Neden devletin parası gider, hakimlerin canı?
Bir yurttaşın karakol kapısından girip, cezaevinden çıkışına kadar uzanan yargısal süreç içinde, yaşanabilecek tüm olumsuzluklar önceden tespit edilmiş ve düzenleme altına alınmıştır.
Bir yurttaşın karakol kapısından girip, cezaevinden çıkışına kadar uzanan yargısal süreç içinde, yaşanabilecek tüm olumsuzluklar önceden tespit edilmiş ve düzenleme altına alınmıştır.
Hukukta, tıpta başarılı yapay zekâ uygulamalarının yanı sıra artık kendi başına roman yazmaya kalkan veya geçmişte yaşamış yazarların eserlerini inceleyip o yazar bugün yaşasa nasıl yazardı şeklinde denemeler yapan uygulamalar var. Japonya gibi bazı ülkelerde yapay zekâ belediye başkanı olur mu, yerel yönetimleri idare eder mi tartışmaları yürütülüyor.
Hem bölgesel olarak hem de küresel olarak bir militarizasyona doğru gidiliyor. Ukrayna savaşı bu sürece yeni bir ivme kazandırdı.
Gezi, Erdoğan ve AKP iktidarını sarstı, doğru. Ancak Gezi bu kadar büyümeseydi de Erdoğan başkanlık sistemine geçmeyi, kimseye hesap vermeden arzu ettiği gibi yönetmeyi, iktidarda kalmanın tek yolu olarak görüyordu. Erdoğan AKP’si aslında pek tatlıydı da Gezi eylemleriyle asfalyalar attı çıkarımı yanlış.
Ümit Özdağ’ın siyasi genlerinden gelen işinin başında olduğu doğrudur. Sığınmacı sorunu işin sosudur. Aslolan müesses nizamdır gerisi konjonktüre göre değişen teferruattır
Mimarlar Odası’nın kamu yararı mücadelesinde görev insanı, cesareti ile yol göstereni, bazen hüznü, bazen umududur Mücella Yapıcı. Doğduğu günden bu yana doğum gününü özgürce kutladı. Dostları ve sevdikleri ile şarkılar, türküler söyleyerek yaş aldı. Her yaşı deneyimle dolu, yaşam öyküsünü okurken bunu hissetmemek mümkün değil.
Parti kapatma davaları ve 28 Şubat sürecinde AKP kadrolarının en ağır eleştirdiği kurum yargıydı. İktidara geldikleri zaman bu eleştirileri ortadan kaldıracak bir düzenleme yapmaları beklenirdi doğal olarak. Yargı üzerindeki eleştiriler kalkmadığı gibi yargı tamamen ortadan kalktı; iktidara mutlak bağımlı politik, bürokratik bir kurum haline geldi.
Ortadoğu'nun tamamında humus ufak farklılıklarla karşınıza çıkabilir. Genellikle pide veya ekmek ile servis edilirken, falafel, tavuk ve balık yemekleri yanında da servis edilir.
AudreLorde’un “Bahisdışı Kız Kardeş” adlı metni hem feminist bir yaşam perspektifi sunuyor hem de direnmenin imkânlarını yaratarak dünyanın şimdisine dokunuyor. Bu kitapta okuru, ırkçılığa öfkeyle karşılık veren, farkı yeniden tanımlayarak direniş kuvvetine dönüştüren bir yazarın, güçlendirici feminist metinleri bekliyor.
Formula 1, kendi içinde bir tüketim çılgınlığı olmaktan çıktıktan sonra, tüketici için bir tüketim çılgınlığı haline gelip, sürekli içerik üretmeye başlarsa er ya da geç kendi tükenecek.
Solun küllerinden doğması ihtimalinin önünde iki engel var. Birincisi Sosyalist, Komünist ve Yeşiller partisinin yerel örgütleri Mélenchon için “candan” çalışmayı reddedebilir. İkinci engel Fransa siyasal hayatını 1990’ların başından beri dinamitleyen “İslam” konusu.
Şimdiye kadar hükümet çevreleri öne çıkarmadığı için kadın hareketinin de gözünden kaçmış olan tuhaf bir durum söz konusu. Tuhaflık şu ki aslında şu anda hükümetin elinde çoktan hazır bulunan alternatif bir sözleşme var ama ileri sürmeyi uygun bulmuyor.
Kolombiya’da hala insanlar öldürülmeye, işkence görmeye, topraklarından kaçmak zorunda kalmaya devam ediyor. Ama herkes biliyor ki yarın öldürülen o siyah köylünün çocukları emri veren albaydan kamuoyu önünde hesap sorabilir.
