Aynı şablona sığan onlarca özür
Akımların içinde savruldukça, üretimimizin özgün tarafı silinir, bizi ayıran çizgi kaybolur. Geriye sadece kalabalığın içinde küçük, tekdüze bir işaret kalır.
Akımların içinde savruldukça, üretimimizin özgün tarafı silinir, bizi ayıran çizgi kaybolur. Geriye sadece kalabalığın içinde küçük, tekdüze bir işaret kalır.
Bir kentin hafızası, bazen bir kitabevinin kapanırken çıkardığı o metalik “tık”ta saklıdır. Turhan Kitabevi’nin kapanışı da tam olarak böyle bir sestir.
Devamı gelir mi, gelmez mi bilemeyiz ama kısaca Kaosun Anatomisi dozunda aksiyonu, yerli yerinde karakterleri, usta ellerden çıkmış senaryosu ve sağlam prodüksiyonu ile son zamanların en elle tutulur yerli işlerinden biri olmuş.
Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Tekgüç; Hanehalkı Bütçe Anketi verileri ve hanehalkı harcamalarında gıda harcamalarının payını dikkate alarak, teknik ifadelerle “Engel Eğrilerini kullanarak Enflasyon hesabının düzeltilmesi” çalışması yaptı.
Açığa satış işlemlerinin serbest bırakıldığı günden beri yabancılar ve yabancı görünümlü yerliler borsada doğranmadık küçük yatırımcı bırakmadı. Hemen her gün testereleri çalıştırıp vurgun yapıyorlar.
Fidan, SDG ve YPG’ye bu aşamada “silah bırakma” dayatmasının hem Türkiye’deki hem de Suriye’deki sürece “sabotaj” olacağını ve ilerleme sağlanamayacağını düşünüyor. Kalın, SGD tarafının “HTŞ’nin daha önce olduğu gibi İŞİD kimliğine bürünerek bize saldırmayacağının garantisi yok. Bu garanti anayasal olarak güvence altına alınmalı” kaygı ve talebini de onaylamadan aktarıyor. Kalın SGD’nin bulunduğu noktayı, Şam ile entegrasyon da dahil yapıcı görenlerden.
Bir ülkenin gıda güvenliği seviyesi; o ülkenin ekonomik politikalarını, kamu yönetim kalitesini, bilimsel kapasitesini ve halkın eğitim seviyesini doğrudan yansıtır.
Kamuoyunda IŞİD’in bittiği, kapanmış bir defter olduğu yönünde bir algı var. Ancak İzmir’de bir karakola yönelik saldırı ve ardından ortaya çıkan "sis perdesi", tehlikenin geçmediğini, aksine şekil değiştirdiği gerçeğini yüzümüze çarpıyor.
NATO zirvesi sona erip konvoylar dağılıp, kameralar kapandığında geriye kalan ne olacak? Bir VİP havaalanı mı? Yoksa Cumhuriyet’in başkentinin hafızasından biraz daha eksilmiş bir Cumhuriyet mekânı mı?
Çocuk işçiliği yasaklanmadıkça, denetim mekanizmaları bağımsızlaştırılmadıkça, ruhsatsız iş yerleri kapatılmadıkça ve cezasızlık zinciri kırılmadıkça sorunun yanıtı daha çok acı olacaktır.
Z kuşağı sosyal medya çağının çocuğuysa, Y kuşağı bu çağın sonradan görme yetişkini. Çocukluğunda olmayanın büyüsüne kapılmış, ekranın devrimini gören, ama aynı ekrana teslim olmuş bir kuşak.
Yarım kalmış sözler, sevgiliye ilk dokunuşlar, öğle arası kaçamakları, memleket tartışmaları, sanat söyleşileri, atölyeler, sergiler… Bir kafeden ötesi Cafe des Cafes…
Türkiye'nin desteğiyle Rauf Denktaş'ın kurulmasını sağladığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kimse ortadan kaldıramaz...
Rejimin evrildiği yerde ona direnmek, değerlerdeki çürümeye ve kurumlardaki çökmeye karşı çıkmak tam da burada başlar. Siyaset için araçsallaştırılmış yargıya da ortaya çıkan iddiaların tamamına da mesafeli kalmak gerekir.
Bu ruh hali, en derin acıların karşısında kelime bulamamayı da beraberinde getiriyor. Zira kelimeler artık duyguların ağırlığını taşımaya yetmiyor.
