Tottenham Hotspur kulübünün kesin ve bir o kadar tartışmalı Yahudiliği üzerine
Bu sezon sonunda Avrupa şampiyonluğuna uzanan Premier Lig devinin zamanla sahiplendiği Yahudi kimliğinin hikâyesi…
Bu sezon sonunda Avrupa şampiyonluğuna uzanan Premier Lig devinin zamanla sahiplendiği Yahudi kimliğinin hikâyesi…
Erdoğan, İmamoğlu operasyonu ile iktidarını tehdit eden rakibinden kurtulurken, Türkiye'nin yumuşak karnı olan PKK meselesini eli kuvvetliyken çözmeyi ve çözüm üzerinden yeniden rıza üretebilmeyi amaçlıyor.
Adnan Akçay’ın ders anlatımı da en az içerik kadar özgündü. Her ders, haftanın konusuna dair yaptığı bir girişle başlar, ardından açık tartışmalarla devam ederdi.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Van’ın Bahçesaray Belediyesi’ne kayyım atanması kararına karşı 'Hırsız AKP' paylaşımı yapan avukat Tugay Bek hakkında soruşturma açtı. Avukat Bek, AYM'nin bu ifadenin suç oluşturmayacağı yönündeki kararına rağmen açılan soruşturma ile ilgili olarak Kısa Dalga için yazdı.
“Kusursuz Cinayet”, tarihsel süreçlerle, örneklerle, “türlerle”, kusursuz cinayetin olup olmadığını sorgulayan, “Kusursuz cinayet var mıdır?” sorusunu yanıtlayan bir kitap.
Ölenin amel defteri kapanır derler, amel defterine sevap olsun diye hayrat verilir. Sırrı Süreyya’nın yaptığı hayırlar nedeniyle amel defterinin ilelebet açık kalacağı muhakkak.
Alman müzisyen ve yazar Stefan Pohlit, "Demokrasiyi kalıcı bir şekilde sağlamak için özgürlük şart. Maalesef İslam teolojisinde insanın özgürlüğü yok" dedi.
İkinci yolu seçen genç hukukçular, bir gün o meşhur cümleyi “Evet arkadaşlar, kanunda böyle yazıyor ve Türkiye’de de aynen uygulanıyor” olarak değiştirecek olanlardır.
CHP'nin tarihinde tahkikat komisyonlarından, kapatılmaya varıncaya kadar akıl almaz olaylar yer alıyor. Bugün onlardan birinin “Tahkikat Komisyonu”nun kuruluşunun da yıldönümü. Komisyona CHP’nin Türkiye’deki her türlü siyasi hareket ve faaliyetlerini durdurma da dâhil olmak üzere pek çok yetki verilmişti.
Nazan Kesal’ın yönetmen Füruğ Ferruhzâd’ın hayatını sahneye taşıdığı “Yaralarım Aşktandır” oyunu, beni bir süredir hikâyelerine tanıklık ettiğim Adıyamanlı kadınlara götürdü.
Bizi bir ara tutan şeyleri gündem dışına attığımız sürece sesimizin git gide daha az çıkacağını aklımızın bir köşesinde tutmak ve tüm bunların “gündem” dahilinde olduğunu unutmamalıyız.
Mahir Polat’ın da, herkes gibi onurlu biçimde yargılanma hakkı var. Bu hakka sahip olabilmek için kuşkusuz sağlığını koruyabilmesi gerekiyor. Çünkü yargılama tamamlanmadan sağlığını yitiren kişi onurlu biçimde ölme hakkını da yitirmiş demektir. Bu yazı yazıldığı anda avukatının açıklamasına göre Mahir Polat hala cezaevinde.
En iyi bildikleri yöntem olan teknoloji sayesinde de sokak dışında da aramaya devam ediyorlar. Boykotun kralını onlar yapıyorlar. Sadece ve sadece insanca yaşamak istiyorlar.
Arap Alevilere yönelik geliştirilen olumsuz söylemin temel bir parçası, Nusayri olarak nitelenen Arap Alevileri, diğer Alevi topluluklardan ayrıştırma çabasıdır. Özetle, "Nusayriler"in olumsuz sıfatlarla anılarak Alevilikten farklı bir topluluk olarak gösterilmeye çalışıldığı görülmektedir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, bu topluluk Alevi kimliğinin bir parçasıdır.
Suriye’de Baas yönetiminin devrilmesi ve cihadist terör örgütü HTŞ’nin iktidarı ele almasıyla birlikte, 8 Aralık’tan bu yana da soykırım çığlıklarıyla uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmekteler. Peki, Arap Aleviler gerçekte kimdir? Nasıl bir tarihsel geçmişe sahiptirler? Sosyal, kültürel ve inançsal yapıları nasıldır? Kısa bir yazıda bu soruların tamamına kapsamlı bir yanıt vermek mümkün değil
“Söz uçar…” kabilinden, tam da şimdi, bir kez daha, elden geçirmek vaktidir diyerek totaliter rejimleri anlatan en iyi beş romanı sizler için derledik...