Akbulut Karaoğlu, Arap Nasri, Kemal Aygün, Arap Tevfik, Ferit Sözen, Oflu İsmail ve diğerleri… Geçmişten, muhalif gazetecilerin dövülmesiyle başlayan, polis müdürlerine, kumar ve fuhuşa, silaha, çetelere, uyuşturucuya ve bu güne uzanan bir aile fotoğrafı.
Hukukçular, aleyhlerine çıkan kararın önce sonuna bakar: Karar oy çokluğuyla mı, karşı oyda ne yazıyor diye. Peki bu karşı oy nedir ve neden önemlidir? Adalet neden karşı oylarda aranır oldu? Bir “meçhul hakim” karşı oy yazdıktan sonra neler yaşar? Yargının bağımsızlık endeksi düştükçe karşı oyların özgül ağırlığı artar. Çünkü o artık kolay verilebilen bir karar değildir.
ABD ile yakın ilişkilerdeki ülkelerin bundan sonra Rusya’yı ABD’ye karşı ne ölçüde dengeleyici olarak kullanabileceği Ukrayna savaşının gidişatına bağlı olacak. Savaş uzar ve Rusya askeri ve ekonomik olarak çok daha fazla zayıflar ve dünya kamuoyu giderek Rusya karşıtı olmaya başlarsa, Rusya’ya dayanarak ABD’ye mesafe koyma imkanlarında daralma olabilir.
Bu yargıya değil saygı duymak, siyasi çıkarları uğruna hukuku ayakları altına alanları reddediyorum. Ve sonuna kadar, her zerresiyle, her dakikası ve insanıyla Gezi’yi savunacağımı bir kez daha ilan ediyorum. Beğenmeyen gelsin tıksın hapse.
AB'nin son kararlarına göre Gazprom ile yeni bir anlaşma yapılmayacak, var olan anlaşmalar uzatılmayacak, 2030’a kadar da Rusya’nın payı en azından yarı yarıya azaltılacak. Peki değinilen meblağda gazın sağladığı enerji açığı nasıl kapatılacak?
"Ravel, en bilinen eseri Bolero için ‘İçinde hiç müzik yoktur’ der. Adaletin dağıtıldığı yer mahkemelerdir ama ne yazık ki içinde hiç adalet yoktur..."
Savaşlar bitmiyor, çevre sorunları artarak devam ediyor…İnsanlık yaşamak istiyor. “Çevreci ibadet” için ayrıştırdığımız çöpler ve görmemek için uzak ülkelere gönderdiğimiz insanlar yok olmuyor.
Türk sanat tarihinin süper starı Osman Hamdi Bey’in bir tanesi bir müze eden tablolarından onlarcasının bir arada sergileniyor olması son derece istisnai bir durum. Dolayısıyla hafta sonu, güneşli bir günde, girişin bedava olduğu Resim ve Heykel Müzesi’nin önünde küçük bir kuyruk görmeyi bekliyordum.
Maltepe Havagazı Fabrikası’nın yıkılarak yerine iş merkezi yapma fikrinden vazgeçmeyen Gökçek dönemi, 2002 yılında AKP’nin de iktidara gelmesiyle, rejimle hesaplaşmanın başkenti olan Ankara’da Cumhuriyet döneminin mekânsal tanıklarına yönelik yok etme politikasına hız verdi.
Son günlerde artmasına tanıklık yaptığımız terör eylemlerini de aklımızın bir kenarında, henüz unutmadığımız seçim sonuçlarına etki eden ve tanıklık yaptığımız bir süreçle birlikte hep tutalım.
Bir devrim olmuyor belki ama vazgeçmemeyi, bu sefil yaşamın aynı sürüp gitmeyeceğini dahası karanlıkta pırıltıyı, hiçleşmemeyi sağlıyor, imkânsız görünene adım oluyor.
Tavuk çorbası lezzetinin yanı sıra, neredeyse tüm dünya ülkelerinde sağlıkla ilgili olarak da tüketilen bir ürün. Özellikle grip, soğuk algınlığı gibi durumlarda tüketilmesi sadece Türkiye'de olan bir durum değil, bir çok ülkede hastalanana tavuk çorbası içirme geleneği mevcut.
Türkiye’de karşı-hareketin yaygın bir ahlaki panik ortamı yaratmaktaki başarısızlığının nedenleri üzerinde durmak gerek. Bence bunun temel nedeni cinsiyet siyasetinin hararetli tartışmalarında moral üstünlüğün seküler tarafta olması, ya da en azından bu alanda çok güçlü bir söylemsel çekişmesinin halen sürüyor olması.
