Dört kişi, dört konu
Emmanuel, Pınar, Selman ve Naci...
Emmanuel, Pınar, Selman ve Naci...
Bu yıl İspanya’da başlayan şimdi Marmaris’te yaşanan orman yangınları, sabotajları dışarda tutsak dahi küresel ısınma nedeniyle de daha yaygın hale gelecek. Geçtiğimiz yıl yaşanan yangın faciası tüm boyutlarıyla düşünüldüğünde de, önlemlerin neden geç alındığını ve gece görüşlü helikopterin neden 4 Temmuz’da envantere gireceği konusu halen yanıtsız.
Kolombiya seçimleri tüm dünya için gerçekten önemli fakat bu önem Kolombiya’da sosyalizmin inşa edilecek olmasından kaynaklanmıyor. Seçimin önemi “üçüncü dünya” şeklinde adlandırılan ülkelerde güçlenen bir siyasal dalganın en açık işaretlerinden biri olmasından kaynaklanıyor.
Soruşturmadaki gizlilik kararı nedeniyle Bozkır’ın IŞİD’le olan ilişkiler, satılan patlayıcılar, bu patlayıcıların nerelerde kullanıldığı konusunda ne dediğini bilmiyoruz. Bunların sorulup sorulmadığını da bilmiyoruz. Pek çok el değiştiren o “tuğla” şimdi Nuri Gökhan Bozkır’ın 2006 yılında sökülen rütbelerinin yerinde bir ağırlık olarak duruyor.
Mahkemenin gerekçesinde ağırlıklı olarak, “makbuzlar” üzerinde durması bekleniyor. Katil Cemal Metin Avcı’nın, Pınar Gültekin’e, ilişkilerini eşine söylememesi için gönderdiğini iddia ettiği paralara ilişkin makbuzlar mahkemenin gözünde “tahrik indirimi için güçlü gerekçe” olarak kabul görmüş gibi duruyor.
Avrupa’da doğal gaz fiyatları neden artıyor? Rusya petrolünü sınırlandırma girişimi küresel sistem ve ekonomik gelecek için ne anlama geliyor?
Böylesi bir ortamda gökkuşağını görünce zihinlerinde direk olarak Lut kavmini kodlayanlara inat alternatif söyleme her geçen gün daha fazla ihtiyaç var. Güneşi silenlerin değil, zapt edeceklerin, gökkuşağının altında dans edeceklerin, uçurtmayı vuranların değil, uçurtmayı uçuranların iktidarını vaat edeceklere ihtiyacımız var.
Tam da ekonomik krizin yakıcılığında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin panayır mağazalarına uğrayıp bir eşya aldığınızda biliyorsunuz ki ödediğiniz her kuruş çocukların okuması için bursa dönüşüyor.
DEVA Partisi’nin geçen hafta açıkladığı Adli Yargı Eylem Planı, "Küçük at da civcivler de yesin” diye küçümsenmeyecek kadar önemli bir noktaya değiniyordu.
Bu yazıda Erdoğan ve onu destekleyen ulusalcı çevrelerin Yunanistan’ın bir ABD üssü haline geldiği, Batı’ya yaslanarak Türkiye’ye karşı saldırgan ve yayılmacı bir politika izlediği ve özellikle ABD’nin askeri varlığının artmasının hedefinin Türkiye olduğu yolundaki iddiası üzerinde duracağım.
Gıda krizinin nedeni, Ukrayna işgali değil. Kırılgan gıda sistemleri, kötü yönetim, çatışma ve iklim değişikliği, gıda krizine yol açan başlıca nedenler...
Londra’nın kuzeyindeki Türkiye göçmenleri yaşadıkları alanları ismen ve cismen küçük bir Türkiye’ye çevirirken polisin aklına tabelalarla uğraşmak muhtemelen hiç gelmiyordur. Çünkü polisin görevi gettolaşmanın yarattığı güvenlik sorunları ve yasadışı göçmen olup olmadığının takibi.