“Başıbozuklar Dönemi” daha uygun olacak. Çünkü emperyalizmi doğuran imparator kelimesi dahi bir haşmet içerir ki bunu bugün olan bitenlerde görmek mümkün değil.
"Sokaktaki yurttaşın üstüne yığmaya çalıştıkları korkuyu gazeteciler üzerinden yapmaya çalışan hükümetin bu tutumuna alışkınız. Görevimizi yapmaya devam edeceğiz.
Hayatını kaybeden gazetecilerin anısını yaşatmak, cezaevindeki gazetecilerin sesi olmak ve daha adil bir medya düzeni için mücadele etmek, hepimizin ortak görevidir. Hakikat susturulamaz.
Liberal düşünürler bizi formel eşitlik ile özgürlüğün aynı şey olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Oysa özgürlükten umulan şey insanın kendisini gerçekleştirme kapasitesidir.
İnsanın yaşamı üzerinde en etki yaratan deneyimlerinden biri ayrılıktır. İnsanın gelişiminde, ilişkilerinde, duygularında, kimliğinde derin izler bırakan bir olgudur.
Zor ve baş edilmesi mümkün görünmeyen süreçlerden geçebiliriz. Sabırlı olunduğunda bütün duyguların zamanla dönüştüğünü göreceksiniz.
Günümüzde, sanal dünyadan mesajlaşarak ayrılmayı tercih edenler olabiliyor. Bazı kişiler, ilişkilerin bitip bitmediği belirsizliğini bulmaca çözer gibi anlamaya çalışıyor.
Ailede sağlıklı bireyselleşmenin önü açılmadığında ya yalnız kalamayan ya da ayrışabilmek için nefrete teslim olan, ilişkilenmeye dair korkuları olan çocuklar yetiştirilir.
Bugünkü ayrılık deneyimlerinin nasıl yaşandığının önemli bir belirleyicisi kök ilişkilerimizle bağlantılıdır. Bazı ayrılıklar kişi için bir yoksunluk, sahipsizlik, parçalanma, dağılma şiddetindeki deneyime yol açar.
Uzm. Klinik Psikolog Filiz Yurtseven; hazırladığı yazı dizisinde ayrılık, ayrılığın kökenleri, etkileri, yaşattığı duygularla nasıl baş edilebileceğini ele alıyor.
Kanafani gazeteciydi ve işi gerçeği anlatmaktı fakat bir edebiyat romantiği olduğunu söylemek mümkün değil. O, basının gücünü, olanakları ile kavramış bir gazeteciydi.
Babil, sadece büyülü bir fantastik macera değil; duvarları yıkan güçlü bir toplumsal eleştiri. Kurumlar içeriden değiştirebilir mi, yoksa devrim her zaman şiddet mi gerektirir?
Bu soruları art arda sıralayınca Türkiye’nin deprem sorununa çareyi siyasilerin, yöneticilerin bulmayacağı, onların da sorunun parçası olduğu ortaya çıkıyor.
Tarsus’ta, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Festivaldeyiz. İlçenin batısında bulunan Kleopatra Kapısı’ndan içeriye, yüzlerce kişi ile birlikte giriyoruz.
Prof. Dr. Ensar Yılmaz yazdı: Kısaca, herhangi bir para veya maliye politikası izlerken, durumları ve aktörleri farklılaştırmadan, yani ikili talep yapısının yerine tek-talep, mal ve hizmet sektörü yerine tek-sektör, rekabetçi-tekelci yapısı yerine tek-rekabetçi piyasa yapısı ve işçi-firma ve küçük firma-büyük firma yerine tek-aktör ayrımı yapmadan sonuç almak zordur.
DEM ile tokalaşan, yeni dönem önerileri yapan ve Öcalan’ın parlamentoya gelip konuşmasını bile isteyen aktörün Bahçeli olması, rejimin normal akışına ters değil.
Avrupa’da değişim isteği aşırı sağa yönelirken Birleşik Krallık seçmeni ise iktidarı 14 yıldır elinde tutan Muhafazakar Parti’yi değiştirmeyi tercih etti.
.
Ali Taştan yazdı: Mezunlar bile sizin tarafınızdan öğretmen olarak kabul edilmeyecek ve böylece atanmayan öğretmen kalmamış olacak.
BİLSEM sınavını yapan öğretmenler bas bas bağırıyor, çığlık çığlığa BİLSEM sınavlarında usulsüzlük olduğunu Bakanlığa duyurmaya çalışıyor.
