Erdoğan NATO'nun bileğini bükebilecek mi?
AKP yönetimi şu ana kadar İsveç ve ABD’den herhangi bir somut taviz koparabilmiş değil. Tek yetinebileceği başarı içeride ulusalcı desteği alma konusunda sağladığı ilerleme. Ama süreç devam ediyor.
AKP yönetimi şu ana kadar İsveç ve ABD’den herhangi bir somut taviz koparabilmiş değil. Tek yetinebileceği başarı içeride ulusalcı desteği alma konusunda sağladığı ilerleme. Ama süreç devam ediyor.
Osmanlı dönemine öykünme ile adına millet bahçesi denilen projelerin merkezinde insandan önce ibadet, ticaret, rant ve paylaşım vardır. Kamusal yeşil alanda dini bir yapının merkeze koyulması ve çevresinde ticari ve sosyal yapılanmalar ile kısıtlayıcı bir yaşam modeli oluşturma isteği nettir.
Bu başarı için öncelikle bütün Efes camiasını tebrik etmek gerekir. Üst üste iki Euroleague şampiyonluğu kazanan sadece üçüncü takım oldular, ki geçen sene kazanılan şampiyonluktan sonra sezona tarihin en kötü şampiyon başlangıcıyla girmelerine ve sezon içerisinde de bir çok sakatlık sorunu yaşamalarına, bir türlü gelmeyen o uzun transferine rağmen takım yine bir şekilde hedefe ulaşmayı başardı.
İkizdere’de patlayan o fren, Karadeniz’den Soma’ya, tersanelerden sokak arasındaki inşaatlara kadar yaşananların özeti. Çünkü Türkiye’de hemen her alanda frenler patlamış durumda.
Haber kanalları özellikle iktidarın mülkiyet ve mutlak hakimiyetinde olanların durumu gerçekten ciddi bir tartışma konusu. AKP’den kitlesel olarak kopmayan seçmen işte burada her mesele ile ilgili olarak formatlanıyor ve AKP seçmeni olarak kalmaya devam ediyor.
Horvat da pek çok düşünür gibi 2020’yi dönüm noktası olarak görüyor çünkü pandemiyi derin bir şekilde yaşadığımız bu yılın en önemli yanı, dünyanın geleceği için kime inanıp inanmayacağımızı, kimlerin hayatının değerli görülüp kimlerin dışarıda bırakıldığını göstermesi oldu.
Çok az kişinin Avrupa’nın en büyük ikinci basketbol organizasyonu olan EuroCup’da final yapmasına ihtimal vereceği Frutti Extra Bursaspor’un masalsı yolculuğu gerçekten şaşırtıcı olmak ile beraber önceki örneklerinden kayda değer farklılıklar taşıyor.
NATO’da da Paris, örgütün Avrupa ayağının en güçlü temsilcisi olmak isteyecektir. Tam da bu yüzden İsveç ve Finlandiya’nın adaylıklarını destekleyen Paris potansiyel yeni üyelerin bir nevi hamisi rolüne soyunmakta.
Cem Yılmaz ve ekibi meyve verdiğiniz için ağacınız sallanıyor. Kimsenin size taş attığı yok.Memleketin ağzının tadı yok uzun zamandır, canımız yalnızca biraz tatlı bir şey istemişti.Belki de onun için Erşan Kuneri’den çok şey bekledik.Biraz ağzımızın tadı kaçtı o kadar. Olur bazen öyle.
Şili gibi ırkçılığın kurumsallaştığı, yapısal ırkçılığın toplumun tüm alanlarına nüfuz ettiği bir ülkede ırkçılık kaynaklı gerilimlerin önüne geçebilmek güç. Kendini Avrupalı olarak gören ve yerli halklardan üstün olduğu öğretilmiş bir Şili elitinden söz edebiliriz. Irkçı toplumlarda ırkçılık sorununun tek taraflı çözümünün mümkün olmadığı yine görülmekte.
Gerçek cevap, “2015 Haziran ve Kasım seçimleri arasında ne oldu” sorusundan çok, “O beş ayda ne olmadı?” sorusunun yanıtıydı. Çünkü “ne olmadığına” bakıldığında olayların gerçek nedenleri ortaya çıkıyordu.