IKSV’nin AB destekli “Ortaklaşa” projesi, kültür politikalarını geliştirmek için yola çıktı. “Ortaklaşa”, yerelde yeni iş birliklerinin mümkün ve gerekli olduğunu gösterdi.
Ne Kanada Büyükelçisi’nin “yalanlaması” ne de DMM’nin “dezenformasyon” iddiası gerçekler karşısında bir şey ifade ediyor. Kısa Dalga’nın haberi doğru. Belgeler konuşsun...
Stokun hızlı artışının baş nedeni bütçe açığı… Bu açık arttıkça kapatmak için daha yüksek miktarda borçlanmak gerekiyor. Fakat işin diğer tarafı çok yüksek faizlerle borçlanılabilmesi…
Zamanımızın bir kısmını bile olsa kendi deneyimimizle doldurmak, sessizliğimizi değerli kılmak, dijital üretim çarklarının dönüşünü yavaşlatmanın ilk adımı olabilir.
Wüppertal’in yüzen asılı treni, geçmişle gelecek arasında salınırken askıda kalmış belleğimizin somut halini yansıtıyor. Demirin gölgesinde yeşeren bir direniş hattı gibi, asılı kalmayı öğretiyor.
Zihinlerde "musluk suyu içilmez" yargısı oluşturuldu.Bu yargı, vatandaş tarafından süreç içinde benimsenip, pekiştirildi. Bazı kişiler de temizlik kaygısıyla başlattıkları ambalajlı su tüketim alışkanlığını, sınıfsal kimlik göstergesine dönüştürdüler.
Çıkıyorlar, “Kişi başına gelirimiz 15 bin doları geçti, yüksek gelirli ülke olduk” diyorlar.Bir bakıyoruz, milyonlarca sığınmacı hesapta yok. Üretimleri var. Üretimleri milli hasıla hesabına katılmış ama bölüşümde hesapta yoklar! Milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin yıllık gelirinin 5 bin doların altında olduğunu söylemiyorlar.
Tarihin içinde “dikili ağaç” arıyorsanız işte burası tam da orasıdır. Bayar’ın, Menderes’in, Demirel’in, Turgut Özal’ın, Tansu Çiller’in, Mesut Yılmaz’ın, Abdullah Gül’ün, Binali Yıldırım’ın, Ahmet Davutoğlu’nun ve Erdoğan’ın oturdukları koltuklar, temsil ettikleri makamlar CHP’nin bu ülkedeki “dikili” ağacıdır.
HSK’nın bağımsız ve tarafsız olması için üyelerinin doğrudan veya dolaylı olarak Cumhur İttifakı (iktidar) tarafından seçilmesi usulünden vazgeçilmesi lazım.
İtirazlarla duvar gibi yükselen “Ceza yargılamasının evrensel ilkeleri” ya da “genel müsadere” gibi muğlak kavramlar, fincancı katırlarının bir kez daha ürktüğünü gösteriyor.
Gerek TELE1’e gerekse de belediyelere atanan kayyımlar kayyım atanmaya sebep olan konulardaki “belirli işlerle” sınırlı kalmayıp kayyım atandıkları yerdeki her şey üzerinde karar verici hale geliyorlarsa bu bir el koymadır.
Bilginin hızla çoğaldığı bir çağda, anlamın azalmaması için yavaşlamak gerekiyor. Paylaşmadan önce düşünmek, bir gecikme değil; bir fark yaratma biçimi.
İktidar, bir taşla iki kuş vurmayı hedefliyor: Hem Babacan’ı getirerek finans piyasalarına güven vermek, hem de partisini Cumhur İttifakına dahil etmek. Davutoğlu için de benzer senaryolar konuşuluyor.
Lahana mevsimi olunca, bugün size o çocukluğumu hatırlatan coleslaw salatasına benzer sonuç veren bir tarif buldum.
Belki bu yüzden okyanus hala doğru bir metafor. Derinliklerini bildiğimizi zannettikçe, asıl bilinmeyenin nerede olduğunu kaçırıyoruz. Bilgi çağında sonsuz bir güvensizlikle hareket ediyoruz.
Avrupa’daki en radikal yeşil alan kaybı, Türkiye’de… “Yeşilden Griye” araştırmasına göre, 2018-2022 arasında Türkiye’de 1.860 km2 betona gömüldü. ntv.com.tr bu haberi dahi sansürlerken basında ilgi görmedi.
Her şeyin dijitale döndüğü bu dünyada amaç, çocukları meraklarıyla baş başa bırakmak değil; dijital dünyanın nasıl çalıştığını anlayan, sorgulayabilen, kendi sınırlarını çizebilen bireyler yetiştirmek olmalı.
