Devletin yedekte tuttuğu KKTC projesi
Türkiye'nin desteğiyle Rauf Denktaş'ın kurulmasını sağladığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kimse ortadan kaldıramaz...
Türkiye'nin desteğiyle Rauf Denktaş'ın kurulmasını sağladığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kimse ortadan kaldıramaz...
Rejimin evrildiği yerde ona direnmek, değerlerdeki çürümeye ve kurumlardaki çökmeye karşı çıkmak tam da burada başlar. Siyaset için araçsallaştırılmış yargıya da ortaya çıkan iddiaların tamamına da mesafeli kalmak gerekir.
Bu ruh hali, en derin acıların karşısında kelime bulamamayı da beraberinde getiriyor. Zira kelimeler artık duyguların ağırlığını taşımaya yetmiyor.
IKSV’nin AB destekli “Ortaklaşa” projesi, kültür politikalarını geliştirmek için yola çıktı. “Ortaklaşa”, yerelde yeni iş birliklerinin mümkün ve gerekli olduğunu gösterdi.
Ne Kanada Büyükelçisi’nin “yalanlaması” ne de DMM’nin “dezenformasyon” iddiası gerçekler karşısında bir şey ifade ediyor. Kısa Dalga’nın haberi doğru. Belgeler konuşsun...
İstanbul ve lakerda ilişkisine dair en eski metin Statius’un “Bizanslılar lakerdaya tapar” veya “Byzantion lakerda kokar” dizesinin de yer aldığı Silvae adlı eseridir.
Stokun hızlı artışının baş nedeni bütçe açığı… Bu açık arttıkça kapatmak için daha yüksek miktarda borçlanmak gerekiyor. Fakat işin diğer tarafı çok yüksek faizlerle borçlanılabilmesi…
Zamanımızın bir kısmını bile olsa kendi deneyimimizle doldurmak, sessizliğimizi değerli kılmak, dijital üretim çarklarının dönüşünü yavaşlatmanın ilk adımı olabilir.
Wüppertal’in yüzen asılı treni, geçmişle gelecek arasında salınırken askıda kalmış belleğimizin somut halini yansıtıyor. Demirin gölgesinde yeşeren bir direniş hattı gibi, asılı kalmayı öğretiyor.
Zihinlerde "musluk suyu içilmez" yargısı oluşturuldu.Bu yargı, vatandaş tarafından süreç içinde benimsenip, pekiştirildi. Bazı kişiler de temizlik kaygısıyla başlattıkları ambalajlı su tüketim alışkanlığını, sınıfsal kimlik göstergesine dönüştürdüler.
Çıkıyorlar, “Kişi başına gelirimiz 15 bin doları geçti, yüksek gelirli ülke olduk” diyorlar.Bir bakıyoruz, milyonlarca sığınmacı hesapta yok. Üretimleri var. Üretimleri milli hasıla hesabına katılmış ama bölüşümde hesapta yoklar! Milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin yıllık gelirinin 5 bin doların altında olduğunu söylemiyorlar.
Tarihin içinde “dikili ağaç” arıyorsanız işte burası tam da orasıdır. Bayar’ın, Menderes’in, Demirel’in, Turgut Özal’ın, Tansu Çiller’in, Mesut Yılmaz’ın, Abdullah Gül’ün, Binali Yıldırım’ın, Ahmet Davutoğlu’nun ve Erdoğan’ın oturdukları koltuklar, temsil ettikleri makamlar CHP’nin bu ülkedeki “dikili” ağacıdır.
HSK’nın bağımsız ve tarafsız olması için üyelerinin doğrudan veya dolaylı olarak Cumhur İttifakı (iktidar) tarafından seçilmesi usulünden vazgeçilmesi lazım.
İtirazlarla duvar gibi yükselen “Ceza yargılamasının evrensel ilkeleri” ya da “genel müsadere” gibi muğlak kavramlar, fincancı katırlarının bir kez daha ürktüğünü gösteriyor.
Gerek TELE1’e gerekse de belediyelere atanan kayyımlar kayyım atanmaya sebep olan konulardaki “belirli işlerle” sınırlı kalmayıp kayyım atandıkları yerdeki her şey üzerinde karar verici hale geliyorlarsa bu bir el koymadır.
Bilginin hızla çoğaldığı bir çağda, anlamın azalmaması için yavaşlamak gerekiyor. Paylaşmadan önce düşünmek, bir gecikme değil; bir fark yaratma biçimi.