Yusuf Tekin döneminde göreve gelen ve sözlü sınav puanına dayalı olarak atanan Şube Müdürleri Öğretmen Alım Komisyonları’nda görev alacak. Son olarak sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Bakanlığınızda Açıköğretim Fakültesinden mezun olmuş kaç daire başkanı bulunuyor? Bu daire başkanları da Öğretmen Alım Komisyonları’nda görev alacaklar mı?
Anlamadığımız bir konuyla yüzleşemeyiz. Onu sadece yargılar ve mahkum ederiz. İnsan onurunu el üstünde tutarken, insan zulmünü gözden kaçıramayız. Neden-sonuç ilişkileri kurarak anlamaya çalışmakla mükellefiz. Çünkü anlaşılmaz olan her şeyde insanı ürküten bir fazlalık, korkutan bir heybet her zaman saklı kalır. Büyüyü bozmak ve sıradanlaştırmak zulmü yenmenin ilk adımıdır.
Devleti özgürlük karşıtı konumlandırma ile eşitsizliğin yaratığı onca probleme ihmal etmek arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. Bu tür eşitsizlikleri gidermenin tek yolu devletin müdahalesidir, bu müdahale sadece yasa karşısında özgürlüğü değil fiili, yani pozitifi özgürlüğü, artırıcı bir niteliktedir.
31 Mart seçimlerinde Adıyaman, beklenmedik bir oy farkı ile 22 yıl süren AK Parti iktidarını tersine çevirdi.Bu başarı şüphesiz, milletvekili olduğu günden bu yana önce tütün çiftçileri, sonra da deprem dönemindeki çalışmaları ve her genel kurulda memleketinin bir sorununu dile getiren CHP Milletvekili ve artık Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve onun samimiyetinin idi.
Sahne aynen yaşanıyor, halk olarak diyoruz ki: “Paran var, pulun var, her şeyin var, binlerce kişi çalışıyor emrinde Yakışır mı sana ekmekle oynamak, yakışır mı bunca gühahsızı, çoluğu, çocuğu karda, kışta sokağa atmak, aç bırakmak?...Yıkamayacaksın bizi, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin.”
Erdoğan seçimden başarılı ya da geçer bir sonuç alırsa; yani İstanbul alır veya İstanbul’u alamasa da güçlü olduğu yerleri kaybetmez ve oylarını korursa; Mehmet Şimşek-Ali Yerlikaya çizgisinin devam edeceğini görmek zor değil.
Bugün deprem dirençli kentler oluşturmak zor ve maliyetli süreç kuşkusuz ama imkansız değil, yapılamaz değil. Bir tercihten ibaret… Ya sermayeden ve ranttan yana ya da halktan ve adaletten yana bir tercihten ibaret… Ya siyasi ikbalden ve ihtiyaçtan yana ya da hayattan ve hakikatten yana bir tercihten ibaret…
… Her koşula uyum sağlamada ustalaşmış bir coğrafyada yaşıyoruz. Görünen o ki, kültür sanat sektörü daha dibini bulabilmiş değil, daha iyisini aramak için…
Kadın Adayları Destekleme Derneği Başkanı Nuray Karaoğlu, Kısa Dalga için yazdı: "Siyasi iklimden ve siyasi erkin şekillendirdiği kadın politikalarından etkilenen bütün bir siyasal alanın değişmesinden, eşitlenmesinden söz etmek gerekiyor. Çünkü bütün bunlar, eşitsiz temsilin erkek faillerinin suç ortaklığını pekiştirip, bu alanın kadına kapalı hale getirme cüretini artırırken, kadının siyasette 'eksik temsilinin' tesadüf değil, politik olduğunu kanıtlıyor."
Umutsuzluk yok. Asla yalnız değilsiniz. Unutmayın her iki kişiden biri sizinle birlikte. Düşünün, 40-45 milyon kişisiniz.
Tahkim heyeti açıkça “önemli olan Irak’ın ne zarara uğradığıdır; bu zarara Türkiye Cumhuriyeti’nin ihlali yol açmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu işten kendisinin kar etmiş olmaması önem arz etmez” diyor. Durum maalesef çok açık. Bazı petrol tacirleri kar ederken tazminatı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak biz ödeyeceğiz.
Devlet isteseydi, Adana’da Gaziantep’te Mersin’de bulunan her türlü gemi, uçak helikopter, büyük sanayi gereçlerini, yasanın, “…İhtiyaç hissedilen mahallerde bu mecburiyet ve mükellefiyetler hakiki şahıslarla her türlü şirket ve müesseselere de teşmil edilebilir” hükmü gereği deprem bölgesinde kullanabilirdi. Devlet, bırakın bunları yapmayı, depremzedenin malına el koymayı tercih etti.