Haliç’in kıyısındaki tersane bölgesi marinaya dönüşüyor. İstanbul’un orta ve alt gelir gruplarının en iyi ihtimalle kıyısında küçük bir yürüyüş yapabileceği bu devasa proje için devletin bütün imkanları seferber edildi. İnşaat sürerken kültür ve sanat aracılığıyla gerekli tanıtım yapılıyor…
Ziraat Bankası 30 Haziran 2022 tarihinde dava açma süresi dolan plan değişikliği ile Cumhuriyet’in kamusal ve kültürel mirasına yönelik büyük satışa hazırlık yapmaktadır. Kamusal alanın özelleştirilmesi kabul edilemez.
Yazarlar farklı tekniklerde, farklı şekillerde yazabilirler, bir dert anlatma kaygısı da gütmeyebilirler bu ortaya konmak istenene bağlı olarak değişecektir. Ancak zamanının içinden konuşan yazarların bir tür tanıklık sorumluluğu üstlendiğini, zor olsa da bunun için çabaladıklarını göz ardı etmemek gerekiyor bana kalırsa.
Oysa Arınç partinin kuruluşuna liderlik eden 4 isimden birisiydi. Diğer 3’ünün 2’si şu anda partide yok, Arınç da gitmemek için mücadele ediyor, hatta duygusal olarak "gitti” bile denilebilir. Şimdi kurucu 4 ismin 3’ünün gittiği AKP’ye 4 kişinin önderliğinde kurulan AKP denilebilir mi?
Bugün ben ne yazayım diye düşünürken, yaklaşan yaz sıcakları ile hayat pahalılığına karşı iyi bir formül olarak aklıma İspanyol mutfağının en güzel armağanlarından Gazpacho geldi. Güzel bir soğuk çorba olan Gazpacho, sıcak günlerde sizleri güzelce serinletebilecek bir lezzet ve içeriği ile hem uygun fiyatlı, hem veganlara uygun bir içeriğe sahip
Geçen pazar Fransa’da milletvekili seçimlerinin ilk turu yapıldı, önümüzdeki pazar da ikinci turu yapılacak. Seçimlerden sonra Baskın (Oran) hocamdan şu mesajı aldım “Samim’ciğim, buradaki arkadaşlar merak ediyorlar, ben de ediyorum, Fransa'da seçime katılım niye bu kadar düşük? Belki bir yazı konusu olabilir diye söylüyorum”. Ben de “yazacağım hocam” deyince “yaz kardeşim” dedi. Yazıyorum.
Bu sefer bu kadar krizi, “2023’ü alacağız. Vatandaşımıza dokunalım, insana dokunalım, sokakta ve mahallede, çarşıda ve pazarda olalım. Kazanamayacağımız gönül, telafi edemeyeceğimiz kırgınlık yok” sözleriyle çözemezsiniz. Ancak insanları yeniden baskı altına almayı planladığınız yasa teklifleri, korku iklimini yeniden yaratmayı amaçlar. 20 yıldır bu konsolidasyon söylemlerini ve korku iklimini yaşadık. Ve artık buradan çıkış zamanı geldi.
Şimdi yine bir genel seçim sath-ı mailindeyiz ve yakın geçmişte yaşadıklarımızın etkisi altında önümüzdeki günlerde karşı karşıya kalabileceğimiz müthiş siyaset oyunlarının nerelere varabileceğini düşünüyoruz. İç ve dış siyasette meydana gelen her gelişmeyi, edilen her sözü ve atılan her adımı erken seçim olacak mı olmayacak mı perspektifiyle ele alıyor, bir çıkarım yapmaya çalışıyoruz.
Morales’i Meksika’ya kaçmak zorunda bırakan askeri müdahale sonrası yönetime gelen Bolivya sağı gerek sol eylemcilere gerekse yerli aktivistlere yönelik saldırılar sonrasında ülkedeki kutuplaşmayı daha da derinleştirmiş görünüyor.
Necip Hablemitoğlu cinayetinden 7 Haziran - 1 Kasım 2015 arası patlayan IŞİD bombalarına bir kontrgerilla öyküsü. İsimler, bağlantılar, ortaya çıkanlar ve ortaya çıkarılmayı bekleyenler...
Washington, Moskova ve Riyad arasında ne oluyor? Bunun OPEC+ ile ilgisi ne? Bu hafta gündemde yeteri kadar dikkat çekmeyen, odağında enerji olan bu duruma bakacağız.
