“Vallahi Abdülkadir Bey köşenden gereğini yapacaksın!”
Selvi ve Hakan’a “Gereğini yapın ve limon satın” diyeceğim ama sizden böyle bir harekette bulunmanızı beklemek çok lüks biliyoruz.
Selvi ve Hakan’a “Gereğini yapın ve limon satın” diyeceğim ama sizden böyle bir harekette bulunmanızı beklemek çok lüks biliyoruz.
Bitirsen KKM’den çözülen trilyonlar dövize koşacak, kur şoku yaşayacaksın! Sürdürsen adaletsizliği, hukuk dışı ödemeleri sürdürmüş olacaksın. İlk iş durdurmak olmalı ama kalanı nasıl çözülecek, orası bilinmiyor. Şu ana kadar muhalefetten bir plan açıklanmadı. Ama artık kaçarı da yok
Kesinlikle söyleyebiliriz ki dünyanın neresinde olursa olsun seçimli siyasal düzenlerde kararsız seçmen sayısının önemli bir büyüklüğe ulaşması sadece mevcut siyasi partilere değil sisteme dönük bir hoşnutsuzluğun da göstergesi.
Fail ne kadar zekiyse kendini koruyacak atmosfere o kadar dengeli zehir salar; ne etkisiz olacak kadar eksik, ne de zehrin kokusu daha solunduğunda anlaşılacak kadar fazla.
Her ülkede, milliyetçiliğin ortaya çıkışı ve kurumsallaşmasına denk düşen dil tartışmaları yaşanmıştır ama hiçbiri bizdeki kadar uzun ve sancılı olmamıştır.
Teşbihte hata olmaz, İnsan Hakları dersinde bir türlü istikrarı sağlamayan Rusya, kendi isteğiyle tasdiknamesini aldı. Macaristan’a ise, demokrasi dersindeki ev ödevlerini yapmadığı için, karatahtanın önünde tek ayak üstünde dikilme cezası verildi. Daha ilk günden itibaren “ Bu çocuk okumaz” denilen Türkiye için de, okuldan alınıp bir sanata verilmesi düşünülüyor.
Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kuruluşu, mevcut siyasi ittifaklarda aradığını bulamayan ve kendini solda tanımlayan pek çok farklı kesim için umut oldu. İyi de ekoloji nereden çıktı diyeceksiniz…
İran’da ‘İslam Devleti’ne uygun örtünmediği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından şiddete maruz kalan ve gözaltına alınan Mahsa Amini’nin hayatını kaybetmesi üzerine başlayan protestolar devam ediyor.
Şu anki tablo Rusya’nın savaşa girerken açıkladığı hedeflerine ulaşamadığını gösteriyor. Ukrayna Neo-Nazilerden arındırılamadı, tersine daha da güçlendiler. Ukrayna silahtan da arındırılamadı, tersine daha fazla silahlandı. Ukraynalı diye bir kimliğin olmadığı iddiası da çöktü, tersine savaş Ukraynalı kimliğini güçlendirdi. Donbas bölgesinin önemli bir kısmı zaten dolaylı olarak Rusya’nın kontrolündeydi. Bu savaş en son noktada savaşanların kaybettiği bir savaş olacak.
Önünden ya da içinden geçip gittiğimiz, kimisinde durup hayatımızın bir bölümünü geçirdiğimiz ya da iz bırakan anılar alıp yola devam ettiğimiz o sokaklarda bizden önce yaşayanları ve onların kendi zamanlarına özgü yaşantılarını hatırlatan şeylerden en önemlisi adlar. Geçtiğimiz sokağın adı çoğu kez geçmişle bir köprü kuruyor. Orada daha önce yaşayanların diline yerleşen tabirler, tarifler, anılar ve mekanlardan geliyor eski sokak adları.
İran’da olayların yakın zamanda sonlanmasını beklemek biraz hayal olabilir. Eylemlere İran genelinde sporculardan sanatçılara, iş insanları, pazarcı ve esnaflara kadar bir çok farklı kesim destek veriyor. Bir de gençlerin artık kaybedecek bir şey olmadığını düşünmesi, bir kaosu da besleyecek nitelikte. Reisi’nin süreci sukünetle yürüteceğine yönelik şüpheler ortada. Son haberler tam da bu yönde…
“Hasta Adam’’dan sağlıklı Cumhuriyet toplumuna geçişin mekansallığı içerisinde, kapatılan hastaneler, merkezden uzaklaşan, ulaşılamayan sağlık hizmetleri ile sağlıksız bir toplum yaratmaya çalışan iktidar kamusal sağlığımızı tehdit ediyor.