İktidar, bir taşla iki kuş vurmayı hedefliyor: Hem Babacan’ı getirerek finans piyasalarına güven vermek, hem de partisini Cumhur İttifakına dahil etmek. Davutoğlu için de benzer senaryolar konuşuluyor.
Lahana mevsimi olunca, bugün size o çocukluğumu hatırlatan coleslaw salatasına benzer sonuç veren bir tarif buldum.
Belki bu yüzden okyanus hala doğru bir metafor. Derinliklerini bildiğimizi zannettikçe, asıl bilinmeyenin nerede olduğunu kaçırıyoruz. Bilgi çağında sonsuz bir güvensizlikle hareket ediyoruz.
Avrupa’daki en radikal yeşil alan kaybı, Türkiye’de… “Yeşilden Griye” araştırmasına göre, 2018-2022 arasında Türkiye’de 1.860 km2 betona gömüldü. ntv.com.tr bu haberi dahi sansürlerken basında ilgi görmedi.
Her şeyin dijitale döndüğü bu dünyada amaç, çocukları meraklarıyla baş başa bırakmak değil; dijital dünyanın nasıl çalıştığını anlayan, sorgulayabilen, kendi sınırlarını çizebilen bireyler yetiştirmek olmalı.
Ankara taşı ile çevrelenmiş duvarların ardında göğe doğru yükselen ağaçlar ve alanın yarattığı kentsel boşluk hemen çevresinde yükselen TOKİ konutlarına ders veren niteliği ile Cumhuriyet planlamasının özgünlüğünü gözler önüne serer.
Vakıfbank'a ne oluyor? Çok değerli gayrimenkulleri olan, özel sektör bankalarıyla kıyaslanmayacak kadar zengin bir banka. Bu bankanın fiyatı aşırı baskı altında tutularak ne yapılmak isteniyor?
Deneyimi, birikimi ve yaşam tecrübesi ile bir toplumun hafızası olan emeklilerin statüleri değişmiş olsa da onlara duyulan saygı ve verilen değer değişmemelidir.
Dayanıklılığı yaşamsal sorunlara rağmen 'dayanmak', katlanmak anlamında vatandaşa yükleyerek ülkenin herhangi bir yerinde dört başı mağmur bir 'dayanıklı kent' yaratmak ne kadar mümkün?
En kaliteli zeytinyağlarının üretildiği Kuzey Ege’de hasat başladı. Mavras’ın kurucu ortağı ve ziraat mühendisi Melike As, bölgedeki ağaçların yarısının “çatalağaç” olduğunu ve taşınamayacağını söyledi.
Neşe, yalnızca gülmekle değil, anlamla beslenir ve içsel huzurla kurulan bir neşe hem bizi hem çevremizi dönüştürür. Sistemin en büyük gücü bize unutturmaksa, bizim en sessiz direnişimiz de hatırlayarak gülmek olabilir.
MEB'in eleştirel düşünebilen, donanımlı, özgür bireyler yetiştirmeyi hedeflemesi gerekirken; sermaye ve tarikat çevrelerinin lise eğitimini kısaltma taleplerine uygun bir tutum sergilemesi ciddi tartışma konusudur.
Nüfus ve gelir büyüklüğü bakımından açık savurganlığı ve saltanatı ifade eden bu rakamların yarattığı rahatsızlığa karşı sözüm ona tasarruf edilecekti. 3 yıl süreyle kamuya araç alınmayacaktı.
Balık mevsimi açık bildiğiniz üzere. Balık sağlıklı bir gıda, mevsiminde bolca tüketmeye çalışmak lazım, değişik formülleri de denemek lazım ara sıra. Bugün böyle bir tarifim var.
Kemal Bey “partiyi kayyuma bırakmayız” diyerek “mutlak butlan” kararı çıktığında, mahkeme yoluyla partinin başına geçmeye hazır olduğu mesajını veriyor.
Seçmenin tercihini en çok iki etken belirler; güvenlik kaygısı ve ekonomi. Maslow’un herkes tarafından kabul edilen “ihtiyaçlar hiyerarşisinin” de ilk iki sırasını bunlar oluşturur. 23 yıllık AKP iktidarının ikinci yarısından sonra, bu iki temel meseleye göre bırakın iktidarda kalmayı barajı bile normal politik şartlarda aşamaması gerekiyor. İşte o kocaman soru işareti de tam burada başlıyor, nasıl?