Oranı henüz belli olmasa da 24 Nisan akşamı Fransa Cumhurbaşkanının kim olacağı artık belli.Ama iş orada bitmiyor. Son iki seçimde solu adım adım kendi ismi çevresinde toplayan Jean Luc Mélenchon beklenmedik bir çıkış yaptı ve 2 ay sonra yapılacak milletvekili seçimlerinde partisi Les insoumis (Boyun eğmeyenler) için oy istedi ve “Beni başbakan yapın” dedi.
Kitle medyasının egemenliğinde “halk bunu istiyor” diye yapılan reyting odaklı televizyonculuk ve bulvar gazeteciliği iyi gazeteciliği ortadan kaldırmadı. Hatta kriz zamanlarında görülüyor ki, buna duyulan ihtiyacı daha da artırdı. Yeni medya teknolojileri de dikkat ekonomisinin öğütücü çarkı olarak işlemek zorunda değil.
Honduras örneği, devletin tüm imkanlarını kullanmaktan çekinmeyen, uyuşturucu ticareti dahil çok sayıda suça bulaşmış, medyayı ve yargıyı büyük ölçüde kontrol eden bir hükümetin dahi uygun koşullar sağlandığında seçimle mağlup edilebileceğini göstermesi bakımından önemli.
Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili davada, bir türlü mahkemeye gönderilmeyen, “bir ipucu verebilir” diye yıllarca beklenen müfettiş raporu, davadaki mevcut bulguları daha da tartışmalı hale getirecek değerlendirmeler içerdi. Görevi, “olayda polisin sorumluluğunu araştırmak” olan mülkiye müfettişleri Elçi’nin ölümünü değerlendirdi ve “nereden geldiği tespit edilemeyen kurşunla hayatını kaybetmiştir” dedi. Dosyaya gelmesi için 7 yıl beklenen rapor yeni soru işaretlerini, yeni çelişkileri de ber
Zabıt katibi ve mübaşir için, dava ne kadar uzarsa iyi olacak, böylelikle Mahsun Kırmızıgül’ü ellerini önünde bağlamış durumda biraz daha izleyebilecek, akşam evde nefes nefese anlatacağı ve arasına bir miktar da eklemeler yapacağı renkli bir konunun canlı tanığı olacaklardır.
Bir yanda birçok ilde IŞİD operasyonları, IŞİD'in Avrupa’ya yönelik tehditleri, organize suç örgütlerini taklit ederek mahallelerde örgütlenmesi ve diğer yanda koşullar nedeniyle yersiz yurtsuz bırakılan ve bir ülkeye sığınmak durumunda kalan milyonlarca insan.
ABD, AB, Çin veya Rusya hangi saik ve güçle tüm dünyaya bedel öteden özel operasyonlar, özgürleştirmeler ve bedeller biçmektedir? Buna razı gelmek, olanı onaylamak gafil avlanmaktan öte, sistemi onaylamak değil midir?
Orban'ın seçim sonuçlarını ‘Öyle büyük bir zafer elde ettik ki, bu zafer aydan bile görünür; ama esas Brüksel’den göründüğüne eminim’ diyerek duyurmasına karşı AB’nin yanıtı gecikmedi. AB'nin yaptırım mekanizmasının işlemesi durumunda Orban’ın karşılaşacağı riskler büyük.
Kürtler, Mansur Bey’in Ankara’nın alt yapı ve ulaştırma sorunlarına getirdiği çözümlere bakarak “Bunu yapan kesin Kürt meselesinde de bir şeyler yapar” mı diyecekler? Kürtler kendi yaralarını hiç mevzu bahis yapmayan birine “Dinozor Parkı israfına son verdi” diye mi destek olacaklar?
Savaşın başından beri “NATO’culuk-Rusçuluk” tartışmaları sürüyor. İşgalin ilk günlerinde birkaç gazeteci “sahaya” koşup geri döndü, Ukrayna üniformasıyla poz verenler oldu, o kadar!
Çok iyi bir yönetmen, yazar ve ressam olan Pirselimoğlu bu benzersizliğiyle kültür dünyamızda çok önemli bir yerde duruyor. Onun farklı alanlardaki üretiminin ilginç kesişme anlarından birini yaşıyoruz. Bugün İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma kapsamında gösterilecek ‘Kerr’ adlı filmi, 2014 yılında yayımlanan aynı adlı romanından uyarlama. Aynı adlı sergisi ise Nisan başında Beyoğlu’nda açıldı.