Geçtiğimiz haftalarda Ankara'da bir süredir gözüme çarpan ama fırsat bulamadığım bir Kore restoranını deneme imkanı buldum. Bu sosyolojik deneyimi sizlerle paylaşmasam haksızlık etmiş olurdum sanırım.
Denetlenemeyen yönetimler otoriterleşirler. Bu tespit sadece siyasal alan ile ilgili değildir. Futbol kulüpleri de yapı kooperatifleri için de bu böyledir.
Bu umutlu öfke son yıllarda dünyayı saran başka eylemlerin söylemleriyle de kesişiyor. “Kadınlar artık susmuyor, susmayacak.”
15 sene önce geldiğim Tunus’u yeniden görme, sokaklarında yeniden yürüme fırsatını buldum.Elbette anlık gözlemler anekdot değerlerinden başka bir bilimsel ya da objektif veri içermiyorlar. 4 günde Tunus’u çözümleyebilmeyi iddia etmiyorum. Bunlar sadece izlenimler.
İspanyol basketbolu için bundan daha ihtişamlı bir yaz olamazdı. Hem kadın hem erkek alt yaş kategorilerinde bu yaz katıldıkları bütün turnuvaların hepsinde finale çıktılar. Fakat, EuroBasket’de ulaşılan şampiyonluk en azından bu turnuva özelinde beklenmedik oldu.
Teklifin gazetecilerin ötesinde herkesi etkilediğini, aslında haber alma hakkı kadar, haber olma hakkını da tehdit ettiğini duyuracak daha fazla sayıda mikrofon, kamera, kaleme ihtiyaç vardı.
Emre Olur’u hem Soylu’dan kurtulmak için hem de seçim sürecinde gazetecileri susturmak için kullanıyor olmasınlar.
Petro’nun konuşmasının baştan sona okunması gerekiyor. Avrupa merkezciliğin “komünizm gelecekse onu da biz getiririz” yaklaşımına karşı çıkan önemli bir söylem ortaya konuyor. Özellikle göçmen politikalarının toplama kampı ve gaz odası zihniyetinin yeniden üretilmesi şeklinde eleştirilmesi, faşizm mirasının hatırlatılması yoluyla Avrupa merkezci kültürün üstünlük argümanlarını eleştiriyor.
Heterodoks iktisatçılar ile ortodokslar. Başka bir ifade ile Post Keynesyen akım ile anaakım iktisatçılar arasında. Biz gazeteciler, ekonomi ile ilgilenenler sıkı takipteyiz. Aslında çok faydalı bir tartışma bu bence. Ezberlerimizi, kabullerimizi test ediyoruz. Fakat asıl faydası geleceğe… Muhakkak 6’lı masa partilerinin ekonomi ekipleri de izliyordur. Zaten tartışmalar zaman zaman onları da kapsadı.
İlkeler, değerler tarumar olmuşken, "temiz, saygın, makbul, kabul edilebilir” gibi tanımlamalara uygun tek bir kişi nasıl bulunamaz?
Son günlerde Sedat Peker cephesinde yaşananların anlamının, “Peker’e gözdağı verme”nin çok daha ötesinde olduğu anlaşılıyor. Sedat Peker bu “çatışmalı alan”a yanaşır mı, o alana girerse planlar seçimlere yetişir mi, yetişecekse o zamana kadar kamu güvenliği açısından neler olabilir elbette bilinmez ama düşünülmesi gerekiyor.
Tam 53 yıl önce Beyazıt’ta herkesin gözü önünde işlenen Taylan Özgür cinayeti, aynı zamanda kontrgerillanın sıktığı ilk kurşunun sonucu ve hala faili meçhul. Talat Turhan’ın otuz yıl önce ortaya attığı “cinayeti işleyen bir üsteğmendi ve şimdi general” iddiası da ortada duruyor.