Küresel ekonomilerdeki enflasyonist etki, Ukrayna savaşının temel gıdalara ulaşmada sıkıntı çıkarması, iklim krizine bağlı olarak beklenen üretim düzeylerine ulaşamama, dünyanın kıtlıkla yüz yüze kalmasına neden olabilir. Dahası rafların dolu olması insanların gıdaya erişmesi anlamına gelmiyor.
1990’larda Avrupa’da “Gladio” adıyla başlayan soruşturmalar pek çok ülkede Amerikan talimatnamelerini, bu talimatnamelerle kurulan yapıların demokrasiye karşı faaliyetlerini açığa çıkarmış, bu yapılar tasfiye edilmişti. Aradan geçen yirmi yıldan sonra yeni olan gayrinizami harp işinin “eğitiminin” özel sektöre emanet edilmesi. Belki asıl soru da bu “eğitimin” nerede, nasıl ve kim tarafından kullanılacağı.
Kılıçdaroğlu’nun maruz kaldığı tazminat davalarının akıbetini düşünenler hiç üzülmesin, o cenahta işler berkemal.
Nasıl AB ülkeleri on yıllardır Avrupa’da yaşayan Türkiye vatandaşlarını geri gönderemezse, Türkiye de bu ülkede çalışan, düzen ve aile kuran insanları geri gönderemez. Elbette geri dönmek isteyenler olabilir; ancak büyük bir geri dönüş çok gerçekçi görünmemektedir.
Elbette yönetenler de saçmalığın farkında. Ama Kürtçenin tiyatroda, sahnede, sokakta serbestçe icra edilmesi, kendi icraatına ters. Kanunen değil tabii, hukuktan bahseden kim?
Pandemi, ekonomik, bedensel ve siyasal güvencesizliğin iç içe geçtiği ve bu güvencesizlik rejiminin gazeteciliği bir iktidar ajansı olmaya indirgeyenler tarafından adeta bir “şok doktrini” olarak araçsallaştırıldığı bir dönem oldu.
İmamoğlu ve ekibinin kendi elleriyle heba ettikleri Doğu Karadeniz turu çok önemliydi. Yani Doğu Karadeniz’de proje halinde tırmandırılan radikal sağ siyasal İslamcı iklimi çözen İstanbul’u Bursa’yı Kocaeli’yi Sakarya’yı ve benzerlerini de çözer. Bu bağı anlayan da Doğu Karadeniz’de kazanır. Buzdolabında duran Kürt sorunu kadar önemli bir mesele Doğu Karadeniz’i bu milliyetçi-islamcı sarmaldan çıkartmak.
Hikayenin sonunu şimdiden öngörmek zor değil. Bir yandan ABD arka kapıdan ikna etmeye çalışacak, öte yandan İsveç belki birkaç Kürt derneğini kapatacak, PYD’ye yardımı askıya alacak. Türkiye üyeliğe onay verecek. Erdoğan ve medyası NATO’yu nasıl hizaya çektiğini anlatacak, bir dünya lideri olduğunu nasıl gösterdiğinin hikayesini yazacak. Ama her şey gibi bu da çabuk unutulacak.
Kentte rögar kapağı çetesi aldığı riskle kimlere ne kazandırıyor? Yılda kaç rögar kapağı çalınıyor? Çalınanların kente maliyeti nedir? Yeni rögar kapağı alımları için ihaleleri kimler alıyor? Hangi bölgeler de çalınıyor? Kaç kişi yakalandı? Akıllı rögar kapakları, ya da takip sistemli rögar kapakları olabilir mi? Çalınma haritalaması yapıldı mı? Sorular çoğaldıkça ve cevapları bulundukça, siyasete kadar uzanan derin bir araştırma konusu çıkacak gibi.
“Üstüne üstüne gitmek” deyimi tam da böyle dönemler için ilaç gibidir. Üstüne üstüne gitmenin en önemli dayanağı bilimsel bilgi ile haklı olma halidir. Haklılığın gücünün karşısında hiçbir gücün başarılı olma şansının olmadığı tarihte defalarca kez sınanmıştır.
Müzesi, iddialı galerileriyle Dolapdere güzel bir sanat muhiti. Kendine has bir özelliği ise dünya çapında sanatçıları görüp sonra kendi gerçeklerimizle yüzleşmek. Çünkü Dolapdere’den, Tarlabaşı’nı yürümeden çıkış yok!
Tarihinde ilk kez gündemsizlik nedeniyle tatile girdi TBMM. Türkiye’yi çok ama çok acayip bir dönemin beklediğinin farkındayız değil mi?