Medya üzerinden izlediğimiz davayı, Türkiye’den alıştığımız hukuki bir zemine oturtmak zordu. Bu nedenle galiba, davayı sanki ilgisizmiş gibi göz ucuyla, hukuksal yeterliliğini de onaylamıyormuşçasına dudak bükerek önemsizleştirmeye çalıştık.
Konumuz; CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğinin Yargıtay Başsavcılığı’nca silinip ve İl Başkanlığı görevinin sonlandırılması.Hiçbir hukukçu çıkıp da şunu demedi: “Siz, Kaftancıoğlu’na 53. maddeye göre hak yoksunluğu biçiyorsunuz ama Anayasa Mahkemesi’nin 8 Ekim 2015 tarihli kararını okudunuz mu? Anayasa Mahkemesi o maddeyi ‘seçme ve seçilme ehliyeti’ yönünden iptal etti. Neye göre hak mahrumiyeti biçiyorsunuz?”
Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu'nun “anadilin eğitimde ve sosyal hayatta öğretilmesi ve kullanımı” sözünden anadilde eğitim hakkını sağlama vaadinde bulunduğu sonucu çıkmaz.
Bu Rusya’nın başlattığı ve ABD’nin vekil savaşına dönüştürdüğü bir savaş. Bu haliyle de kazananı değil kaybedeni konuşmamız gereken bir savaş.
Ataköy - Yenisahra gibi pek çok noktada atık işçilerinin güvenliğinin tehlikede olduğu net. Hem devletin yeni düzenlemeleri hem rant kavgası hem ırkçı hedef göstermelerin öznesi haline getirilmeleri, son derecede tehlikeli.
Bir ayda üç öğrencinin intihar ettiği Akdeniz Üniversitesi'nde 'çözüm' Elmalılı Hamdi Yazır Yurdu’ndaki koridor pencerelerine, açılmasınlar diye vidalama işlemi yapıldı, Bezm-i Alem Yurdu'nda koridor pencerelerinin kolları çıkarıldı.
Rodin’in işleri 2006 yılında Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenmiş, Türkiye’de yer yerinden oynamıştı. Aradan epey bir zaman geçtikten sonra ikinci kez Rodin Türkiye’yi ziyaret ediyor. Bu sessiz sedasız ziyaretin adresi ise Antalya Kültür Sanat Merkezi... Fırsatı olan, fırsat yaratabilen 31 Temmuz’a kadar mutlaka gidip görmeli.
Konu gündelik yaşama müdahale, demokrasi, laiklik olunca esip gürleyen önemli bir kitlenin yine askerlik fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmak üzere tozlu raflardan indirmelerinin mevsimi geldi, lider Ümit Özdağ paylaştı mesela.
2023 yılında yüzüncü yılını karşılayacağımız Başkent Ankara inşası, sadece bir kentin inşası değil, Cumhuriyet’le birlikte ülkenin yeniden inşasıdır. Bu inşa sürecinin temel taşlarından olan Merkez Bankası’nın idare merkezinin İstanbul Finans Merkezi’ne taşınarak sermaye gruplarının tekeline bırakılması, Cumhuriyet ideolojisinin çözülerek devletin küresel sermayeye teslim olması olarak görülmelidir.
Focaccia özellikle sandviçlerde, veya zeytinyağına tek başına banarak bile olağanüstü oluyor. Hepinize tavsiye ediyorum.
Aziz Nesin’in ünlü tiplemesi “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” gibi HDP de seçimlerin sonucunu değiştirme gücü nedeniyle seçim zamanlarında “yaşıyor” muamelesi görse de daha sonra unutuluyor, görmezden geliniyor.
Byung-Chul Han’a göre, günümüzde her yerde algofobi yani acı korkusu hâkim. Gündelik ilişkilerden, aşk ilişkisine, siyasetten sanata her alanda bunun yansımalarını görülüyor.
Kaş’ın tam karşısındaki eski Osmanlı, İtalyan, Yunan adası Meis'in (Kastellorizo)’ askeri tatbikatlara dahil edilmesi, karasuları meselesi, Batı Trakya, Rodos ve İstanköy’deki Türk azınlık, AB ve NATO. Oldukça zengin bir karışım...
Bugün Obrador döneminde yürütülecek faaliyetler gelecekte Meksika’da devrimci örgütlerin güçlenmesinin ve sol aktörler önderliğinde gerçekleşecek bir toplumsal dönüşümün yolunu açabilir. Hiç kuşkusuz burada on yıllar sürecek uzun bir süreçten söz ediyorum.
