birliği diktatörlük inşa etmekle suçladığı hükümeti kınadı, tutuklamanın intikam amaçlı olduğunu gazete binasının basılmasınınsa Cumartesi günü yayımlanacak gazeteyi sansürlemek için gerçekleştiğini öne sürdü. Tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada Guatemala’yı narko-klepto diktatörlük olarak niteleyen 66 yaşındaki Zamora açlık grevine başladığını duyurdu.

GUATEMALA’DA SON DURUM

Guatemala yaklaşık 17 milyon nüfuslu bir ülke. Orta Amerika’nın da en büyük ülkesi. Latin Amerika koşullarına göre çok tehlikeli bir ülke değil. Küresel Organize Suç Endeksi’nde de 23. sırada olduğu görülüyor. Endeksi hazırlayanlar da Guatemala’nın listede ikinci sırada bulunan Kolombiya, dördüncü sıradaki Meksika, 10. sıradaki Honduras gibi Latin Amerika ülkelerine (ve listede 12. sırada bulunan Türkiye’ye) kıyasla görece daha güvenli bir ülke olduğu kanısına varmışlar. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in basın özgürlüğü endeksinde de dünyada 124. sırada bulunan Guatemala birçok bölge ülkesinden daha yüksek sırada. 127. sıradaki Meksika ve 145. sıradaki Kolombiya’ya kıyasla (149. sıradaki Türkiye’ye de kıyasla) Guatemala’da basın özgürlüğünün daha az baskı altında olduğu öne sürülüyor. Hiç kuşkusuz bu durum Guatemala’daki koşulların iyiliğinden ziyade Latin Amerika’daki şiddet ve baskı ortamına işaret ediyor. Front Line Defenders’ın 2021 raporuna göre Guatemala’da 2021 yılında 11 insan hakları savunucusu öldürülmüş. Bu da Guatemala’yı insan hakları savunucuları için dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri yapıyor (listenin birinci sırasında 138 cinayetle Kolombiya, ikinci sırada 42 cinayetle Meksika, üçüncü sırada 27 cinayetle Brezilya bulunuyor).

Aleyhinde yolsuzluk ve rüşvet suçlamaları bulunan başkan Giammattei 2019 yılındaki başkanlık seçiminin ikinci turunda yüzde 57,95 oranında oy alarak dört yıllığına başkanlığa seçilmişti. 2023 yılında tekrar aday olacağı bilinen Giammattei, 2020 yılında kitlesel protestoların hedefi olmuştu. 2017’de sivil suçlar için kaldırılan idam cezasını geri getirme vaadiyle 2019 seçimlerine katılan Giammattei ülkede suç olarak kabul edilen kürtaja verilen hapis cezasını ağırlaştırması ve LGBTİ+ vatandaşlar aleyhine söylemleriyle içinde bulunduğumuz dönemin alışıldık sağcı siyasetçilerinden.

2023 yılındaki seçimlerde Guatemala’nın Latin Amerika’daki sol dalganın parçası olup olmayacağını göreceğiz. ABD, Kanada ve AB gibi oluşumların Nikaragua ve Venezuela örneklerinde haklı olarak sıklıkla eleştirdikleri uygulamaların Guatemala’daki benzerlerine yönelik ne gibi bir tutum takınacakları da önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Giammattei’nin ülkedeki hakimiyetini pekiştirmek istediği açık. Kan bağı hakkıyla (jus sanguinis) İtalya vatandaşlığı da bulunan Giammattei’nin geçtiğimiz hafta Ukrayna’ya gidip Zelenski’yle görüşerek Rusya’nın işgalinin ardından Ukrayna’yı ziyaret eden ilk Latin Amerika lideri olması ve son günlerde yaptığı Tayvan’a desteğini açık biçimde belirten sosyal medya paylaşımları, sol dalgadan memnuniyetsiz olan bazı uluslararası güçlerin (Kolombiya’dakine benzer şekilde) tüm şaibelere rağmen kendisini destekleyeceklerini umduğu ve bu desteği sağlamlaştırmak adına uluslararası medyaya çeşitli mesajlar verdiği şeklinde yorumlanabilir. Bunun 2023 seçimlerini kazanmak için yeterli olup olmayacağını da yakında göreceğiz.

BİTİRİRKEN

Kurumların görece zayıf olduğu birçok ülkede özgür basına yönelik saldırılar artıyor. Nikaragua’dan Mısır’a, Irak’tan Fas’a basın emekçileri güvenlik güçlerinin ve suç örgütlerinin hedefi konumundalar. 2022 yılının geçtiğimiz yedi ayında dünyada en az 35 gazeteci öldürüldü. Bu konuda sicili en kötü olan ülke bu yıl dokuz gazetecinin öldürüldüğü Meksika.

Yazıyı bitirirken basın özgürlüğü endekslerinde Türkiye’nin neden Guatemala ve Kolombiya gibi ülkelerin dahi gerisinde bulunduğunun yakın tarihli örneklerinden birini hatırlatmak istiyorum. 8 Haziran’da Diyarbakır’da gözaltına alınan 16 gazeteci hala tutuklu. Yalnızca Temmuz ayında 13 gazetecinin Türkiye’de saldırıya uğradıklarını da hatırlamak gerekiyor. Özgür basını susturmaya hedefleyenlere karşı direnen, sayelerinde olup bitenden haberdar olabildiğimiz basın emekçilerine çok şey borçluyuz. Ben de bu yazıyı Guatemala’dan Türkiye’ye, Meksika’dan Irak’a zor koşullarda halkların haber alma hakkı için mücadele eden basın emekçilerine teşekkür ederek sonlandırıyorum.

Bir film önerisi: Meksika’da 2014 yılında öğretmen yüksekokulu öğrencileri olan 43 devrimcinin ordu ve uyuşturucu kartelleri işbirliğiyle kaybedilmelerini anlatan, sanıyorum Netflix’te “43 Kayıp Öğrenci” adıyla erişime açık olan 2019 tarihli “Los días de Ayotzinapa” isimli belgeseli, insan hakları ihlalleri ve devlet şiddeti karşısında gazeteciliğin öneminin bir örneği olarak tavsiye ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar