Memleketin meselelerini hangi parti çözer?
Memleketin tablosu netleştikçe anketlerdeki o “hiçbiri” seçeneğinin daha da büyüyeceğine insan hemen ikna oluyor…
Memleketin tablosu netleştikçe anketlerdeki o “hiçbiri” seçeneğinin daha da büyüyeceğine insan hemen ikna oluyor…
Savaş konjonktüründe döviz gelirleri düşerken, giderler artıyor. TCMB’nin altın swap işi bu tabloda gündeme geliyor. Dış borç stoku 520 milyar dolar. İçerden yapılmış dövizli borçlanmayı ve YİD’lere verilmiş döviz garantilerini koyun rakam 650 milyar dolara hareketleniyor. 1 liralık kur artışı 650 milyar dolar ilave yük demek. Dahası, kur artışının enflasyonu kışkırtacak, artıracak olması…
Yapay zeka ses üretti, görüntü üretti, hikaye kurdu. Ama nefes alamadı, yorulamadı, göz göze gelemedi. Bu yüzden en dijital üretim bile eninde sonunda fiziksel bir karşılık aradı. Makine başlattı. İnsan tamamladı.
Mutlu Apartmanı Ankara’nın merkezinde unutulmuş bir yaşam biçiminin hâlâ mümkün olduğunun en güçlü kanıtı. Çünkü bir sokak, içinde aileler yaşadığı sürece güvenlidir; bir kaldırım, çocuklar yürüdüğü sürece canlıdır, kent merkezinde çocuk sesleri yankılandığında o kent geleceğini kurar.
Anlaşılan federasyon umudunu kaybetmemiş. Son dakikada bir sürpriz olabileceğini düşünüyor. Kanada’daki Türk depremzedeler adına bu açıklamadan biz de umut çıkarmak isteriz. Bekleyip göreceğiz Türk Dernekleri Federasyonu alkışı hak edecek mi, etmeyecek mi?
Ahmet Rasim’in en güçlü olduğu yer, hiç kuşkusuz gündelik hayatın ayrıntılarıdır. Büyük tarih anlatılarının atlayacağı küçücük bir sahneyi alır ve onu bir şehir portresine dönüştürür.
AKP için milat iktidara geldikleri tarihten başlıyor. Buzdolabı, traktör, okullarda tuvalet, iğne ile sınırlı kalmayan hukuk, özgür medya, demokrasi yani aklınıza gelebilecek her şey 2002 yılında başladı. Adını “eski Türkiye” koydukları dönem için anlattıkları her türlü olumsuzluk pratikte “yeni Türkiye” aslında.
2025 yılı kuraklığından bir sonuç çıkarılıp gerçek anlamda su güvenliği planlama ve reformu hayata geçirilmelidir. İktidar, su konusunda ulusal planlama sorumluluğunu yerine getirirken yerel yönetimlere yetkileri doğrultusunda destek olmalıdır.
Bakan Şimşek, “programın yükünü dar gelirli çekiyor” değerlendirmeleri için “Bu tamamen ezber” diyor. Sayın Bakan’a iki soru sorulabilir...
Bir yanda Doğu Akdeniz’de füzelerin gölgesindeki o sert lojistik satranç, diğer yanda mahkeme salonlarında verilen zorlu demokrasi sınavı... Artık bölgedeki sıcak savaşın olası senaryolarıyla, Ekrem İmamoğlu’nun yargıyla imtihanı birbirinden bağımsız değil.
Bir gün dijital bir kopya, bedenin yapamadığı işleri gerçekleştirecek, bilgiyi çoğaltacak, yaratıcılığı sürekli üretecek. İnsanlık belki de ilk kez, zihnin fiziksel sınırlar ve biyolojik süreklilikten bağımsız olabileceği bir gelecekle yüzleşecek.
"Ankara’nın kuytu pasajlarında, Sümerbank kumaşlarından üretilen Piyer ustaların, Mişon ustaların miras bıraktığı bir devrin son tanıkları: Kumaşın Mimarları. Onlar şimdi pantolon paçası kıvırırken, aslında bir kentin hafızasını tamir ediyorlar."
2026 yılı Mart ayından itibaren depremzede Türklerin 3 yıllık geçici oturma ve çalışma izin süreleri dolmaya başladı. Uzatma yapılmadığı için çalışma izin süreleri dolanlar geri dönmek zorunda kalıyor. Yıl sonuna kadar 9 bin Türk’ün daha Kanada’dan ayrılmaya zorlanacağı öğrenildi.
Hem AKP hem Erdoğan “Almanya bizi kıskanıyor” formatıyla oluşturulmuş seçmen kütlesinin büyük bölümünü halen muhafaza ediyor. Bu kütleyi sürekli konsolide eden Erdoğan’ın yaptığı güç gösterisi.
Siyasi ve demokratik bir kültürün hala olgunlaşmadığı bu topraklarda, her türlü darbeye karşı durmak zorunluluktur. 12 Mart dönemi tutuklamalar, işkenceler ve idamlarla Türkiye toplumunda derin izler bıraktı.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar Washington tarafından kısa ve sınırlı bir operasyon olarak sunuldu. Ancak savaşın ilk günleri bile bu senaryonun sahada işlemediğini gösterdi. Balistik füzeler, vekil güçler ve bölge ülkelerinin giderek daha fazla dahil olduğu çatışma, hızla çok katmanlı bir bölgesel savaşa dönüşüyor. Peki bu savaşı gerçekten kim kontrol edebilecek?
Yapay zekâ çağında rekabet yalnızca algoritmalar arasında yaşanmıyor. Savaş bütçeleri büyüdükçe, Silikon Vadisi de büyüyor. Teknoloji şirketleri artık yalnızca bu yarışın oyuncuları değil çoğu zaman sessiz ortakları.
Her şey değişirken 80 yıla yaklaşan tanıklığı ile Missuri Kuru Temizleme babadan oğula geçen bir bellek bekçisidir Kavaklıdere’de. İşte bu yüzden bir kentin belleğine yolculuğa çıkılacaksa, o yolculukta yıllarını bu kente veren ve inatla direnen küçük dükkânların hafızasını görünür kılmak ve yaşatmak sorumluluğumuz.
Asıl amacı Venezuela’dan sonra İran’ın Çin’e sattığı petrolü engellemek ve Çin’le gizli savaşı İran üzerinden yürütmek olan bu saldırıların, ABD’ye nasıl zarar verdiğini görmek için fazla beklemeye gerek olmayabilir.
Emin Alper’in küçük bir köy üzerinden gösterdiği nefret suçu, düşmanlık dünyanın farklı coğrafyalarında görülen benzer şiddet ve düşmanlık biçimlerinin yerel bir tezahürü niteliğinde.
Zombi şirketler kategorisi, ekonomide de mevcut. Kazancı borcunun faizine ancak yeten, aslında batmış şirketler için günlük dilde kullanılan tanım. Hemen bizim devlet geldi aklınıza, benim de öyle.
Okullarda giderek sorun hâline gelip öğretmen ölümlerine yol açan şiddetin önlenmesi sadece disiplin cezalarının uygulanması ile değil, eğitim, psikolojik destek, aile iş birliği ve güvenli bir okul ortamının sağlanması ile mümkündür.
Kızıl Şeytanlar’ın yaptığı güzellikten sonra doğru simetri arayışı ne olmalıdır? Ben cevabım: Adı güzel Kızıl Şeytan’a uy, buradaki gayrimüslim oyuncularını unutma!
1950’lerden bu yana Ortadoğu’da, İran’da ve de dünyada demokrasiyi kangren eden ABD, 2026 yılında bu defa suikastlar, savaş uçakları ve bombalar ile İran’a demokrasiyi getirmeye çalışıyor.
Ocak ayında açıklanan düşük maaş artışının ardından milyonlarca emekli bayram ikramiyesine yapılacak zamma umut bağladı. Ancak ekonomiye ilişkin torba kanun teklifinde emekli ikramiyesi artışına yer verilmedi. İktidar bütçe disiplini ve ekonomik riskleri gerekçe gösterirken, muhalefet ve emekli örgütleri ikramiyenin yıllar içinde hızla eriyen alım gücüne dikkat çekiyor.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin "Uzun süreli bir savaşa hazırız" açıklaması, Washington’un politik takvimini bozmaya yönelik bir meydan okumadır. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili baskı, dünya petrolünün yüzde 20’sini risk altına sokarak küresel enerji piyasalarını da sarsmaya başladı.
Köy okullarını açma girişimi, kırsalın yeniden canlandırılması hedefiyle kapsamlı bir eğitim planına dayandırılarak sürdürülmelidir.
Belki bir gün, düşüncelerimizi de sessizce, fark etmeden, “kabul ediyorum” butonuna basarak vereceğiz. Bir vaat karşılığında. Bir rahatlama uğruna. Bir korkudan kurtulmak için. Belki de bir topluluktan dışlanmamak için. O an geldiğinde konumuz teknoloji olmayacak.
Kale’deki o küçük dükkân Sarkis Margosyan’dan Ali Bozdağ’a, Ali İhsan’dan Dilara’ya uzanan bir direniş zinciri: göçün, çok kültürlülüğün, esnaf ahlâkının ve emeğin somutlaşmış hâli, bir kadının erkek egemen zanaata karşı meydan okuması.
“Halef olduğumu söylüyorlar/hesapların bende olduğunu/sicilimin temiz olduğunu/dürüst bir adam olduğumu/söylüyorlar/ayrıca beynin de ben olduğumu/yaşlı adamın hakkı/şimdi birincinin ikinci komutanıyım”
Altın piyasası kapalı. Yükseliş beklentisi nedeniyle hafta sonu köpürtülmüş rakamlar üzerinde satış yapıldı. Bazı şehirlerde ise pazartesi piyasa açılışına kadar satışlar durduruldu.
AYM Başkanı Özkaya, AİHM ve AYM kararlarının anayasal olarak bağlayıcılığını hatırlattıktan sonra AYM’nin 83 kararının uygulanmadığını açıkladı. Bunun “sistemsel” bir sorun yaratmadığını da sözlerine ekledi. Bu çok sorunlu bir açıklamadır. Turgut Özal’ın yıllar önce söylediği “Anayasa bir kez delinmekle bir şey olmaz” açıklamasıyla aynı niteliktedir.
Kaybetmek de bu oyunun parçası ve bu duyguyu yaşamasını bilmiyorlar. İşte tam da bu nedenle sevinmesini de beceremiyorlar. Bilmem, anlatabiliyor muyum?
İran’da 2026 Şubat’ı, sadece nükleer müzakerelerin değil, aynı zamanda canlanan sokak protestolarının ve sınır hattındaki yeni siyasi ittifakların gölgesinde geçiyor. ABD ve İsrail’in askeri seçenekleri masada tuttuğu, Umman ve Türkiye’nin diplomasi trafiğini sıklaştırdığı bu süreçte, 26 Şubat’taki Cenevre görüşmeleri bölgenin kaderini belirleyecek bir yol ayrımı niteliği taşıyor.
Uzun ömür araştırmaları aslında insanlık tarihinde çok devrimci bir adım. Ama devrimin sadece laboratuvarda değil, zihnimizde, kültürümüzde, hukuk sistemlerimizde ve ahlak anlayışımızda da gerçekleşmesi gerekiyor.
Mintrak Yapı Kooperatifi, Deliller Tepesi’nden bugüne, değişen Ankara’ya inat, onurlu duruşunu sürdürüyor. Bize düşen, Esat Caddesi’nde yürürken başımızı kaldırıp o yapıya bakmak, onurlu duruşa bir selam çakmak, onun Cumhuriyet’in sanayi hamlesinin öncü kadrolarının nefesini içerisinde barındırdığını okumak ve ensesindeki ranta izin vermemektir.
"Yılbaşından bu yana soluksuz yükselen BİST 100, haftayı spekülatif haberlerin gölgesinde kayıpla kapattı. Yabancıların 11 haftadır kesintisiz topladığı borsada, piyasanın tamamen BofA kontrolüne bırakılması tartışma yaratırken; gözler Varlık Fonu'nun üstlenebileceği 'koruyucu' role çevrildi."
Seçimin en erken tarihine en az 20 ay var. Ama bir mecburiyet olarak partilerin önünde duran ittifak arayışları ve tartışmaları yoğunlaşarak devam edecek. Araya yargı üzerinden gerçekleştirilen gündem değişiklileri girse bile…
Siyasal bir çöküş, entelektüel enerjinin yön değiştirmesine yol açmış, Konstantinopolis'in bilgi birikimi İtalya'nın üniversitelerine ve matbaa atölyelerine akmıştır.
Laiklik, bir inanç karşıtlığı değil, inançlar karşısında devletin tarafsızlığıdır. Bu tarafsızlık bozulduğunda en fazla çocuklar zarar görür. Okul, inancın değil, bilimin, laikliğin ve çocuk haklarının güvence altında olduğu kurum özelliğini devam ettirmelidir.
Hiçbir hakemin güvencesi yok. Hepsi birer gizli işsizdir. Kararı beğenilmeyen hâkim anında nasıl mahkemeden sürülüyorsa, düdüğü pes gelen hakem (mesela Arda Kardeşler) uzayıp gidiyor. Hangi hakem maça rahat çıkacak? Siz bu hakemlerden nasıl liyakat bekleyeceksiniz?
Ekonomide “başarı” gibi sıralanan rakamların vatandaşın hayatında bir izi yok. Müteahhitlerin, ihalecilerin, çifte maaşçıların ekonomisi ayrı, emekli Ali Rıza Bey amca ile asgari ücretli Kemal kardeşimizin ekonomisi ayrı. Dünya, Avrupa, OECD ölçeğindeki kıyaslamalarda, gerçekten vatandaşın huzurunu, geçimini ilgilendiren bütün göstergelerde Türkiye dip şampiyonu.
Boşalan koltuklara kimler oturacak? Riskleri açıkça dile getirenler mi? Yoksa “ürün çıkmalı, sonra bakarız” diyenler mi? Eleştirenler mi? Yoksa uyum sağlayanlar mı? İçeride kalanlar gerçekten güvenliği mi savunacak, yoksa yalnızca büyümeyi alkışlayan sessizliği mi?
Borsada yükseliş soluksuz olmaz. Arada dinlenme, duraksama, geri çekilme dönemlerinin yaşanacağını göz önünde bulundurmak lazım. Özellikle küçük yatırımcıların hisse seçiminde dikkatli olmasında fayda var.
Emekliler sadece 17 milyonluk bir kitleden ibaret değildir. Emekliler, kendi çocukları ve yakın akrabaları ile birlikte çok daha büyük bir toplumsal güçtürler.
Ankara’nın köklü mahallelerindeki kimlikli yapılar bir bir yıkılırken Ankara grileşiyor. Bu grileşen ortamda bir renk daha solmak üzere: Mavi.
Rize Çamlıhemşin’de yaylaları talan edecek yol projesine karşı çıkan Havva Bekar, tam da böyle sorgulamıştı 11 yıl önce devleti. Bu sorunun ardından olması gereken devleti de “Devlet bizuz” diyerek anlatmıştı.
Aile yadigârı bakırlar gözden düşüp elden çıkartılırken, bakırın dayanma inadına rağmen, onu yaşatan, eller artık bir bir yitip gidiyor. Yolunuz Kale’ye düşerse, o kok kömürünün ateşi sönmeden Fahrettin Usta’ya uğrayın. Çünkü o duyular artık hissedilmediğinde bu kentin kendisiyle kurduğu kadim bağları ile birlikte kent, kendi sesini ve sözünü kaybedecek.