Olaydan haberdar olan hayranları ve Güney'le uzaktan yakından tanışıklığı olan Adana'nın tüm ileri gelenleri, bir duvar dibine çömelip, büyük bir doğal afeti yaşamış olmanın şaşkınlığı içinde sigaralarından derin dumanlar çekerek, göklerden gelebilecek bir mucizeyi beklemenin çaresizliği içindedirler
Kızıl Elma temasının yeniden canlanması 1990’larda Turgut Özal’la birlikte olur. Hedef hem Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetlerdir, hem Kerkük-Musul’dur. 2002’de başlayan AKP iktidarının başlarında zoraki de olsa Brüksel’dir Kızıl Elma.
Gıda güvencesi için bırakın planlama ve projeksiyonu, tarım dışı amaçlı arazi kullanımına teslim edilmiş durumda. İşin en berbat yanı, siyasi tercihinden bağımsız olarak her kesimin “iyi yatırım” havucuna atlaması, hazır yeme alışkanlığına teslimiyet…
Konutu bir seçmen kapanına dönüştüren pazarlama ile Cumhuriyet tarihinin bu son vurgununa karşı “gerçekçi olup imkânsızı istemek” hepimizin hakkı.
Yazıya başladığımda konserlerin iptal edilme olasılığından bahsediliyordu. Yazı bittiğinde Namjoo’nun 3 Aralık'taki Bursa ve 8 Aralık'taki Konya konserleri iptal edildiği haberi basına düştü. Bunun üzerine Mohsen Namjoo Türkiye’deki dinleyicilerine aşağıdaki sarsıcı ve içten mektubu iletti.
"İnsanlığa karşı suç” sayılması gereken davalar tozlu raflara gömülmek üzere… Oysa, “insanlığa karşı suç”u tartışmamız, yasal düzlemde tüm bu olayları ele almamız gerekirdi.
İnsanlar servetleri yettiğince araba sahibi, daha pahalı ve daha çok araba sahibi olmayı ve onların içinde daha çok vakit geçirmeyi matah bir şey sanıyor. Oysa İstanbul çoktan tükenmiş, otomobiller için artık yer kalmamış vaziyette.
Otoriter ve kurumsal yapılara dokunmadan belli kültürler üzerinden yaratılan deneyimler her ne kadar ayrıksı görünse de genellikle kendi içlerinde kalıyor, dönüştürme çabası içermiyor, gerçek dünyadan kopuk bir kültür olarak “trajik sınırı” aşamıyor. En azından Willis’in “Aykırı Kültür”de yaptığı alan araştırması üzerinden bu yorumu yapabiliyoruz.
Çocuklu aileler için, hele hele okulların da başlamasıyla birlikte yemek planlaması yapmak daha önemli bir hale geliyor. Okul çıkışı çocuk yorgun eve gelecek, muhtemelen karnı çabuk acıkacak, ödevi varsa onu yapacak falan derken yemek işinin pratik olması gerek.
Parlamentolar dünya demokrasi tarihinin ilk yapı taşlarından birisidir. Halkın karar alma süreçlerine katılımı için oluşturulmuştur.
Evet, davetsiz misafir olarak Türkiye’nin İsveç seçimlerinde öne çıktığı doğru ama kimi gözlemciler de durumun abartılmaması gerektiğini düşünüyorlar.
Spor içinde bulunduğu toplumun bir yansıması. O yüzden NBA’de olan biteni ele alırken, parçası olduğu topluma bakıp belki de fazla hayranlık duymaktan kaçınmak lazım.
Sedat Peker’in ise ne olursa olsun konuşmaya kararlı olduğunu biliyoruz. Fakat içinde bulunduğu bu baskı çemberini nasıl aşacak onu da hep birlikte göreceğiz.
Ağustos ayında göreve başlayan Gustavo Petro hükümetiyle ELN arasında resmi bir barış sürecinin başlatılmasına artık kesin gözüyle bakılıyor.
Borsa’yı çok iyi bilen 4 önemli isimle konuştum. Dr. Cüneyt Akman, Artı Tv’deki programımda değerlendirmişti konuyu. Görüşlerini buraya aktarıyorum. İris Cibre, Dr. Evren Bolgün, Doç. Dr. Hakkı Öztürk… küçük yatırımcı açısından Borsa’da çok hızlı yükselişlerin düzeltmeleri de hızlı olur. Dolayısıyla küçük yatırımcılar çok dikkatli olmalı. 2 gündür (13-14 Eylül) gün içi tavan olan bazı bankalar taban kapattı. Bunlar normal fiyatlama hareketleri değil. Küçük yatırımcıları tekrar uyarıyorum.