Ankara taşı ile çevrelenmiş duvarların ardında göğe doğru yükselen ağaçlar ve alanın yarattığı kentsel boşluk hemen çevresinde yükselen TOKİ konutlarına ders veren niteliği ile Cumhuriyet planlamasının özgünlüğünü gözler önüne serer.
Vakıfbank'a ne oluyor? Çok değerli gayrimenkulleri olan, özel sektör bankalarıyla kıyaslanmayacak kadar zengin bir banka. Bu bankanın fiyatı aşırı baskı altında tutularak ne yapılmak isteniyor?
Deneyimi, birikimi ve yaşam tecrübesi ile bir toplumun hafızası olan emeklilerin statüleri değişmiş olsa da onlara duyulan saygı ve verilen değer değişmemelidir.
Dayanıklılığı yaşamsal sorunlara rağmen 'dayanmak', katlanmak anlamında vatandaşa yükleyerek ülkenin herhangi bir yerinde dört başı mağmur bir 'dayanıklı kent' yaratmak ne kadar mümkün?
En kaliteli zeytinyağlarının üretildiği Kuzey Ege’de hasat başladı. Mavras’ın kurucu ortağı ve ziraat mühendisi Melike As, bölgedeki ağaçların yarısının “çatalağaç” olduğunu ve taşınamayacağını söyledi.
Neşe, yalnızca gülmekle değil, anlamla beslenir ve içsel huzurla kurulan bir neşe hem bizi hem çevremizi dönüştürür. Sistemin en büyük gücü bize unutturmaksa, bizim en sessiz direnişimiz de hatırlayarak gülmek olabilir.
MEB'in eleştirel düşünebilen, donanımlı, özgür bireyler yetiştirmeyi hedeflemesi gerekirken; sermaye ve tarikat çevrelerinin lise eğitimini kısaltma taleplerine uygun bir tutum sergilemesi ciddi tartışma konusudur.
Nüfus ve gelir büyüklüğü bakımından açık savurganlığı ve saltanatı ifade eden bu rakamların yarattığı rahatsızlığa karşı sözüm ona tasarruf edilecekti. 3 yıl süreyle kamuya araç alınmayacaktı.
Balık mevsimi açık bildiğiniz üzere. Balık sağlıklı bir gıda, mevsiminde bolca tüketmeye çalışmak lazım, değişik formülleri de denemek lazım ara sıra. Bugün böyle bir tarifim var.
Kemal Bey “partiyi kayyuma bırakmayız” diyerek “mutlak butlan” kararı çıktığında, mahkeme yoluyla partinin başına geçmeye hazır olduğu mesajını veriyor.
Seçmenin tercihini en çok iki etken belirler; güvenlik kaygısı ve ekonomi. Maslow’un herkes tarafından kabul edilen “ihtiyaçlar hiyerarşisinin” de ilk iki sırasını bunlar oluşturur. 23 yıllık AKP iktidarının ikinci yarısından sonra, bu iki temel meseleye göre bırakın iktidarda kalmayı barajı bile normal politik şartlarda aşamaması gerekiyor. İşte o kocaman soru işareti de tam burada başlıyor, nasıl?
Hakan Tosun cinayeti neden karartılmaya çalışılıyor? 6 yıl önceki bir yürüyüşte "yabancı basın kartı" taşıması nedeniyle polisin bir köşeye çekip darp ettiği Tosun'un o an aklına Metin Göktepe'nin gelmesi, sadece acı bir tesadüf mü?
Toplam 9 şarkıdan oluşan “Kırılganlar Kralı”, “hesapta” Teoman’ın veda albümü. “Hesapta” diyorum zira hepimizin bildiği gibi “Teoman’a belli olmaz!”
Belki de bugün algoritmayı sorgulamak, teknoloji eleştirisinden çok daha fazlasıdır: İnsanın kendi izini nasıl ticarileştirdiğini fark etme biçimidir.
Bir kentin geçmişini bugüne taşıyan en önemli mekânlardandır eski pazarlar, yani bit pazarları. Avrupa’nın fleamarketleri.
15 Temmuz’daki olağanüstü hal rejimi kent çeperlerinde yoğunlaşan bir şiddet dalgasının önünü açtı. Taraftar kültüründen ve solcu mahallerden beslenen yeni nesil çeteler bu şiddet üzerinde yükseliyor ve kartelleşmenin eşiğinde duruyor.