Geldiğimiz noktada AB ve Almanya’nın militerleştiği, küresel silahlanmanın yükselişe geçtiği, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğinin, Japonya’nın ise nükleer silah sahipliğinin tartışılmaya başlandığı ürkütücü bir dünya tablosu ortaya çıkıyor.
Doğalgazın muhtemelen olmadığını, olsa da çıkartılamayacağını, bunun bir umut tacirliği olduğunu bildikleri halde bunu söylemekten imtina etmek, tıpkı Kürt ya da laiklik meselelerinde olduğu gibi sessizlik siyasetini beraberinde getiriyor.
'Sanat ve Ekoloji: Sanat, Yaşam, Üretim' adlı kitap, ekolojiyi mesele edinen sanatsal edimlere, ortaya çıkan çelişkilere politik ekoloji ekseninden bakmayı amaçlıyor. Kitaptaki, T. J. Demos’un yazısı, sadece ekolojik bir sanat pratiği olduğu için herhangi bir ürünün, çevreci olarak değerlendirilemeyebileceğini görmeyi sağlıyor. Shiva şuna işaret ediyor: “Tüm çeşitlilik ve farklarıyla yaşam, patentler ve ‘fikri mülkiyet hakları’ aracılığıyla şirketlerin ‘mülkü’ haline getiriliyor.”
Çoğu çocuk böreğe hayır demiyor, en azından benim gözlemim öyle. Kendi adıma konuşursam, çocukluğumun gerçekten karanlık bir döneminde annem misafir geldiğinde iki tepsi börek yapardı ki, birini ben gömüp doyabileyim, ikinci tepsi de misafire yetsin.
Genel başkanların odaklandıkları mesele cumhurbaşkanı adayı değil. Yani bugün o masaya anketlerde Erdoğan’ın çok ama çok önünde gözüken Ankara ve İstanbul belediye başkanlarının ismi gelse, ikisi de aday olarak onay alamazlar. Çünkü henüz “ne ve nasıl yapılacağı” belli olmadı. Bu belli olmadan bunu yapacak olanın belirlenmesi çelişkidir.
Bana göre küresel karşı-hareketin söylemlerinin ülkeye anlamlı bir gecikmeyle sirayet etmesinin ve sonrasında da ülkeye özgü farklı bir siyasi güçler alanında kendine yer açmaya çalışmasının getirdiği bazı özgünlükler söz konusu. Bunları açıklamak istiyorum.
Fransızlar “veba ve kolera arasında” seçim yaparken vebaya razı mı olacaklar yoksa oy vermeyip, “nasılsa olmaz” deyip kolera riskini mi alacaklar? Fransız seçmeni bu aşağılık dilemmadan bıkmış usanmış durumda.
Başkanların yalnızca bir dönemliğine seçildiği, yerel yönetimlerin ciddi oranda yetki sahibi oldukları Meksika'da yolsuzlukla mücadele için esas yapılması gereken, yargı bağımsızlığını ve denetleme mekanizmalarını güçlendirmek, yolsuzluğu teşvik eden siyasal kültürü dönüştürebilmektir.
İktidar ve muhalefet, “aç açıkta kimse yok”, “hiçbir çocuk yatağa aç yatmasın” sözleriyle “siyaset oyunu” oynarken Kastamonu’daki bir “aç mezarı”ndan habersizlerdi. Bu mezar, 6 aylık Arda bebeğin mezarıydı. Ve ölüm nedeni Adli Tıp Raporlarına “beslenme yetersizliği” diye geçiyor, yargı da bu rapora dayanarak “Türk Milleti adına” karar veriyordu: Arda bebek beslenme yetersizliğinden ölmüştür. Daha Türkçesi; Arda bebek açlıktan ölmüştür. Bu yazıda Arda bebeğin gerçek hikayesini okuyacaksınız.
2015 yılından itibaren Türkiye’nin muz ithalatı miktar olarak gerilerken, Ekvator’dan gelen muzun payı yüzde 66’dan, 2019’da yüzde 95’e yükseldi. Ekvator’dan gelen muzlarda 2014 yılındaki 14 kiloluk partiden sonra 615 kiloya kadar ulaşan farklı kokain partileri İstanbul ve Mersin’de yaklandı
Acılı babanın “ Rüyalarıma giriyor, uyuyamıyorum. Katilin cesedinin mezardan çıkarılmasını istiyorum” açıklamasının insani olarak yaşadığı kabusu anlamak mümkün, ama üzülerek söylemeliyiz ki, hukuksal dayanaktan yoksun.