Türkiye’de daha çok “Normal İnsanlar” kitabıyla tanınan Sally Rooney, “Güzel Dünya Neredesin” adlı kitabında da günümüz insanını anlama çabasını devam ettiriyor. İçinde yaşanan zamanın kaygılarını anlatıya taşımak çetrefilli, yaşadığımı neden okuyayım diye düşünebilir okur ancak Rooney yaşama yansıyan kaygıların yersiz olmadığını, bunun insan türünün hayatını nasıl etkilediğini gözlemleyip, sıkmadan anlatabilen bir yazar.
HDP için zamanında atılan o bumerang, döndü dolaştı ve sadece CHP’ye değil aslında herkese çarptı... Bugün SADAT çıkışının ve Demirtaş’ın çağrısının bir milat olması dileğiyle artık önümüzdeki maçlara bakmanın zamanıdır. Zira umutlanmadan da yaşanmıyor.
Enginar pate, İtalya'da yaygın tüketilen bir tür püre. Zeytinyağı ve hafif suyla pişirilen enginarlar çok lezzetli bir ezmeye dönüştürülüp genellikle kızarmış ekmek üzerine sürülerek tüketiliyor ve yemek öncesi başlangıç olarak servis ediliyor.
Türkiye’de Fransa’ya karşı bir aşk / nefret ilişkisini gözlemlemiyor değilim. İşte bu aşk / nefret ilişkisi içinde geriye kalan yüzde 10 için yazıyorum ve tekrar soruyorum: Fransa solu Türkiye soluna örnek olabilir mi? Benim cevabım evet.
Premier Lig’de varlıkları ile futbola farklı bir boyut ve tartışma getiren Amerikalı sahipler listesine Todd Boehley’in de eklenmesi ile bu sayı 9’a çıktı.
Uyuşturucu kartellerinin çoğu Latin Amerika ülkesinde gövde gösterisi yapabildiklerini, çeşitli bölgelerde hakimiyet kurduklarını biliyoruz. Ne yazık ki bölge hükümetlerinin bu yönde çaba gösterseler bile sorunu çözmek için yapabilecekleri şeyler çok sınırlı. Dünyada yetiştirilen kokanın büyük çoğunluğu Kolombiya, Peru ve Bolivya’da bulunuyor. Üretim bu pazarlara yönelik yapılmadığı için kokain üretimi ve satışı bu ülkelerde yasallaşsa dahi sorunu çözmek mümkün olmayacaktır.
Fazıl Say’ın babası Ahmet Say o gün o toplantıda “unutturmama sorumluluğu”nu yerine getiriyordu. Hikmet Sami Türk’ün bugün yanıtı ise üç sözcüğü geçmedi: Allah rahmet eylesin.
Vaveylayı duyan komşular, ‘herhalde yangın var” telaşı ile koştururlar. Polis memuru, hafifçe hareketlenir, icra memuru benzer tepkilere alışkın şekilde eşyaları kayıt altına alırken, avukat ne kadar tecrübeli olursa olsun, biraz tedirgindir.
Enerji ithalatçıları, savaş ve gerilim durumunda petrol fiyatlarının artacağının bilincinde. Fed’in sıkı para politikası izleyeceği de aralık ayından bu yana biliniyordu. İşte bu noktada enflasyon ve bütçe hesapları hemen her ülkede gözden geçiriliyor. Maalesef Türkiye, sanki enerji ihracatçısıymış gibi yavaş davranmayı, Suudi Arabistan gibi küresel gelişmeler karşında "Tüneldeyim, çığlıklarınızı duymuyorum" demeyi tercih ediyor.
Şevket Manioğlu’nun devasa filosu birer ikişer satılmış, ailenin sahip olduğu Yeniköy’deki yalıyı da batan İstanbul Bankası’nın “zengin” genel müdürü Özer Uçuran Çiller ve Tansu Çiller satın almıştı.
Türkiye gibi homojen kimlik anlayışının yerleşik olduğu bir ülkede, sığınmacı kimliği kendisini dışa vurmadan, görünür kılmadan bir çok kesim bundan aynı anda hem faydalanmak hem de sorun çıkmasın, sayıları artmasın istiyor. Bu sorunun hazır reçete çözümü yok.