Meral Akşener gibi deneyimli bir siyasetçi, ismi bu kadar tartışmalı tarihin içinde geçen Sedat Bucak’a neden milletvekilliği adaylığı önerdi?
Gerçekten de, yurt dışı yasağı her ne kadar kâğıt üstünde geçici bir yargılama önlemi olarak tanımlansa da, özellikle ülke dışı bağlantılı yaşayan sanıklar için, daha baştan cezalandırma yöntemine dönüşebiliyor. Belki de davanın akıbeti açısından, Gülşen için çok karamsar olmamalı, hakkında verilen kararların gittikçe hafifleyen bir seyri var…
3 Eylül’de pek çok noktadan birden başlayan yangın, o ana kadar denizden esen hâkim rüzgâr imbatın yerini, güney-güneydoğu yönünden esen rüzgârın almasıyla 14 Eylül’de batıya doğru yayıldı. 15 Eylül’de kontrol altına alındı ama ancak 18 Eylül’de söndürülebildi. Yangında tahminen 25 bin ev, işyeri, kilise, hastane, fabrika, depo, otel ve lokanta gibi bina yok olmuştu. Yangın yerinin 360 bin metrekarelik bölümünde 1927-1936 arasında kademeli olarak İzmir Fuarı kurulacaktı.
Aile, hikaye. Amaç, LGBTi+ düşmanlığını körüklemek. Kadının özgürleşmesi ve kendine yetmesinden ne kadar korkuyorlarsa, LGBTi+’ın da toplumu ve ideallerindeki aile yapısını bozacağına inanıyorlar.
Evrensel’e yönelik karar gösteriyor ki BİK seçimlere kadar görevini kötüye kullanmaya devam edecek. Umalım ki seçimlerden sonra, Türkiye bu 50 bini, 100 bini mucizevi biçimde istikrarla koruyan gazeteler bu işi kimlerin göz yummasıyla ya da ortaklığıyla yapmışlar, bunu öğrenebileceğimiz bir düzen kurmayı başarır. O zaman yaşanan kamu zararını sorumlularından tahsil etmek çok da zor olmayacaktır.
“3 K” (Kızılbaş, Kürt, Komünist) stratejisi uyarınca gerilimi tırmandıran MHP, 1978’de Ecevit’in azınlık hükümeti güven oyu alınca, söylemini sertleştirmişti. Yeni strateji, Alevi ve Sünnilerin birlikte yaşadığı, Orta ve Doğu Anadolu'da yaratılacak “iç savaş” koşullarında ordu ve MHP’nin içinde olduğu bir iktidar bloğu oluşturulmasıydı. Kenan Evren ve ekibinin amacı da şiddet olaylarını kontrol altına almak değil, bu olayları bahane ederek iktidara el koymaktı.
Ukrayna Savaşı ilginç bir dönemece girdi. Ukrayna ordusu ilk kez kapsamlı ve sürpriz bir karşı harekat ile ülkenin kuzeydoğusundaki Harkov’a bağlı İzyum ve Balakliya şehirlerini ele geçirdi. Öyle görünüyor ki, savaşın momentumu giderek Ukrayna’ya doğru kayıyor ve Rusların işi zorlaşıyor.
Cumhuriyet’in 100. yılına giderken 2023’te sandıkta kurulacak ve kazanacak olan doğruluk, dürüstlük hakkaniyet ve etik değerlerle donatılmış, pusulası insanlık olan en büyük masa “vicdan masası” olacak. 11 Eylül’den, 12 Eylül’e, Şili’den Türkiye’ye, tarihin her noktasında, bir adım geri atmadan “vicdan zorbalığa karşı direnecek.”
At arabalarının çektiği cenaze arabasını, eski kırmızı kostümler içindeki görevlileri ve aslında hiçbir siyasi gücü olmamasına rağmen çok önemli birer insan olarak halkı selamlayan prens ve prensesleri, yani Elizabeth’in 19 Eylül’e kadar sürecek son yolculuğunu merak ve biraz da hayretle seyredeceğiz…