Hakan Tosun cinayeti neden karartılmaya çalışılıyor? 6 yıl önceki bir yürüyüşte "yabancı basın kartı" taşıması nedeniyle polisin bir köşeye çekip darp ettiği Tosun'un o an aklına Metin Göktepe'nin gelmesi, sadece acı bir tesadüf mü?
Toplam 9 şarkıdan oluşan “Kırılganlar Kralı”, “hesapta” Teoman’ın veda albümü. “Hesapta” diyorum zira hepimizin bildiği gibi “Teoman’a belli olmaz!”
Belki de bugün algoritmayı sorgulamak, teknoloji eleştirisinden çok daha fazlasıdır: İnsanın kendi izini nasıl ticarileştirdiğini fark etme biçimidir.
Bir kentin geçmişini bugüne taşıyan en önemli mekânlardandır eski pazarlar, yani bit pazarları. Avrupa’nın fleamarketleri.
15 Temmuz’daki olağanüstü hal rejimi kent çeperlerinde yoğunlaşan bir şiddet dalgasının önünü açtı. Taraftar kültüründen ve solcu mahallerden beslenen yeni nesil çeteler bu şiddet üzerinde yükseliyor ve kartelleşmenin eşiğinde duruyor.
Saray’ın ülke siyasetini yeniden dizayn etmeye çalıştığı bu dönemde, yeni (kontr) bir strateji, politika ve taktiklerle tüm oyun tersine çevrilebilir. Bu ülkedeki Kürt ve Türk ezilenler, emekçiler, kadınlar, gençler, ilericiler, demokratlar, sosyalistler yeni bir “siyaset ve toplum sözleşmesi” ekseninde yine bu ülkenin “kaderini” değiştirebilir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Belçika'da görev yapan Amerikalı askerler bu lezzeti çok sevdi, ancak Belçikalılar Fransızca konuştuğu için yanlış anlayıp buna French fries (Fransız kızartması) dediler.
Bahçeli, Öcalan ile görüşülmesi gerektiğine ilişkin açıklama yapacağını AKP kanadı ile paylaşmış. AKP kanadı da bu önerinin ilk DEM’den gelmiş olmasını da göz önünde bulundurarak sıcak bakmamış.
Zülfü Livaneli, yeni romanı “Bekle Beni”de, 68 Kuşağı’ndan bir “sone” sunuyor okura. Livaneli’nin yeni romanını özel kılan şey altta akan metinde gizli.
Ankara Garı önünde sadece insanlar ölmedi, adalete olan inançta yara aldı. Bu yara ancak gerçek bir yüzleşmeyle, firari sanıkların yakalanıp cezalandırılması ve adaletin yerini bulmasıyla iyileşebilir.
Memleketin dört bir yanından, bu topraklarda yaşayan her halktan insanlardık. Çatışma, düşmanlık, kan ve gözyaşı istemeyen, evlere genç tabutlar dönmesin diye çabalayanlardık.
Yapay zekanın durdurulması gereken yer tam da burasıdır: Sanatın, hislerimizi ve kırılganlıklarımızı hatırlattığı alan. Çünkü duygular, kodlanamayacak kadar insana özeldir.
1930’larda Atatürk ile Sovyet diplomatlarının resepsiyonlarına ev sahipliği yapan Rus Sefaretinin karşısında bulunan Kançılarya ve Dış Ticaret Temsilciliği binasının yerinde şimdi bir imar planı oyunuyla devasa bir yapı yükselmek isteniyor.
Ataması yapılmayan, düşük ücretle çalışan, okulda, sınıfta şiddet uğrayan, mülakat uygulamaları ile elenen, sendikalı olduğu için baskı altına alınan öğretmen, bu tür uygulamaların son bulmasını istiyor.
Hakimlerin görevlerini kötüye kullandığını ispat ederse, bunu örgütlü suçu açığa çıkarması gereken bir soruşturma izleyecek. 650 kilo demir mi yoksa hukuk mu ağır anlaşılacak.
Uçakta soru sorma ya da soruları belirleme yönteminin ortaya çıkması “onaylanan” gazetecilikle başladı. Devletin, iktidarın onayladığı gazetecilik zaten istese de soru soracak yeteneğe sahip olamaz.