Faili meçhul bir devlet kötülüğü Sabahattin Ali’nin ölümünden sonra da sürdü. Kemikleri Kırklareli’nde mahkeme ile hastane arasında bir yerlerde kayboldu. Kitapları 1950’li yılların sonlarına kadar yasaklı kaldı. Bu yasağa rağmen ölümünün üzerinden 70 yıl geçti diye, ailesinin itirazlarına rağmen telifi serbest bırakıldı, yayınevleri baskı üzerine baskı yapıyor. Geriye Amerikalı gazetecilerin Kırklareli’nde duruşmalar sırasında çektikleri bir fotoğraf kaldı.
İsmi Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile özdeşleşen Nusret Demiral’ın ölümünden sonra “eski HEP milletvekilleri davası” ile “faili meçhul siyasi cinayet soruşturmalarının örtülmesi” hatırlandı ama Demiral ve “Demirallar”ın anlayışını asıl, gözden kaçan “küçük dava”lar gösteriyordu. Tıpkı Demiral’ın DGM’de zılgıt çeken izleyicileri “toplatıp” sonra da onlara “örgüt üyeliği”nden dava açtırması gibi.
Konut sektöründe gökyüzünün sınır kabul edilmesiyle yaşanan açmaz hükümeti çözüm önerileri bulmaya itiyor. Peki bu çözümler ne kadar gerçekçi?
Cezaevlerinde kalanların hemen hepsinin çok uzaklardaki evlerinin duvarlarında çerçevelenmiş mahzun fotoğrafları asılıdır.
Sene 1956. 6732 sayılı kanun. Demokrat Parti’nin basını kontrol etmek için attığı en sert adımlardan biri. Yalan haber elbette kötü. Ancak gazetecilerin yalan söylemediklerini kanıtlamaları o dönemde de zor. İspat haklarının sınırlandırılması, Demokrat Parti’nin kendi içinde bile büyük tartışmalara yol açar. Gazeteciler art arda hapse girer
Beyninize göre küfürler, kelime bile sayılamaz. Çoğu zaman yoğunlaşmış duygu yumakları olduğu söylenir. Bunun patlaması da tamamen şartlarla ilgilidir. Yeterince basınç hissettiğinde ne yaparsanız yapın o patlar orta yerde. Sonuçta cinnet nezaket içinde geçirilmez ama mesele şu ki siyasiler cinnet geçiremezler.
Dünya Çevre Günü ve haftası dolayısıyla, sadece şu son 1 haftada sarf edilen sözler, eylemler ve gerçeklerin bir kısmını aktarıyorum... Söyleyecek başka sözüm yok.
Reelpolitik açıdan yaklaşıldığında Ege ve Doğu Akdeniz’deki bütün denge altüst oldu. ABD, Türkiye’deki algının tersine Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde dengeli bir pozisyona sahipti. İsrail ile Türkiye, Yunanistan ile Araplar arasında yakınlık vardı. Bunların hepsi ters yüz oldu. Bunları yeniden kurmak imkansız değilse bile zor olacak.
Bana sorarsanız, Antalya Akra Caz Festivali’nin esas sürprizi ikinci gece geldi. Imany’e sadece yedi çello eşlik ediyor. Çellonun insanın içine işleyen sesine, Imani’nin gizemli vokali katılıyor ve işin içine danslar da girince şov bir nevi vudu ayinine dönüşüyor…
Anadolu’da Cumhuriyet’in gelir durumuna bakmadan halkına sunduğu eşsiz kamusal, üretim ve paylaşım alanları olan fabrikaların sağladığı hepsi bir arada mekânsal olanaklara bugün ancak yüksek gelir grupları, milyonlarca dolara aldıkları rezidanslarda erişebiliyor.
AKP’de olmaması gereken aday tartışması yaşanırken küçük ama çok stratejik toplantılarda Erdoğan’ın “kazanıp kazanamayacağı” hesapları, analizleri yapılırken bir de o baraj sorusu, hem de AKP çatısı altında ilk kez yüksek sesle dillendirilmeye başlandı: “Erdoğan aday olmazsa, yerine kim aday olursa kazanır?”