Kamuoyu araştırmacıları ise uzun zamandır Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş’ın Genel Başkan’dan daha fazla oy alacağına işaret ediyor. İmamoğlu, gençliği, iş bitirici havası, Karadenizli oluşu ve Kürtlerden oy alabilmesi nedeniyle uzun zaman en kuvvetli aday olarak değerlendirildi. Yavaş ise son zamanlarda daha çok öne çıkıyor.
Bizlik bir durum yok bu kayıkçı kavgasında. Dünyanın en yerinde anne-baba öğüdü ile bitirelim: “Sen karışma evladım onlar barışır, yine sen kötü olursun.”
Türkiye’de mizah, siyasetten beslenirdi. Ülkenin en ünlü komedyenleri, siyasetçileri yerden yere vurdukları skeçleriyle tanınıp sevilmişlerdi. Bakan Nebati skecini son dakikada yayından kaldıran anlayış, bu damarı da neredeyse kuruttu.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir, yerel seçimlere iki yıl varken bu yaşananlar nefis bir ders aslında, yeter ki vız gelmesin, tırıs gitmesin.
Krep oğlumun da favori kahvaltılarından biri oldu, bir kaç dakika içinde çok lezzetli krepleri hazırlamayı biliyorum, bugün de anneler günü için güzel bir kahvaltı hazırlamak isteyenler olursa diye, size güzel bir tarif vereyim.
Meseleye ilkesel bakmak lazım; göçmenlik bir tercih değil zorunluluktur. Can kaygısı nedeniyle insanlar sevdiklerini de riske ederek bir meçhule yol alırlar. Burada öfkenin hedefi göç etmek zorunda kalanlar değildir, göç nedenini yaratanlardır.
Liverpool şu an bir cazibe merkezi. En iyiler; Liverpool’da, Jürgen Klopp’un heavy metal futbol diye nitelendirdiği bol pres yapan, hızlı oynayan, fiziksel olarak son derece zorlayıcı futbol felsefesinin altında oynamak istiyor.
Cumhurbaşkanlığı kararı ile Sözleşme’den çekilmiş olmak, karşı-hareket adına büyük bir başarı sayılır. Ama geride büyük bir toplumsal hareket ve destek falan olmaksızın verilen bir karar oldu bu. Burada geniş bir destekten daha ziyade küçük ama rejim üzerindeki etkisini artıran radikal İslamcı gruplar ve onların dolaşıma soktuğu söylemler söz konusu.
Türkiye’de son günlerde artan ırkçı ve yabancı düşmanı söylem hakkında kelam ettiğimde, “senin tuzun kuru”, “davulun sesi uzaktan hoş gelir” vs gibi itirazları reddediyorum. Belki de “uzaktan”, sizin “yakından” göremediklerinizi görebiliyorumdur. Kulak veriniz lütfen.
Siyasi aktörlerin yapması gereken, uluslararası hukuka uygun bir şekilde bu yeni gerçek üzerine toplumun uzlaşacağı aklı selim politikaları inşa etmek ve seçim odaklı bir bakış açısı yerine çözüm odaklı bir bakış açısını hakim kılmak olmalı.
Avrupalı sömürgecilerin oluşturduğu yapay sınırlardan kaynaklanan ciddi sorunlarla, tıpkı Ortadoğu’da ve Afrika’da olduğu gibi, Latin Amerika’da da karşılaşıyoruz. Bölgenin halklarına yönelik sistematik kavimkırım, soykırım, köleleştirme politikaları kıtanın sömürgeci Avrupalıların ekonomik çıkarları gözetilerek oluşturulan siyasal sınırlarıyla birleştiğinde, bugün dahi çözülemeyen çok sayıda siyasal ve toplumsal sorun ortaya çıktı.
Türkiye’deki ve benzer ülkelerdeki hukuk devleti erozyonunun küresel rekabetin kurbanı olmaya devam edeceğini öngörmek mümkün.
Detayları her nasıl olmuşsa olmuş, Türkiye demokrasi tarihine sloganıyla kazınmış 555K olayının öyküsünü, Cemal Süreya’ya göre kendilerini “yöneten” isimle, Altan Öymen ile konuştuk. O günden Gezi’ye baktığımızda Gezi’den bir “darbe girişimi” çıkarılmasının nafile gayretlerini gördük.
Tevfik Doğan Toker gerçek failleri bilmesine rağmen susmuştu, devrimci kültürden geliyor, sadece kendi masumiyetini kanıtlamak için çabalıyordu.